Merhaba,
Takdim konuşması benim konuşma yapmamı gereksiz kılacak kadar tayin ediciydi.
Sizler buraya “Türkiye Niçin Vatan” başlıklı bir konuşma dinlemek üzere
geldiniz. Bu konuşmayı da ben yapacağım için, burada bulunmanız sebebiyle
teşekkür ederim. Sorunun cevabı -dediğim gibi- takdim konuşmasında verildi. Lafı
uzatmaya belki hiç gerek yok; “Türkiye niçin vatan?” sorusunun cevabı şudur: Bu
topraklar dâru’l-İslâm olduğu için birilerinin vatanıdır, dâru’l-İslâm olduğu
için birilerinin vatanı oldu. Aynı şekilde, bu topraklar dâru’l-İslâm kaldığı,
dâru’l-İslâm vasfını kaybetmediği için -bir kere daha- birilerinin vatanı oldu;
vatan kaldı.
Tabiidir ki, bu hadiseyi bilmek istemeyenler, kabul etmek istemeyenler hep oldu.
XIII. yüzyılda da olmuştu, XX. yüzyılda da oldu. Biz burada, bu lehte ve aleyhte
meselelerin niçin doğmuş bulunduğuna dair bazı noktaları sarih kılmaya
uğraşacağız. Yani bu işler neden böyle olageldi? Bu işlerin neden böyle olduğunu
tasrih etmeden önce bir meseleyi halletmemiz, ya da bir pürüzü ortadan
kaldırmamız gerekiyor, o da şu: Ben burada ne vasıfla konuşuyorum ve siz hangi
vasıfla beni dinliyorsunuz? Yani burada bir otorite transferi mi var? Yoksa
başka bir şey mi var, bunu bir anlayalım.