 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 62 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
|  |
85 Yazı (9 Sayfa, 10 yazı/sayfa) [ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 ]
|
|
Dücane Cündioğlu: 'Safahat'a suikast
|
|
Sadeleştiricinin ne Osmanlıcası, ne Türkçesi vardır; ne de aklen ve edeben
zevk-i selimi. Akif'in şiirleri sözkonusu olduğunda gereken felsefî ve tasavvufî
birikimden ise hiç nasibi olmadığı pek aşikâr.
"Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana..."
Akif'in, âşıkı olduğum bu mısraını, sadeleştirici, bakınız nasıl da hunharca
katletmiş:
Tüllenen batıyı, akşamları sarsam yarana... (s. 651)
Ne yazık ki sadeleştirici 'garb' ile 'mağrib' arasındaki koca farkı göremeyecek
kadar özensiz ve laubali.
|
Dücane Cündioğlu: Kimse sahip olmadığını terkedemez!
|
|
Yaz sıcakları bastırdı diye düşünmekten vaz mı geçeceğiz? Dağ başında tek
başına ve yalınız kaldık ve dahî hâl-i harabı kapatıldık diye hikmet peşinde,
hikmetin bilgisi peşinde koşmayı bırakıp şimdi bağlar, bağçeler arasında
salınmayı mı marifet addedeceğiz?
Hayır. Düşünmeye devam edeceğiz. Hikmet adlı o cilveli yârin, o zor güzelin, o
zorluk güzelinin cemâlini olsun görmek için başımızı gövdemizden ayırmakta hiç
tereddüt etmeyeceğiz.
|
Dücane Cündioğlu: Üç eşşeğin hikâyesi
|
|
Lezzet ve hazzı tanıyorum, elem ve acı denilen duyguyu da. Yaşadım çünkü.
Yani lezzet aldım, haz ve elem duydum, acı çektim, vs.
Aldığım lezzet ya da lezzeti alışım apaçık idi. Bunda kuşku yok. Peki işbu
apaçıklık yargısı da tıpkı ilki gibi bana apaçık görünüyor mu?
|
Dücane Cündioğlu: Her şey bahane
|
|
Eylemlerimizle istek ve amaçlarımız arasındaki mesafe hemen hemen hiç
kapanmaz; zira elde ettiklerimiz kadar elde edemediklerimiz de vardır; ayrıca
bir de elde ettiğimiz hâlde elde tutamadıklarımız.
Gerçekleştirmek isteğimiz şeylerin bir kısmını belki gerçekleştirebiliriz; fakat
çoğunlukla isteklerimizin büyük bir kısmı gerçekleşmemiş olarak kalır. İsteriz
ama olmaz.
|
Dücane Cündioğlu: baha tanrısı, bahane tanrısı
|
|
Güzel bir menkıbe vardır: Sarhoşun biri çamurlu ellerini, sırf silip
temizlemek amacıyla yetim bir çocuğun başına sürmüş ve fakat o yavrucağız,
sarhoşun bu kötü niyetinden habersiz, saçlarının okşandığını, bir yabancının
kendisine sevgi gösterdiğini zannedip sevinmiş.
|
Dücane Cündioğlu: Ha gayret!
|
|
'Jaluzi' denildiğinde ne anlıyoruz? Akla ilk gelen kelime her halde 'pancur'
olmalı. Nitekim evimizin içini başkalarının nazarından korumak için
pencerelerimizi kendisiyle kapladığımız, kapattığımız (sözlükteki tanımıyla:
“şerit biçiminde madenî veya plastik ince uzun levhalardan yapılmış, indirilip
kaldırılarak açılıp kapanan bir nevi pancur” anlamına gelen) 'jaluzi', dilimize
Fransızca'dan geçmiş. Aslı: jalousie.
|
Dücane Cündioğlu: Kıskançlık mı, çekememezlik mi?
|
|
Kelimelerin kökenine inmedikçe, biraz zahmet edip kelimelerin asıl anlamları
üzerine çekilmiş perdeleri kaldırmadıkça, kelimelerin arkalarında saklı
düşüncelerin ve duyguların hakkını nasıl vereceğiz?
|
Dücane Cündioğlu: Kendimizin cahili olmak
|
|
— “17 Aralık 1979
Kar. Sessizlik. En sevdiğim zaman. Bir de kaloriferler doğru dürüst yansa...
Battaniyeye sarılıp Hisar dergisinin temmuz sayısında yayımlanmış Cemil Meriç
yazısını yeniden okudum. Temmuz sıcağından sonra aralık soğuğunda okursam, belki
yüzüm daha az kızarır diyebilmek istiyorum.
|
Dücane Cündioğlu: “Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
|
|
— “13 Haziran'da düşünür yazarımız Cemil Meriç'i kaybetmişiz.
Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydınımız. Yanar yanar, İstanbul'a taşınır
taşınmaz “izninizle evinizde ellerinizden öpmeye gelmek istiyorum” diye yazıp
da, görmez gözleriyle kapıyı açması zor mu olur acaba, kaygısına kapılıp da
çıkıp gidemediğime yanarım. Yanıt alamamıştım. Ya adres yanlıştıysa?..
|
Dücane Cündioğlu: Olmak ölmekse şayet...
|
|
İnsanı tanımak, bilmek güç iş. İnsanı, yani insanoğlunun düşünce, duygu ve
davranışlarını...
Doğru'yu yanlış'ı, iyi'yi kötü'yü tanımadan, dolayısıyla hangi düşüncenin doğru
veya yanlış, hangi duygu ve davranışın iyi veya kötü olduğunu kavramadan insanı
nasıl tanıyacağız?
|
85 Yazı (9 Sayfa, 10 yazı/sayfa) [ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 ]
|
|
|  |
KarakutuTv
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|