 |
Karakutu
|
|
Arama
|
|
Google Arama
|
|
Reklam
|
|
Reklam
|
|
Facebook
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
|  |
Özgürlük Kapanı: Birinci Bölüm: Canın Cehenneme Dostum
|
|
ÖZET
Hikayemiz, Soğuk Savaş'ın o karanlık ve ürkütücü günlerinde başlıyor ve bize
bugün sahip olduğumuz sınırlı ve tuhaf özgürlük anlayışının, Soğuk Savaş
dönemindeki şüphe ve güvensizliklerin ürünü olduğunu anlatıyor.
Ve insanların, nasıl olup da bencil, yalnız ve şüphe içinde yaşayan canlılar
haline geldiklerini, birbirlerini devamlı gözetleyip bir diğerine karşı hesaplar
yaptıklarını...
İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, Amerika Birleşik Devletleri, ve Amerikan
filmleri bunu yalnızca bir zafer olarak değil, yeni bir çağın başlangıcı olarak
kutladılar.
O dönem "özgürlük", sadece Nazilerden kurtulmak değil; aynı zamanda ülkede
otuzlu yıllarda yaşanan "Büyük Buhran" ardından ortaya çıkan ekonomik kaos ve
belirsizliğin de sonu demekti bir bakıma... Bu dönemde ekonomide temel denge
unsuru devlet olmalı anlayışı baskın geldi.
|
Özgürlük Kapanı: İkinci Bölüm: Yeni dünya yaratacak kahramanlar
|
|
ÖZET
Yetmişli yıllarda İngiltere'de hükümet bürokrasisi çökmeye başladı. Bürokratik
çevreler, bu durumdan giderek büyüyen ekonomik krizi sorumlu tuttular. Ama daha
temelden sorunlar yaşandığı açıktı
İngiltere'de kamuya hizmet götürme anlayışıyla vatandaşların yaşamını
kolaylaştırmak adına kurulan kurumlar, bu hareketin temsilcilerine göre artık
yıkıcı bir hal almışlardı. Bu kurumlarda çalışanlar ise hizmet etmeleri beklenen
vatandaşlara sırt dönmüşlerdi.
İşte Amerikalı sağ görüşlü iktisatçılar, bürokraside bu çöküşün sebebini
açıkladığını savundukları bir fikir ortaya attılar. Temelinde matematikçi John
Nash'in geliştirdiği Oyun Kuramı yatıyordu. "Tüm insan davranışlarının şahsi
çıkarlara dayandığını savunuyordu" bu kuram.
|
Özgürlük Kapanı: Üçüncü Bölüm: Doktor beni normalleştir!
|
|
ÖZET
Yetmişli yıllara gelindiğinde, birey ve özgürlük kavramları, daha fazla
sorgulanmaya başlandı; İskoç ruh bilimci R. D. Laing gibi radikal isimler,
psikiyatri biliminin, çökmekte olan bir toplumda, siyasi istikrarı korumak
amacıyla kullanılan sahte bir bilim olduğunu savunuyordu.
Laing, psikoloji alanındaki araştırmalarında, matematik dehası John Nash'in Oyun
Kuramı'nı kullanmıştı.
"Psikiyatri" diyordu Laing, "çökmekte olan toplumda, siyasi istikrarı ve
kontrolü sağlamak amacıyla kullanılan sahte bir bilimdir." Deli ve aklı
başında olmanın tanımları, gerçeklikten uzaktır. Delilik, özgürlüğünü
isteyenleri kilit altında tutmaya verilen bir etikettir sadece."
Laing'in savları, okyanusu aşarak Amerika'da da büyük ilgi toplamıştı.
|
Özgürlük Kapanı: Dördüncü Bölüm: Yalnız Robot
|
|
ÖZET
Doksanlı yıllarda merkez sağ ve solda yer alan bazı politikacılar, Soğuk
Savaş'ın ürünü yeni bir özgürlük anlayışını, daha geniş kitlelere yaymak üzere
işe koyuldular.
Bu sınırlı ve tuhaf özgürlük anlayışı, serbest piyasa mekanizmasını, toplumun
diğer alanlarına uyarlıyordu. Buna göre toplumun her alanında bir dizi teşvikten
oluşan bir sistemin güdümünde, çalışanlar için, rekabet ortamı yaratılıyordu.
O zaman için, bu eninde sonunda olması gereken bir düzen olarak görüldü, çünkü
"insan nihayetinde rasyonel, hesaplama yapabilen bir canlıydı, davranışları
hatta duyguları dahi, rakamlar sayesinde hesaplanıp çözümlenebiliyordu. Adeta
bir robottan farksızdı."
|
Özgürlük Kapanı: Beşinci Bölüm: Görünmez el gerçekten görünmez!
|
|
ÖZET
1997 yılında, İngiltere'de New Labour diye anılan Yeni İşçi Partisi iktidara
geldi.
Hedefleri ve programı alışıldık İşçi Partisi'nden farklıydı, parti ve lideri
Tony Blair, İngiltere'de sınıf sistemini çok uzun zamandır yöneten, önyargılı ve
kendini üstün gören köhneleşmiş elit tabakanın olmadığı bir toplum vaat
ediyordu. Bu da Thatcher dönemindeki görüşlerin bir bakıma devamı demekti.
Yeni İşçi Partisi, toplumun yönetilmesi konusunda ise daha önce Muhafazakar
Partili başbakanlardan John Major'un gündeme getirdiği; "matematiğe dayalı
sistemlere" başvuracaktı... Ama daha once hiç görülmedik bir ölçekte olacaktı
bu... İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana İngiltere'de sınıf farklılıkları, ilk kez
bu kadar keskin ve katmanlı bir hal alacaktı.
1990'lı yıllarda politikadaki denemelerin temelinde, "insanı basite
indirgeyen anlayış yatıyordu, ihtiyaçları politikalar değil en iyi piyasa
yoluyla karşılanabilen basit bireyler."
|
Özgürlük Kapanı: Altıncı Bölüm: İki Özgürlük Kavramı
|
|
ÖZET
Dizimizin bu bölümünde 1958'de Isiah Berlin'in "İki Özgürlük Kavramı" seminerini
tartışarak başlıyoruz. İki farklı özgürlük tanımı olduğunu söylüyordu Berlin.
"Bunlardan biri Pozitif Özgürlük diğeri de Negatif Özgürlüktür."
Ve bu iki kavramı açıklamak için tarihten örnekler sunuyordu.
"İki fikir de" diyordu Berlin, "bundan 200 yıl once, Fransız Devrimi
sırasında bireylerin zorba yönetimler ve despotların baskısından kurtulma
arzusuyla şekillendi."
"Pozitif Özgürlük" kavramı diyordu Berlin; "bu devrimlere öncülük edenlerin
inancından doğdu - yani tamamen özgür olmak için insanların değişmesi
gerekmektedir diyorlardı.
"Daha iyi, daha rasyonel olmaları şarttı. Ve ideal insanın nasıl olması
gerektiğini, ve nasıl olunacağını sadece liderler biliyordu."
|
Özgürlük Kapanı: Yedinci Bölüm: Zorla da olsa özgürleştireceğiz!
|
|
ÖZET
Amerikan hükümetleri, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, komünizmin yayılmasını
önlemeye çalıştılar.
Üçüncü dünya ülkelerindeki devrim rüzgarları, bu mücadelede tehlikeli ve yeni
bir aşamanın habercisiydi.
Altmışlı ve yetmişli bu yıllarda bu rüzgarların önünü kesmek isteyen Amerikan
hükümetleri, devrimci güçleri bastırmayı öneren diktator ve zorba yönetimlere
arka çıktılar. Bu çevrelerin yaptığı, kendi insanlarını baskı altında tutmak ya
da öldürmek oldu.
Fakat yetmişli yıllarda, Washington'da bunun yanlış olduğuna inanan bir grup
radikal görüşlü politikacı ortaya çıktı. Onlara göre "Amerika'nın işkenceyi
ve cinayeti desteklemesi, ideallerinin yozlaşması anlamına geliyordu."
'Yeni muhafazakarlar' diye adlandırılan bu gruptakileri birleştiren, dış
politikada yeni ve ahlaki bir türde görüşü savunmalarıydı; Amerika, gücünü etkin
biçimde dünyaya demokrasiyi yaymak için kullanmalıdır" diyorlardı.
Ama 1979 yılında İran Devrimi, Amerika'nın diktatörleri destekleme
politikasının, pek de işe yaramadığını dramatik biçimde gözler önüne serecekti.
İran halkı ayaklandı ve Şahı devirdi.
|
Özgürlük Kapanı: Sekizinci Bölüm: Kapana sıkışmış Batı
|
|
ÖZET
Dizimizin sekizinci ve son bölümünde, Sovyetler'in yıkılışı sonrasında Rusya'da
ekonomik özgürlüklerin nasıl uygulandığını, "şok terapi" kavramını
irdeliyoruz.
Aynı zamanda Irak'ta işgalin ardından başvurulan çok daha ağır bir "şok
terapi" modelini...
Amerikalılar, dünyanın değişik ülkelerinde kendi özgürlük ideallerini zorla
kabul ettirmek için şiddete ve işkenceye yönelmeye başlayacaklardı.
Aynı zamanda İslamcılar da zorla kendi devrimci İslam devletlerini kurma adına
suikastlere ve cinayetlere başvuracaklardı.
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|