 |
Karakutu
|
|
Arama
|
|
Google Arama
|
|
Reklam
|
|
Reklam
|
|
Facebook
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
|  |
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: Merhumun Vasiyeti
|
|
Kasım Efendi'nin garip inanışları da vardı. Merhametli kalbinde hayvan
sevgisine geniş yer veren Kasım Efendi'nin evinde sürüyle kediler, köpekler
bulunurdu. En büyük zevki güvercinlere ekmek doğramaktı. Hayatında hiç et yemez,
bahçesinde her cins kümes hayvanı beslerdi.
|
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: Esneyen insanlar ülkesi
|
|
Bir varmış, bir yokmuş, sana varsa bana yokmuş, bana varsa ona yokmuş. Bir
zamanlar yeryüzünün bir yerinde bir ülke varmış. Bu ülkedeki kişiler mutluluk
içinde yaşar dururlarken, Tanrı vermesin, bir bilinmez salgın hastalık onları
kırıp geçirmeye başlamış.
|
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: İNSAN OLUN YAVRULARIM
|
|
Ana karıncayla baba karınca, yavru karıncalan çevrelerine toplamışlar, onlara
karıncalık dersi veriyorlardı. Baba karınca, dersinin sonunu şöyle bitirdi:
- Yavrularım! Hayatta karınca olmaya çalışın! Hiçbir zaman karıncalıktan
ayrılmayın.
Yavrular,
- Nasıl karınca olalım? Karıncalığın yolları nelerdir?.. diye sordular.
Baba karınca,
- Kendinize bizi örnek alın, dedi. Biz ne yapıyorsak, sizler de onu yapın!
Yavru karıncalar, baba karıncayla ana karıncaya baktılar. Onlar ne yapıyorlarsa
öyle yaptılar. Yazdan yiyeceklerini toplayıp toprak altına yığdılar. Kışın
uyudular. Zamanı gelince yumurtladılar.
Baba karıncayla ana karınca, çocuklarını yine çevrelerine topladılar. Baba
karınca onlara,
- Yavrularım! dedi. Ben artık ölüyorum. Hepinizden memnunum. Hepiniz karınca
oldunuz. Hiçbiriniz karıncalıktan ayrılmadınız. Hakkım helal olsun. Allah sizden
razı olsun.
|
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: Bir Zamanlar
|
|
Bir zamanlar memleketin birinde bir Başkan vardı. Bir zamanlar memleketin
birindeki bu Başkan'ın özelliği, memleketi muhbirlerle doldurmuş olmasıydı.
Memleketteki nüfusun her üç kişisinden birisi profesyonel muhbirdi. Geri kalan
nüfusun yarısından çoğu da amatör muhbirdi.
Profesyonel ve amatör muhbirlerden başka gönüllü muhbirler de vardı.
Profesyonel, amatör, gönüllü muhbir olmayanlardan çoğunun da hobisi muhbirlikti.
Başkan, bu denli çok muhbiri de yeterli bulmadığından dış ülkelerden de uzman ve
danışman muhbirler getirmişti.
|
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: Çoban Köpeği ile Motorlu Tren
|
|
Koyunlar yeni kuzulamıştı. Sürü, her zamanki gibi yaylada otluyordu. Tepenin
üstündeki iri çoban köpeği, dört biyana baktı, koruduğu sürü için bir tehlike
var mı diye araştırdı. Hayır, görünürlerde hiçbir tehlike yoktu.
Yere uzandı. İri başını, iki ön ayağının üstüne dayadı. Tepenin en yüksek
yerinden, otlayan sürüyü seyrediyordu. Arada bir ses duyulsa hemen kulaklarım
dikip, bir tehlike olup olmadığım anlamaya çalışıyordu.
|
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: BİR ÇİN HİKAYESİ(*)
|
|
(* Bu kitapta toplanan masallar, Türkiye'de düşün özgürlüğü tarihi
bakımından ilginçtir. Bu yazılar, 1955-1957 arasında «Akbaba» dergisinde
ve «Demokrat İzmir» gazetesinde yayımlandı. Çoğunu, zorlukla ve takma
adlarla yayımladım. Okuduğunuz bu hikayedeki olay, ilk yazılış biçimiyle
Türkiye'de geçiyordu. Ama birçok dergilerden geri çevrilince, bu hikayeyi
uydurma bir Çin'li yazar adıyla, olay Çin'de geçiyormuş ve hikaye çeviriymiş
gibi, dergide yayımladım. Aynı hikaye, birkaç ay sonra, başka bir dergide,
çevrilmiş bir Çin hikayesi olarak çıktı.)
Kung-Su, Güney Çin Denizinde küçük bir balıkçı kasabasıdır. Şirin kasabanın
hemen bütün halkı, balıkçılıkla geçinir...
|
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: LA FONTAINE'İN YAZAMADIĞI MASAL
|
|
Hayvanlar, kendi aralarında, en zeki hayvan yarışması düzenlemişlerdi. Her
hayvan,
kendini hayvanların en zekisi sandığından, bu yarışmayı kazanacağını
sanıyordu. Ama hepsi de yarışmanın birinciliğine iki güçlü aday olduğunu
bilmekteydi; bu adaylardan biri tilki, biri de sansardı.
Kurnazlıkta, zekada, bu
ikisine üstün başka hiçbir hayvan yoktu. Bu yarışmayı ya
biri, ya öbürü kazanacaktı.
En zeki hayvan yarışmasının yapılacağı gün yaklaştıkça, yarışma birinciliğine
iki güçlü aday olan sansarla tilki arasında korkunç bir rekabet
başlamıştı. Bu
iki zeki hayvan birbirlerine düşman olmuşlardı. Sansar tilkinin, tilki de
sansarın kazanmaması için, elinden geleni yapıyordu.
Sansar,
- Tek tilki kazanmasın da, zarar yok, ben de
kazanmamaya razıyım... diyordu.
|
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: PADİŞAHA GİREN KAZIK
|
|
Raviyan-ı ahbar ve nakılan-ı asar ve muhaddisan-ı rüzigar o güna rivayet ve bu tarz
üzre hikayet ederler ki,
çook eski zamanlarda, yeryüzünün bilinmedik bir yerinde, suları bol, dört yanı yol, kişileri erimli, toprağı verimli, halkı erdemli, yazarları görkemli bir ülke vardı.
O ülkede her kişi salt kendi çıkarında olup, "gemisini kurtaran kaptan, sen çuval giy ben kılaptan" diyerek, kimse kimseyi düşünmezdi. Her koyun kendi
bacağından asılır, her eşek kendi ayağından nallanır, "bana ne gerek, baklava börek" deyip, her kişi karnı tok, sırtı pek olunca, herkesleri de kendi gibi sanırdı. Günlerden bigün bir kişi ortaya
çıkıp,
- Ey aman, bana kazık giriyor, kazık giriyoooor!.. diye bir sözü yerde, bir sözü gökte, haykırmaya başlayınca, önceleri hiç kimse aldırmayıp, -
Ele giren kazıktan benim neme gerek... Tanrıya bin şükürler olsun, bana kazık, mazık girdiği yoktur!.. diye bu sese kulak asmadı. Ama gel gör ki, adamın, - Kazık giriyoooor!.. diye bağırması öyle arttı ki, bağırtısından
o ülkede yaşayanlar tedirgin olup kayguya düştüler.
|
Aziz Nesin: Memleketin Birinde: HAZİNEDEKİ PASLI TENEKE
|
|
Bir yokmuş, iki yokmuş, üç yokmuş...
Eski
günlerde yeryüzünün bir ülkesinde hiçbişey yokmuş. Hiçbişeyi olmayan bir ülkenin bir padişahı varmış. Bu padişahın da bir hazinesi varmış. Bu hazinede o ulusun en değerli bir emaneti
korunurmuş. Atalardan kalan bu emanetle o ulus övünürmüş. "Hiçbişeyimiz yoksa da, atalarımızdan bize böyle bir emanet kaldı" diye avunurlar, yoksunluklarını, yoksulluklarını unuturlarmış.
Atalardan kalan emanet, bir kişinin, iki kişinin değil, bütün ulusun olduğundan, herkes bu değerli emanetten kendine övünme payı çıkarırmış. Onun korunmasına canla, başla çalışırlarmış. Bütün ulusun malı olan emaneti korumak için en uygun yer padişahın hazinesi olduğundan, bu emanet de hazinede saklı dururmuş. Hazineyi, gözlerini kırpmadan silahlı nöbetçiler beklermiş. Hazinenin
olduğu yerde kuş bile uçurtmazlarmış.
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|