Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Gazete Oku
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Arama



Google Arama



Reklam


Reklam



Facebook


Forum Son Başlıklar

 'nöbet' geçirmek
 Vesayet Kötüdür:Hep vesayet altındaydık, demokratik olmadık!
 PAKİSTAN
 Bir Sarmaşık Olsaydım
 ARABESK ŞARKILARIN TAHLİL DENEMESİ
 Akira Kurosawa
 Düşleten Müzikler
 Mokhtabad
 Yol Arkadaşım
 öteki ile beriki
 Yazamıyorum artık.....
 şiirin anatomisi.. ve kötü şiir
 Kim dost kim düşman?
 Bölünük Ülke
 Korsan Devlet’e Dur! Demeliydik
 Sayın Baykal’ın istifası ardından CHP’de yaşanan gelişmeler
 Lars Von Trier
 Yaşı/yorum
 MUTLULUK
 KEMAL TAHİR VE MARKSİZM

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Karakutu - RSS - Alexa

Karakutu.com - Twitter Sayfası
Alexa - Karakutu internet gezgini
Destekliyoruz - siz de destek olun!

Karakutu Site RSS
Karakutu Haber RSS
Karakutu TV RSS
Karakutu Forum RSS


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
Tüm gazeteler
TRT
Sabah
Hürriyet
Milliyet
Radikal
Taraf
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Zoque
Karakutu.org

Çetin Altan: Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Tarih: 15.11.2008 Saat: 23:09 Gönderen: karakutu
 

Abartmalı bir övünme açlığı üstüne, eski bir fıkra: Adamın biri, kol yahut cep saati yerine, sırtında upuzun mobilyasıyla sallangaçlı koskocaman bir salon saati taşıyarak dolaşıyormuş.



* * *

Kendisine, neden kol yahut cep saati yerine, böyle bir saatle dolaştığını soranlara da:
- Ben, diyormuş; büyük bir adamım, bana ancak böyle bir saat yakışır. Öteki küçük saatleri, küçük adamlar taşır.

* * *

Adamın sırtında taşıdığı saat ise; sadece arada bir çalışıyor, sonra duruyor, arada bir de zamansız bir saati göstererek birkaç kez çalıyormuş.

* * *

Adama:
- Senin saat, demişler; hiç değilse tümden dursaydı. En azından günde 2 kez doğruyu gösterirdi.
Adam:
- Ben o saati, sadece bana layık saatin nasıl olduğunu göstermek için taşıyorum, demiş. Tek doğru, benim söylediğim zamandır; saatlerin gösterdiği zaman değil. Ben “sabah” dersem, sabahtır; “ikindi” dersem, ikindidir. O kadar, anladınız mı? En büyük benim, başka büyük yok.

* * *

Öyle bir fıkraya, şöyle bir dörtlük de denk düşüyor:

İnsancıklar saati sade benden öğrendi;
Tüm dünya yalnız benim sözlerime güvendi.
Ben olmasam kimsenin gündüzü mü olurdu?
Ben olmasam her kuşak belasını bulurdu.

* * *

Abartmalı bir övünme açlığı ile nedenleri ve politikada o açlığı nutuklarla avutarak, kendine “egemenlik saltanatı”nda bir yer arama tutkusu; henüz Türkiye’nin gündeminde, sık tartışılan bir konu değil.

* * *

Şu sırada gündemdeki konulardan biri, kız olsun erkek olsun, çocuklara kadar uzanan cinsel tacizler.

* * *

Ne gariptir ki, 1850’de İstanbul’a gelen ve o zamanın Taksim’deki ünlü oteli “Hotel Justiniano”da kalan Gustave Flaubert de; Galata’daki genelevlerde, sermaye olarak oğlan çocuklarının da çalışmakta olduğunu anlatır.

* * *

İşte Gustave Flaubert’in o satırları:
“...Küçük bir odada, üç zavallı oğlan, üstlerinde binbir işlemeli Rum giysileri, cansız cansız kıvrılıp kıvranıyor, sözde dans ediyorlar.
Aralarından bir tanesi zenciydi ve güzel yapılıydı. Lüle lüle saçları, 14. Louis’nin peruklarını hatırlattı bana.
Oğlan çocuklarının dansları, uzaktan Mısırlıların göbek danslarını anımsatıyordu.
Berbat saatler yaşadım orada.”

* * *

Flaubert, şöyle sürdürüyor Galata’daki genelevlerle ilgili anılarını:
“Aynı gün, yaşlı bir kadının işlettiği, denizci mahallelerindeki gibi döşenmiş bir yere daha uğradık. Duvarda Louis-Philippe’in bir karikatürü vardı.
Orası burası yırtık, siyah Avrupa giysileri giymiş, pejmürde zenci kadınlar...
İri yarı bir tanesi hamamdaymış; kürkler içinde geldi girdi içeri.
Ev sahibesinin kızı Rosa, daha temiz, daha iyi döşenmiş bir odada oturuyordu. Sırtında belini sıkan siyah dar bir cepken, saçlarında İspanyol biçimi bir dantel vardı. Gözleri kestane, kendisi duru beyazdı.”

* * *

1850’deki Galata’nın anlatımını şöyle sürdürüyor Gustave Flaubert:
“Galata’nın sokakları da, kendi dünyası ve rengi gibi karanlık ve derin. Siyahımsı bir aydınlık içinde daracık, pis sokak araları...
Arka avlulara bakan pencerelerden dökülen tırmalayıcı bir keman, yahut bir mandolin sesi...
Orada burada, ya bir kapı, ya bir pencere eşiğinde Avrupalı gibi giyinmiş, başlarında Rum usulü örtüler, kötü yüzlü orospular...”

* * *

Ve Flaubert şöyle bitiriyor Galata anılarını:
“Doğu’ya kadın özgürlüğü acaba ne zaman gelecek?
Yüz yıl içinde burada da harem yok olup gidecek. Avrupalı kadın örneği bulaşıcıdır. Şu günlerden birinde, Doğulu kadınlar da başlayacaklardır roman okumaya.
Haydi artık elveda Türk sakinliğiyle durgunluğuna.
Her yerde eski, çatırdayıp çöküyor.”

* * *

Aradan geçen 150’yi aşkın yıl...
Bugünkü sorunlarla kutuplaşmalar da ortada.

* * *

Ola ki bir gün büyüklüklerini göstermek için, sırtlarında sallangaçlı saatlerle dolaşanlar da; yeğlerler sıradan bir kol saatiyle dolaşmayı...


 

Milliyet
15/11/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Güncel:
İşte yeni Amerika Haritası


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

İşte size medya...
Aşık Mahzuni Şerif: İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım
İbrahim Karagül: İşte Adamımız!
The Wall yeniden canlanıyor
Salinger’ın 10 yeni kitabı
İkinci Bölüm: Yeni dünya yaratacak kahramanlar
Amerikan solunun önemli ismi Howard Zinn hayatını kaybetti
Amerikan Bilardosuyla Penguen!
'İlk gerçek Amerikan yazarı'
Saad Muhyu: Yeni Ortadoğu haritası hazır
Karakutu Türkiye'nin dahi haritasını çıkarıyor!
İnsan ruhunun haritası

"Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.com - Karakutu.tv - Karakutu.org - Karasozluk.com - my
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke