Tarih: Sal Şub 09, 2010 9:37 am Mesaj konusu: Mar Adentro "İçimdeki Deniz"
Yaşamamayı seçmeye hakkım var mı? İntihar mı, hayır o değil, 30 yıla yakın bir zamandır felçli olan bir adamın hikayesi. Ötenazinin meşruiyyeti ince ince tartışıldığı gibi yatağa bağlı ve kafası haricinde hiçbir yerini kımıldatamayan bir adamın aşık olmaya hakkı olup olmadığı, dahası böyle bir adama aşık olunup olunamayacağı yoğun bir şekilde işlenmiş. Ramon'un yaşamayı veya yaşamamayı seçme konusunda kendisi gibi felçli papazla yaptığı konuşma ilginç.
Kişi aklı başında bir şekilde "ölmeye hakkım var, bunu her şeyden çok istiyorum, her an her saniye zaten ölüyorum" diyorsa biri karşısına geçip "hayat yaşanmaya değer" diyebilir mi? Kanunlar buna "insan yaşamına saygı" diyebilir mi? İnsan yaşamına her ne surette olursa olsun saygı mı yoksa saygın bir yaşam (veyahut da ölüm) mı?
Kısacası sarsıcı bir film, bu konuları öyle ajite ederek filan da anlatmıyor, felçli adamın gülümsemesi eşliğinde derin bir burukluk...ben çok beğendim. Hele Javier Bardem...
Sayın detay.. bu filmi sevdiyseniz KELEBEK VE DALGIÇ adlı filmi de mutlaka izlemelisiniz, fazlası var eksiği yok bence;Julian Schnabel’e Cannes Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren “Dalgıç ve Kelebek / Le scaphandre et le papillon”, Elle dergisi editörü Jean-Dominique Bauby’nin gerçek yaşam hikâyesinden yola çıkarak yazdığı ve Türkçe’ye de çevrilen kitaptan uyarlandı. Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 43 yaşında sol gözünün görme yetisi hariç bütün bedensel fonksiyonlarını yitiren Jean-Dominique Bauby hayatı zihninde yaşamaya başlar ve dış dünyayla bağını sol gözü aracılığıyla kurar. Jean-Dominique Bauby’yi son dönemde adını sıkça duyuran Fransız aktör Mathieu Amalric canlandırıyor.. Tıpkı J.Bardem gibi harika oynamış.
Siz çok yaşayın sn.Sabandal, Kelebek ve Dalgıç filmini izledim, bu filmi izlerken o geçti aklımdan daha dün, onu izlerken "adama bu eziyeti yapmayın yahu" dediğimi hatırlıyorum, Ramon'un ise yaşamasını istedim, gülüyordu çünkü...Dediğiniz gibi oradaki oyunculuk da çok sağlamdı.
Papaz-Ramon, dostum. Bir hayatı yok eden özgürlük, özgürlük değildir.
Ramon- Ve özgürlüğü yok eden bir yaşam da, yaşam değildir.
Temsil ettiğiniz kurum, idam cezasını kabul etmiş ve bunu yüzyıllar boyunca, onun
istediği şekilde düşünmeyenlere büyük bir keyifle uygulamışken, sizin benim yaşamımla
bu kadar ilgileniyor olmanız beni oldukça şaşırtıyor.
Pekala, bir bakalım. Ölmek istiyorum, çünkü hayat benim için... Şu haliyle...Pek de yaşamaya değer değil. Böyle bir hayatın yaşamaya değer olmadığını söylemek, diğer felçlileri gücendirecekse de, bunu anlarım. Ama kimseyi yargılamam. Ben kimim ki o yaşamak isteyen insanları yargılayayım? Dolayısıyla, beni ve ölmem için bana yardım edecek olan kişiyi de yargılamamanızı istiyorum.
Ölüm daima vardı ve daima da olacak.
Sonunda hepimiz onu bulacağız.
Hepimiz. O bizim bir parçamız.
Ölmek istediğimi söylememe neden bu kadar şaşırıyorlar? Bu sanki bulaşıcıymış gibi...
Avukat bayan: Sonunda mahkemeye gidersek, size sakatlığınıza karşı neden başka alternatifler aramadığınızı soracaklardır. Neden tekerlekli sandalyeyi reddediyorsunuz?
Ramon: Tekerlekli sandalyeyi kabul etmek, özgürlüğümün kırıntılarını kabul etmeye benzeyecektir. Bakın, şurada oturuyorsunuz, 2 metreden yakınımda...2 metre dediğiniz nedir ki? Bir insan için hiç de önemli sayılamayacak bir mesafe. Pekala, benim içinse, size ulaşmak ve dokunabilmek için gerekli olan o iki metre, olanaksız bir seyahat...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız