Osama: Bazen "cennet anaların ayaklarının altındadır" düsturunun kabul edildiği bir dinin hüküm sürdüğü (! o din bu din olamaz, olmamalı) bazı topraklarda bir ana "Tanrım. Keşke kadını yaratmasaydın!" diyebilir.
The Fall: Bir masalın sonunu bir çocuk istediği gibi değiştirebilir, intihar mı o da ne yaşasa ya adam, denildiğinde adam yaşar. Düşmüşsen kalkarsın ne var bunda...çocuk varsa masal var, masal varsa şölen var, bu filmdeki görsel şölen.
Sayın detay," the fall" gerçekten harika "renkli" bir masaldır. Masalların güzelliğinin ölçütlerinden birisi de renkler olduğuna göre. Çocukların hayal gücüne renk mi? dayanır.
Bu filmle ilgili bir başlık açılmalı belki ama tekrar izlemeliyim, dediğiniz gibi o renkler, ah o renkleri tekrar görmek lazım. 26 ülkede çekilmiş, bir anlık piramit görünümü sahnesi için Mısır'a gidilmiş ve daha nice ülkeye. Sevgili sabandal şu yoruma siz de katılırsınız sanırım, filmle ilgili ekşisözlükte okudum ve dedim evet bu filmi bu yorum anlatır:
"şehrazat'ın ölmemek için anlattığı binbir gece masallarının aksine roy'un ölmek için anlattığı binbir gündüz masallarıyla harika bir iki saat geçirmenizi sağlayacak film. gerçekle masalın iç içe geçişi..."
Departures: Ölüyü şeklen arındırabilirsiniz, bu kapıdan güzel yollayabilirsiniz ama...(filmi sevmediğim için gerisini tamamlamadım, zaten gerisiyle de ilgilenmiyordu, yine de birkaç sahne ve müzik güzeldi).
2 adet bertulucci
çölde çay:ölüm iyi bir seçenek olabilir.
çalınmış güzellik: liv tyler akıllara zarar yüz ve vucut hatlarıyla sizi hikayeden koparsada filmin sonunda kendinize getirir.
üçü bir yerde kieslovski:
3 renk(mavi, beyaz, kırmızı): renkler fransızn bayrağını sembolize etmektedir, onlarda özgürlük, kardeşlik/eşitlik,hirriyet. ben mavide uzaklara giderim, kırmızıda karolla hayata dönerim. beyaz hatırımdan çıkmış.
e birazda dekalog demek lazım kieslovski demişken, dekolag 1 çarpıcıdır, insanların 1.5 asırdır sordukları bir soruyu: bilim, madde, materyalizm diyalektiğindeki tanrı ve diğer postmodern eğilimleri bir baba oğul ilşkisinde veriverir. tokat atar.
dekolag dedim çarpıcı dedim,
öldürmek üzerine kısa bir filmde demeliyim tamamlamak için; öldümeyi daha evvel dostoyevski bu kadar çıplak anlatabilmiştir.
birde ekstra yapıyorum ve dagur kari diyorum.
noi albinoi: 35 derece sıcaklıkta üşümenize neden olabilir.
tutunamayanlar: oğuz atayla ilgisi yok, ama tutunamayanlarla çok ilgili.
tüm bunlar bana bir cocoyannis filmini çağrıştırdı:
Zorba: Allexıss zorba. "bir kadın ayatağında yalnızsa ve sebebi sensen cehennemde yanacaksın demektir."
heryeri aforizma dolu olan, Anthony Quın resitali de denilebilecek klasik.
yazdıklarımı sevmediğimden vucudumdan beynime giden damarlarda daralma oldu miğdem bulandı, ve aklıma gelmiş geçmiş en mide bulandırıcı film geldi. bir pier passolini filmi.
sodomum 120 günü: film sağlam ideolojik bir doktrine yaslanıri faşizmi elştirir. faşist burjuvayı eleştirir. ama akli yollarda yapmaz. "miğdene güveniyorsan izlmeyi denemelisin." filmi.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız