Bir zamanlar “aklımla Yahya Kemal’i, kalbimle Ahmet Haşim’i seviyorum,”
gibilerinden bir söz etmiştim. Bu söz o günlerde nasıl da doğru gibi gelmişti
bana. Ya zaman değişti, ya da üstat Necatigil’in dediği gibi, “Biz çok şeyi
vakit yok, pek kısa geçiyoruz.” Sevdiğimiz şairlerin, yazarların çoğu kulaktan
dolma gibi. Genel düşünceleri, yargıları, başkalarının söylediklerini
kendimizinmiş gibi yineleyip duruyoruz. Oysa bir gün bir el bir sayfayı
çeviriyor ve belki de ilk kez kendi gözlerimizle dünyaya bakmaya başlıyoruz.
Yine de aklım bana şunu da söylemeliydi: “Neden bugüne dek Yahya Kemal’le ilgili
düşündün de Haşim hakkında tek satır olsun yazmadın?”