Güneş altın kabından dökülmekte kan çanağına
Nurhak Dağları’nda
Bir ceylan sürüsü iner ovaya
Bir ezgi duyulur rüzgarın uğultusunda saklı
Gazelle hoyrat arasında
Üç ceylan indi düze
Baharı çeldi güze
Söyleyin elif kıza
Öğlen pınara gele
Avcı tuzak kurmuş ovada erken
Ceylan sunmak ister konuklarına
Avcı tuzak kurmuş ovada erken
Tutulmuş nefesleri yakmakta barut kokusu
Yer yer kan damlaları ekin tarlalarında
Bir pusuyu duyurmakta rüzgarın uğultusu
Avcı tuzak kurmuş ovada erken
Gök kara bulutları ağırlamakta
Nurhak Dağları’nda
Güneş kırmızı bir gülle kiremit damlarda
O yanık ezgi duyuldu gene bu zamanlarda
Ceylan yürekte yara
Yaslanmış bir çınara
Elif inmiş pınara
Bekler ki ceylan gele
Papatyalar düşecek toprağa kırılıp narin gövdelerinden
Menekşeler, gelincikler erkenden solacak
Av zamanıdır yürekler kasılacak
Bir ceylan vurulup düşene dek
Bir ceylan vuruldu düştü düşecek
Acı göz pınarlarında köpürdü
Pişman bakışlara inat gözlerini kapatmadı
Avcı kendince bir zaferi haykırırken
Son ezgi yankılanacak
Nurhak Dağı üşüyecek
Nurhak Dağı acımız var
Pınarımız kızıl akar
Gayrı ten toprağı çeker
Ölüm bize safa gele
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız