Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 85 Üye Adayı ve 4 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

aşka ve terke dair


aşka ve terke dair
Sayfa 1, 2  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire
Yazar Mesaj
karanlik35
Yeni Üye


Kayıt: Jan 12, 2007
Mesajlar: 43

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 7:35 pm    Mesaj konusu: aşka ve terke dair Alıntıyla Cevap Ver

Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında... En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Göz yaşlarınız da, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak... Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; "Ölmek var, dönmek yok"tur. Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını... Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz: "Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..." Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız. Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böyle miydi ya..." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından... Böyle süremeyeceğini bilirsiniz. Değişsin istersiniz. O, sevgisizliğinize yorar bunu... İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler...Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden... Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze... Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder. Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden... "İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz... "Madem öyle..." nin çağı başlar ondan sonra... Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmistir". Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz. Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece... Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Deli kanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini... Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye...Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla... "Bana ne...kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre...

Ama sonra... ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden... Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh rakı içmeyi... Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye... Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden... Dönemezsiniz. Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür gidersiniz...
Başa dön
karanlik35
Yeni Üye


Kayıt: Jan 12, 2007
Mesajlar: 43

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 7:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... Can YÜCEL
Başa dön
karanlik35
Yeni Üye


Kayıt: Jan 12, 2007
Mesajlar: 43

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 8:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Aşk acısından nasıl kurtulunur bilen var mıdır acaba?
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 9:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Epeyce genç olmalısınız!

Dostoyevski yaklaşık olarak şöyle bir kelam etmişti; "Aşk acısından ölen hiç kimseyi tanımıyorum ben daha..."

Her aşk en büyük benim iddiasındadır ve aslolan hepsinin geçici olduğu üzerinedir. Bulunduğunuz durum üzerine hiçbir fikrim yok, sadece geçmişime bakarak sizi anlıyabiliyorum diyebiliyorum. Allah yolunuzu açık etsin ve bu acının sizi olgunlaştırıp, pişirip, ustalaştırıp hayatınızın eşine mükemmel aşkı sunma yeteneğini size ihsan etsin dileğiyle varım şimdi burada...

Sadece zaman! Armut pişmeyecek, ağzınıza düşmeyecek, ya bu aşk sizi adam edip büyütecek ya da sadece sarsıp geçecek ve belki bir on yıl kadar sonra bir forum da bana tian abim şöyle demişti bir zamanlar deme fırsatını sunacak size...

Hakkınızda hayırlısını diliyorum ben Allah'tan, siz de öyle dilemelisiniz!

Hayırlı olan illa ki sizin aklınızdan geçenler değildir belki! Allah herşeyi bilir ve yüreğin sesinden gelen duları her daim kabul eder...

Selametle!
Başa dön
karanlik35
Yeni Üye


Kayıt: Jan 12, 2007
Mesajlar: 43

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 9:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

elinize gönlünüze sağlık sayın Tian,meltem esintisi gibi geldiniz bana. Aslında çok mantıklı ve duygulu bir insanımdır ama insan kendine gercekten çok yenik. Bazı şeyleri kontrol edemiyorsunuz ya da henüz kontrol etmeyi bilmiyorsunuz.
Başa dön
Nymphe_0
Yazar


Kayıt: Jul 30, 2008
Mesajlar: 271

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 11:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...

En son Nymphe_0 tarafından Sal Ksm 11, 2008 9:01 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Başa dön
yigitseyda
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Sep 18, 2006
Mesajlar: 9

MesajTarih: Cum Ağu 01, 2008 7:49 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

SmileGüzel ve derin....

"Aşk derdinde olan baş derdinde değildir" sözünce...Tek olabilmek, varı-yoğu, derdi-tasası, aşk! El verdiğince yaşa....Fuzuli dememiş mi "Acılar insanı olgunlaştırır."Olgunlaşmak böyle güzel dertten olacaksa...başım gözüm üstüne vesselam!...Smile

Divane olan aklı neyler....
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Cum Ağu 01, 2008 10:18 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür gidersiniz...


Aşk... İnsanı kanatsız uçuran bir şey. Bu derece güçlü. Yani ayaklarınız yerden kesilecek bir defa, bu kesin. Buradan sonra ne olacağı ise maşuk ile ilgili bir şey. Yani aşık olunan her ne ise bu, aşık olanı yüz üstü bırakmayacak bir şey olmalı. Çünkü, insanı böyle yerden yükseklere çıkaran bir şeyden bahsediyoruz. Öyle basit bir şey değil. Yüce. Eğer maşuk yüz üstü bırakıverirse aşığı, maşukun yüceliği şüpheli bir hale bürünecek. Çekici olup olmadığı müphem yani. İnsan, hedefe ilerlemeyi sever, ulaşmayı değil demiş Fyodor Dostoyevski. İnsanın bu özelliği onu aşık eden özelliği olsa gerek. Yani insan ulaşılamaz gördüğü, o derece yücelttiği için aşık oluyor. Bir şey ulaşılamaz ise peşinden gitmeye de değer görülüyor. Hatta uçarak gidiliyor. O öyle bir yerdedir ki onsuz yaşanmaz çünkü. O olmadan olmaz. O yaksa her yer yangın yeri. Her şey acı. O varsa her şey yerli yerinde. Ancak, akıldan çıkarılmaması gereken bir şey: Söz konusu İnsan ise, onun en önemli boyutu nisyanlığı. Yani insan eksik. Maşuk eksiksiz olacak ki yüceliğinden şüphe olmasın. İşte bu yüzden insana aşık olmak, içinde bir sürü soru işareti taşıyan bir şey. Hatta aşık olunan kişiye haksızlık. Ve fakat sevgi duymak... Bence insanca.

Burada bir şeyin altını çizmek gerkiyor, aşk her insana nasip olan bir şey değil. insanı gerçekten yükselten bir şey. Tian'nın belirttiği gibi, duyulan acının insanı olgunlaştırması, pişirmesi söz konusudur. Tabi bu herkes için aynı sonucu doğurur anlamında bir ifade değil. Yani bu da insanın neye talip olacağı ile ilgili bir mesele.

Hakkınızda hayırlı olması dileğiyle...


En son ANLAM-SIZ tarafından Cum Ağu 01, 2008 10:20 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
nevrotik
Yazar


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 116
Nereden: ?STANBUL

MesajTarih: Cum Ağu 01, 2008 5:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Her aşkın bir doğası vardır, her insanın ayrı bir doğası olduğu gibi. Her aşk acıtır, her insanı bir başka acıtır ve hep en çok bizim canımızın yandığını düşünürüz, ama bilmeyizki her aşkın bir acısı ve ayrılığı vardır.
Her aşk kendi ayrılığında kendince acıtır...
Başa dön
nas
Yeni Üye


Kayıt: Jul 18, 2008
Mesajlar: 73

MesajTarih: Cum Ağu 01, 2008 10:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

öyle diyecek sözüm yok.
gerçekler acıtır.
Başa dön
nas
Yeni Üye


Kayıt: Jul 18, 2008
Mesajlar: 73

MesajTarih: Cum Ağu 01, 2008 10:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Aşk en çok yakan ve acıtan.
Kabuk bağlamaz yaran
Başa dön
cazmanya_yeniden
Yeni Üye


Kayıt: Dec 11, 2007
Mesajlar: 31
Nereden: Niksar'daki Evimizden!!!

MesajTarih: Cmt Ağu 02, 2008 12:07 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

aşk,sevgili,sevilen kişi,sevilemeye değer kişi,seven,kahrolan,geberen,durdup dururken gebermek isteyen...

aşkının sonunu kim görmüş ki?biri gelir biri gider.Sonra bir gün biri gelir bir daha gitmez.

Bunu da unutacaksın.Bir sonrakini de.bazılarını biraz zor unutacaksın ama aslında hepsi bir köşesini sahiplenmiş olacak kalbinin.Gün gelecek ince ince sızlayacaklar sen de tuz basacaksın üzerlerine rahat durmaları için:)

Ama kesin olan bişey var,hepsi hoş bir seda olarak kalacak aklında.Ömrün boyunca gülümsetecek seni çektiğin aşk acıları.

sonsuz aşk yoktu ya...
Başa dön
nas
Yeni Üye


Kayıt: Jul 18, 2008
Mesajlar: 73

MesajTarih: Cmt Ağu 02, 2008 9:15 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Aşk sevgiye dönüşürse ne mutlu
Başa dön
nevrotik
Yazar


Kayıt: Jan 25, 2007
Mesajlar: 116
Nereden: ?STANBUL

MesajTarih: Cmt Ağu 02, 2008 10:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sevgi bazen tek başına yıkıcı bir özellikte taşıyabiliyor, aşkın gerçekten anlamlı olabilmesi için sevginin yanında kişiliklerin kabulü ve saygınında önemli olduğu unutulmamalı...
Başa dön
dormansi
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Aug 01, 2008
Mesajlar: 16

MesajTarih: Cmt Ağu 02, 2008 1:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Aşkı bulurken canı acımaz insanın ama bırakmak ölüm gibidir.Acı çektirir insana bırakamazsın.Yaptığın tek şey kendine kızmak ve yine kendine kızmak.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Düşlerine ve hayatıma dair yasemin111 Kişisel 67 Prş Eyl 11, 2008 11:54 am
Yeni mesaj yok Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair redo Diğer 4 Sal Ağu 26, 2008 6:25 pm
Yeni mesaj yok BAHARA DAİR YAZARIM Şiirleriniz 4 Cmt Nis 05, 2008 5:41 pm
Yeni mesaj yok anlamsız'a dair... care Saçmalama Bölümü 56 Pts Ksm 12, 2007 11:00 am
Yeni mesaj yok 12 Eylül'e Dair tu_ce Vesaire 7 Çrş Eyl 12, 2007 1:00 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke