| Yazar |
Mesaj |
ANLAM-SIZ Forum Yöneticisi

Kayıt: Dec 14, 2005 Mesajlar: 848
|
Tarih: Cum Tem 25, 2008 3:36 pm Mesaj konusu: gerisi hikaye... |
|
|
Lale'nin gevezeliği üstündeydi.
***
Gerisini siz getirin. Çıksın ortaya hikaye.
Bakalım neler yazılacak.
Usta hikayecilerimiz en az bir paragraf yazmak zorundadırlar ona göre. |
|
| Başa dön |
|
 |
YAZARIM KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Mar 13, 2007 Mesajlar: 1251 Nereden: TAŞLITARLA
|
Tarih: Cum Tem 25, 2008 8:27 pm Mesaj konusu: |
|
|
Lale' nin gevezeliği üstündeydi...
İnsanlığın, duyguların, ruhların, vaat edilen toprakların ve efsanelerin tanrısallığını yıkmakla kalmadı kendine yeni bir tanrı yarattı, büyüttü ve aşık oldu. O kadar kendinden geçti ki, tanrıya ulaştığı araçlarda yeni bir şeytan yarattı. Her ikisini süsledi, püsledi, tütsüledi, yıkadı, arındırdı tüm geçmişten ve bunu dillendirdi. Kendinden geçiş git-gelleri arasında yazmayı keşfetti. Sesinde ve kaleminde yarattığı güçlere dayanan çaçaron bir savaşçıydı. Lakırtı ebeliğinde üzerine yoktu... Naci' siz kalışını farkedemedi...
Çenemiz düşüktü ve her zaman bir bahanemiz vardı... |
|
| Başa dön |
|
 |
nas Yeni Üye

Kayıt: Jul 18, 2008 Mesajlar: 73
|
Tarih: Çrş Tem 30, 2008 5:39 pm Mesaj konusu: |
|
|
Lalenin gevezeliği üstündeydi.
İyi de Lale boşuna geveze olmamıştı. Hep susturulmuş, kendisini ifade edememiş, sorun üzerine sorun eklenmış. Yaşayamadığı herşey diline vurmuştu.
Pişmandı sanırım, gözlerini bir buğu kapladı. " Susmak " dedi beceremedim.
Susmalıydım, tutamadım kendimi.
Bin çığlıkla sustu, pustu ve içine gömdü kelimelerini.
İçinden taşanlar gözlerinden yol buldular.
En son nas tarafından Cum Ağu 01, 2008 5:27 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
mavilale Yazar

Kayıt: May 26, 2007 Mesajlar: 234 Nereden: Muğla/Yatağan
|
Tarih: Cum Ağu 01, 2008 12:23 am Mesaj konusu: |
|
|
Bu lale başka bir türdü. Nüpelda diyorlardı ona yani ters lale. Lalenin gevezeliği üzerindeydi ve bunla eğlenmek çok hoş oluyordu. Lale uzun yıllar boynu bükük kaldığından sanal alemlere aktığında çenesi düşmüştü.
Sanal alemlerden kurtulsa bi doğru yolu bulacaktı. Lale gidip bi gruba ya da bi cemaate üye olmaya kakr verse ah bunu kendine bi yedirebilse zaten diğer laleler gibi basitleşecekti vazgeçti... |
|
| Başa dön |
|
 |
YAZARIM KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Mar 13, 2007 Mesajlar: 1251 Nereden: TAŞLITARLA
|
Tarih: Cum Ağu 01, 2008 8:44 pm Mesaj konusu: |
|
|
Lale' nin gevezeliği üstündeydi (bir kere)...
Lalüebkemlere inat reklam arası vermeden paragraf üstüne paragraf atıyordu Lale. Katırcı' nın balon olmuş kafasını gören çocuklar annelerinin kollarından çekiştirerek ve parmaklarıyla göstererek çığlık terörü estiriyorlardı. İngiliz' in gelmesiyle kurtulacağını sanan Katırcı yanılıyordu. Balonların sayısı ikiye katladı. Son çareyi katırcı buldu; Lale' yi çekirdek almaya yolladı... Lale geldi, çekirdek paketi açıldı ve balonlar söndü...
Bu gaz alışının pek uzun olacağını düşünen Katırcı ve İngiliz yanılıyordu... |
|
| Başa dön |
|
 |
Nymphe_0 Yazar

Kayıt: Jul 30, 2008 Mesajlar: 186
|
Tarih: Cum Ağu 01, 2008 10:55 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ben leyla; geveze leyla.
Sizler; bu hikayelerde neyinizi, hangi açılamamışlığınızı dışa vuruyorsunuz?
Lale'nin üstüden herkes, biraz herkesleşmek istemişti.
Lale sadece izliyordu.
Bu ben miyim diye.
Lale ya ağır, erdemli, bilendi..;
Adına başlık bile açılmış, bir de gevezeliğine üstüne üstlük, onuda alaşağı edecek değiller ya!
Nasıl olsa herkes üstünden gevezelik edecekti!
O'mu susmalıydı.
Önce okudu bir bir, sonra düşündü.
Kimsenin gevezeliği ondan daha saf ve kendisiz değildi...
O hiç kendi için konuşmamıştı. |
|
| Başa dön |
|
 |
YAZARIM KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Mar 13, 2007 Mesajlar: 1251 Nereden: TAŞLITARLA
|
Tarih: Cum Ağu 01, 2008 11:34 pm Mesaj konusu: |
|
|
Lale' nin gevezeliği üstündeydi (yine)...
Ruhsal sıkıntılarından tüm ailenin haberi vardı. (İyi ki vardı) Aklından geçen kusmaları sesli biçimde dışa vurduğunu unutarak evdekilerin keyfini her akşam olduğu gibi yine kaçırdı. Ne babasının üst kattakinin kızıyla gizli gizli buluşmaları kaldı ne de annesinin babasından tırtıkladığı paralar. Bir bir anlatıyordu çaçaron... Hangi aradan sıyrıldıysa ağabeyinin anarşik toplantılarına gelince boşboğazlığı, küçük kardeşi koşarak mutfaktaki bir kavanoz dolusu acı biber turtşusunu kaptığı gibi gerisin geri odaya daldı... Biberleri tek tek kardeşine yedirdi...
Lale ne zaman sesli düşünmeye yeltense kardeşi işaret parmağını sallayarak; ''acı biber sürerim haa!'' diye tehdit savurdu durdu...Ta ki, Lale kendine bir sevgili buluncaya kadar... |
|
| Başa dön |
|
 |
mavilale Yazar

Kayıt: May 26, 2007 Mesajlar: 234 Nereden: Muğla/Yatağan
|
Tarih: Pzr Ağu 03, 2008 11:04 am Mesaj konusu: |
|
|
Lale soru sormaya başladı.
Neden birden çok ismi vardı buradaki insanların?
Neden birden fazla karakteri oynuyorlardı?
Neden mesleklerini ve bulundukları yeri beyan edemezlerdi?
Lale neden sanal bir karekter olamamıştı?
Sanal alemlere akmayı beceremiyorsun madem; lale ne işin var senin burada?
Lale niye akıllı durmuyorsun?
Lale fazla çekirdek yersen çıkmaz mı sivilcelerin?
Lale neden gevezesin sen bu kadar?
Lale hişt lale ulan lale sana diyorum niye suskunum deyip bu kadar çene? |
|
| Başa dön |
|
 |
apullawana Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir

Kayıt: Mar 22, 2008 Mesajlar: 6 Nereden: john barleycorn'un yan?ndan
|
Tarih: Sal Ağu 05, 2008 4:03 pm Mesaj konusu: |
|
|
Lale,nin gevezeligi ustundeydi.
...
Hep bu yuzden kaybediyor ya... |
|
| Başa dön |
|
 |
3maymun Yazar

Kayıt: Sep 20, 2006 Mesajlar: 117
|
Tarih: Sal Ağu 05, 2008 10:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
Arada başını geriye atar, omuzlarını yukarı çeker , kollarını birbirine kavuşturarak bir aşağı bir yukarı gider gelirdi Lale.
Ama uzun bacaklarının üzerinde yaylanarak dolaşmaktı asıl zevk aldığı. "amortisörlerim sağlam" derdi kendi kendine. Bazen de olur olmaz her yerde bunu tekrarlardı, toplandıklarında bile arkadaşlarının varlığını unutmuşçasına yerinden kalkar, turlardı. İngiliz, "salıncak sendromlu Nüpelda" derdi lale'nin arkasından. Yüzüne söylemekten çekinirdi. Böyle dolaştığı zamanlarda bilirlerdi ki Lale çok savunmasız ama bir o kadar da saldırganlaşacak bir kedi yavrusu gibi tırnaklarını avuçiçlerine gömmüş, ergenliğe yeni giren bir erkek çoçuğunun yarı çatallaşmış sesiyle kendi kendine konuşmaktadır. |
|
| Başa dön |
|
 |
3maymun Yazar

Kayıt: Sep 20, 2006 Mesajlar: 117
|
Tarih: Sal Ağu 05, 2008 11:07 pm Mesaj konusu: |
|
|
Lale farketmeden yoruluncaya kadar salındı yine o gece, bahçe sessiz, karanlık ve yan komşunun gece gece suladığı çiçeklerden, ağaçlardan , çimenlerden havaya karışmış nemli toprak ve çiçek kokusuyla dopdoluydu.
Gökyüzüne baktı. yıldızları görmek ne kadar da zordu. Şehir ışıkları gök ışıklarını kesiyordu. Allah'ın nuru düşer mi bu şehre? diye düşündü. Kızgındı. Tanrı daha da kızgındır bize! düşüncesi geçti içinden. Tanrı'yı küstürmemeliydi. Bu sanrıları hep sancı doluydu.
Küsmek nedir aslında? " Kusmamak küsmenin azmettireni" derdi Şefik Olgun Kıvrak. Hiç de kıvrak değildi aslında adam. Soyadıyla ne dalga geçilirdi felsefe hocasının. Ölmüştür herhalde diye sızlandı. En son metastas olduğunu duymuştu. Metastas... Ne kadar zor ezberlemişti bu kelimeyi. Yayılma dense olmazdı. Milföye de uzun süre milyöf demişti. Ya Ka de ve?
İçi sızladı. Burnunu tuttu. burnunun direkleri de sızlamıştı. İnci Ablası'ndan ilk bu deyimi duyduğunda ilkin anlamamıştı. İnsanın burnunun direği mi olurdu? |
|
| Başa dön |
|
 |
3maymun Yazar

Kayıt: Sep 20, 2006 Mesajlar: 117
|
Tarih: Sal Ağu 05, 2008 11:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
İlk kez Kadeve'yi duyduğunda da şaşırmıştı. Marion'un doğum günü pastasını almak için pastahane ararken , adres sorduğu yaşlı alman kadın ona, kadeve'yi biliyor musun? demişti almanca. Tabii biliyordu. Ama Alman nereden biliyordu katma değr vergisinin kısaltılmış adını? Şimşek hızıyla kafasından geçen bu düşünceden tez kurtuldu. "Kadeve? What is it?. Alman kadın maviş gözlerini iri iri açarak metronun güneyine düşen ilerideki kocaman binayı işaret etti. Kaufhaus des Westens! Lale gülümseyerek Ahh so! Na tja! I understand. Okey! Dankeşön diyerek yolun sağ tarafına geçerek beton bloklar halinde yükselen alışveriş merkezine doğru ilerledi.
Binanın üzerinde devasa harflerle Ka De We yazıyordu. |
|
| Başa dön |
|
 |
fallen Yazar

Kayıt: Jul 15, 2005 Mesajlar: 134 Nereden: izmirçorum
|
Tarih: Sal Ağu 05, 2008 11:20 pm Mesaj konusu: |
|
|
Lale'nin gevezeliği üstündeydi.
Bahçede hep durduğu yerdeydi. Suyu tam, güneşi tamdı. Kırmızı mıydı, pembe miydi? Amaan, bi öğrenememiştim şu renkleri. O'ndan kalan belki de son şey olmasaydı, bu kadar batmazdı ya gözüme.
Çiçek de konuşur mu canım? Gevezelik eder mi? İnsan onunla konuşur da o konuşmaz mı insanla? Her gördüğünde 'o gitti işte' demez mi? Zaten benim de boynum bu yüzden bükük... bu yüzden soluyorum günden güne demez mi...? |
|
| Başa dön |
|
 |
3maymun Yazar

Kayıt: Sep 20, 2006 Mesajlar: 117
|
Tarih: Çrş Ağu 06, 2008 12:04 am Mesaj konusu: |
|
|
Üşüdüğünü hissetti. Gökyüzünde bir iki yıldızı görür gibi olmuştu. Tanrı affederdi işte.
Kadewe'den geri geri geldi adımları. Wittenberg Platz'ın girişindeki beyaza boyalı tahta banklardan birine oturdu. Daha dün gibiydi. En son tren de gitmişti. Eve nasıl döneceğini düşünürken üç kapılı metro girişine bakmıştı da yuh demişti koca bir yuh! Eingang işe yaramıyordu ausgang çıkış değildi. Ortadaki koca kapının üzerinde U-Bahn yazıyordu. Üç kapının hiçbirinden ne girebilir ne gidebilir ne de gelebilirdi gecenin bu saatinde. Çaresiz Kurfürstendamm'a doğru yürüdü. Ya bir bara takılacaktı ya da parasını hesaplayıp taksiye binecekti.
Ertesi günkü Kriminal Büro ziyaretinin gerginliğini atmak için bara gitmek iyi bir fikirdi ama sabah kalkamamaktan korktu, duraktaki tek taksiye doğru yürüdü. Taksinin üzerinde bir GSM şirketinin pembe renklerini taşıyan reklam vardı. Kapitalizminin pembesini seveyim dedi Lale içinden. Sol arka kapıyı binmek için açtığında arabanın içinden karşı kapının da açıldığını gördü. Kahretsin! Gecenin bu saatinde olacak iş miydi? Baskın çıkmalıydı. Ich bin erst! dedi hışımla. İlk benim! Karşıdaki ingilizce bir şey söylüyor olmalıydı duyamadığından pek de anlamadı. Ama hızla arka koltuğa geçip oturdu. Oldukça iri kıyım Alman şoför arabanın yanına gelen diğer müşterisiyle arabanın ön camından konuşup özür diliyordu. Lale yeni bir şansızlığı atlatmış olmanın inanılmaz sevincini yaşıyordu. Taksi şoförü arkasına döndüğünde tam adresi söyleyecekti ki, öncelik diğer yolcuda dedi adam. Hırsla Unmöglich! diye bağırdı. Daha doğrusu bağırdığını sanmak istedi Lale. Sesi o sevmediği yeni ergen çatal sesti.
Şoför, müşterinin ayağı sakat, önce onu bırakmam lazım diye üsteledi.
Lale, tıkandı tıkandı. Omuzlarını yukarı doğru çekerek, kafasını ve gözyaşlarını göstermeden bindiği kapıdan indi. Kapıyı kapatırken Alman şoförün taksiden inerek diğer yolcuya binmesi için kapıyı açtığını gördü. Gavur dediğimiz işte hep bu kadar kurallıydı ve de gerektiğinde insani. Bir an elinin boş olduğunu farketti. Hareket etmeye hazırlanan taksiye dönüp, arka kapıdan biraz önce koltuğa bıraktığı üzerinde Criminalamt yazılı dosyaya uzandı. Yeni müşteri dosyayı Lale'ye uzatırken Lale, anadilinin en veciz sözleriyle "geberesice! "dedi gülümseyerek.
Müşteri, şaşkınlıkla Lale'nin Türkçe küfrüne tam cevap verecekti ki gülümsedi. Gülümseyişi tüm güzelliğiyle dişlerine gözlerine yayıldı.
Lale! Lale! Geberesice Lale! dedi.
Şaşkınlıkla baktı Lale. Aykut'tu O.
O anda Lale, vazgeçemediği gevezeliğinin güzelliğini farketti. |
|
| Başa dön |
|
 |
3maymun Yazar

Kayıt: Sep 20, 2006 Mesajlar: 117
|
Tarih: Çrş Ağu 06, 2008 12:26 am Mesaj konusu: |
|
|
Her şeyi unuttu.
U- Bahn bahtsızlığını, yorgun ayaklarını, elinde tuttuğu ya da kendisini vapur bulantısı gibi tutan toplantının dosyasını, eve gitme kaygısını, alman şoförün gavurluğunu, içinde kaybolduğu kocaman meydanı. Herşeyi unuttu.
Yamalı faşisti yine karşısındaydı. Aykut indi taksiden, ayağında medikal plastik terlik vardı. Aldırmadan yürüdü. Lale "dur !" dedi. Dur önce ceketinin dirsek yerlerine bakacağım. Yıllar öncesi kırçıllı tüvit şık bir ceketi vardı Aykut'un. Dirsekleri siyah deri yama ile kaplıydı. Ve arkadaşları Aykut'a İtalyan deri fabrikatörü eniştesini bile bilmedikleri halde yamalı faşist derlerdi.
Yamalı faşisti yine karşısındaydı. |
|
| Başa dön |
|
 |
|