| Yazar |
Mesaj |
sabandal KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2006 Mesajlar: 713
|
Tarih: Pzr Hzr 15, 2008 8:03 pm Mesaj konusu: SAKSI ÇİÇEKLERİ |
|
|
| Çocukluk hatıralarımızda yer alan fesleğen, ıtır, küpe çiçekleri, pencerelerden salkım salkım sarkan karanfiller veya sakız sardunyalarını artık pek göremiyoruz. Bunu aklıma getiren sebep; eskiden halamlara giderdik. Halamın altı kızı vardı ve terasında her kızının ayrı bir çiçek mahalli vardı. Anneme; çiçeklerinin "küstüğünü", "solduğunu" aspirin ile nasıl tedavi ettiklerini filan anlatırlardı. Diyebilirim ki sohbetlerinin önemli bir bölümü bu meyanda olurdu. Ben de öylesine bakar ve bunların çiçeklere olan alakasını anlayamazdım. Bugün, halamı ziyarete gittim ve kızlarının evlenip" yuvadan uçmasıyla" birlikte çiçeklerin yerinde yeller estiğini gördüm. Torunları oradaydı ve annelerinin yetiştirdikleri çiçekleri anlattım, o güzel günleri yad etmiş olduk. Şimdiki genç kızların böyle merakları niçin? yok. Çiçek yetiştirmenin, o yetiştirdiği çiçeklerle "konuşmanın" ne maana taşıdığını merak bile eden yok. Bu durumun çocuk yetiştirme biçimlerinin değişimiyle bir alakası olduğunu sanıyorum. Sevgi ifadesini bulamıyor mu?, yoksa. |
|
| Başa dön |
|
 |
mavilale Yazar

Kayıt: May 26, 2007 Mesajlar: 244 Nereden: Muğla/Yatağan
|
Tarih: Cmt Hzr 28, 2008 7:40 pm Mesaj konusu: |
|
|
Eşim balkona çiçek ekelim diyor. Koşturmacadan bir türlü nasip olmadı. Apartman hayatı daraltıyor beni. Aşağı komşunun çiçeklerini izliyorum fırsat buldukca. Seneye bahçeli bir ev bulamazsak balkonu bahçeleştirecez inşaallah.
Kızı erkeği yok çiçek sevgisinin. Çocukken kaktüslerim vardı benim de. Neden kaktüs?
Arkadaşımın annesi harika bir top karanfil yetiştirmişti. Ondan iki dal almış getirip annemin çatlayan meyveliğine yerleştirmiştim bi güzel. Tutmuş, büyümüş, çiçek açmıştı. Misss gibi kokuyordu o minnacık karanfiller. Şitil deriz biz. Gelen bi şitil koparmış giden bi şitil. Çiçek kurudu uzun lafın kısası. Kızım da bize çekerse Bahçemizde hanımeli, nar ağacı,saksımızda küpeli ve top karanfilleri bizimle beraber koklar ve sever umarım. |
|
| Başa dön |
|
 |
mavilale Yazar

Kayıt: May 26, 2007 Mesajlar: 244 Nereden: Muğla/Yatağan
|
Tarih: Cum Tem 04, 2008 4:12 pm Mesaj konusu: |
|
|
Genç kızken biz internetimiz yoktu, cep telefonumuz yoktu, televizyonda bu kadar kanal yoktu, büyük alışveriş merkezleri yoktu. Bahçeli bir apartmanımız vardı. Çiçeği ve ağacı seven bir annanemiz ve annemiz vardı. Komşu çocuklarıyla en büyük oyuncağımız topraktı...
Evet evet kızımı bahçeli bir evde büyütmem gerek. Yağmur yağdığında alsın ki toprak kokusunu sevsin çiçeği, ağacı, böceği...
Pazardan ona seramik saksılar alayım, çiçek tohumu alsın köydeki annanesinden...
Çiçeklere adlarımızı koyalım ki; daha özenli bakalım onlara... |
|
| Başa dön |
|
 |
sabandal KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Jun 25, 2006 Mesajlar: 713
|
Tarih: Pzr Tem 06, 2008 1:43 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Evet, şimdiki kızlar sadece çiçek sevmeyi bilmemekle beraber, tentene ve diğer el işlerinin bile gereksizliğine inandırıyorlar kendilerini. Tamam , internet ve cep telefonu imkandır ve yararlanmak lazım. Ama onların olmamasının imkansızlık olamadığını da anlamalarını bekliyoruz. Çiçekler bakmak ve onların dilinden toprakla haşır neşirlik ne halis bir yürekliliktir bir bilseler. Geçenlerde bir yakınım ruh hekiminin sen bol bol tentene ve el işiyle uğraşacaksın ve tedavi olacaksın demesini hayretle anlatıyordu. Dünyanın gidişatındaki hastalık ve ilaçların başlıcaları, ruh bozukluklarına dair hastalık ve ilaçlar oldu , maalesef. |
|
| Başa dön |
|
 |
mavilale Yazar

Kayıt: May 26, 2007 Mesajlar: 244 Nereden: Muğla/Yatağan
|
Tarih: Sal Tem 15, 2008 7:27 pm Mesaj konusu: |
|
|
Kadınların el işleri ile uğraşması resulullah tarafından tavsiye edilmiş ve meth edimiştir. Buna şaşmamak gerek. Delileri sepet örerek tedavi eden alimler vardı... Ah arkadaşım insanlar kendilerine yabancı ne varsa dengelerini bozacak onla meşgul...
Elimdeki et yumak büyüsün ip yumaklarıma dönecem inşaallah... |
|
| Başa dön |
|
 |
mavilale Yazar

Kayıt: May 26, 2007 Mesajlar: 244 Nereden: Muğla/Yatağan
|
Tarih: Pzr Ağu 03, 2008 1:54 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Doğum günümde annem "Ne istersin?" deyince kaktüs istedim yine. İki güzel kaktüsüm var şimdi. |
|
| Başa dön |
|
 |
Feryall Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir

Kayıt: Jul 10, 2008 Mesajlar: 20 Nereden: Bu Dünya Benim Memleket..
|
Tarih: Pzr Ağu 03, 2008 3:22 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Saksı çiçeği niyetine büyüttüğüm bir kaktüsüm var. Hemen penceremin önünde, sabah güneşini gören bir yerde duruyor. Kaktüs bitkisi yetiştiriyorum çünki bana çok benziyor, bana çok benzediğini gün geçtikçe daha iyi anlıyorum. Çatık kaşlı, dikenli ve hoyrat bu bitkinin muazzam güzellikde çiçekler açabildiğine gözümle görmesem inanmazdım. Bütün kış boyunca dikenlerinin altında saklı tutuyor çiçeklerini; rengini en güzel renk, şeklini en güzel şekil yapabilmek ve bir sabah ansızın açtığında şaşırtabilmek için yapıyor bunu. Nazlanmıyor, yerini değiştirdiğimde yadırgamıyor, su istemiyor, konuşmadığında küsmüyor, kimseye eyvallahı yok.Tek yaptığı yüzünü güneşe dönmek. Yüzünü sadece güzeneşe dönmek günü geldiğinde çiçeğe durmakiçin ona yetiyor... |
|
| Başa dön |
|
 |
YAZARIM KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Mar 13, 2007 Mesajlar: 1330 Nereden: TAŞLITARLA
|
Tarih: Pzr Ağu 03, 2008 3:28 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Kaktüsün televizyondan ve bilgisayardan çıkan radyasyonu emdiği söylenir. Kök salmaması için küçük saksıda büyütülmeli. Boy vermesi için böyle yapılırmış. Bu yüzden bizim küçük kaktüs palstik bardak büyüklüğündeki saksıda şimdilik |
|
| Başa dön |
|
 |
neclabolat Yazar

Kayıt: Nov 03, 2007 Mesajlar: 400 Nereden: ankara
|
Tarih: Pzr Ağu 03, 2008 4:25 pm Mesaj konusu: |
|
|
Çocuklarını bahçeli bir evde büyütmek şanstır. Böylesi bir şansımız oldu bizim. Bilenler bilir Ankara'yı, Batıkent'i ve küçük bahçelerdeki büyük şımarıklıkları. Sık sık hatırladığım bir görüntü:yürümeyi henüz öğrenen, çıplak ayakları ve poposundaki kabaran beziyle sarı saçlı güzel oğlum. Bahçenin küçük bir köşesini kaplayan çileklerin arasında düşe kalka dolaşıyor usul usul, gördüğü minik kırmızı çileklerin başına gelip duruyor önce, sonra düşmemeyi becerirse dizlerinin üzerinde çömelip koparıyor çileği ve ağzına atıveriyor. Yaz başı ve bahçemizde toprağı henüz yarmış salatalık, domates, biber fideleri. Bir tarafta maydonoz, nane ve dereotları. (Suyu bol henüz Ankara'nın. Gökçek bile bütün park ve bahçeleri içme suyu ile suluyor.) Sonra elindeki hortumu biraz toprağa biraz kendi üzerine tutuyor yaramaz oğlan.
İlk fen bilgisi derslerimizi yaptık o bahçede. Kâh karıncaların peşindeyiz, kâh sümüklüböceklerin, kâh kedilerin. Kızımız da katıldığında aramıza her ilkbaharda tohumlar attık toprağa, suladık sabırsızca, toprağa tutunup başını göğe diken her yeşillikte sevinç çığlıkları attık, her tomurcuklanan çiçekte. Her sonbahar tohumlarımızı topladık kuruyan çiçek dallarından.
Ama bu yıl anne çook meşguldu. Katılamadı onların toprağa tohum atma merasimlerine yazık ki. Anne meşgul diye vaz mı geçeceklerdi? Geçen yıl toplanan tohumları serpiştirdiler toprağa, suladılar ve beklediler yine heyecanla. Şimdi bir bahçemiz yok ama balkonlarda saksılarımız var. Ve saksılarda çiçeklerimiz. Aynı saksıda hem biber hem çiçek olsa da zararı yok. |
|
| Başa dön |
|
 |
mavilale Yazar

Kayıt: May 26, 2007 Mesajlar: 244 Nereden: Muğla/Yatağan
|
Tarih: Pzr Ağu 03, 2008 10:59 pm Mesaj konusu: |
|
|
feryall çocuk hikayeleri yazıyorum ve kitabın adı " bay kaktüs " gerçekten müthiş bir bitki ve benim için önyargının sembolü...
YAZARIM aydınltmışınız bizi sağolun annem söyledi geçen aldığında. Yok satıyormuş kaktüsler. Bi de üzerine silikonla kuru çiçek yapıştırmasalar... |
|
| Başa dön |
|
 |
mavilale Yazar

Kayıt: May 26, 2007 Mesajlar: 244 Nereden: Muğla/Yatağan
|
Tarih: Pzr Ağu 03, 2008 11:01 pm Mesaj konusu: |
|
|
| neclabolat haklısınız. Kızımı her fırsatta köye manevi ailemin yanına götürmeyi istiyorum nasipse. Benim bile ömrümün en güzel yılı geçen yıldı. KÖY... |
|
| Başa dön |
|
 |
AYYIL Yeni Üye

Kayıt: Oct 03, 2007 Mesajlar: 64
|
Tarih: Pts Ağu 04, 2008 8:23 am Mesaj konusu: |
|
|
| Çiçeklerim çocuklarım... Eskiler derdi bazı kişilerin elinden her tür çiçek tutar diye... En solmaya kurumaya yüz tutmuş çiçekleri bile kendine getirdi bu ellerimde. Sadece çiçekmi çekirdekten ağaç yetiştirdim. Hurmam, portakalım, limomun, elmam var, büyüyüp meyve vereceklerini hayal etmiyorum ama, evimin içindeki varlıkları bile varoluşun ispatı olarak yetiyor bana. Bahçeye gerek yok camımızın önü bile yetmeli bize, o güzellikleri yeşillikleri keşfetmeye... |
|
| Başa dön |
|
 |
nas Yeni Üye

Kayıt: Jul 18, 2008 Mesajlar: 73
|
Tarih: Pts Ağu 04, 2008 9:08 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Toprakla uğraşmak, saksıda çiçek yetiştirmek çok güzel. Yengem meyve ve sebze kabuklarını atmaz saksılara gömer daha güzel beslenirmiş çiçekler. Eline solmuş bir çiçek gelse bile bir bakarız çiçek açmış serpilmiş konuşur onlarla onlarda öyle güzel açarlar ki sevildiklerini bilirler. |
|
| Başa dön |
|
 |
YAZARIM KARAKUTU YAZARI

Kayıt: Mar 13, 2007 Mesajlar: 1330 Nereden: TAŞLITARLA
|
Tarih: Pts Ağu 04, 2008 11:13 pm Mesaj konusu: |
|
|
Balkonda baktığım çiçeklerin en güzeli Atatürk Çiçeği' dir. Diğer adı; Euphorbia pulcherrime. Ana vatanı Meksika ve Orta Amerika. İngilizce adı Poinsattia. Yeşil yapraklarının üstünde bulunan kırmızı yaprakları hayran bıraktı kendisine. Adını bile bilmiyordum. Netten bakınca, Atatürk Çiçeği adını aldığını öğrendiğimde; ''Ulen kendine göre bir bitki bulmuşsun'' dedim. Menekşemiz var. Arsız mı arsız. Kuruyan çiçeklerini ben kestikçe yeniden açıyor zilli. Ortancamız bu mevsim çiçek açmadı. Daha genç, zamana ihtiyacı var. Bambumuzu saymıyorum. Kuruyor, açıyor kendi halinde garibim. Bir çiçeğimiz daha var. Kayınvalde verdi. Bütün yıl yeşil yaprak açıp aşağıya saldı kendini. İki hafta oldu beyaz ve içinde tomurcukları olan çiçeğini açtı. İsmini bilmiyoruz ama evin kabadayısı o!. Fesleyenimiz başımızın belası. Özdem ve ben kavga ediyoruz. Çünkü bir akşam suyunu vermeyince yapraklarını salıyor. İmanımızı gevretti çıtkırıldı.
Çiçekleri sulamada en iyi yöntem kaynatılmış yumurta suyuyla toprağını güçlendirmek. Kalsiyum vitamini alıyormuş. Benim gibi kablumbağa besleyenler yumurtanın beyazını vermeyi sakın unutmasınlar. Afiyetle yerler ve vitamin eksiklerini giderirler...
Keşke bahçeli evler yıkılıp ''apartuman'' yapılmasıydı. İstanbul' un Bahçelievler semtini bu yakınmamın dışında tutarım... |
|
| Başa dön |
|
 |
|