Tarih: Sal Hzr 03, 2008 10:19 am Mesaj konusu: Türkçe Öğretim Problemleri Ve Sınıf İklimi
İnsan hayatının her yönünde ortaya çıkan gelişmeler, yaşam alanını kuşatan teknolojik ilerlemeler iletişim süreçlerini etkilemiştir. İletişim teknolojisindeki bu değişim öğrenme ve öğretme süreçlerini içinde kullanılan yöntemleri değiştirmiş, son yıllarda bilgi edinimi bilişsel stratejilerin de etkisiyle “sürece” yönelerek öğrenmeyi etkileyen bütün değerlerin analizine kanalize olmuştur.
Bireyin öğrenebilmesini, iletişim yeteneklerini ortaya çıkaran alt iletişim becerileri belirlemektedir. Ve “dili etkili olarak kullanabilme becerisi” kişinin iletişim yeteneğini belirleyen en önemli unsur haline gelmiştir.
Anadili tam olarak gelişmemiş bireyler, anadillerini etkili öğrenme araçları olarak kullanamamaktadırlar. Anadillerini iyi bilen bireylerin yaşamları boyunca öğrenme çevreleri açık, bilgiyi bulma ve kullanma yetileri yüksek olmaktadır. Bu nedenle anadilini iyi kullanabilme yetisi becerisi öğrenme ve kendini geliştirmenin ilk ve en önemli adımı olarak kabul edilmektedir.
Bireyin, bilgi ve yaşantı birikimini zenginleştirebilmesi, her şeyden önce, anlama ve anlatma becerilerini çok iyi geliştirmiş olmasını gerektirir. Çünkü bilgi ve yaşantı zenginliği, öğrenmeye koşut bir süreci içerir. (Erginer, 2000)
Bilgi aktarımını kolaylaştırarak öğrenmeyi çabuklaştırmanın en temel yolu ise bireylere anlama ve anlatma aracı olarak dille ilgili davranış örüntülerinin kazandırılmasıdır. Türk eğitim sisteminde, bireylere zihinsel gelişimlerine dayalı olarak dilsel becerilerin kazandırılması görevi İlköğretim birinci kademeden başlamak suretiyle verilir. İlk ve temel olan eğitimin bu sürecinde karşılaşılan sorunları değerlendirmek için böyle bir çalışma yapma yoluna gidilmiştir. Okul öncesi dönemde Türkçeden farklı olarak edinilen diğer dillerin eğitim öğretim sürecine etkisini ve Türkçe konuşma probleminin eğitim programını ne şekilde etkilediğini öğretmen görüşleri çerçevesine ortaya çıkarıp, çözümlemek gerekmektedir.
İçinde bulunduğumuz asrı, geçmişten ayıran en önemli özellik bilgi alışverişinin yoğun ve çok boyutlu olması, küresel bir değişimin içinde barındırmasıdır. Böyle bir asırda bireylerin ve toplumların saadeti, rahatı, gelişmesi ve geleceği bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve bilgiyi üretmeye bağlı bulunmaktadır. Bilgiye ulaşma, bilgiyi üretme ve kullanma ile ilgili donanım bireye hiç şüphesiz nitelikli ve birçok boyutla tasarlanmış bir eğitim ile ve bunun temeli olan ilköğretim ile olur.
Anadil eğitimi Dilbilimi üzerine kurulmakta, Öğrenim bilimi üzerine sonuçlanmaktadır. Bu iki temel öğenin birbirinden ayrı düşünülmesi imkânsız görünmektedir. Eğitim süreci içerisinde hedeflere ulaşmak için öğrencinin bütün derslerde alma ve ifade etme becerilerini yeteri kadar geliştirmiş olması gerekmektedir. Bu süreçte karşılaşılan problemleri örtbas etmek yerine, bu problemleri iyi analiz edip değerlendirerek gidermek öğrencilerin sağlıklı bir okul dönemi geçirmelerine yardımcı olmak gerekmektedir.
El-muallim 2008 (Ahmet Can ASRAĞ - Eğitim Programı ve Öğretim Bilim Uzmanı)
Kayıt: May 20, 2008 Mesajlar: 145 Nereden: başlamalı?
Tarih: Prş Ekm 02, 2008 8:20 am Mesaj konusu:
Gidiş ezberden kavrama ve ifade etmeye doğru. Sisem değişiyor ama ezberci ve dogmatik kişilerin (ard niyetlilerini kapsam dışına alıyorum) bu yeni sistemi kurması ve işletmesi doğal olarak zor oluyor. Geçiş dönemidir, bazı hatalar da olacak ve bedelleri yaşanacak. Sanırım yumurtadan çıkanı biz, yumurtadan çıkan bizi bir dönem beğenmeyecek.
Kayıt: May 20, 2008 Mesajlar: 145 Nereden: başlamalı?
Tarih: Prş Ekm 02, 2008 10:25 pm Mesaj konusu:
Sevgili Yasemin, sorunuz El-Muhallim'e, ama ben de katılım yapmak isterim.
Önceki yazımı yazarken ve "dip" konusunu işlerken aklımda özellikle canlanan dil konusu idi. Sanırım aynı duyguyu yaşamış olacaksın ki, sen de bu örneği verdin.
Sorunun cevabı kesinlikle "evet"tir. Fakat kabul etmek gerekiyor ise, bugünlerde, TRT'nin bazı açılımları sadece seni, beni değil, birçok kişiyi şaşkınlığa uğratıyor.
Bu kadar güzel bir konu, aslında içeriğinde çok sayıda doğru tespit de var, fakat işleyiş kötü. Farklı bir şekilde ifade etmeye çalışırken, gülünç (bana göre acı) bir durum sergilemişler. Bence dost kuvvetler, doğru mücadelelerini yaparken, diğerlerinin uyguladığı yöntemleri gözardı edemezler.
Yıllar öncesinde Turgut Özal'ın "transformasyon" diye tanımladığı değişim, haleflerince çok güzel uygulandı, sonuç ortada.
Mücadeleye devam, daha güzel, daha yenilikçi ve daha akılcı... devam.. hep devam...
Yazı için teşekkürüm sayın El-Muallim'eydi, sorum herkese sayın sabritalat.
Videoyu ilk izlediğimde bunu TRT'nin hazırladığına ihtimal vermek istemedim, kuruma sordum ama cevap gelmedi ne yazık ki. O güne kadar TRT'nin sitesine girmemiştim, o gün girmiş oldum. Bilmediğim şeyler varmış, öğrenmiş oldum. Şaşkınlığa uğrama konusunda haklısınız.
Beş yaşından büyük; bilgisayar, televizyon teknolojik ikilisinin herhangi biriyle tanışmış, bu şikayet edilen yozlaşmanın etkisinde yetişmiş bir çok insanın videoya tepkisi sinir bozucu şekilde "dalga geçmek" oldu. Böyle yapılmamalıydı. Böyle yapılmamış olmasını dilerdim, bu konunun ciddiyetine uygun bir videoda ele alınmasını, anlatılmasını ve anlaşılmasını...Ne dediğimiz kadar, nasıl dediğimiz de çok önemli.
"Kamus namustur."
"Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla."
Mücadelenin devamı dileğiyle, akılla ve sevgiyle...
Yanılmıyorsam bu yılın başlarındaydı...
TRT' DE TÜRKÇE İLE İLEGİLİ BİR PROGRAM VAR.
Konuklardan biri Oktay Sinanoğlu diğerleri de her haliyle belli Gülen tayfasının ''bilim insanları''.
Oktay Sinanoğlu Türkçe' yi anlatırken bu arkadaşlar ise yok böyle, yok şöyle diyerek muhalefet oluyorlardı. Elbette en çokta Arapça karşılıklarda. Ne işimize yarayacaksa.
Ama adamların Oktay Sinanoğlu' nu mat etmek için verdiği mücadelenin TRT' de yapılması ve elbette buna izin verilmesi ne tuhaf değil mi?
Oktay Sinanoğlu da ilköğretim okulunda Türkçe Öğretmeni ya...
Kayıt: May 20, 2008 Mesajlar: 145 Nereden: başlamalı?
Tarih: Cum Ekm 03, 2008 10:00 am Mesaj konusu:
Devletin kurumu taraf olunca, çürüme ve kokuşma başlar.
Değerler kaybolur, güven kaybolur. Birilerinin tatmini için birileri/birşeyler harcanır.
Dine el atarlar yozlaşır, kültüre el atar yozlaşır, güvenliğe, eğitime el atar yozlaşır.
TRT'de geçenlerde birisini konuşturuyorlar. Zat-ı muhterem (?) diyor ki; "Bu Ne ramazan, ne şeker bayramıdır, bu fıtra (fitre) bayramıdır. Ona şeker diyenler, ağzına ramazan demek yakışmayanlardır" (şeklinde, kelime atlamış olabilirim).
Buna yuh yani demekten, kınamaktan başka ne yapılabilir? Bu dil, bu üslup, bu tarafgirlik, bu propaganda.... TRT'ye bu yakışmıyor. Fakat bu kokuşmanın baştan başlaması, güzel dilimizin "Balık baştan kokar" atasözüne ne de uygun düşüyor.
Değerli Yasemin, tavsiyen üzre linkteki videoyu izledim. İzleyenlerine vermek istediği mesaj çok açık bir şekilde ortadaydı. Fakat dil'i doğru kullanmayan ve ona gereği kadar önem vermeyen bireylerin bu mesaja da kayıtsız kalacağını sanıyorum.
Dil, bence çok boyutlu bir süreç sonunda istenilen duruma gelir. Bu boyutun içerisinde resmi eğitim kurumları, gazete ve dergiler, tv programları, ailelerin bilinçlendirilmesi....
Senede bir iki çalışmayla yapılacak şey değil. Akademik sahada yapılan nitelikli çalışmaların devlet politikasıyla uygulamaya konulması lazım kanaatimce...
En azından burda sizin gibi dil'e önem veren, ilgilenen bireylerin sayısını artırmamız lazım.
Hocam,
Dil kültürün birikimsel yapısını en açık gösteren araç. Her insan bir kelime ekleyebilir, üretebilir, dile getirdiği anda dile bir şey eklemiştir. Bu eklerin ne olacağına, nasıl daha sağlıklı olacağına doğru karar verecek bireyler yetiştiremiyoruz. "Sistem böyle" gibi bir avuntu içine girip, bu acizliğe sığınmayı kendime yakıştırmıyorum. Nedense düzeltilebilir olduğuna inanmak isteyen bir yanım var, en azından kendimi, dünümü, bugünümü bilebilirim, yarınımı belirleyebilirim, kardeşimin konuştuğu dili güzelleştirebilirim diyorum. Bunu yapıyorum sadece, devletin benim politikamdan haberi yok. Görebildiğim kadarıyla çok da umurlarında değil bu durum ama nedense, nedense içimde düzeltilebilir taraflar olduğu düşüncesini taşıyorum. Niye mi? Kardeşim var sadece onun sayesinde...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız