Tarih: Sal May 27, 2008 5:44 pm Mesaj konusu: Konformizm
Belediye otobüsünün kirli camından dışarıya bakarken gördüm o levhayı; büyüktü ve betimlediği evler de büyük ve rengarenkti, o kocaman yazıları gibi: "hayat boyu konfor" diyordu; akılda kalıcı bir slogan daha. Yazı, gök kuşağı gibi yarım daire çiziyordu ve dedimya, rengarenkti.
Ancak şöyle bir sorun çıktı kısa zamanda; ben bu sloganı tersten okumuş yada anlamıştım; şöyle tekrarlıyordum içimden: "Konfor boyu hayat." Karşılaştığım her nanede bir anlam kovalayan zihnim, bana bir tuzak mı kuruyordu; saçmalığa mı çıkıyordu yoksa? "hayat boyu konfor" cümlesinin/isteminin gösterdiği anlam ile "konfor boyu hayat" cümlesinin ne gibi bir karşıtlığı ya da benzerliği vardı?
İlkinin ne anlattığı açık; bana sesleniyor; "Hayat boyu konfor istiyorsun elbet; işte burada, şu simetrik evler ve düzenlenmiş alanlarda. Aradığın bu değil mi? Al işte! Hayatın boyunca konfor içinde yaşamalısın; çünkü bu senin en doğal isteğin. Değil mi?"
"Konfor boyu hayat" diyen zihnim ise, alttan alta şunu mu diyor: "Evet, konfor içinde geçen bir hayatın olabilir, ancak sadece o kadar. Yani konfor için varolmuşsundur artık, veya konforlu küçük dünyanda rahatsındır, ancak bu gerçekten yaşamak mıdır? Konfor dileyen ve bu dileğini gerçekleştirmekten başka bir hayat hamlesi olmayan sen, gerçekte ne kadar varsındır? Koltuğa gömülmüş, mayışıkça yatan evin köpeği ile, yandaki koltuğa kaykılmış televizyon izleyen sen arasında ne gibi bir fark var o halde?"
Demek ki bu bir anlam oyunu değil, veya zihnin bazen saçmalamalara kaçan çalışması gibi değil. "hayat boyu konfor" önermesi ile, "konfor boyu(tu kadar) hayat" arasında aslında sıkı bir bağıntı var. Gerçi konforu öznel bir şekilde benim gibi yargılamak, normatif bir davranıştır, konformist birisi bu değerlendirmeme karşı çıkabilir. Bu bakımdan zihnime yerleşen olumsuz konfor - hayat çıkarsamasına tamamen ters bakar ve bu ikincisini kaale bile almaz. Esasen hiçbir düşünceli adam konfor konusunda, en azından değer taşıyıcı bir varlık olarak, iyi gözle bakamaz, onun içinde olsa bile. Ancak bu iki cümlede görüldüğü üzere, bazen tamlamaların yer değiştirmesi bize, o tamlamanın gerçeği hakkında bize ipuçları bırakabiliyor.
hiç tanımadığın bir insan için yazdıkları ve güncel olaylara ,yaşadığı çağa dair söyledikleri en azından bir - yargılı- fikir edinmene destek olur belki değil mi? Buna gerek var mıdır? Hayır olmayabilir çoğu zaman. Gereksiz bir gevezelik gibi de görünür belki sabah okuduğumuzda- okuduğumda- şimdi ise asıl olan,
uyuşamayız
yollarımız ayrı
sen ciğercinin kedisi
ben sokak kedisi
senin yiyeceğin kalaylı kapta
benimki aslan ağzında
sen aşk rüyaları görürsün
ben kemik
ama
seninki de kolay değil kardeşim
kolay değil hani
böyle kuyruk sallamak
Tanrının günü
Asıl mesele ise şurda başlıyor: Sokak kedisi de ciğercinin kedisi olmayı dilerse? Ciğercinin kedisi halinden memnunsa?
Ya da daha temelden bir ayrım: Sokak kedisi de, ciğercinin kedisi de ciğer yemek ister. Onları ayrı düşüren, birinin emeline ulaşmış olması, diğerinin ulaşamamasıdır. Ancak neticede, aralarındaki fark ne olursa olsun, ikisi de ciğere her zaman açtır ve bunun için herşeyi yapabilir. Bize düşen ise, tüm bu görünüşteki ayrılığa kanmayıp, üçüncü bir kedi türü olmaya çalışmaktır; belki de bir Vaşak. Doğanın sinesinde, yalnız kendisi için.
Sokak kedisi ile ciğercinin kedisi, görünüşte ayrıdır; eğer birincisi ikincisi olmaya çalışıyorsa ve ikincisi de durumdan memnunsa. Yani kısacası, ikisi de ciğere sulanıp duruyorsa ve ciğerle hayatı özdeşleştirmişse. İkisi de özgür değildir bundan dolayı. Oysa Vaşak yabanıldır, aç gezse de özgürdür. Sokak kedisi de aç gezer, ancak ciğercinin kedisi olmaya özenmekten dolayı özgür değildir. Onun ciğercinin kedisine karşı öfkesi ve küfrü, yoksunluktan kaynaklanmaktadır. Ciğerle beraber değişecek ve ciğercinin kedisi olmaya doğru evrilecektir kısa zamanda.
Vaşak, şehrin uzağındadır, ormanından küçümseyerek bakar onların bu birbirlerine karşı hasmane tutumlarına. Vaşağın gözünde ikisi de birdir. Vaşak, tuttuğuyla idare eder ve başkasının elindekiyle ilgilenmez.
Mesele ciğere ulaşma ve hayatta kalma yoludur.
Klasik, dayatılan, kolaycılağa kaçan, popüler yaşantının rahatlığına alışmış bir yaşam, balık tutmayı öğrenemeyen bir canlı ayakta sağlam duramaz.
Bizim ganyanın erkek kedisi ikinci kattan firar edince 10 gündür kendisinden haber alınamadı. Ya kötü yola düştü ya da 9 canını cömerce harcadı bir hamlede...Aynı durumda sokak kedisini eve sokarsanız ilk başta konforu ve kısıtlanmayı red edecek ama sonra ASİ RUHUNDAN vazgeçmeden konformist bir yaşam sağlayacak...
Şairin ''makaraya'' aldığı gibi; kuyruk sallamak zor iştir...
***
Sözlükler, “konformist”in karşılığı olarak şöyle yazıyor: “Mevcut düzenle herhangi bir çatışması olmayan, hatta ona bağlı ve onunla uyuşma içinde olan.” Aslında sözcüğün bu anlamı “illî” anlamı; bir de “gâî” anlamı var ki, o da sözcüğün kök kelimesi olan “konfor” da gizli. Yani; hayat mücadelesini konfora indirgediği için, ideallerinden vaz geçen ve bu yüzden de olanla olması gereken arasındaki farkı önemsemeyen.
Ne de olsa adam olmaktan, dava ve iddia sahibi olmaktan daha kolay konformist olmak. Formülü belli: Mücadelenize bir nokta koyacaksınız. Kendinizi akıntıya bırakacaksınız. Tüm ideallerinizi bir torbaya koyup Karacaahmet’e gömeceksiniz ve üzerine de üç İhlas bir Fatiha okuyacaksınız...Mustafa İslamoğlu
Milletin önemli bir kısmı akşama kadar ölürcesine çalışıp yorgun argın evinde televizyonunu izlerken uyuya kalması konfor oluyorsa, konfor buna derim işte.
İnsanoğlu her an'ına bir kanıt ve tanık bulur.
Dün şuydu da ondan böyleydi, bugün bu oldu bundan şöyle, hak diye de talep etmiyorum üstelik, kısaca sanane kardeşim.
Hadi sokak kedisi topladı samanı-çöpü sağdan soldan yaptı kendine küçük bir döşek.
Nemist oldu şimdi bu kedi.
Kediyi rahat bırakın yahu.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız