Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 87 Üye Adayı ve 4 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Nihat Behram


Nihat Behram

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri
Yazar Mesaj
tenedian
Yeni Üye


Kayıt: Aug 18, 2007
Mesajlar: 45

MesajTarih: Sal May 20, 2008 10:58 am    Mesaj konusu: Nihat Behram Alıntıyla Cevap Ver

Bahardı

oyarken yuvasını yarlara kartal

çelik tırnaklarıyla kopardığı kayalar

ışık, kanat ve hırslanışı

toplayıp kıvılcımlarına

nasıl çağıltıyla inerse dipsiz uçurumlara

sular arasına gizlediği rüzgarı balabanlar

kalkarken nasıl bırakırsa sazlara

yüzün öyleydi baharda

...

halkların

dünyayı kaplayan yakarışları

ve mahpuslar

ve ölümlerini bekleyen arkadaşlar

çınlayıp duruyordu kulaklarında

...

...bahardı

yana yakıla duyulan

ilk ötüşleriydi kuşların...

avaz avaz bağırılan sözler gibi

kınsız adımlarınla

yürüyorken sen

(asfaltı zorlayıp duruyorken mayıs toprağı)

vurdumduymaz, ölgün, aldatılmış

kahrolmuş insanların

doldurduğu caddelerden

yükselen uğultular

avuçta eritilen bir parça buzun

nasılsa içe saldığı sızı

adımların altına öylece serpiliyordu

...

...bahardı

kıpırdayıp duruyordu şakağında

incecik dumanlar altında hava...

...

kalbini esintiler arasından vurarak yeryüzüne

yürüyordun seslene seslene azaltarak yükünü

...

...bahardı

yakıyor, yarıyordu horozun gırtlağını

sabahın sisi...

...

yürüyordun... ki bir anda

dirseklerin, dizkapakların

ayak bileğinden mavimsi bir damar

ve ürperiş, çırpınış, yaş...

saçıldı şehre boydan boya

...

...bahardı...

sisle birlikte kalkıyordu havaya

topraktan bir ten sıcaklığı
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4182

MesajTarih: Prş May 22, 2008 9:33 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu başlığı açmakla ne iyi etmişsiniz...

Nihat Behram; bence Atatol Behramoğlu'ndan daha iyi "şiir" yazıyor...

Ataol Behramoğlu / "şiiri konuşma diliyle denemelerinde" daha az güzellik yakaladı gibi gelir bana...

Şiir "konuşmaya indirgenmeyecek olan"... başka bir şey... söz / imge ustalığı gibi...

Gene de A. Behramoğlu'nun hakkını yememek gerek... Bir zamanlar imzam olan;


kalbim!
sen yoksun.
sen tökezleyen bir şarkısın
köpüre köpüre akan
acıyla ve hüzünle beslenen
bir ırmaksın



dizeleri... // ....ve başkaları.... unutulmaz...
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4182

MesajTarih: Prş May 22, 2008 9:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

YAŞAMAK DEDİĞİMİZ FERYAT


Kalbini taşırken harcadığın kuvvet
ufacık elleri olan bir devin çırpınışlarıymış.
o dev ki: mızraktan yağmurlar altında dolaşarak
bileklerini incecik yasemin saplarına alıştırmış

Demek ki, seninle tanıştırdığım sihir
Arpaların, kozaların, peteklerin,
aslına astarına aşk denilen,
burçlarında atmacalar, şahinler barındıran,
bağrın bağra çarpışından
başlayan sevdalı buluşmaların
ürünü bir sihirmiş.
o sihir ki: kanında öpüşlerin olduğu kadar
şerefli ayrılıkların kıpırtılarını da biriktirmiş

Şimdi beton üstüne serilmiş bir döşeğin kıyısında
bunları yazarken
şaşkınlıklar ve özlemlerle zenginleşen sözlerin
senden çaldığı sıcaklığıyla vedalaşmadayım,
ve -sevgilim- bıraktığım notu okuduğun sıralar
koyu bir gecenin çıngıraklarından
çok uzakta olacağım,
üstelik dağlarda, bayırlarda bile
zaptedemediğim o feryadı
çaresiz, oradan
parmaklıklar ardından taşıracağım

Şurada, kaçaklık aylarımın son günüyle
geçip gidiyor hayatımın bir dönemi...
işte köşesinden köşesine dolaştığım şehir;
işte içime dolan hava;
böğürlerimdeki çılgın girdabı aldığım her nefesin ...
gelişime kapı örtenler de oldu bu şehirde
yatak serenler de gecelerime

Sen gözlerinin maviliği gözyaşlarına bulaşan titreyiş,
yosunları dalgalarla kıyılara vuran kuvvet,
sen akıl almaz sarplıklardan fışkıran çiçeklerdeki fiyaka,
doğuruşların görkemini taşıyan şefkat,
cançekişler, gerinişler, intikam duyguları,
yetkinlikler, eriklerin ham lezzeti, körpelikler,
midyelerde incileşen kum tanesi: aynı hazla
yolumu gözle -geleceğim-
unutma ki
bu gidişler zaferi getirecek ...


Mayıs 72


“Fırtınayla Borayla Denenmiş Arkadaşlıklar” dan
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4182

MesajTarih: Prş May 22, 2008 9:45 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

SUDA YİTEN AYIŞIĞI


Kırk sevginin baygınıyım - belki de yüzkırk -
yine de yalnızlık yalazlanır kırık kalbimde

Otların tutuklusu
haylazı ağzım
şimdi tutlusu kara suların.

Her şeye yeniden başlayabilseydim eğer
aşkımı acıyla anmazdım artık.

Ben ki delisiyim suların, oysa bu sular
çöl rüzgarı kadar bulanık.

Akar gibi geçiyorum dünyadan, ısınıp bakınmadan,
sarhoş
sıkılgan
sırılsıklam...

Kırk diyarda kırkbin öpüşün bitkiniyim
dudağında kırkbin kekik tadı kamaşır
yine de kalbim ısırgan mı ısırgan.

Eşini çağlayana kaptırmış balığıyım bu nehrin;
aydır, geceden beri dişlenmiş kelebeğin
her sabah ağzımda ölümüyle buluşan.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4182

MesajTarih: Prş May 22, 2008 9:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

YİNE DE GÜLÜMSEYEREK


Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız yıldırımlarla ağmış,
ne rüzgârlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış kaburgamız,
dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifir uçurumlar,
yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin yaşından
incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği;
şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş,
sesimizde sendeleyen bir keder,
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin.

Ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz bir demet çiçek için,
neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için,
yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün bir hırçın yürek için;
şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik,
yabanıyız gittiğimiz her şehrin, çiğdemsiz, kükremesiz,
kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin zehrini;
ziyanı yok, nasıl olsa nabzımızda durulanır yaşamanın iksiri.

Ne güzel sevmişiz, ağzımızda mavi bir tat kekremiş,
ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp,
şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp ne mintanlar yırtmışız,
şimdi usulcacık ürpersek kara gece uykumuz kaçacak kadar delik
üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz, örtüsüz, serin;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten, bakışımız lekesiz.

Ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş, kakmaları sedeften,
ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz, huyumuz değişmemiş,
hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür;
şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız,
ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış,
kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar inildesek açlıktan;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından.

Ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz.
ne kudurgan günlerde elimizi dost eline titremeden vermişiz,
bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden;
şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk,
nicesi elsıkışların sahtekar çıkmış.

- Bizi eşkiyalar soymamış abi
muhabbet yıkmış!
Başa dön
tenedian
Yeni Üye


Kayıt: Aug 18, 2007
Mesajlar: 45

MesajTarih: Prş May 22, 2008 3:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yine de Gülümseyerek çok sevdiğim bir şiirdir, siz benden daha çabuk tutmuşsunuz elinizi... Hayatını avuçlayan ve her zerresini tanıyan şairlerden Nihat Behram. Duru bir lezzet bırakıyor, su gibi...


HESAPSIZ DUYGULAR

Bil ki
üzgün bırakıp ayrılırken
caddeler
kaldırım taşlarıyla örtülmüş uçurumlardır.

Bilinçsizce mırıldanışta ansızın hatırlanan
bir şarkı gibidir dönüşündeki haz

Uzun uzun ağlamak için güdülen hasret
bazen nelere değmez
subaşından ürkütülmüş ceylanın
sekerek kaçarken ırmağa saldığı kader
sanki süzülüp kalbine gelir

Yanıp sönen solgun
ve kararsız ışıkları sehrin
topraklarda ışıldasa da yıldızlar kadar
gözlerimde yoğunlaşan anlamsız bakış
takılıp gölgesine derinliklerin
uzaklaşır.

Oysa tayların körpecik kuyruğuna
parlak yelesine bağlanan kurdela
huylarını gizlice dizginlemek içindir

Ve bilmediğim acılar
yemişine kuşların konmadığı ağaçlar
sarmaşıklar altında

Seni birazdan ay batarken anacağım
fakat unutma ki yaşamak
sonsuz bir tadla onarıyor
hırçın bir çocuğun ısırdığı elmayı
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4182

MesajTarih: Pzr Hzr 01, 2008 9:02 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İNTİKAM ALIR GİBİ


Candaki tılsımından, kana hız veren nabzın
rüzgârla sağnağın şafaktaki dansından
sudaki pırıltısından alkım sırlı sedefin
kozadaki ipeğin mahzun ışıltısından
damıttığım hıncımla
intikam alır gibi sıyırdım seni
külden, kirden, irinden
insanı soluksuz bırakan karanlığından umutsuzluğun
ihanetin süslenip tutkunun yolunduğu
yozluğun şan diye sunulduğu o caddelerden;
sindikçe sinsi
tozdukça moloz
ininden o kuduz şatafatın
intikam alır gibi sıyırıp seni, kendimin kıldım;
bir de samanyolu, bir de ay
bir de ateşböcekleri vardı benimle
zümrüt
yakut
yakamoz...

Sevincin peteğinde güvelenmiş acının
kinin, küfün, soluşun
uluyan gözdağına boyun büken duruşun
pasın, sisin, sönüşün
coşkuyu sığlaştırıp soysuzlaşan dövüşün
ağından, kovuğundan
intikam alır gibi sıyırıp, saldım seni ufkuma
yudum yudum arıttım;
dalların ilk filizlerini okşayan körpe bahar güneşi
ışıktan tülüyle gizli gizli koruyordu kalbimi
toprağın ilk ılıman buğusunda çiçeklenen fulyalar
ikiziydi ağzımda yanan ıslaklığın;
bir de uğurböcekleri, bir de kumrular
bir de meltem vardı benimle
ıtır
reyhan
nektar...

Üzüm taneleri bırakıp dudaklarına
intikam alır gibi bağrımdaki yaradan
ısırıp ısırıp, tadıyla oyalandım kıvranışının;
ne sevinç evcildi o an
ne tenimiz mahrem, bölüşmesiz;
bir de turna sürüleri, bir de sülünler
bir de yıldız kaymaları vardı benimle
yanardağlar
çıralar
çakmaktaşları...

intikam alır gibi kaderimden
böyle dövmeseydi eğer
öfkemi nabzım
ne hayat canımda özünce balkır
ne aşk huyunca çınlatırdı benzimi;
dağ deli
dal divane
özlemim zehrim olur
ufalanıp, sulara dağılmış mercan gibi
süzülür, dökerdi inceliğini içimdeki gelincik...

Sessiz, sevimsiz, teslim olmuş ne varsa
intikam alır gibi tek tek her birinden
döv nabzım, haz ile avaz ile, döv ki bağrımı böyle
olur da pusuya düşersem bir gün,
kuşlanıp, düşlenip yol bulur kalbim.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4182

MesajTarih: Pzr Hzr 01, 2008 9:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

SIĞINAK


Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Korusun diye beni,
Sarsın
Solusun diye...

Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Dileğimce değiştirebildiğim
Değiştikçe beni de değiştiren
Yüreğimle sindiğim,
Kimsenin bilmediği,
Acısına başka acı
Sevincine başka sevinç değmemiş,
Canım gibi
Yok etmek hakkını kendimde gizlediğim
Ömrümce çılgın, gönlümce engin,
Yeni doğmuş bebeklerin sesiyle
Yankısı ufkuma dokunurcasına yakın
Soluğumda kıvılcım, dudağında gül
Yaşamaya düğümlü,
Goncalar kadar körpe
Dalgalar kadar hırçın
Kavuşmamız olanaksız birine sakladığım,
Mahrem, bağışıksız,
Mazlûm bir şiir

Yedeğimde hep bir şiir olmalı;
Çırpındığım geceler
Yetişip yatıştıran
Esinlenip dindiğim,
Duygusu sağılmamış,
Üşüse soluverecek,
Pürüzsüz, bir başına incecik,
Gülüşü gülüşüme denk, andıkça parıldayan
Andıkça parıldadığım,
Kanmayan, kandırmayan;
Öfkesi kirlenmemiş,
Zehri gibi kendi hayatimin
Ayrılık yaralarını sarılır sanmış,
Sürgün, ürkütülmüş,
Üzgün bir şiir.

Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Yuvasında ilk kez uçan serçe gibi telâşlı,
Şafakta kuzulamış karaca gibi baygın,
Ulaşınca çılgınlığa kırılan dallarda ömrün
Yanarak uğuldayan
Yanarak uğuldadığım...

Yine daldım da kendi düşüme
Hasretin kanayışı bitermiş sandım...
Beni şiirler bağışlasın!
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4182

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 8:25 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ACEMİCE BİR ÖMÜR



İncecik bir ırmağın kıyısında duruyor
“neden çocuğum” diyorum
“her şeyin acemisi sen oldun? “
Su ışıldıyor birden:
“Hey çocuk! Ben ki boylu boyunca
şu dağın acemisiyim
yağmurun ve
rüzgârın...”

Derken
bir erik çiçeği düşüyor suya
yanılıp dalındaki kokuya
ve akıp gidiyor boşluğunda ırmağın
(Ah, gelin olsa şu ırmak suyüzünde ağlarım...)


İncecik bir ırmağın kıyısında duruyor
sakayı dinliyorum
usulca didikliyor içimi:
“Hey çocuk! Sudaki çiçek
aynası ömrümüzün
bırak senin de gecelerin
gönlünün ırmağında süzülsün...”
Ve uzun saçlarını örtünüp
uyuyor yosun
dinleyip suyun uğultusunu
(Ah, güvey olsam ırmağa doya doya ağlarım...)
İncecik bir ırmağın kıyısında duruyor
yüzümü arıyorum
akşam oluyor
Başa dön
tenedian
Yeni Üye


Kayıt: Aug 18, 2007
Mesajlar: 45

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 9:03 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Su ışıldıyor birden:
“Hey çocuk! Ben ki boylu boyunca
şu dağın acemisiyim
yağmurun ve
rüzgârın...”

Ne muhteşem bir şiirdir bu ve ne müthiş bir ifade... Paylaştığınız için teşekkürler...
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4182

MesajTarih: Prş Hzr 12, 2008 11:41 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ONA DOĞRU KOŞMAK İÇİN


Sana ufku anlatmak istiyorum

Yüreğini
Avuçlarında bir güvercinin
Yüreğiyle yatıştıran çocuğun
Bileklerinde çözüp
Doldurduğu şeyi
Sana anlatmalıyım...

Binlerce insan dökülmüş duraklara
Asfalttan, yapılardan, seslerden;
Binlerce saattir oradalar
Ve kudurgan bir beyin
Ve kıpırtısız bir yürekle
Düşmanca bir şeyler biriktiriyorlar karşılıklı
Ve herkes birbirine benziyor
Ve herkes yabancı birbirine üstelik.

Sana ufku anlatmak istiyorum...
Yalnayak
Ve aşağılara koşarken çaylarda
Çakıl taşları, çağlayanlar
Ve kayaların oyuklarında köpüren suyun
Düşündürdüğü şeyi
Sana anlatmalıyım...
...
Sana ufku anlatmak istiyorum...
Bir ağacın kökleri ve dallarıyla
Uzanıp uzanıp vardığı şeyi
Sana anlatmalıyım...
İçinde duvarlar uğulduyor ilişkilerin
İlânlar, rutubet, çıkar...
Ve söz namusun simgesi değil,
Duygular öyle lekelenmiş
İçtenlik öyle hesap işi ki...
Kimin öpüşleri bir papatya kadar temiz
Kim kime kıstırıldığı anda omuz verebilir?
Ya aşk: çarparak başlatan yeni şeyleri
O sevinç
Nerede şimdi?

Yine de güzel bazı duygular
Aşkla kendini onarıyor
Fakat rüzgârlı, yağmurlu ve sabahları
Bir sinir birikintisi olarak karşılamaktan
Bakışları gizlice köreliyor onun da
Ve hatta sağanağı bir nehir gibi
Yabanî bir hayvanmış gibi düşünüp
Ürküyor
Ve giderek aciz,
Sinirli, habis insanlar dolduruyor caddeleri;
Oysa şehirden
Yabanî bir hayvan kadar uzakta nehir
Öpüşüyor uçsuz bucaksız bir çalkantıyla
Ve yüzlerce çocuk tanıyorum
Kaçak bir duygu taşıyan sinemalarda
Ona doğru koşmak için...

Sana ufku anlatmak istiyorum..

...

Son mavisi gözlerinde kaldı gökyüzünün
Bu şehirde
Anlatmak istediğim



(1975)
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Şairler ve Şiirleri Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Kendini provoke eden adam: Nihat Genç! sabandal Nihat Genç 9 Cum Ekm 19, 2007 6:24 pm
Yeni mesaj yok Nihat Genç ile Ne var Ne yok - Skytür... Onur_Bekirhan Nihat Genç 9 Cum Şub 09, 2007 6:08 pm
Yeni mesaj yok Nihat Genç nerde ustaoglu Nihat Genç 10 Sal Oca 30, 2007 5:06 pm
Yeni mesaj yok NİHAT GENÇ'E AÇIK DAVET ibrahimzencirci Okur Adayları İçin 0 Prş Ksm 09, 2006 11:04 am
Yeni mesaj yok nihat genç'i neden izleyemiyoruz??? karaguven Okur Adayları İçin 3 Pts Eyl 25, 2006 7:59 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke