Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 174 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 UZAK ÜLKENİN KRALİÇESİNE
 Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali
 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: gurba
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 20780

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 174
Üyemiz: 12
Toplam: 186

Şu An Bağlı:
01 : EksikBesli
02 : mesa
03 : Kedikara
04 : amentu
05 : tedirginruh
06 : kukulkan
07 : antonnerde
08 : EMELPINAR
09 : madum
10: econom25
11: estonhxt
12: aysenaz

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

MELİS


MELİS

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
cazmanya_yeniden
Okur


Kayıt: Dec 11, 2007
Mesajlar: 26
Nereden: Niksar'daki Evimizden!!!

MesajTarih: Çrş Nis 16, 2008 1:51 am    Mesaj konusu: MELİS Alıntıyla Cevap Ver

Oldum olası nefret etmişimdir şehirlerarası otobüs yolculuklarından.Yazın ortasında kışı,kışın ortasında yazı yaşatan,”klima” denen o soğuk aletle iklimleri ters-düz eden otobüs kaptanları yüzlerce kez ahımı almıştır bugüne kadar.

Bu sefer de en az diğerleri kadar soğuk.İklim Akdeniz ve buz gibi bir Ağustos gecesi.Az kaldı,Antalya molasında dışarı çıkıp ısınacağım çok şükür.


Antalya otogarını görenler bilirler,otogardan çok hava alanını andırır.Benzerlerinin kasvetli havasına inat ışıl ışıl parlar geceleri ve bir hayli de pahalı bir yerdir.Metabolizmama güvensem wc ye bile gitmezdim orada,çünkü kurtulmak istediğiniz ağırlıklar midenize inerken daha ucuzdur.Bundan emin olabilirsiniz…

“Sayın yolşularımıss otsss Dakka ihtiyaşş ve dinlenme molası.Kalkışhh ssatimiss …”Anonsta bildirilen perona ulaştığımda iliklerime kadar ısınmıştım… Keyifle bir sigara yaktım ve sonra bütün kalabalık mekanlarda yaptığım gibi insanların yüzlerinden düşüncelerini okumaya çalıştım.Oldukça keyifli bir uğraştır bu,zaman akıp gider tahminlerle…

Otogarlarda,tren istasyonlarında ya da hava alanlarında yüzler kaygılıdır.Bazıları uğurlar bazıları karşılar,.”Sağ salim gelse bir”, ”kazasız belasız varsa!”, şansız olanlarıysa yola çıkar”Ulen biter mi onca yol be!”.

Yol yorgunluğunun molalarda yüzlerine vurduğu insanlar ya da yolculuk yapmanın stresine kapılmış veyahut da birazdan ayrılık acısı çekecek olanların bunalım hallerinin arasında,bir aile sanki bayram havasına bürümüş gibi gülüşüp eğleniyordu.

Melis,Melis'in biri 2-3,diğeri 5-6 yaşlarındaki iki erkek kardeşi,Melis'in 40 yaşlarındaki çelimsiz,bıyıklı babası,yine Melis'in dal gibi,tahta göğüslü annesi ve en nihayetinde Melis'in büyükannesi olan Ucube'den oluşmaktaydı bu aile.Bir sütunun önüne valizlerini yığmışlar ve üzerlerine oturmuşlar,bu halde otobüslerinin gelmesini bekliyorlardı.

Evet,hepsi neşeliydi ancak Ucube;simsiyah saçı-teni,kasıklarına kadar sarkmış,ancak göbeğinin çıkıntısıyla frenlenebilmiş koca koca memeleri ve sırtından yaklaşık 35-40 cm dışarıda devasa kalçaları,o iğrenç gülüşüyle birleştikçe adeta canavarlaşıyordu.Acaba Eflatun’un dışladığı,”işe yaramaz” dediği ve o meşhur devletinde barındırmak istemediği şişko bu muydu…?Sadece kirden ve yağdan taranması imkansızlaşan kuş yuvası saçları bile toplum içine çıkmasını tasvip etmememe yeterlidir.Melis’in düşmanı,pis Ucube….!!!

8-9 yaşlarında,kara kaşlı kara gözlü,32 dişinin gelişimini yer yer tamamlayabilmiş bir melek Melis.Üzerinde rengi solmuş kırmızı bir tişört,altında ise gözleri kamaştıracak kadar canlı fosforlu yeşiliyle bir şort…Olukça neşeli,en azından kendi kendine eğlenmeyi başarabiliyor,tabii buna izin verilirse…

Otobüsün yanıp sönen park lambasına kocaman açtığı ağzını dayarken,henüz leke düşmemiş yüzünü şeffaflaştıran ışık ruhumu aydınlatıyordu.Sinyal lambalarının periyodik yanıp sönmelerinin tersi anlarda O da gözlerini açıp kapatıyordu.Lambalar yanıyor Melis gözlerini kapatıyor,sönüyor gözlerini açıyor…Sanki ışığı hiç görmüyordu.O kadar geçmişti kendinden,o kadar eğleniyordu ki yüzünde patlayan o gereksiz tokadı algılaması bile neredeyse 2 saniye sürmüştü…Şaşırdı önce,sinirleri beynine acı hissini ilettiğinde,yüzünün tokadı yiyen tarafı kırıştı ve hemen sonra ağlamaya başladı…

Gözlem yetenekleri kuvvetli olanlar bilirler,çocuklar kendilerine acı veren bir olaydan hemen sonra ağlamazlar.Önce kendilerine ne olduğunu anlamaya çalışır,sonra kısa bir hasar tespit raporu tuttuktan sonra ağlamaya başlarlar.Örneğin koşarken düşen bir çocuk,önce boş boş bakar,sonra hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkar,üstünü başını silkeler,daha sonra vücudunda oluşan yaralanmaları tespit eder ve en sonunda ağlamaya başlar.Acı çekmektedir,sebebi vücudundaki yaralardır ve tüm bunlar düşmüş olmasından ileri gelmektedir..Parçalar birleştirilmiş ve sebebi anlaşılmıştır.Ama Melis hiç vakit kaybetmedi ağlamak için.Kendisine neden vurulduğunu anlamaya gayret etmedi bile.Herhangi bir psikolog,hangi bilimsel terimlerle açıklardı bu olayı bilmiyorum ama görenlerin gözüne ilk bakışta çarpan bir gerçek vardı ortada;O,yediği hiçbir tokadı sorgulamıyordu artık.İlk tokatta anlamıştım,Melis sürekli dayak yiyordu ve hepsinin sebebi aynıydı,Ucube’nin kokuşmuş vicdanın eseriydi bunlar…

Sustu Melis…Dayağı yemesi gibi ağlayıp susması da bir anlık olmuştu…Biliyordu;gerektiğinden fazla ağlamak vakit kaybıydı.Ortalığı şöyle bir kolaçan ettikten sonra tekrar başladı oynamaya.Otogarın ışıl ışıl parlayan kaygan zemininde önce koşarak hızlanıyor sonra sürtünme kuvvetine inat,patenciler gibi kaymaya başlıyordu.Bir oraya,bir buraya…Çocukluğum geldi aklıma.O yaşlarda okul koridorlarında Melis gibi kayıyordum ben de.Ama O’nun okula gittiğini bile sanmıyorum!

Tabakasından bir Maltepe sigarası çıkarıp yaktı Ucube.Henüz ilk nefesini çekişinde Melis’in tekrar oynamaya başladığını gördü.3-4 nefes daha çekecek kadar izledi O’nu.Sonra Melis’in erkek kardeşlerinden büyüğünü çağırdı yanına;”Tunç gel len buraya eşşoğlueşşek!”Çocuk büyükannesinin kendisini ne için çağırdığını anlamış olacak,büyük bir keyifle yanına koştu.Ucube Tunç’un kulağına eğildi ve Melis’i işaret ederek bir şeyler söyledi.Çocuk kendisine verilen talimatı heyecanlı bir kafa sallayışla onayladı ve beklemeye koyuldu.

Geliyordu Melis,Tunç’a doğru süratle kayarak geliyordu.Tam yanından geçerken öyle bir yumruk yedi ki burnuna,olduğu yere yığılıverdi.Ciğerleri katranla dolmuş Ucube’nin hırıltıları kahkahalarıyla,bir anda inlemeye başladı peronlar.Abisinin ilgi gören şiddetine özenen küçük erkek kardeşi de,yerde yatan gözü yaşlı ablasının saçlarından çekmeye,yüzüne vurmaya başladı.Melis ikinci bir çığlıkla deldi kalbimi.Birden fırladı ayağa ve koşarak Ucube’nin kollarına sığınmak istedi.Ama gitmesi gereken en son yerin o aptal kadının kolları olduğunu,Ucube kukusunu çimdiklediğinde anladı!!!Öyle bir çığlık attı ki,bu sefer annesi bile kayıtsız kalamadı yavrusunun feryadına.Melis bacaklarını ayırmış,seri darbelerle yerleri dövüyordu.Elleriyle bacak arasına bastırarak,acıyla,çığlıklarla tepiniyordu…

Bu sefer kolay susmadı Melis,dakikalarca ağladı…Annesi,Ucube’ye çekingen bir gülümsemeyle bakarak,Melis’i kanatlarının arasına aldı ama nafile.Küçük kızın çığlıkları otogarın kalın sütunlarında yankılanmaya devam ediyordu…Tam o sırada,az önce yazıhanelere giden babası geldi ve etraftaki onca insana aldırmadan,kükreyerek sordu karısına;“N’oluyor len kitabını s…lerim?!” Kadın korkudan bayılacaktı neredeyse.Tahta göğüslerinden soldaki bile,kalp atışının şiddetinden belirginleşmişti neredeyse…”Tunç yumruk attı” diyebildi ürkek sesiyle…

Gözü dönmüştü adamın.Kim bilir neye sinirliydi de çatacak yer arıyordu.Tunç’u çağırdı yanına;“Buraya gel len pezevenk!”Korkudan bayılmak üzere olan çocuk tıpış tıpış geldi ve dikildi babasının önüne.Ağzı,korkuyla soluyan bir tavuk gibi açılmış,soluk alış verişi hızlanmıştı.Çenesi,boğazı tir tir titriyordu.Elleriyle yüzünü korumaya çalıştı ama babası, bir “Reich kumandanı” edasıyla hazır ol a geçmesini emretti ve sağ el işaret parmağını kanca biçimine sokarak,birkaç kez çocuğun burnuna vurmaya çalıştı.İki başarısız hamleden sonra üçüncüsü Tunç’un da yere yıkılmasına sebep oldu.Ucube bunu hazmedememişti…

Melis nihayet kendisini koruyan birinin olduğunu görmüştü.Annesinin koynundan çıkıp usulca yöneldi kurtarıcısına .Teşekkür edercesine sarıldı babasının bacaklarına ama en şiddetli tokadı da ondan yedi;”Geç len şuraya!!!”


Nereye?Nereye geçseydi Melis’im.Her yerden bir tokat iniyordu yüzüne.Sebepsiz,keyfi,ani…Suçu(!) sadece eğlenmek olan bir çocuğun bunca darbeyi kaldırabilir miydi küçücük bedeni.Belki…

Peki ya ruhu…?Allah’ın her günü onlarca acıyı bedeninden savuşturarak kalbinde biriktirmeyi hangi yetişkin başarabilmiş ki bacak kadar çocuk başarsın.Geceleri uymadan, sabah olmasın diye yalvaran birisi yarınlara nasıl umutla bakabilir ki?


“Aşağıda İzmir yolcusu kalmasın!”Alıp seni de götürsem…Bunu yapacak gücü bulabilsem kendimde!Gitmem gerekiyor ama son kez bile bakacak yüzüm yok sana.Onca kalabalığın ortasında bir ben fark ettim seni bir de yolculuk boyunca bana işveli işveli bakan o aptal kız.Evet aptal,çünkü en ateşli bakışını Ucube kasıklarının arasını çekiştirdiğinde attı bana…




Ayesha’ya…

3 Mevsim önce,barlar sokağında herhangi bir barın taburesinde,Melis’i düşünerek sarhoş olmuş,boş bir kafanın verdiği gecikmeli bir söz...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke