Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 227 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Ekmek...


Ekmek...
Sayfa 1, 2  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Güncel Olaylar-insanlar
Yazar Mesaj
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Çrş Nis 09, 2008 12:54 pm    Mesaj konusu: Ekmek... Alıntıyla Cevap Ver

Yoğun gündem içerisinde araya kaynamasın istedim, Kapitalizm ekmeğe el attı...


Haydutlar!
Önümüzdeki günlerde, haydi bilemediniz birkaç hafta sonra marketinizin veya bakkalınızın pirinç rafında etiketlerin zam yarışına girdiğini görürseniz, sakın şaşırmayın.
Çünkü buğday, mısır, soya, kolza ve etten sonra sıra pirince geldi. Bir yandan arztalep açığı, bir yandan stokların 1976'dan bu yana en düşük düzeye inmesi ve nihayet bir yandan da Sermaye Piyasası Kurulu'nun nazik tanımıyla "Yüksek riskli yatırım fonları" denilen "Hedge Fonlar"ın "Mortgage" kayıplarını telafi için aklınıza gelecek her türlü ürünü kumar aracına dönüştürmeleri sonucu, 6.5 milyar insanın en az yarısının temel ihtiyaç maddesi olan pirinç de küresel spekülasyonun oyuncuları arasına katıldı.
Kendine özgü gündeminin tutsağı olan Türkiye pek farkında değil ama geçen hafta Bangkok Borsası'nda bir gün içinde, hatta sadece bir seansta pirincin fiyatı yüzde 31 artışla tonu 580 dolardan 760 dolara çıkıverdi. Bangkok Borsası, dünyada pirinç fiyatlarının belirlendiği, en azından temel gösterge işlevini gördüğü yer. Çünkü Tayland yeryüzünün bir numaralı pirinç ihracatçısı.
Peki bu olağanüstü artışa ne yol açtı? Anlatalım.
Mısır'da bir süredir "Halk isyanı" rüzgarları esiyor. Nedeni: Buğday fiyatlarındaki müthiş tırmanış nedeniyle, hükümetin sübvansiyonlu, yani maliyetinin altında un satışlarına ve bizdeki "Yeşil kart" benzeri "Karne" uygulamasına rağmen ekmeğin halkın alım gücünün üstünde zamlanması.
Bunun üstüne Hüsnü Mübarek yönetimi hiç değilse Mısır mutfağının ikinci temel maddesi olan pirinçte benzer bir krizle karşılaşmamak için, bu ürünün ihracatını durdurdu. Ciddi, çok ciddi bir karar: Mısır dünyanın önemli pirinç ihracatçıları arasında yer alıyor.

"Beslenme hakkı" satılır mı?
Kahire'den gelen bu haber barajların kapaklarının atmasına yetti. Çünkü daha önce dünya pirinç piyasasını besleyen Vietnam, Hindistan, Kamboçya, halklarının karnını doyurabilmek için ihracat ambargosu koymuşlardı. Mısır'ın kararı son direnci de kırdı.
Daha vahimi, bu gelişmeyle piyasalara arz neredeyse durma noktasına gelirken, Filipinler hükümeti ihracatçı ülkelere 1.5 milyon ton pirinç satmaları için yalvarıyordu. (Not: Hiçbirinden olumlu yanıt alamadı. Ve çaresizlik içinde günde 32 bin ton pirinç tüketen halkına tasarruf, yani boğazlarından kısma çağrısı yapmak zorunda kaldı: "Ey Filipinliler; her biriniz her öğünde bir kase pirinç yiyorsunuz. Sizden bunu yarım kaseye indirmenizi rica ediyoruz. Yoksa bir süre sonra kaseleriniz boş kalacak!")
İşte bu panik ortamında, kan kokusu alan akbabalar ya da vampirler gibi "Hedge fonlar" bir anda Bangkok Borsası'na üşüştüler. Neleri var neleri yoksa, vadeli pirinç satışına yatırdılar. Sonuç? Yukarda da belirttiğimiz gibi, pirinç fiyatları biriki saatte yüzde 30'un üstünde artış gösterdi.
Şimdi kıyamet kopuyor. Hükümetler, sivil toplum örgütleri ve vicdan sahibi ekonomistler, yeryüzünde hiçbir kurumun denetleyemediği, Avrupa Merkez Bankası'nın "En ölümcül mikroptan daha tehlikeli" diye tanımladığı "Hedge fonlar"ı insanoğlunun temel besin maddesini "Casino fişleri"ne dönüştürmekle suçluyorlar. En az 2 trilyon dolarlık kaynağa sahip bu fonların yöneticileri ise "Biz genel eğilimi satın alıyoruz. İşimiz bu" yanıtı veriyorlar.
Buğdayı, pirinci ve de diğer besin maddelerini tahvil, hazine bonosu, hisse senedi gibi bir "Finansal araç" haline getirmekten zerrece utanmadan.
Kamerun, Burkina Faso, Senegal gibi en az 28 ülkede onların spekülasyonları nedeniyle yüz milyonlarca kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasından zerrece vicdan azabı duymadan.
Kısacası bir zamanlar "En insancıl ekonomik sistem" diye gösterilen kapitalizmin milyarlarca insanın midesini, hatta kanını kazanç kapısına dönüştürdüğü bir dönem yaşıyoruz. İnsanlığın sonunu yaşıyoruz.
Bakkalınızın veya marketinizin pirinç raflarındaki etiketler elinizi yakarsa şaşmayın. Demokrasi, sivil toplum, özgürlük, insan hakları nutukları atan George Soros'un "Pir"i ya da "Sihirbaz"ı olduğu "Hedge fonlar", ABD'deki gayrimenkul krizinde ütüldüklerini buğday, mısır ve şimdi de pirinçle geri almaya çalışıyorlar.
Size de mantık dışı zamlara razı olarak onlara katkıda, yardımda bulunmak düşüyor. Pirinci -şimdilik-bulduğunuza şükredin!

Erdal Şafak, Sabah, 31/03/2008

http://arsiv.sabah.com.tr/2008/03/31/safak.html



"Pirinçteki 150 milyon $'lık oyuna seyirci kalmayalım"
Reis Gıda'nın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis "Pirinç fiyatları ton başına 1000 dolar artınca halkın cebinden 150 milyon dolar belli kişilere gitti" dedi..

Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, pirinç fiyatlarının Toprak Mahsulleri Ofisi'nin 36 bin ton çeltiği satmasının hemen sonrasında yükselmesinin düşündürücü olduğunu belirterek 150 milyon doların vatandaşın cebinden belli isimler tarafından alındığını söyledi.

REİS: FİYATLARLA OYNUYORLAR
Reis, yaptığı açıklamayla pirincin martta yüzde 100 zamlandığını belirterek "Fiyat artıranlar zam yapmaya doymuyorlar" dedi. İthal ve yerli toptan pirinç ticareti yapanların uluslararası fiyat hareketleri ile yapmış oldukları zamları ilişkilendirdiklerini ifade etmelerinin gerçek dışı olduğunu kaydeden Reis şu uyarıda bulurdu: "Çeltik üreticisinin elinde çeltik kalmadı. Belirli firmaların eline geçti. İthal edilen pirinçler satış fiyatlarının yarısına mal edildi. Pirinç fiyatlarının artışı TMO'da isimleri belli olan firmaların 36 bin ton çeltiği bugün satışı yapılan fiyatın yarı fiyatı ile aldıktan hemen sonra başladı. Bu da düşündürücü." Fiyat artışlarının başladığı anda stokta 150 bin ton pirinç olduğunu kaydeden Reis, bir ay içerisinde ton başına bin dolarlık bir fiyat artışı olduğunu 150 milyon doların vatandaşın cebinden belirli isimler tarafından göz göre göre alındığını söyledi. Önlem alınmaması halinde bu rakamın daha da artacağına işaret eden Reis, yaptığı açıklamayı, "Oyun kurucular ve oyuncular sahanın içerisinde paslaşmaya devam ediyor. Seyirci kalmayalım lütfen duyarlı ve tepkili olalım" sözleriyle tamamladı.

Sabah, 08/04/2008

http://arsiv.sabah.com.tr/2008/04/08/haber,FD5B45E40DD743C2B1C118F7680F969F.html


Mısır'da Ekmek Kavgası

Bazı temel gıda maddeleri devlet tarafından desteklenen Mısır'da son günlerde yaşanan zamlar saatler süren ekmek kuyruklarının oluşmasına sebep oluyor. Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek hem kuyrukları sona erdirmek, hem de patlak verebilecek gösterilerin önüne geçmek için orduya da ekmek dağıtması emrini verdi.

Dünyada da hızla artan gıda maddeleri fiyatından en fazla etkilenen ülkelerin başında Arap dünyasının en kalabalık ülkesi Mısır geliyor. 80 milyonluk Mısır'da ekmek, yağ, tuz, pirinç, şeker, mercimek gibi temel gıda maddelerine her yıl yaklaşık 10 milyar dolar destek veriliyor. Son artan gıda fiyatlarıyla Mısır hükümetinin yükünün 13 milyar doları aştığı tahmin ediliyor.

Polisin verdiği bilgilere göre hem kuyruklarda çıkan çatışmalar ve hem de artan sıcakların altında saatlerce beklemekten dolayı meydana gelen rahatsızlıklardan şu ana kadar en az 7 kişinin hayatını kaybetti.

Özellikle Mısır'ın fakir kesimlerinde küçük kulübelerde ve belli noktalarda satılan ekmekleri almak için saatlerce beklemenin yanı sıra büyük bir itiş-kakış yaşanması dikkat çekiyor. Hatice Abdullah (40) yaklaşık 4 saattir kuyrukta beklediğini, her gün bu çileyi çektiğini ifade ediyor. Aynı kuyrukta bekleyen 20 yaşındaki Ahmet ise 20 ekmeği 1 'cüneyh'e (25 kuruş) almak için erken saatlerde sıraya girdiğini, her gün sıraya giren kadınlarla tartışmak zorunda kaldığını söylüyor. Normal piyasa şartlarında 1 cüneyhe aynı ebatta ancak kepek oranı düşük ekmekten üç tane alınabiliyor.

Devletin desteklediği ucuz ekmekler, kepek oranı çok yüksek olduğundan koyu kahve bir renge sahip ve yaklaşık 50 gr civarında bulunuyor. Hükümetin verdiği karnelerden alan fakirler sübvanse edilen temel gıda maddelerini normal piyasa fiyatlarının yaklaşık üçte birine alıyor.

Mısır'da gaz, su, elektrik, benzin, ilaç gibi temel ihtiyaçlar da devlet tarafından sübvanse ediliyor ve bundan dolayı da Mısır hükümetinin yine her yıl yaklaşık 10 milyar dolarlık kayba uğradığı tahmin ediliyor. Mısır'ın gıda, ilaç ve akaryakıta yaptığı destek, ülke gayri safi milli hâsılasının yaklaşık yüzde 12'sine denk geliyor.

Dünya Bankası'na göre Mısır nüfusunun yaklaşık yüzde 20'si fakirlik sınırının altında yaşıyor ve tamamen devletin desteğiyle ayakta durabiliyor. Gayri resmi rakamlara göre ise günlük gelirleri 2 doları aşmayan fakirlerin oranı ülke nüfusunun yarısından fazlasını teşkil ediyor.

Ortadoğu'nun en büyük ordularından birine sahip olan Mısır'da ordu kendi fırınlarından askerlerin ihtiyacını gideriyor. Ancak ülkede baş gösteren sıkıntılar üzerine Mübarek bu fırınlardan halka da ekmek dağıtılmasını emretmişti. Sosyal Yardımlaşma Bakanı Ali Meselhi geçtiğimiz günlerde ordunun 10 büyük yeni fırın açtığını ve ülke genelinde kurulan 500 yeni kulübeden de halka ekmek satılmaya başlandığını belirtiyor.

Ahram gazetesinin acil durum olarak adlandırdığı bu gelişmenin önünün alınamaması durumunda Mübarek rejiminin çok büyük sıkıntılarla yüz yüze kalabileceği ifade ediliyor. Gösteri yapmanın yasak olduğu Mısır'da son olarak ekmek sıkıntısı ve fiyatların artması üzerine 1977 yılında büyük olaylar patlak vermiş ve güvenlik güçlerinin olaylara müdahale etmesi üzerine onlarca kişi hayatını kaybetmişti. Uzmanlar politik gösterilerin önünün alınabileceğini ancak sosyal patlamalara hiçbir gücün engel olamayacağını, rejimin de bunun farkında olarak tüm kaynaklarını sonuna kadar kullandığını belirtiyor. Mısır'ın kullandığı kaynakların başında da 30 milyar doları bulan döviz rezervleri geliyor.

Mısır her yıl tüketilen 14 milyon ton buğdayın yaklaşık yarısını başta ABD (1.6 milyon ton) olmak üzere dışardan ithal ediyor. Ancak son 10 ayda dünya buğday fiyatlarının yaklaşık üç kat arttığı bunun da en fazla dünyanın en büyük buğday ithalatçıları arasında yer alan Mısır'a zarar verdiği ifade ediliyor.

Tüm bu zamlara ve Mısır hükümetinin bütçesine verdiği yüke rağmen Mübarek rejimi 15 milyon yeni ismi daha karne uygulamasına dâhil edeceğini duyurmuştu.

Sık sık devlet yardımlarının problem olduğu ülkede son olarak Başbakan Ahmet Nazif bu yardımların gerçek fakirlere ulaştırılması için yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını açıklamış, bu açıklamaya bizzat Devlet Başkanı Mübarek karşı çıkarak böyle bir uygulamanın yürürlüğe girmesinin mümkün olamayacağını söylemişti.

(CHA)

http://arsiv.sabah.com.tr/2008/03/26/haber,82A3CC4866A944AA9A2B10BC9F4C0953.html
Başa dön
sabandal
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2006
Mesajlar: 717

MesajTarih: Çrş Nis 09, 2008 7:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Malum zevatın ekmeğimizde gözü olduğunu hep aklımızda tutuyorduk.Bu sefer durum daha farklı ve kritik.Bu durumun adı para kazanmaksa eğer,fakirin hiç şansı yok demektir. Bunların para için yemeyeceği herze yok.Kuru bakliyatın üzerine çullanarak paralarına para kattılar bile.Bir ay önce 150-250 ytl olan pirinç şimdi 300-500 arasıda seyrediyor ve bu işle uğraşan esnafa göre durum çok vahim.Allah bunları bildiği gibi yapsın.
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 2:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ankara Ulus'ta otobüsün içerisinde evime gidiyorum, trafik yoğun ve her nasılsa camdan dışarı bakıyorum. Bir köylü kadını, etek altı şalvar, yeşil örgü yelek, beyaz tülbent, yanık yüz, yeşil naylon ayakkabı ve yanında yelekli ceketli aynı fakirlikte bıyıklı kara kuru bir adam gözüme çarpıyor. Safi yoksulluk, kelimenin tek manasıyla kırıklık, Rezzan Kiraz adlı ucubenin çirkinler çocuk yapmasın diye hitap ettiği kesim, Ankara onlara kalabalık geliyor, onlar Ankara'ya ağır ve o kaldırıma ayak atarken bile dışa yansıyan ürküntü, gözlerinin nereye bakacağını kestirememekten doğan sıkıntılı haykırış gözlerime yaş olup dökülüyor bu sefer, sarsılmadan, gizlemeden, sadece suların aşağıya doğru akışı, utanmıyorum, insan olduğumu kendime hatırlatıyor kendi kendime, yardım edemem, elinden tutamam, sırtıma alıp yüklenemem, sadece ağlarım...

Aç da kaldım, berbat yerlerde de uyudum, ama yoksulluğun o çıplak hali, gayri safi milli hasılanın solda sıfırları, pazarlardan akşamleyin artık toplayan yaşlı kadınlarının safında gerçek anlamda yerimi hiç bir zaman almadım. Bir kilo kağıt beş kuruş, bir kilo naylon yüz elli kuruş. Beş kuruşa sakız bile yok, bir ton toplasan biri elli yeni Türk lirası yapar, diğeri yüz elli yeni Türk lirası. Benim çingene dostlarım toplar, Türk'üm, doğruyum, çalışkanım, derler nasıl olsa...

Mardin Kızıltepe ilçesinde yaşlı bir adamı gösterdiler, her tarafı dökülüyor, hani el açsa önünde çıkarıp bozuk para sıkıştırırsın eline, meğer ilçenin en zengin adamıymış, bankaların hatırlı müşterisi, müdürlerin daha kapıdan girer girmez ayakta karşıladığı, makamına oturtup kahve ısmarladıkları yaşlı teke, aynı zamanda tefeci. Yatacak yeri var mı bilinmez ama el atıp da batırmadığı esnaf yokmuş Mardin'de. Aylık yüzde yirmi beş faiz ile borç veriyor sağa sola, boş senet alıyor borçlunun elinden, alan razı satan razı, senet icra yoluyla, olmadı beslediği köpekler tarafından tahsil ediliyor ve yapan yaptığıyla kalıyor, zalimin zulmu varsa, sevenin Allah'ı var türküsü çağrılıyor yıkılan ocakların arkasından...

Bu ülkenin vatandaşlarının son yirmi yılda kredi kartlarından neler çektiğini bir yana bırakıp, sadece geçen yıl benim cebimden tahsil ettikleri paraya bakarak diyorum ki Kızıltepe'li tefeciye rahmet okutur bu bankaların en iyisi...

Az biraz işim var şimdi, devam edecek!..
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Nis 12, 2008 3:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Üç beş yıl önce büyük bir süper marketin şantiyesinde çalışıyoruz İstanbul'da. Personel işlerindeyiz ya, kredi kartı pazarlayan şirket elemanları öncelikle bize uğrarlar ve genellikle öğlen yemeği saatinde işçi yemekhanesinde toplantı yapıp, form dağıtırlar. Kapitalizm işi çözmüş, çiçek gibi kızları istihdam ediyor bu işte, mini etek ve makyaj on numara, gün boyu kazma kürek sallayan işçi arkadaşların önce gözle etkilenmesi ardından başvuru formlarına imza atarak kartlarına kavuşmaları hedeflenir. Sadece bir tanesini örnek vereyim, Afyon'lu, okuma yazması yok, ne iş olsa yapar cinsinden. Hesapta nasihat veriyoruz ne ama aradan altı ay geçmeden köyden çağırıyorlar bunu, çocuk hastalanmış, atlayıp gidiyor izin alarak. Bir hafta sonra dönüyor ve yaklaşık iki ay sonra banka maaşına haciz koymak üzere avukatıyla bize başvuruyor icra yazısı eşliğinde. Maaşının üçte birine el koyuyorlar geri kalan sürede. Hayat devam eder, borçlu borcunu öder, avukat yüzde on iki payını alır, sen sağ ben selamet, mini etekler başka fabrikalara giderler, gezilmedik köşe bırakmazlar, reklamlarda güzellik ile şirinlik muskası taşıyan yeni yetme oyuncular kartlardan, yüksek yaşam standardından, chip paradan, bonusdan, ıvırdan zıvırdan bahseder ve bu arada kredi kartlarından ve kredilerden alınan her faiz miktarı üzerinden devlet BMSF'ye pay keser. Tansu Çiller'in hediyesidir. Halkın mali sisteme güven duymasını sağlamak amacıyla çıkartılan kanun ile banka mevduatlarına devlet garantisi getirilmiştir. Sonra sanki bu kanunu bekler gibi banka iflaslarıyla tanışır Türkiye bir kaç yıl içerisinde. Yahya Demirel'den Enver Ören'e isim isim say say bitmez banka batıranlar ve bu arada bunlardan çöplenenler. Sonra devlet off-shore hesapları hariç bunların iç ettiği paraları tıkır tıkır öder. Öder ödemesine de bu iş sonrasında kaynak gerektirir. Çözüm yine milletin sırtına binmekte bulunur. 99 depremi sonrasında bulunan özel tüketim vergisi yıllar geçse de her telefon faturasında yerini almaya devam edecektir, geçiçi olarak kurulup kalıcı hale gelme meselesini zaten balık hafızalı bu halk nereden hatırlayacak bunca yoğun gündem arasında diyerekten, başa gelen her hükümet enkaz devraldığını iddia ederek yoluna devam edecektir. İşte her türlü borsa ve bankacılık işleminden kesilen o binde sekizlik (Yanılıyor olabilirim, hem rakamlar önemli değil, uygulama ve zihniyet anlatmaya çalıştığım) küçük rakam bu şerefsizler ordusunun bıraktığı açığı kapatmak üzere kurgulanmış ve eli yüzü düzgün ekran ekonomistlerinin aklına bile getirmedikleri minik bir ayrıntıdır sadece, benzin, içki ve sigara da dönen dolaplara hiç girmiyorum, çıkamayız işin içinden...

Pirinç geçen hafta itibariyle 5 yeni Türk lirası oldu, daha geçen ay 2 lira idi. Sıra ikame ürün bulgur da, çünkü yanda ki lokanta dahi pirinç pilavının yanında bulgur pilavı ya da meyhane pilavı çıkarmaya başladı ve bu demektir ki ikame malın üzerinde ki talep baskısı fiyat artışını beraberinde getirir kısa zamanda. Gıda sektörüne hareketlilik geldi ya, firmalar fiyat ayarlaması yapmaya başladılar, Ülker ürünlerine zam eli kulağında, arkasından Eti zaten takip etmezse olmaz ve bu silsile halinde yayılır gider. Daha şimdiden bizim lokanta çorba ve yemeklere tabak başına 50 kuruş zam yaptı bile. Ne yapacak ki başka türlü, geçen yıl 36 liraya altığı tüpü bu sene 42 liradan alıyor, üstelik toptan fiyatına. Değişmeyen tek şey ise işçi maaşları, bulaşıkçı kadın hala 500 lira maaş alıyor. Sadece bu lokantaya bakarak diğer işletmelerin de hemen hemen aynı durumda olduğunu ister büyük ister küçük tüm işletmelerde korkunç derece de nakit sıkışıklığı bulunduğunu, ortada sadece çekler ve senetlerin döndüğünü, nakit sıkışıklığının bankalardan faizle kredi alınarak çözüldüğünü söylemek mümkün.

Bir düzendir ki neresinden bakarsan bak içindesin...

Kahraman bakkal hain süpermarkete karşı yazısı ise yarın ya da yarından da yakın...
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Nis 12, 2008 8:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kahraman bakkal bendeniz, hain süpermarket de diyelim ki, yabancı ortaklı Carrefoursa. Fransızca sözlük anlamı "kavşak". Ben ise ona "dört köşe" adını takmıştım yıllar evvel. İki tane inşaatından çalıştım, biri Acıbadem diğeri Maltepe.

Öncelikle ben neler yapıyorum ay içerisinde;

Şu aralar yirmi bin lira ciro yapıyorum, yaklaşık olarak yüzde on beş kazansam elime üç bin lira para kalır ki güzel para. Ama kazın ayağı öyle değil, bir hesaba vuralım önce, ki iktisat geçmişimizde öğrendiğimiz bilgiler heba olmasın. Nasıl kahraman olunur? Ayda iki kiradan bin lira ev ve dükkan kirası ödenir, aylık yirmibeş lira vergi, üç ayda bir gelen stopajı hesapta dükkan sahibi öder ama ben daha şimdiye kadar bu üç aylık yüz yirmi lirayı ödeyenine rastlamadım desem yeri, al sana aylık kırk lira da stopaj, yıllık defter parası ortalama yüz seksen lira ki aylığa vursan, on beş lira tutar, muhasebe parası altmış lira, su parası yok kestiler, elektrik ortalama yüz elli lira, eve gidip gelirken dolmuş kullansam ki gece vakti ya yürürüm ya taksiye binerim ama aynı hesaba gelir, günlük üç liradan doksan lira, iki paket sigara içerim, kaçak roket kalktı, Muratti'ye mahkumuz yedi buçuk liradan iki yüz yirmi beş lira, günde on beş saatim dükkanda geçer nereden baksan günlük sekiz lira da yemek parası yazsak iki yüz kırk lira da o yapar, kedim Pascal Nouma salam dı süttü derken yirmi lira masraf çıkartır, işin yıllık oda kaydı ve tekel ruhsatı çıkarma ve pazar günleri çalışma ruhsatının yenilenmesi masraflarını da aylığa vursan yüz lira da o tutar, internet parası yirmi dokuz lira, telefon ve cep telefonu kısmı elli lira, bağkur iki yüz seksen lira ve ben her ay, üç aşağı beş yukarı iki bin dört yüz lirayı masrafa ayırmak zorunda kalırım. Ev masrafı kısmına hiç girmeden, sadece dükkanda olmam nedeniyle cebimden çıkan miktar bu, bu miktarın altına inersem zarar eder, sermayeden yerim, üzerinde kazandığım her kuruşu da borçlarımı ödemekte kullanırım ki bu benim aynı zamanda yaşam biçimim...

Kola alıyoruz mesela, fatura üzerinde maliyetine bakıyorum diyelim ki iki lira üç yüz kuruş, biz de satalım iki lira yedi yüz elli kuruşa, açıyorum gazeteyi Carrefour tam sayfaya ürün reklamı vermiş, aynı kolanın o ayki satış fiyatı iki lira yüz elli kuruş. Benim toptan aldığım fiyattan daha düşüğe satıyor yani, çünkü benim aldığım fiyata almıyor, ona tırlarla mal indiren firma bana sattığı aylık beş yüz liralık mal ile beraber bana hiçbir fiyat avantajı sunmazken marketi elinde tutmak için indirimden ürün promosyonuna her yolu deniyor doğal olarak...

Bu geçmişe özlem değil, ağlamak hiç değil, sadece durum tesbiti. Çağ o yöne kayıyor farkındayız, sadece bu sistemin kölesi olmadan günde on beş saat çalışarak varolma çabamıza dikkat çekmek istiyorum, sermaye düşmanı değilim, ama sermayenin kendinden başka hiçbir şeye saygı duymamasından şikayetim var ve halkın göz göre göre ekmeğiyle oynanılmasından da rahatsızım...

İşin hain market kısmı da bir sonra ki yazıya nasip olsun artık...
Başa dön
greenstone
Yazar


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 232

MesajTarih: Cmt Nis 12, 2008 9:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sn Tian, hemen hemen bütün yazılarınızı (geldiğimden beri) büyük bir keyifle okuyorum. Tespitlerinize katılmamak mümkün değil. Gözümüzün önünde oluyor her şey zaten. Sizce bu kapitalizmle nasıl mücadele edilecek. Madem kapitalizmden kaçış yok, onu istediğimiz şekle getirebilir miyiz? Ben batıdan alınan bir çok şeyi, bünyemize uygun hale getirmemiz gerektiğine hep inandım. Yasaları oradan alırken, en azından bünyemize uygun hale getirebilseydik bu kadar sorun yaşamazdık sanıyorum. Bunları neden yazdım. Şunun için yazdım. Burada bir çok konuda çok kapasiteli insanlar var. Mesela kapitalizmi bünyemize uygun hale getirmek için neler yapabiliriz, yapmalıyız. Kapitalızmin Türkçesi diye bir kitap yazılabilir mesela...

Hani bir hikaye var. Bu hikaye, kapitalizmin acımasızlığını hatırlatır bana.

Bir Amerikalı ile bir Japon ormanda gezerlerken, bakmışlar bir aslan koşarak kendilerine doğru geliyor. Ve başlamışlar koşarak kaçmaya. Aslan gittikçe yaklaşıyor. Bir ara Japon koşarken sırt çantasını çıkarmış ve içindeki spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı ne o, spor ayakkabılarını giyince aslandan hızlı mı koşacağını sanıyorsun diye söylenince, Japon şöyle cevap vermiş. Aslandan hızlı koşamam ama senden hızlı koşabilirim...Smile

Kapitalizmin Türkçesi, aslandan birlikte nasıl kurtulabiliriz olabilir mi?

Bu bize daha çok yakışmaz mı?... Hadi yazın şu kitabı, hem onlarda öğrensinler bişeyler...

Saygılar...


En son greenstone tarafından Pzr Nis 13, 2008 1:08 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1435

MesajTarih: Cmt Nis 12, 2008 10:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sosyal Kapitalizm
Anti-Vahşi Kapitalizm
Paylaşımcı Kapitalzm

yok yok
en güzeli Arabesk Kapitalizm

yok yahu
Evcil Kapitalizm

Ulusal Kapitalizm


şu aralar hayranı olduğum T.Özkan tipi höykürücü kapitalizm
sıkıldım ben kapanmadan marketten kola, cips, snicker alayım...

Madem başlık ekmek :
et suyuna tirit kapitalizm....
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Pzr Nis 13, 2008 2:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sevgili greenstone, keşke o kitabı yazabilecek yetkinlikte olsaydık, üniversite iktisat derslerinden geride kalan ile şu küçücük dükkanı zar zor yürütüyoruz, kaldı ki dünyayı değiştirecek yeni bir iktisadi sistem bulalım. Ama kitap fikri güzel, kimbilir belki bir romanın içerisinde tüm sisteme sırt çevirebilen bir anti-kahraman olarak yer alabilir, nasip diyelim. Şimdilik elimizde insan aklının bulduğu iki iktisadi sistem mevcut, biri eleştirisini yaptığımız kapitalizm, diğeri ise sosyalist ekonomik yapı. Hemen hemen her ülkede ki yolu birbirinden farklı, vahşi kapitalizmden ütopik sosyalizme kadar yelpaze geniş. Bunların siyasi yansımaları, alt yapı üst yapı ilişkileri vesaire hepsi bir yana, biz önce resmi çizip sorunu ortaya koyalım, ardından çözüm üzerine edecek bir kaç sözümüz olacaktır elbette...

Sevgili gece fişini almayı unutma lütfen!

Hain markete geçmeden önce yeni gelişmeler adına bir kaç gazete haberine daha göz atalım, bir pirinçten yola çıktık bakalım nerelere gideceğiz? Bazı ülkelerde başbakanların koltuğu sallanıyormuş bu sebeple, duy da inanma...



'TMO'da pirinç stoku bitmedi sorun spekülatörün kâr hırsı'

Bazı ülkelerin buğday ve pirinç ihracatına sınırlama getirmesinin panik havası oluşturduğunu belirten Tarım Bakanı Eker, bazı spekülatörlerin bu durumdan istifade edip daha fazla kâr etmek istediklerini söyledi..

Buğdaydan sonra pirinçte yaşanan kıtlık ve fiyat tartışmalarında hükümet spekülatörleri suçladı. Hububat ürünleri stoku açısından endişe edecek durum bulunmadığını belirten Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Rusya, Kazakistan, Ukrayna gibi bazı ülkelerin buğday ve pirinç ihracatına getirdiği sınırlama üzerine oluşan panik havasında, bazı spekülatörlerin yeni sezona kadar kısa süreli kâr yapmak peşinde olduğunu bildirdi. Bakan Eker, hububat ürünlerinde stok sorunu ve fiyat artışlarına ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. Toprak Mahsulleri Ofisi'nde (TMO) pirinç stokunun bittiğine yönelik iddiaların doğru olmadığını kaydeden Eker, "Daha geçen hafta TMO 30 bin ton çeltik sattı. Bunlar iddia edildiği gibi 4 firmaya değil, 77 firmaya satıldı. Bizim açımızdan ne buğdayda, ne pirinçte bir sıkıntı söz konusu değil. Şu anda bizi yeni sezona götürecek kadar elimizde hem buğdayımız, hem pirincimiz var'' dedi.

'SAVAŞ STOKUMUZ VAR'
Türkiye'nin "savaş stokunun bile bulunmadığı"na yönelik yorumlar yapıldığının hatırlatılması üzerine de Bakan Eker, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye açısından bu yönde çok şükür böyle bir şey yok. Ne buğdayda, ne pirinçte endişe edecek bir şey yok. Bazı spekülatörler bu durumdan istifade edip daha fazla kâr etmek istiyorlar. Bütün mesele bu.'' Bakan Eker, fiyat artışlarının nedeni konusunda ise, hükümet olarak pirincin perakende fiyatını belirleme durumları olmadığını vurguladı.


http://www.sabah.com.tr/haber,E90A40524832490E95BB42972D08FA1F.html


'Tüketiciye satış yapanlar fiyatları çok yükseltiyor'

TMO'DAN çeltik alan firmalardan Memişoğlu- Tat Bakliyat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Memiş ise yeni hasat dönemine kadar yetecek pirincin bulunduğunu ve panik yapmaya gerek olmadığını bildirdi. Memiş, fiyatlar konusunda ise "Pirinç fiyatları abartıldığı kadar yükselmemiştir. Şu an pirinç fiyatlarımız 1.85 YTL/kg ile 3 YTL/kg arasındadır. Denildiği gibi 6 YTL civarında değildir. Türkiye'nin şu anki fiyatlardan yüzde 45 artı yüzde 8 vergi düşüldüğü takdirde fiyatların dünya fiyatlarıyla aynı olduğu görülecektir" dedi. Yayınlanan haberler nedeniyle pirinç sektörüyle alakası olamayan bazı kimseler tarafından yatırım aracı olarak pirincin kullanıldığını belirten Memiş, fiyat artışları için perakendecileri suçladı. Şerafettin Memiş, "Son tüketiciye satış yapan noktalar telaşlanıp fiyatlarını çok yükseltiyor. Pirinçte yaşanan tüm bu fiyat artışlarını TMO'ya fatura ederek biz çeltik sanayicilerine yüklenilmesi doğru değildir" şeklinde değerlendirme yaptı.

Yayın tarihi: 13 Nisan 2008, Pazar
Web adresi: http://www.sabah.com.tr/2008/04/13//haber,242C634605974108B90371098B35CD81.html



DÜNYADA temel gıda fiyatlarının yükselmesi yoksul halkları vururken, Mısır'da halkın en temel besin maddesi olan ekmek bulmadaki sıkıntı yüzünden, 31 yıl önceki "ekmek ayaklanmasından" bu yana en büyük isyanın ortaya çıktı. Ülke çapında yapılan genel grevde hayat dururken, Ortadoğu'nun en büyük tekstil fabrikasının bulunduğu işçi şehri Mahalle el Kübra'da hafta başındaki protestolarda polisle çıkan çatışmada 2 kişi yaşamını yitirdi, 100'den fazla kişi de yaralandı. Mısır'da 1977'de patlak veren ekmek isyanında 70 kadar kişi ölmüştü. Tahılın önemli bölümünü ithal eden ve ekmek tüketiminin çok yüksek olduğu Mısır'da halk bir süredir ekmek sıkıntısı yüzünden uzun kuyruklar oluşturuyor. Şubat'tan bu yana kuyruklarda en az 11 kişinin öldüğü bildiriliyor. Mısır'da nüfusun yüzde 20'si günde 2 dolardan az bir parayla geçiniyor. Yeterli ekmek arzı sağlayamadığı için Başbakan Ahmed Nazif'in görevden alınması istenen ülkede, ekmek devlet tarafından sübvanse ediliyor.

Haiti'de Fıyat Da Düştü Başbakan Da

Yaşam pahalılığı protesto gösterilerinde 5 kişinin öldüğü Haiti'de Devlet Başkanı Rene Preval bir haftada iki kat yükselen pirinç fiyatının 8 dolar indirildiğini açıkladı. Ancak bu Başbakan Jacques-Edouard Alexis'ı kurtaramadı. Haiti Senatosu Alexis aleyhine verilen güvensizlik önergesini kabul etti. Haiti'de 50 kiloluk pirinç bir haftada 35 dolardan 70 dolara fırlamıştı.


Yayın tarihi: 13 Nisan 2008, Pazar
Web adresi: http://www.sabah.com.tr/2008/04/13//haber,FC8656970D58468EB14DA1F99713540E.html
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Sal Nis 15, 2008 11:26 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İnsanlık suçu
Bir borsa aracı kurumunun düzenlediği portföy yarışmasında katılımcılardan biri 100 bin lirayı bir ayda 517.945 liraya çıkardı. Nasıl? Vadeli işlemler piyasasında oynayarak.
Bu yarışmacının sanal olarak elde ettiği yüzde 400'lük kazancı gerçekten başaranlar var. Özellikle şu sıralar.
Bu köşeyi izleyenler hatırlayacak; 31 Mart'ta "Haydutlar" başlıklı yazımızda "Hedge fonlar"ın yoğun ve merhametsiz spekülasyonu nedeniyle pirinç fiyatlarının nasıl bir günde yüzde 30 arttığını anlatmıştık.
Artış sürüyor. Yüzde 70'lere dayandı. Türkiye'de daha da fazla: Pirinç üç ayda yüzde 130 zamlandı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, "Bazı spekülatörler"e bağladığı bu zammın geçici olduğunu, yeni sezonda dünya pirinç üretiminin yüksek beklendiğini, bu sayede fiyatların normal düzeye ineceğini söylüyor. Yanılıyor.

Beslenme krizi kalıcı
Çünkü dünyada buğday, pirinç ve mısır başta olmak üzere tahıl ürünlerinde arztalep açığı geçici değil. Birçok nedenden ötürü:
- Gezegenimizde kişi başına düşen ekilebilir arazi sürekli azalıyor.
Buna karşılık, dünya nüfusuna her yıl 70 milyon kişi, yani bir Türkiye ekleniyor.
- Son 20 yılda izlenen tarım politikalarının dehşet verici sonuçları yeni yeni ortaya çıkıyor: ABD'nin sübvansiyonları, IMF ve Dünya Bankası'nın dayattığı "Liberalleşme" reçeteleri yüzünden, ucuz ithal ürünle rekabet edemeyen yoksul ülkelerin çiftçileri üretimden çekildi.
- Başta Çin olmak üzere büyük üreticilerin stokları eridi. Yine başta Çin (Pirinç ekilen alanları 10 yılda 3 milyon hektar azaldı) ve Mısır olmak üzere büyük ihracatçılar şimdi ithalatçı konumuna düştü. Yine başta Çin, Hindistan olmak üzere çok nüfuslu Asya ülkelerinin artan refaha paralel olarak beslenme alışkanlıkları değişmeye başladı. Örneğin bir Çinli'nin yıllık et tüketimi 20 kilodan 50 kiloya yükseldi. Bir kilo et üretmek için 7 kilo tahıl gerekiyor.
- Ve nihayet biyoyakıt çılgınlığı trajik boyutlara ulaştı. Düşünün sadece ABD'de 147 etanol fabrikası 138 milyon ton mısırdan (Hasadın yüzde 20'si) yılda 8.5 milyar galon yakıt üretiyor. Bunlara biriki yıl içinde 5.1 milyar galon üretim kapasiteli 61 fabrika daha eklenecek. Böylece ABD üretiminin yüzde 30'u, bir başka deyişle 200 milyon ton mısır, etanol fabrikalarınca yutulacak. Rakamların anlamı: Dünyada 400 milyon insanı bir yıl boyunca doyurabilecek mısır, yakıt için feda ediliyor.
Buna bir de AB'nin akaryakıt tüketiminin yüzde 10'unu biyoyakıttan karşılamayı amaçlayan politikalarını, Brezilya'nın en bereketli topraklarını biyoyakıt üretimine ayırmasını ekleyin. Sonuç: Batılılar otomobillerini doyurmak için Afrikalılar'ı, Asyalılar'ı açlığa mahkum ediyorlar.

5 saniyede bir kurban!
Tahıl ürünlerinde, hatta tüm temel gıda maddelerinde bu arz açığının kalıcı olduğunu herkesten iyi bilen spekülatörler, varlarınıyoklarını hep daha yüksek fiyat beklentisine yatırıyorlar. Bu da zamları kamçılıyor.
"Hedge fonlar" gemi o kadar azıya aldılar ki, ABD Vadeli İşlemler Borsası Başkanı Walt Lukken bile paniğe kapıldı. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Başkanı Jacques Diouf, dünyanın bir numaralı tahıl borsası olan Chicago'nun spekülatörlerin boyunduruğundan kurtarılması çağrısı yaptı.
Vurguncular ceplerini dolduruyor. Açlar sokağa dökülüyor. Ölüyor, öldürüyorHaiti'de, Mısır'da, Tunus'ta, Senegal'de, Kamerun'da, Fildişi Kıyısı'nda, Moritanya'da, Etyopya'da, Burkina Faso'da, Madagaskar'da, Filipinler'de, Yemen'de, Bangladeş'te, Zimbabve'de, Endonezya'da, Meksika'da
Batılılar 4x4'lerini biyoyakıtla "full"luyor. Bir depo biyoyakıta harcanan tahılla bir yıllık yiyeceğini yitiren açlar isyan ediyor. Ve her 5 saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor. FAO en az 37 ülkenin çöküşün eşiğinde olduğunu söylüyor, "1.2 milyar insan kronik açlığa mahkum olacak" diyor.
İnsan haklarının en başında yaşam hakkı geliyor. Yaşam hakkı ise beslenme hakkınden geçiyor. 1.2 milyar kişiyi açlığa mahkum ederek tarihte benzeri olmayan bir insanlık suçu işleniyor.
AB Komisyonu üyesi Louis Michel'in dediği gibi, bir "Beşeri tsunami"nin eşiğindeyiz Ya da IMF Başkanı Domini;ue StraussKahn)ın ifadesiyle Bu trajedi savaşa kadar gidebilir. Çünkü tarih bize, savaşlara açlığın neden olduğunu söylüyor. Sadece savalara değil, ihtilallelere de. (Ekmek bulamayanlara pasta yemelerinin öğütlendiği Fransız İhtilali'ni hatırlayın!)
Affedersiniz; siz arabanızı hangi yakıtla dolduruyorsunuz?

Erdal Şafak
Yayın tarihi: 15 Nisan 2008, Salı
Web adresi: http://www.sabah.com.tr/2008/04/15//safak.html
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 12:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ankara Ticaret Odası (ATO), pirinç fiyatlarındaki hızlı artışla gündeme gelen gıda krizinin, en çok dar gelirli yurttaşları vurduğunu bildirdi.

ATO'nun yaptığı piyasa araştırmasına göre, pirinç fiyatları son bir yılda yüzde 141 artarken Tarım Bakanı Mehdi Eker'in pirince alternatif olarak gösterdiği "pilavlık bulgur"un fiyatı da geçen yılın Nisan ayından bu yana yüzde 100 zamlandı. Geçen yıl Nisan ayında kilosu 0.75 YTL olan bulgur, şimdi 1.5 YTL'den satılıyor.

ETİN İKAMESİ YEŞİL MERCİMEK YÜZDE 100 ZAMLANDI

Dar gelirli ailelerin protein ihtiyacını karşılamak için et yerine ikame ettiği "yeşil mercimek" de fiyatı bir yılda ikiye katlanan temel gıda maddeleri arasında yer alıyor. Şu anda fiyatı 2.2 YTL olan yeşil mercimek, geçen yıl Nisan ayında 1.1 YTL'ye satılıyordu.

Genellikle pirinç pilavı ile birlikte yenen milli yemeğimiz "kuru fasulye"nin fiyatı ise geçen yılın Nisan ayına göre yüzde 97 artış gösterdi. Kuru fasulyenin bir yıl önce 1.65 YTL olan fiyatı şimdi 3.25 YTL. "Aşurelik buğday"ın fiyatı yüzde 84, "barbunya"nın fiyatı yüzde 70, "şehriye"nin fiyatı yüzde 52, kuru fasulye gibi milli yemeklerimiz arasında bulunan "nohut"un fiyatı yüzde 50 zamlandı.

Dar gelirlilerin ucuz olduğu için tercih ettiği "makarna" yüzde 114, "kırmızı mercimek" yüzde 133 zamlandı. Dökme makarnanın fiyatı bir yılda 0.70 YTL'den 1.5 YTL'ye, kırmızı mercimeğin fiyatı 0.90 YTL'den 2.1 YTL'ye çıktı.

12 AYIN ZAM ŞAMPİYONU KEREVİZ

Sebze ve meyve fiyatlarındaki artış da resmi enflasyon rakamların kat kat üzerinde gerçekleşti. Son 12 ayın "zam şampiyonu" yüzde 257 ile "kereviz" oldu. Geçen yıl Nisan ayında 0.70 YTL'den satılan kerevizin fiyatı bir yılda 2.5 YTL'ye yükseldi.

Zam şampiyonluğunda kerevizi yüzde 250 ile "can eriği" ve yüzde 180 ile "limon" izledi. Geçen yıl filesi 1 YTL olan limon, şimdi 2.8 YTL'den satılıyor. Fiyatı bir yılda 1.2 YTL'den 3 YTL'ye çıkan "ayva"daki enflasyon ise yüzde 150... Geçtiğimiz yıl Nisan ayında kilosu 1.5 YTL'den satılan "dolmalık biber"in fiyatı 2008 Nisan ayında 3.7 YTL oldu. Artış oranı yüzde 147.

"Domates" son bir yılda yüzde 115, ıspanak, pırasa ve turp yüzde 100, kabak yüzde 88, beyaz lahana yüzde 71, taze fasulye ve elma yüzde 67, pazı, patates ve çilek yüzde 50, soğan yüzde 44, semizotu yüzde 43, kivi yüzde 34 oranında zamlandı.

KAHVALTILIKLARDAKİ ARTIŞ YÜZDE 50-70 ARASINDA

Kahvaltılıklardaki bir yılık fiyat artışı da yüzde 50 ile yüzde 70 arasında değişiyor. "Tulum peyniri" ve "kaşar peyniri" bir yılda yüzde 50 zamlanırken, "beyaz peynir"in fiyatı yüzde 70, "siyah zeytin"in fiyatı yüzde 55 arttı.

Kahvaltının alternatifi olan "simit" de bir yılda yüzde 25 oranında zamlandı. Simit fiyatlarının daha da artması bekleniyor.

Türk ailesinin temel gıda maddelerinin başında gelen ekmeğe de kısa bir süre sonra zam gelmesi bekleniyor.

Yağ fiyatlarındaki artışlar da resmi enfasyon rakamlarını geride bıraktı. Nisan 2007-Nisan 2008 döneminde, ayçiçek yağı yüzde 115, mısırözü yağı yüzde 110, margarin yüzde 72, tereyağı yüzde 46 zam gördü. Aynı dönemde "tuz"un fiyatı yüzde 95, "salça"nın fiyatı yüzde 35 arttı. "Un" fiyatları yüzde 53 artarken, "yoğurt" fiyatındaki artış oranı ise yüzde 25 oldu.

GÜBRE YÜZDE 76, MAZOT YÜZDE 30 ZAMLANDI

Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış, gıda fiyatlarını yükselten nedenler arasında yer alıyor. Çiftçinin en önemli girdilerinden birini oluşturan "gübre"ye bir yılda yüzde 76, "mazot"a yüzde 30 oranında zam geldi.

Bir yılda elektriğin birim fiyatı yüzde 27, suyun birim fiyatı yüzde 12, kömür yüzde 18 oranında zamlandı. Elektriğin birim fiyatı Nisan 2007'de 2.16 YTL iken Nisan 2008'de 2.75 YTL'ye, aynı dönemde suyun birim fiyatı 4.79 YTL'den 5.35 YTL'ye çıktı.


ATO BAŞKANI AYGÜN

Türkiye'de IMF ve Dünya Bankası güdümlü tarım politikalarının iflas ettiğini söyleyen ATO Başkanı Sinan Aygün, "Bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye'de IMF ve Dünya Bankası güdümlü tarım politikaları iflas etmiştir. Türkiye'yi kuraklıktan önce IMF ve Dünya Bankası'nın tarım politikaları yaktı" dedi.

Tarımda üretimin gerilediğini, tarım arazilerinin boş kaldığını belirten Aygün, şöyle dedi:

"IMF'nin ve Dünya Bankası'nın isteğiyle tarımda destekleme kaldırıldı. Desteklenen ürün sayısı miktarı azaltıldı. Arazisini eksin ekmesin çiftçiye doğrudan gelir desteği ödemesi yapıldı. Ucuz kredi desteği kaldırıldı. Gübre ve diğer girdilerde destek azaltıldı. Bu politikalar yüzünden Türkiye gıda krizi yaşıyor. Anadolu artık kendini besleyemez hale geldi."

Gıda krizi nedeniyle fiyatların arttığını, bundan da en çok dar gelirlilerin etkilendiğini belirten Aygün, "Enflasyon canavarı, fakirin sofrasından kalkmıyor" dedi.

(ANKA)

Yayın tarihi: 19 Nisan 2008, Cumartesi
Web adresi: http://www.sabah.com.tr/2008/04/19//haber,65A44CDBEB6046CCA35641EDC432443D.html

Yoksa siz hala resmi rakamlarla ilan eden enflasyon oranının gerçeği yansıttığına inanmaya devam edenlerden misiniz?
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 12:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Açlık, asimetrik tehdit ve demokrasi

Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 24 Nisan'da yapılacak olağan toplantısının gündeminde "Tarım ve beslenmedeki sıkıntılar" maddesi de yeralacak.
Yani birçok ülkede patlak veren ve daha da yayılmasından korkulan açlık isyanlarındaki olası gelişmeler değerlendirilecek.
Yani başta buğday, pirinç olmak üzere temel besin maddelerinin fiyatlarındaki olağanüstü artıştan kaynaklanan sosyal, ekonomik ve siyasal sorunların Türkiye'de de hissedilmeye başlayan etkileri masaya yatırılacak.
MGK'nın BM'nin ifadesiyle "Dünyanın 21'inci yüzyılda karşılaştığı en büyük tehdit" olan "Beslenme" sorununu önemsemesi hiç de sürpriz değil. Hatta bu konu bir süre sonra "Asimetrik tehdit" olarak "Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi"ne girerse şaşırmayacağız.
Çünkü MGK Genel Sekreterliği "Asimetrik tehdit"i şöyle tanımlıyor: "Yarattığı ani ve hazırlıksız durum nedeniyle, ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik sistemlerinde istikrarsızlıklara neden olan tehdit algılaması."

Ucu açık bir tehdit
B irdenbire ortaya çıkan ve dünyayı hazırlıksız yakalayan beslenme krizinden daha ciddi bir "Asimetrik tehdit" olabilir mi? "Ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik sistemleri için" aç insanlardan daha tehlikeli bir "İstikrarsızlık nedeni" gösterilebilir mi?
İstikrarsızlık; kargaşa demek, demokratik rejimlerin temellerine dinamit konulması demek, isyan demek. Ötesi var. Onu da IMF Başkanı Dominique StraussKahn bakın dün nasıl anlattı: "Beslenme krizi hükümetleri yıkabilir. Demokrasileri tehdit edebilir. Dahası demokrasi sorgulanmaya başladığında savaş tehlikesi de vardır."
Dünyada pirinç fiyatlarını belirleyen Bangkok Borsası'nda dün pirincin tonu 1000 dolara dayandı. Bu, bir kilo pirincin 1 dolar olması demek. Gezegenimizde 1.2 milyar kişi günde 1 dolar gelirle yaşıyor. Bu da 1.2 milyar kişinin günde sadece bir öğün pirinçle karnını doyurması anlamına geliyor. Gezegenimizde ayrıca 3 milyar kişi de günde 2 dolarla yaşıyor. Pirincin kilosunun 1 dolara çıkması, onlar için de karınlarını doyurabilmek, daha gerçekçi ifadeyle açlıklarını bastırabilmek için tüm gelirlerini pirince harcamaları sonucunu doğuruyor.
O da şimdilik. Zira BM Gıda ve Tarım Örgütü'ne (FAO) göre besin maddeleri fiyatları hep yüksek kalacak. Hep daha yükseğe çıkacak. Anlamı: Bir süre sonra (biriki yıl) günde 1 ve 2 dolarla yaşamlarını sürdürmek zorunda olanlar, tek öğün pirinci bile bulamayabilecekler.

Kentlerdeki yoksul orduları
Yeni yeni farkedilmeye başlanan bir faktör daha var: Şimdiye kadar analizler hep toplumların en zayıf halkalarının, yani günde 12 dolarla geçinenlerin kırsal kesimde yaşayanlar olduğu varsayımına dayandırılıyordu. Oysa BM'nin "Beşeri Sorunlar Koordinasyon Bürosu" bir bilgi notunda " Dağıtılacak besin maddesinin azaldığı bir dönemde açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan yeni nüfus kesimlerinin ortaya çıkması "ndan söz ediliyor. Bu yeni zayıf halkalar, kentlerdeki yoksullar. BM'nin hesabıyla, buğday veya pirinç fiyatlarındaki her yüzde 1'lik artışın 16 milyon kişiyi daha aralarına kattığı kentli yoksullar. Yine BM'nin notuna göre, bu "Gelişme" ilk Pakistan'da farkedildi: Bu ülkede 56 milyon kentlinin üçte birinden fazlasının (19 milyon kişi), belgedeki ifadeyle "Beslenme güvensizliği ortamında" hayatta kalmaya çalıştıkları belirtildi. Açarsak, kentlerdeki açlar ordusunun varlığından söz ediliyor.
Bu koşullarda demokrasiye yeni dönmüş olan Pakistan'da rejimi ayakta tutmak kolay mı?
Pakistan bir yana, açlık isyanların patlak verdiği ve vermek üzere olduğu Bengaldeş'ten, Mısır'a, Senegal'den Haiti'ye kadar 37 ülkede düzeni korumak mümkün mü?
Onları da bir yana bıraktık; Asya'nın, Afrika'nın açlarından milyonlarcası, yüz milyonlarcası zengin Batı'ya akın ederse, bu demokratik ülkeler, anlatmaya sözcüklerin yetmeyeceği insanlık tarihinin en korkunç göç dalgasını demokratik önlemlerle ve yöntemlerle nasıl durdurabilecekler?
Bu göç yollarının en önemlilerinden birinin Türkiye'den geçtiğini de unutmayın.
Bu konuya ısarla devam edeceğiz. Çünkü insanlığı çok kötü günler bekliyor!

Erdal Şafak, sabah, 19/04/2008
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Cmt Nis 19, 2008 9:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gıda fiyatı daha artarsa kıtlık savaşları başlar!
IMF Başkanı Kahn, "Gıda krizi, savaşların patlak vermesine neden olabileceği gibi felaketin boyutunu büyütebilir" dedi..

Hızla artan gıda fiyatları çok sayıda ülkeyi tehdit etmeye başladı. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss- Kahn, dünyada yükselen gıda fiyatlarının, hükümetlerin yıkılması ve hatta savaşların patlak vermesi gibi korkunç sonuçları olabileceği uyarısında bulundu. Strauss-Kahn, yüksek fiyatların Haiti, Mısır ve başka yerlerde ayaklanmaları ateşlemesinin "ciddi bir sorun'' teşkil ettiğini söyleyerek, "Dünya bu sorunu çözmeli'' dedi. Strauss, dünya üzerinde yaklaşık 37 ülkenin ciddi olarak açlık sorunu ile karşı karşıya kaldığına işaret ederek, "Artık zaman kaybetmeden harekete geçmek zorundayız" dedi.

ZARAR GÖREBİLİR
IMF Başkanı yaptığı açıklamada gıda krizi nedeniyle halen bazı ülkelerde yaşanmakta olan çatışmaların endişe verici boyutlara ulaştığına dikkat çekerek, "Ancak kıtlık konusunda asıl felaketi henüz yaşamamış olabiliriz. Çözüm geliştirme konusunda gecikirsek yüz milyonlarca insan bundan zarar görebilir" dedi.

http://www.sabah.com.tr/haber,F210EAF664284FD18F4F26E362FB3558.html


'Sessiz tsunami' hızla ilerlemeye devam ediyor
GIDA krizi nedeniyle dünya üzerinde yaşanan olaylar özellikle Afrika ülkeleri arasında siyasi gerginliğin tırmanmasına neden oluyor. Çok sayıda ülke başta gıda alışverişi olmak üzere karşılıklı ticari ilişkileri büyük ölçüde durdurdu. The Economist dergisi son sayısında kapak konusu yaptığı ve "Sessiz Tsunami" adını verdiği gıda krizinin etkilerinin giderek yayıldığına işaret etti. Derginin haberinde kıtlığın ülkeler arasında büyük çabalar sonucunda kurulan ticari ilişkilerin bozulmasına neden olduğu ve uzun vadede globalleşmenin önündeki en büyük tehlikeyi meydana getirdiğine işaret edildi.

EN AZ 1 MİLYAR İNSAN AÇ
Haberde sorunun yalnızca fakir ülkelerin meselesi gibi görülmesinin yanlış olduğuna dikkat çekilerek, çözüm için gerek hükümetlerin ve gerekse piyasaları daha liberalleştirmesinin gerektiği vurgulandı. Aynı konuya değinen Time dergisi ise küresel gıda krizinin daha şimdiden Haiti'yi vurduğunu ve gerekli önlemlerin alınmaması halinde Haiti'yi başka ülkelerin de takip edebileceği uyarsında bulundu. The Economist, son sayısına kapak yaptığı gıda sorununun özellikle Afrika'nın en yoksul ülkelerini vurduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler Gıda Programı'ndan Josette Sheeran yaptığı açıklamada günlük gelirleri 1-2 dolar arasında olan yaklaşık 1.5 milyar insanın bir öğün yemek yiyebilmek için sahip oldukları her şeyden kesinti yapmak zorunda kaldıklarını söyledi. Açıklamada günlük geliri 50 sent seviyesinde olanların ise felaketi yaşadıkları belirtildi. Dünya Bankası'nın rakamlarına göre geliri günlük 1 dolar olan 1 milyar insan bulunuyor.


http://www.sabah.com.tr/haber,6CA07F6D9D7F47B190AF6360C463E9EF.html
Başa dön
greenstone
Yazar


Kayıt: Jul 31, 2007
Mesajlar: 232

MesajTarih: Pzr Nis 20, 2008 12:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dünya Bankası'nın rakamlarına göre geliri günlük 1 dolar olan 1 milyar insan bulunuyor.

Bu insanların ellerinden tutmak için güçlü olmak istiyoruz Rabbim. Yardım et bize. Amin.
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş May 15, 2008 10:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kapitalizmin göbek taşı bankaların ekmek ile nasıl oynadığına dair...

Bu size ilk ihtarımız!

Noterlikte personel çok artmıştı.
Her köşede yeni bir eleman harıl harıldı.
Yaptıkları iş şuydu:
Hiç durmadan matbu kağıtları üçe katlıyor, matbu zarf halinde zımbalıyor, üst üste diziyorlardı.
Türkiye'nin dört bir yanında binlerce haneye postalanıp dağılmak üzere yığınlar halinde bekleşiyorlardı.

Her gün 1000 ile 2000 arası tebligat.
Tek bir banka genel müdürlüğü ile tek bir noterliğin iş hacmi.
Onlarca bankanınkini düşünün.
Her bir zarf, "Borcunu ödemeyenler"e "Kredi kartı hesabının kapatılması ve borcun ödenmesi ihtarı."
Tabii ki yeni icat değil ama son aylarda (yine) anormal artan bir trafik.
Görmemek için kör olmak lazım.
Yahut (Taraf ve Birgün'ün haberlerine göre) "Başbakan korumaları" olup da, duymak, görmek yerine soymak, dövmek, kapalı zarfı fark etmek yerine kapalı arabada protestocu hırpalamak lazım.

Noterliklerdeki o yığın, hükümetin ve bütün bir sistemin safrası.
İktidarın da, ama bir bütün olarak piyasanın, bankaların, sözde "demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti" nin hiç üstlenmedikleri utancı.
Personelini işsizlik tehdidi altında, performans ve hedef manyağı kılıp zincirli köle halinde çalıştıran "modern" bankalar, genç erkekleri ve kadınları sürek avına sürükledi.
Şubeye gireni, sokaktan geçeni, telefon numarasını bir şekilde bulduğunu avla.
Rahat bırakma, yakasını tut, altından gir üstünden çık, pembe tablo çiz, puanlardan, bonuslardan, avantajlardan dem vur, ne yaşına ne başına bak, ne bordrosunu ne gelirini önemse, işi varsa da işsizse de yapış, elini tut kolunu kap, ense tokat, künde, köprü her şekle sok...
Mutlaka bir kart sokuştur.
Sonra bir tane, bir tane daha. Sayıyı tutturamazsan kendine iş ara!

Çünkü kredi kartı çağdaşlık.
Çağdaş sarhoşluğun damıtılmış içkisi, piyasa uyuşmasının afyonu.
Ne ayak kalır, ne yorgan.
"Asgari ödenecek miktar" diye bir olta vardır.
Ücretin, işin, hakkın, bilginin, bilincin, kuşkunun, itibarın, özsaygının asgarisine sahip vatandaşım, hiç ödeyememelerden önce, ödemenin de asgarisine atar kendini.
Bakiyeye dünyanın en acımasız faizlerinden biri işlemeye başlar.
Elbette kart üçkağıtçıları da vardır; borç yapar, ödemez, adres kaybettirir filan.
Ama, çaresizce noterlikler ile bankalara koşanların çoğu, başı dönmüş, feleğini şaşırmış, kartla (inanın rakamları bilseniz) azıcık açılmış da o borcu bir türlü bir araya getirememiş veya asgari bir işi varken azami işsizliğe düşmüş alt ve orta direkler!
Hatta, borcunu ödeyebilmek için bir başka karttan veya banka kredisinden medet umanlar.
"İhtar" ile "intihar" arasında sıkışanlar da.
Banka tebligatı birliğine ulaşınca, "Ödeme gücünü aşacak mahiyette borçlanma", çaresizlikle karta sarılmış bir subayın, astsubayın, uzmanın ordudan atılmasına, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde haksız bulunmasına, "disiplinsiz, sorumsuz, TSK'nın itibarını sarsıcı" sayılmasına yol açıyor.
Lakin, insanların hayatıyla, onuruyla, işiyle oynayan rakamları bir görseniz. Bir banka genel müdürünün, sahibinin tahayyül edemeyeceği küçüklükte!
Sivilde ise, icra, haciz, ayıp, utanç ve çocukların ruhuna kazınanlar.
İhtar, ihbar... Banka köleleri kart kölelerini avlar!


Her gün yıllık yüzde 63 faiz

Kart anapara borcunun, borç faizleri de anaparaya eklenerek nasıl katlandığını bilirsiniz.
Bakın, bir "borçlu"dan aldığım belgede, "İhtar"ın talepleri nasıl sıralanıyor:
1. Anapara; işlemiş ücret, faiz, vergi tutarı; ihtar tarihine kadar kredi faizi, nakit avans faizi vesaireden oluşan toplam borcun 7 gün içinde ödenmesi.
2. Bakiye anapara ödeme tarihine kadar işleyecek faiz ve vergilerin de 7 gün içinde ödenmesi;
3. 70 YTL'lik noter masrafının da bankaya ödenmesi.
4. Kredi kartının en yakın şubeye iadesi.
5. Aksi takdirde "muaccel" hale gelen alacak için yasal yollara başvurulacak;
6. Bakiye anaparaya YILLIK YÜZDE 63 ORANINDA GECİKME FAİZİ ve faizin gider vergisi işleyecek.
7. Yapılacak masraflar ile avukatlık ücreti de borca ilaveten ayrıca istenecek.
8. Bankadaki her türlü hak ve alacak borca mahsup edilecek.
Ayrıca, Eflak ile Boğdan da!
Aylık yüzde 5 ila 6 gecikme (borç ödememe bile değil) faizleri, her gün (yıllık) yüzde 63'ün ne tür bir risk, ne tür bir serbest piyasa, ne tür bir ticaret hukuku, ne tür bir ahlak, ne tür bir AB, ne tür bir demokrasi ile cumhuriyet faizidir?
Bu piyasa hukukunun milyonlarca insana bakiyesi nedir!
"Bir kadeh rakı yasak" medya düzeninde, bu sorulara yer olmaz. Çünkü, manipülasyon, uydurma haber serbest, piyasayı sorgulamak ise yasaktır özgür basında!


Umur Talu, sabah, 15,05,08
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş May 22, 2008 1:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Piyasa imiş!

Muharrem Sarıkaya yazdı, dün Sabah'ın manşetindeydi:
"Kredi kartı faizine sınır: Yüzde 78'lik oran yüzde 24'lük tüketici kredisi faizine yaklaştırılacak."
AKP'li "Adalet Komisyonu Başkanı" İyimaya müjde vermişti.

Peki bu "adaletsiz" ise, enflasyonun dokuz, onlara indiği, orada kıpırdadığı memlekette neden hep böyle imiş?
"Adalet" fikri yeni mi icat olmuş!
Üstatlar "Piyasa" ile açıklıyor.
Büyük "P"li tanrıları.
Sanki o oran "Piyasada serbestçe oluşmuş" gibi.
Sanki bunlar "Piyasa dayatması" değilmiş gibi.
Sanki bankalar "Piyasa"da topladıkları mevduata yüzde 70 faiz veriyormuş gibi.
Sanki "Piyasa"da personellerine ücret zammı yüzde 20, 30, 40, 50, altmııış, yetmiiiş imiş gibi.
Sanki geciken kart müşterisine her gün anormal faiz bindirdikleri "Piyasa"da, köle gibi çalıştırılabilen banka işçisine her fazla iş saati, her fazla iş günü için "Piyasa" uyarınca, hakkaniyetli fazla mesai ücreti, "eve, çocuğuna, ailesine, dinlenmeye, nefes almaya geciktirme" cezası ödüyorlarmış gibi.

Asıl hikâye:
"Kredi kartı" sıkı bir "banka dolandırıcılığı" aracı.
Bankaların iddiası, "banka dolandırıcılığı"na kendilerinin maruz kaldığı.
Yani, "kart borcunun ödenmemesi riski"ni üstlendikleri, başlarına sık sık geldiği.
Dileyen ise, "banka dolandırıcılığı"nı, öznesi, fiili tam yerinde de kullanabilir!
"Asıl hikâye", yerli kredi kartı düzeninin tamamen "kart borçlarının zamanında, tam borç miktarı kadar ödenmemesi" üstüne kurulması.
Milyonlarca kartın sahibi, eldeki çifter, beşer kartın borcunu her ay zamanında ve tamamen ödese, kartın borç miktarını sıfırlasa, o "Piyasa vergisi sistem" çökecek.
"Piyasa" tanrısının "görünmez el"i bu.
Kartlı bankacılık sistemi, komisyonlarla yetinmiyor, kendini, "yoksul, çabucak işsiz kalabilen, pamuk ipliğine bağlı, kıt kanaat geçinen, cambazlık yapan, borçla yamamaya çabalayanlar"ın insanlık hali üstünde besliyor.
Bankacılar kusura bakmasın; bu sistem, bizdeki haliyle "çağdaş vampirlik, kenelik, sülüklük, haraç" sistemi.
Bankadan kredi kartı ile beslenip alışveriş yapabildiğini sanan ahali, "borcunu hiç ödeyemez" hale gelene kadar, "nakit çekme, alışveriş, gecikme faizleri" ile bankayı besleyip zaten kefaretini de, kefaletini de, sistem rezaletini de ödüyor!
"Artık ödeyemediği anapara ve faizi" peşin peşin, fazla fazla çoktan ödemiş de, bir kulağının arkasını şeyettirmemiş gibi kalıyor.
Ödeyemeyenlerin çoğunun miktarları onyüzmilyarlık kartlar filan değil; geçen gün noterdeki "ihbar, icra" yığınını yazmıştım, genellikle sıfır önünde tek rakamlı eski milyarlar, yeni binler.
"Piyasa"nın kutsal kitabı, kutsal kasesi, çanağı şu:
Milyonlarca kart içinde binlerce insan borcunu artık ödemezse sadece kendileri batar; ama milyonlarca kartın borçları her ay zamanında ve eksiksiz ödenirse sistem çöker!
Yabancı bankalar, hoş gelişler ola, milyar dolarları verip balık, rakı, lokum için gelmedi herhalde.
Bankalar, bunca ödeyemeyen varken, yoldan geçene yapışıp haybeye kart sokuşturmuyor herhalde.

Umur Talu, Sabah, 22,05,2008

Umur abi yazıyor sağolsun, aslında yazı kopyalamayı pek sevmiyorum, ama bu başlıkta kapitalizm eleştrisi yapmaya ve sistem sırtlanlarının memleket insanlarının kanını nasıl emdiklerini anlatan her yazıyı eklemeye devam etmeye kararlıyım...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Güncel Olaylar-insanlar Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız