Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 235 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Nazım Hikmet


Nazım Hikmet
Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Nazım Hikmet Ran
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Cum Nis 04, 2008 11:23 pm    Mesaj konusu: Nazım Hikmet Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Alıntı:
NAZIM HİKMET / Tüm Eserleri / Cem Yayınları /

Hazırlayanlar / Şerif Hulusi – Asım Bezirci


2. Basım




YAYIMLANMAMIŞ
İLK
ŞİİRLER


Asım Bezirci
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Cum Nis 04, 2008 11:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ŞİİRLERİN DERLENMESİ


Nazım Hikmet 1913'te, henüz on bir yaşında iken şiir yazmağa başlar. Yazdıklarını elinden düşürmediği bir deftere geçirir. Yıllar geçtikçe defterlerin sayısı da artar, 1920 Aralığında ona yükselir.

Defterlerdeki şiirlerden bazılarının altına tarih ve yer adı konulmuştur. Fakat hepsinin tam bir sıra izlediği söyleneınez. Örneğin, birinci defterdeki ilk şiir «Mehmet Çavuşa» adını taşır, altında 22 Şubat 1330 tarihi vardır.

20 Haziran 1329 tarihli «Feryâd-ı Vatan» ise defterde beşinci şiir olarak yer almaktadır. Üstelik, kimi şiirler sonraki defterlere de geçirilmiş ve az çok değiştirilmiştir. Üçüncü defterin başına «Gençlik Şiirlerim», dördüncü defterin «Anneme, Gençlik», [/b]beşinci defterin «Gençlik, Gördüklerim Duyduklarım», altıncı defterin «Gençlik Düşüncelerim» diye yazılmıştır.

Bu defterlerdeki şiirlerden bir bölümünü Nazım Hikmet dergilerde, gazetelerde bastırır: Bunlara «Yayımlanmış İlk Şiirler» adını veriyoruz.

Birçoğunu ise hiç bir yayın organına göndermez: Bunlara da “Yayımlanmamış İlk Şiirler” diyoruz. Nitekim, bu şiirlere ne Ekber Babayef'in Nazım Hikmet, Bütün Eserleri'nde, ne de Kerim Sadi'nin Nazım Hikmet'in ilk şiirlerinde rastlanmaktadır.

«Yayımlanmamış Şiirler»i Nazım Hikmet’in kız kardeşi Samiye Yaltırım yıllarca saklar. Ancak şairin ölümünden sonra, Aydın Aydemir'in onları bir kitapta toplamasına izin verir.

Fakat «A Mon Oncle, Benim Anladığım, Mazi, Ezelî Sevgi, Tesadüf, Bir Muhacirin Ağzından, Bir Muhacir Kadının Ağzından, Uyuyan Kadın, Artık Bu Gezmekten Dönelim Geri, Bir Fikir, Yeşillenmeyen Dallar, Taşyürek Osman, Murada Erdiren Pınarın Sesi» başlıklı on üç şiir yayımlanmadan kalır.

Bunlar ilk kez bizim derlememizde bir araya getirilmiş bulunmaktadır.

Aydın Aydemir'in söz konusu kitabındaki şiirleri Samiye Yaltırım'da bulunan daktilo edilmiş örneklerle karşılaştırdık. Bazı yerlerini düzelttik, eksiklerini tamamlamaya ve ayrımları belirtmeye çalıştık. Yazık ki, bütün uğraşmamıza karşın, Nazım Hikmet'in şiir defterlerini göremedik. Ancak, derlememiz ikinci kez basılırken defterleri görme olanağına kavuştuk. Şairin kız kardeşi ile eşi Seyda Yaltırım'ın da yardımıyla şiirleri teker teker okuduk, birinci basımdaki örneklerle karşılaştırdık. Yayımlanmamış sekiz şiir daha bulduk. Bunları da derlememize aldık. Fakat aradan altmış yıla yakın bir zaman geçtiği için, kurşun kalemle yazılmış ve iyice silikleşmiş birkaç şiiri okuyamadık. Okuyabildiğimiz öbür şiirleri ise yazılış tarihlerine, defterlerdeki dizilişlerine ve Samiye Yaltırım’ın yararlı uyarılarına göre yeniden sıraya koyduk. Böylece Bütün Eserleri I' in ilk basımına oranla, daha düzenli ve daha tam bir derleme elde edildi.

“Yayımlanmamış Şiirler” den «Samiye'nin Kedisi, Beklerken, Ölümün Sırrı, Rübap, Rüya, Öldükten Sonra, Biz Göğüs Verdikti Şen Rüzgârlara, Yine Akşam Oldu, Şair» adlarını taşıyanlar Asım Bezirci'nin Nazım Hikmet Ve Seçme Şiirleri'ne alınmıştır.


(1) Aydın Aydemir-Nâzım, 1970, Ankara
(2) 1975, s. 194-200, Istanbul, AYayınları
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Cum Nis 04, 2008 11:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ŞİİRLERİN NİTELİĞİ



Nazım Hikmet'in 1913 - 1920 yıllarında yani 11-18 yaşlarında yazdığı bu şiirlerin sayısı az değildir. (Biz 68 tanesini derleyebildik.) Fakat şair onları yayımlanmağa değer bulmamış, her halde birer deneme saymıştır. Ne var ki, öyle de olsalar, Nâzım Hikmet’in evrim çizgisini belirlemek için kısaca üzerlerinde durmak gerekmektedir.

Gerçekten de bu şiirlerden deneme sınırını aşanlar, pek az.

Ama dil o çağa göre temiz. Şiirin geniş hayali, aşırı duyarlığı hemen dikkati çekiyor. Mısralar çoğunca koyu bir romantizmle yoğrulmuş.

1913-1911 yıllarının ilk ürünlerinde (Feryâd-ı Vatan, İntikam, Vatana, Irkıma, Çelik, Viran Diyar» vb.) yurt sevgisi, memleketin acıklı durumu, öç alma duygusu, parçalanan imparatorluğu kurtarma dileği - öfkeli, inançlı ve, acemice bir deyişle - belirtilmiş.

Çanakkale'de yiğitçe ölen dayısı Mehmet Ali için yazdığı şiirler (Şehit Dayım, Benim Dayım, Şehit Dayıma Mabat) N. Hikmet'in intikam, kahramanlık ve milliyetçilik duygularını dile getiriyor.

«Mehmet Çavuşa» başlıklı şiir de aynı duyguları pekiştiriyor, Türklerin yine güçleneceği, «tarihe yine altın sayfalar yazacağı» umudunu yansıtıyor.

Öteki ya da daha sonraki şiirlerde çoğunlukla bireysel konular işlenir. Özellikle aşk temi ağır basar. «Beklerken, Yalnız, Bir Hatıra, Ona, Bir Kış, Öldükten Sonra, Arkadan, Rüya, Yıllar Geçti Yardan Hala Gelmedi Haber» vb. şiirlerde aşkı arayış, sevgiliden ayrılış, özlem, bekleyiş, yalnızlık gibi duygular buruk bir anlatımla dışa vurulur.

Aynı buruk anlatım ile melankolik hava «Ölümün Sırrı, Gecelerimden, Küçük Düşüncelerimden, İntizar» başlıklı örneklerde de görülür. Mutsuzluk, kötümserlik, bahtsızlıktan sızlanma nerdeyse şiirlerin yaygın özelliği olacaktır, O kadar ki, bu özellik zaman zaman ölüm düşüncesiyle birleşir; hatta, doğayla ilgili şiirlerde bile çoğun üste çıkar.

Vatan, aşk ve mutsuzluk temlerinden sonra şiirlerde en büyük yeri doğa (özellikle deniz, gece, akşam, günbatımı temleri) tutar. N. Hikmet doğaya insancıl, duygusal özellikler verir ve onu imge yüklü sıfatlarla, benzetmelerle tasvir eder.

Yukarda sözü edilen temlerin dışında ya da- arasıra - onlarla birlikte bazı şiirlerde dinsel yahut mistik bir boyuta rastlanır. Şair mutsuzluktan kurtulmak için ya Tanrıya yalvarır ya da ondan yakınır.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Cmt Nis 05, 2008 10:52 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

«Yayımlanmamış İlk Şiirler» üstüne elimizde yeterli bilgiler yoktur. Bundan ötürü, ancak birkaçı için bazı açıklamalar yapabileceğiz.



Alıntı:
FERYÂD-I VATAN


«Yangın» şiirinin altında 6 Kânunuevvel 1330 (6 Aralık 1914) tarihi vardır. Sarı defterlerden birincisinde ise ilk şiir «Feryâd-ı Vatan» adını taşımaktadır. Yazılış tarihi 20 Haziran 1329 (l913)'dur.

Bundan da anlaşılacağı gibi, Nâzım Hikmet'in ilk şiiri «Yangın» değil, «Feryâd-ı Vatan»dır. Bununla birlikte, şairin, «Yangın»ı daha önce kaleme alıp deftere geç geçtiği düşünülebilir.

Aydın Aydemir «Feryâd-ı Vatan» için şunları yazıyor:

«Samih Rıfat Bey ve arkadaşları, bir gün, Hikmet Bey’lere konuk geliyorlar. Sofra kuruluyor, yeniliyor, içiliyor, sohbet ediliyor.

«Samih Rıfat Bey şair. Valiliklerde bulunmuş, aklı başında, hatırı sayılır bir kişi. Aynı zamanda yakın akrabaları. «Neşeleniyor Samih bey. Şakalaşıyor, nükte yapıyor, sağa sola takılıyor. Bu arada Nâzım'dan da şiir okumasını istiyor Samih bey. Nâzım'ın başı önde, suratı asık. Gene de Samih bey dayatıyor: 'İlle de okuyacaksın' diyor Nâzım'a. Hemencecik Samiye çıkıyor ortaya:

- «Ağabeyimin yazdığı şiirleri ezbere biliyorum" diyor, "isterseniz ben okuyayım"

- «Hadi öyleyse, sen oku, diyor Samih bey.

«Samiye, ağabeyi. Nâzım Hikmet'in yazdığı «F e r y â d - ı Va ta n» şiirini başlıyor okumaya.. ( .. )

«Bu şiir, Nâzım'ın, küçük sarı defterlerinden birincisine yazdığı ilk şiiriydi.»
(AY, S. 27-28).

Şiirin ikinci mısraı, «Etrafı bürümüştü bir duman»

AY'de «Etrafı sarmıştı bir duman» biçimindedir.





FERYÂD-I VATAN


Sisli bir sabahtı henüz
Etrafı bürümüştü bir duman
Uzaktan geldi bir ses ah aman aman!
Sen bu feryad-ı vatanı dinle işit
Dinle de vicdanına öyle hükmet
Vatanın parçalanmış bağrı
Bekliyor senden ümit.


20 Haziran 1329 (1913)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Cmt Nis 05, 2008 10:57 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
«MEHMET ÇAVUŞA»

Nâzım Hikmet yazdığı ikinci şiir üstüne şu açıklamayı yapıyor:

«İkinci şiirimi 14 yaşımda yazdım sanırsam. Birinci Dünya Savaşı içindeydik. Dayım Çanakkale'de şehit olmuştu. Dehşetle yurtseverdim. Savaş için bir şiir yazdım. Ne tuhaf yazdığımı çok iyi biliyorum da, hatta artık Osmanlıcayla değil, okulda okuduğumuz şair Mehmet Emin'in takır tukur ama Arapçası , Farsçası az Türkçesiyle yazdığımı biliyorum da tek satırı aklımda değil.» (EB, S. 10).

Nâzım Hikmet'in sözünü ettiği bu şiirin «Mehmet Çavuşa» adlı ürün olduğunu sanıyoruz. Sözü geçen defterlerinin birincisinde on dört şiir bulunmaktadır. Şiirlerin sırası şöyledir: «Mehmet Çavuşa, Olma Mağlup, Bir Bahriyelinin Ağzından, Yangın, Feryad-ı Vatan, Vatana, AMon Oncle, Irkıma, Şehit Dayıma, Benim Dayım, Şehit Dayıma Mabaat, Çelik, İntikam.»

Bu sıraya göre «Mehmet Çavuşa» birinci görünmekte ise de, altında 22 Şubat 1330 (1914) tarihinin bulunması, şiirin, «Feryâd-ı Vatan»dan sonra yazıldığını düşündürmektedir.





MEHMET ÇAVUŞA!


Vatan ,için ey kahraman
Hayatına hor baktın
Arslan gibi saldırarak
Namertleri hep yaktın
Kurşun bitip tüfeğin de kırılınca
Düşmanına taş attın
Bu besâlet karşısında hangi kale
düşmez ki
Bu şecaat karşısında hangi düşman
kaçmaz ki
işte senin düşmanın
Tabii ki kaçacak
Yine büyük Türk adı
Dağlar taşlar aşacak
Yine Türkün bayrağı
Kaleleri yıkacak
Yine Türkün gemisi
Denizleri aşacak
Yine Türkün sanatı
Avrupaya taşacak
Yine Türkün sinesi
Vatan aşkiyle dolacak
İşte bunlar emin ol
Emin ol ki olacak
Yine Türkün tarihi
Yaldızlı sahifeler yazacak



22 Şubat 1330 (1914)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Cmt Nis 05, 2008 11:02 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

OLMA MAĞLUP!



Galipleri herkes sever
Mağluplardan nefret eder
Haklı haksız olsun mağlup
Yine herkes nefret eder
Onun için ey vatandaş
Hiç bir zaman olma mağlup
Yürü yürü dağ deniz aş
Hiç bir vakit dönme geri
Zira mağlupların yolu geri
Anla bunu ey arkadaş
Mağluplara ölmek iyi
Onun için ey vatandaş
Hiç bir zaman olma mağlup
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Cmt Nis 05, 2008 11:07 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:


«BİR BAHRİYELİNİN AĞZINDAN»


«Mehmet Çavuşa» şiirinden sonra, sarı defterde «Olma Mağlûp» şiiri gelmektedir. Onu «Bir Bahriyelinin Ağzından» adlı şiir izlemektedir. Şiirin altında 3 Kanunuevvel 1330 (3 Aralık 1914) tarihi bulunmaktadır.

Nâzım Hikmet bu şiirini, 1917 yılında bir aile toplantısında, Bahriye Nâzırı Cemal Paşa'ya okuyor: «Cemal Paşa, Nâzım'ın denize dair yazdığı kahramanlık şiirini dinliyor. Şiirin yazıldığı tarihi öğreniyor: 1330. Bu tarihte Nâzım'ın yaşını soruyor: 12-13.
Böylesi yetenekli bir çocuğun Bahriyeye alınmasının iyi olacağını düşünüyor.(…)

«Cemal Paşa durumu Matbuat Genel Müdürü olan Hikmet Bey'e (şairin babası) açıyor. Nâzım'ı da çağırıyorlar yanlarına, Bahriye okuluna girip girmeyeceği konusunda ne düşündüğünü soruyorlar ona.

«- Bahriye'ye girmeyi isterim, diyor Nâzım.» (AY, S. 33-34).

Gerçekten de Nâzım Hikmet, bir süre sonra, Heybeliada Bahriye Mektebi'ne yazılır.







BiR BAHRiYELiNiN AĞZINDAN


Musikim düdük
Hayatım deniz
Biz deryada gezeriz
Bize derler Turgutoğlu
Yakarız yıkarız biz cihanı
Ölüm karşımızdadır an be an
Vatan uğrunda ederiz fedâ-yi can
Topumuzdan çıkan gülle
Eder her tarafı tarümar
Vatan uğrunda fedâ-yi cana
Benim gibi çok kişiler var.


3 Kânunuevvel 1330
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Cmt Nis 05, 2008 11:14 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
«YANGIN»


Nâzım Hikmet «Yangın» şiirini nasıl yazdığını Ekber Babayef'e şöyle anlatır:

«Büyük babam, mevlevî Nâzım Paşa şairdi, anam Lamartin'e bayılırdı. Evimizde, babamın edebiyatla ilgisizliğine bakmaksızın, şiir baş köşedeydi.

«Karşımızdaki evde yangın çıktı. Yangını ilk görüşüm!!!

Şaştım, korktum. Büyük babam, yangın bize atlamasın diye pencereden Kuran'ı tuttu karşıdaki alevlere... Yangın söndü… yaktığı evi kül ederek söndü kendiliğinden ve ben bir saat sonra ilk şiirimi yazdım: Yangın…

Vezni, büyük babamın yüksek sesle okuduğu aruzla yazılmış şiirlerinden kulağımda kalan ses taklitleriyle yapılmıştı. Yani ne arûzdu, ne heceydi, serbest vezindense haberim yoktu, uydurmaydı. Dili de öyle. Osmanlıca taklidiydi. Konusuysa şu:

Yanıyor yanıyor
Müthiş terakeler
Çekiyor ağuşuna bu adv-i beşer
Haneler, fakirler, yetimler...



«Şimdi bunları yazarken bir şeyin farkına vardım, Büyük babamdan çok Edebiyat-ı Cedide'nin, Fikret'in meselâ etkisindeymişim. Neden? Bilmiyorum. Belki de hiç şiir sevmeyen, ama Tevfik Fikret'i -o da bir çeşit Osmanlıcayla yazardı- iki kere yüksek sesle yanımda okuyan babamın yüzünden mi belki de.)
(EB, S. 9-10).

«Yangının eski yazı metni Aydın Aydemir'in adı geçen kitabında bütünüyle yayımlanmıştır. (AY, S. 41).

Fakat şürin yeni yazı çevirisinde (AY, S. 20) bazı yanlışlar, eksikler görülmektedir. Örneğin, üçüncü mısra

«Valdesiz, pedersiz kalmış masumlar» değil,

«Valdeler, haneler, yetimler» olacaktır.

Ayrıca:

Şimdi fakir
Yakıyor bu narı cehenneme gözleri dalıyor


mısraları da aşağıdaki gibi olacaktır:

Şimdi hakir
Bakıyor bu nâr-ı cehenneme gözler dalıyor


«Her yerde ah ü enin» mısraının altında

«Her yerde iftirak» mısraı bulunacaktır.



(2) Bak: Asım Bezirci - Nâzım Hikmet Ve Seçme Şiirleri, 1975, S. 79-80




YANGıN


Yanıyor! Yanıyor! Müthiş tarrakeler
Çekiyor aguşuna o adv-i beşer
Valdeler haneler yetimler
Semaya kalkmış istimdat eden eller
Valdesiz pedersiz kalmış masumlar
Gaipten halikten medet bekler
Bir zaman pür-gurur gezen zenginler
Şimdi hakir
Bakıyor bu nâr-ı cehenneme gözler dalıyor
Ağır ağır
Her yerde âh ü enin
Her yerde iftirak
Tâlilerine isyanediyor
Bütün bu halk.


6 Kânunuevvel 1330 (1914)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 10:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

VATANA!


Ey zavallı vatanım
Neden böyle ağlıyor
Neden midir, çünkü ona
Evlâtları bakmıyor
……………

Oğul –

Bakmaz isem ben sana
Haram olsun Türklük bana
İşte ana gidiyorum
Vatan için ölmeye
Gidiyorum öleceğim
Dönmeyeceğim geriye


Ana –
Git oğlum git
Vatanına hizmet et
Vatan için kanını
Her şeyini, feda et
Nişanlına köyüne
Her şeyine veda et


Oğul –
Gidiyorum ben ana
Selam söyle babama
Yavukluma söyle ki
Ağlamasın hiç bana


23 Şubat 1330
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 10:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

A MON ONCLE

Tu n'est pas mort
Tu n'est pas mort
Tu vit eneore
Tu vivra toujours
Dans le coeur de ta patrie.


Şiirin çevirisi şöyledir:



DAYIMA


Sen ölmedin
Sen ölmedin
Hâlâ yaşıyorsun
Her zaman yaşıyacaksın
Kalbinde yurdunun.


(Çev. Asım Bezirci)
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 10:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
ŞEHİT DAYIMA

Bu şiirde anılan kişi, Nâzım Hikmet'in ölü dayısı Mülâzım (teğmen) Mehmet Ali'dir. Enver Paşa'nın oğlu ve Müşir Mehmet Ali Paşa ile Mustafa Celâlettin Paşa'nın torunudur. Şiire ve resme istidadı varmış. Balkan Savaşı'na gönüllü gitmiş. Çanakkale'de kahramanca savaşarak şehit düşmüş...

Nâzım Hikmet bu olayın acı hikâyesini büyüklerinden dinlemiş, çok sarsılmıştır. Bunun etkisiyle öfke ve öç duygusuyla beslenen başka şiirler yazmıştır: «Benim Dayım, Şehit Dayıma, Şehit Dayıma Mabaat».


«Şehit Dayıma Mabaat’ın son mısraı (AY, S. 31) ile bizim ilk derlememizde (Bütün Eserleri I, S. 18) «Beni öyle titretme» biçiminde verilmiştir. Oysa, şairin el defterinde «Bana bakıp beni öyle titretme» biçiminde geçmektedir. Bu yüzden, ikinci basımda defterdeki metne uyduk.





ŞEHİT DAYIMA


İntikamım alın diye
Şehit dayım inleme
Rahat otur
Bana bakıp beni öyle titretme
İntikamın alınacak sen ey
Şehitlerin evladı
İntikamın alınacak sen ey
Oğuzların ahfadı
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 10:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BENiM DAYIM


Dayım! Dayım! Oydu büyük kahraman
Benim ulu Türk göğsümü
İşte oydu kabartan
Bana büyük kahramanlık eserleri gösteren
Bana âli fedakarlık dersleri hep veren
Vatan için fedâ-yi can etmenin
Usulünü öğreten
Millet için ölmenin
Büyüklüğünü telkin eden
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 10:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ŞEHiT DAYIMA MABAAT


İntikamın almak için
İnleyecek semalar
İntikamın almak için
Kükreyecek denizler
İntikamın alınacak
Şehit dayım inleme
Rahat otur
Bana bakıp beni öyle titretme
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 10:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ŞEHİT DAYIMA MABAAT


Neslimin meşrıkını bana oydu gösteren
Türklüğün sanatını bana oydu öğreten
Bunun için ben dayımı severim
Ona karşı kalbimde
Pek ulu bir hürmet beslerim


Haziran 1331
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Pzr Nis 06, 2008 10:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

IRKIMA


Ey ırkım sen bir zaman
Avrupa'yı titreten
İstanbul'u fetheden
Fattihlere maliktin
Ateş saçan sahralarda harp eden
Cengâvere sahipti n
Bir zamanlar Avrupa
Cehl içinde yüzerken
Yine sen ey ırkım
İlm -i vakte âşina
Âlimlere maliktin
Neden bugün Avrupa
Sana meydan okusun
Neden bugün
O cehalet yuvası
Sana ilim öğretsin.


15 Mayıs 1331 (1915)
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Nazım Hikmet Ran Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10  Sonraki
1. sayfa (Toplam 10 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Nazım Hikmet / Masallar gunfrfd Çocuk Edebiyatı 11 Çrş Ksm 12, 2008 4:16 pm
Yeni mesaj yok "VATAN HAİNİ" NAZIM ANILIYO... dereotu Duyurular 7 Pzr Hzr 03, 2007 1:26 pm
Yeni mesaj yok Nazım Hikmet Kültür Merkezi Gençlik T... dereotu Duyurular 5 Pzr Hzr 03, 2007 1:12 pm
Yeni mesaj yok NAZIM, HOMEROS’UN 20. YÜZYILDAKİ TAKİ... eylem Nazım Hikmet Ran 5 Cum May 12, 2006 8:17 am
Yeni mesaj yok nazim hikmet ran krasnaya Nazım Hikmet Ran 7 Pts May 08, 2006 7:29 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke