ötelerden bir gün
ötelerden bir adam
geldi
bir rüyaya ya da bir sanrıya indi
gelişini bir hiçlik rüzgarına borçlu idi
ne bilsindi hangi damlaya bindiğini
gelişi susku kadar inceydi de kimse duymadı onu. gelişi varlığa bir şey eklememişti
kendinden kendine akan bir gözyaşı kadar kayıptı, geçmişi geçmişine saplanmıştı
şimdisinde, ne geçmişinden ne de geleceğinden bir iz vardı. sıfır kadar temizdi
kökünün toprakta nereye aktığından habersizdi. bir uzantısı ötede kanıyordu
haberi yoktu. her damla kan kendini yıkıyordu çünkü. her birinde bir farklıydı
ötedelerdeki yanlarından bi-haberdi,
uzaktan bakan biri görebiliyordu yine de her yanının ne yana yıkıldığını:
---uzak, kadar uzamak istiyorum. yokluğu dolduracak kadar var olmak istiyorum. her varlıkta kendimle dolmak istiyorum. her rüya benden ibaret olmalı. her hayal bana asılmalı. her varlık benim yokluğumun gölgesi olmalı. her uzanış, bir bana tutunuş olmalı. her kalış beni bana bağışlamalı. ben varlıktan öte bir varlık istiyorum. ben kelimelerimle tanrıya karışmak istiyorum. dünyayı ben kurdum. binlerce tanrı doğurdum acılarımdan. benden ötesi yok.
ben hepsi değilim, hepsi ben. varlık ben olduğum için var. benim acılarımın renginde boğuldu tanrılar. her biri benim bir tenham. her hayat bir kımıldanıştır. her girdiğim dehlizden, cebimde bir tanrı ile çıktım. benim için mesafe yok artık. benim bir putum yok artık.
böylece uzuyordu bir kıvılcımı
ama ötelerden gelen adam bundan masumdu
feryad kendini feryad ediyordu orda
ötelerden gelen adama dahil değildi
0 yukardaydı, aşağısı da yanındaydı.
0, gelişinin gayesini bilmiyordu. 0 susku kadar kolaydı. 0nun için susku kadar sessizdi gayesi.
0 yürüdü, şehrin ortasına geldi. ne gördüyse hep uyduruktu. insanlar gölgelerini kendileri sanıyorlardı. 0 bundan hiç üzülmedi. çünkü ancak kayıp, kaybın kaybolduğunu bilirse kendini bulacağı ona açıktı. ötelerden gelen adam, sarktı. bu sahte dünyaya eğildi. dineldi. ve gördü:
insanların birbirleri için idam sehpası olduğunu,
her ilerleyiş de birinin üzerine basarak ilerlendiğini,
birbir tükrükleri ile birbirlerini boğduklarını,
başkasının ölümü için kendi hayatını gözden çıkardıklarını,
birbirlerini birer ölüm olarak kustuklarını,
insanların kirli, kahpe, yanlış, karanlık, gri ölümlerle birbirlerini avladıklarını gördü.
0, ötelerden gelen adam, ne gördüyse, hiçbirini kendine taşımadı. 0 hiç görmemiş gibi gördü her bir görülmeyeni, hiç kendine eklenti yapmadı.
kendinin pisliklerinden kendine karanlık tanrılar yapan kalabalık biri, 0, ötelerden gelen adamın siluetini gördü. kendine başkasını yok edebilecek kadar acıdı. bütün karanlığıyla ötelerden gelen adamın siluetine saldırdı. vurdu, vurdu, vurdu. hep kendi sahte kanlarında yıkandı. ötelerden gelen adama değemedi. hep kendi pisliğiyle boğuştu, hep kendine sapladı karanlık oklarını. karanlık, pis, uğursuz tavanını kendi başına yıktı. ve kendini ötelerden gelen adamın tenha bir uzantısının uzak bir noktasına hapsetti.
ötelerden gelen adam yürüdü. arkasında bıraktığı, yanında getirdiği kadardı. 0, ötelerden gelen adam, niye geldiğini bilmeden, ne yaptığını bilmeden, yapması gerekeni yaparak ötelere uçtu.
kirlenmemeyi öğrenmişti 0. kirlenen yanlarını gözyaşlarıyla salabiliyordu toprağa. 0, kendi kadar arınıktı.
0, ötelere gittikten zamanı sayanların zamanları ile binlerce yıl sonra, bir dalgadan bir damla bir taşa sıçradı. ve kaybolmadı, görülemez oldu yine de kaybolmadı. çünkü 0
ne kaybetmeyi ne de kaybolmayı tanımıştı
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız