Herkes onların çok şanslı olduklarını söylüyor.Evet bizden daha şanslı olduklarını düşünebiliriz.Artık anne babalar daha ilgili, daha duyarlı.Teknoloji gelişti, çevrelerinde çok çeşitli uyaranlar, daha iyi (?) yetişmeleri için imkanları var vs. vs. Hepimizin bildiklerini daha fazla uzatmaya gerek duymuyorum.Ama endişe duyuyorum onlar için.Sınırlı bulduğum hayatları için.Büyüdüklerinde çocukluk hatıraları bizimkiler kadar renkli, canlı ve dolu dolu olmayacak diye.Evlerde ve kreşlerde duvarlar arasına sıkışmış yaşamlarının neresine sığdırabilirler bizim canlılığımızı?
Büyüdüklerinde çocukluk hatıraları neler olacak bir bakalım: pembeye boyanmış Sindy ler Barbie ler, macera peşinde koşan gerçeküstü Spiderman lar, Batman lar...Öğretmen liderliğinde oynanan sınıf içi oyunlar ve oyun parkındaki salıncaktan, kum havuzundan başka?
Sokakta oynamayı bilmeyen çocuklar tanıdım.Sokakta oynayan yaşıtları için;
- Onlar sokak çocuğu
demişti bir tanesi.Sokakta oynamayı sokak çocuğu olmak sanıyor küçüğüm.Ah bir alsa o tadı.Hep -sokak çocuğu- olmak isteyecek halbuki.
Oyunlarımız vardı bizim; saklambaç, körebe,mendil kapmaca, tombik, istop, cız.Mahallenin bütün çocukları 10-15 gün boyunca aynı oyunu oynar, sonra hep birlikte başka bir oyuna geçilirdi. Oğlanlar tornet biner, misket oynar, topaç çevirir, kovboy olur, kızılderili olurdu.Evcilik oynar,ip atlar, taş oynardık.
İşte bu sebeplerden, çocuklarımız büyüdüklerinde hasretle hatırlayacakları, gülümseyecekleri çok şey olsun diye çaba sarfedelim.Sokağa çıkalım, oyun oynayalım onlarla.
(Babası kızak yaptı oğluma ve kızıma(!), kar bekliyoruz heyecan içinde. Kayarken sırayı bozmak yok ama!)
Bence çok şansızlar.Ne birbirlerine gösterebilecekleri ağaçtan düşme yaraları,ne de komşunun bahçesinden yemiş çalarken köpekten nasıl kaçtıkları anlattğı anıları olacak.Macera diye internet kafede oynadıkları oyunlardan bahsedecekler, aşkla ilk tanışmaları ise okulda kız veya komşunun kızı değil, sanal alemde sanal birileri olacak.Ve en önemlisi yıllar sonra çocukluk arkadaşları ile ilk karşılaşmalarında birbirlerinin gözünün içine boş boş bakacaklar, bence
her insan kendi yasadıgı dönemi sanslı olarak kabul eder... elbette ki bende 70 lerin sonları ve 80 leri harikulade bir dönem olarak kabul ederim cocuklugum icin...
ama bende simdiki cocukların sanssız oldugunu düsünenlerdenim... bir an önce onlara cocuk oyunlarımızı ögretmemiz gerek...
Otelden pansiyona taşındım. Yıldızları önemli değil, harika bir aile ortamı var burada. Geçen sabah uyanıp, kahvaltıya indiğimde iki tane çocuk vardı. Aralarında oyun oynuyorlardı. " Ölümüne kankayız- ölümüne kanka / Ölümüne kankayız -ölümüne kanka" Hoşuma gitti. Bir süre izledim onları. Ertesi gün işten geldim, odama çıkarken aynı çocuklar yine lobidelerdi. ve kavga ediyorlardı .
" Hani ölümüne kankaydık"
"Yok öyle birşey"
" Küstüm o zaman."
"Mızıkçı"
...
Buralarda hala saklambaç oynayan, kartopu savaşı yapan ve kızak kayan çocuklar var...
teknolojinin tanımını, doğayı boyunduruk altına alabilmek için üretilen araçlar olarak yapıyorlar. çağdaş insan bunu yapmış, fazlasını da yapmış ki çocukları da boyunduruk altına almış. artık onlar da tüketim malzemesi! Huxleyin "cesur yeni dünya" sında enfes bir örnek vardı bunun için. çockların hipnopedya, edimsel koşullanma gibi süreçlerle nasıl tüketim canavarı haline getirildiğini anlatıyordu. günümüz toplumların da belki bu huxley in anlattığı kadar göz önünde yapılmıyor ama tüketim için; tv hipnopedya okulda edimsel koşullanma işini başarıyla götürüyor.
Eski cocukla, günümüz teknolojik enformasyonunu yaşamış çocuk arasında ki yegane fark, birinin tüketerek oynayabilmesi: bilgisayar, uzaktan kumandalı araba gibi gereçlere ihtiyaç duyması, eski çocuğun ise ağacın dalını kırıp, don lastiğiyle oyun aracına sahip olabilmesidir.
Yeni oyunların şiddet içerdiği, bireyi ön plana çıkarıp daha bencil yetişkeler ortaya çıkaracağı konusunda, farklı şekilde bir tartışma konusu ortaya konulabilir fakat bu afaki bir platform olacaktır. farklı zamanlarda ve mekanlar teknolojik gelişmeyle paralel olmayan oyunlar var olmuştur. bunu sadece bilgisayar oyunlarının şiddet içerikleriyle açıklamak anlamsız örünmekte.
Değinilmesi gereken bir başka önemli başlık da 6 sınıfla beraber başlayan çoklu stres paketidir(sts). dışarıda üstünü başını yırtp çamurlayacak yaşta olan çocuklar test kitaplarının başın da durmaya mahkum edilmekte.
Galiba günümüz çocukları şansız ama yarının çocukları daha da şansız...
Kötü,çirkin,öfkeli,kıskanç,tembel,kirli,üstü başı kokan biri olsaydım ne olurdu? Yine beni sever miydiniz?Ama ben böyle biriydim.Bu aslında ben değil de,olmaya çalıştığım o kişi mi sevildi demektir?Yani terbiyeli,güvenilir,duyarlı,anlayışlı,aslında hiç de çocukluğunu yaşayamamış ve sorun yaratmamış çocuk mu? Çocukluğuma ne yaptınız?Onun hakkında beni kandırmadınız mı? Hiçbir şekilde geriye de dönemem.Çocukluğumu geri getiremeyeceğim.Başından bu yana küçük bir yetişkindim.Yeteneklerimi kötüye kullanmadınız mı?
Birşeyden dolayı üzüntü veya mutluluk duyduğumda üzülebilir veya mutlu olabilirim,hiç kimseye neşeli olmak gibi bir borcum yok,duyduğum acı veya korkuyu veya başka duygularımı diğerlerinin gereksindikleri doğrultuda baskı altına almak zorunda değilim.Kötü bir çocuk olabilirim,bu da kimseyi ölüme götürmez,kimsenin başı ağrımaz,onların sevgisini kaybetmeden gürültü yapabilir,kırıp dökebilirim.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız