Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 232 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Türkülerin Hikayeleri


Türkülerin Hikayeleri

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire
Yazar Mesaj
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 403
Nereden: ankara

MesajTarih: Cmt Şub 02, 2008 9:10 pm    Mesaj konusu: Türkülerin Hikayeleri Alıntıyla Cevap Ver

Bugünün kentli ozanlarının ulaşamadığı bir içtenlik vardır türkülerde.Anlatıştaki yalınlığa hayran kalırım hep.Hepsi yaşanmıştır çünkü.Bu başlığa türkülerin bildiğimiz hikayelerini ekleyelim istiyorum.Ne dersiniz?

İşte Hastane Önünde İncir Ağacı türküsünün Hikayesi:

Komşu kızı ile beşik kertmesi olan genç askerde vereme yakalanır.Hava değişimi olarak Yozgat' a Akmağden'e gelir.Sözlüsünün ailesi görüşmelerine izin vermez.Tedavi için İstanbul'a gelen genç hasta odasında yatarken bahçede gördüğü incir ağacına bakarak bu türküyü yakar.Hastanede ölür ve ailesi cenazeyi Yozgat'a götüremez.
Başa dön
neclabolat
Yazar


Kayıt: Nov 03, 2007
Mesajlar: 403
Nereden: ankara

MesajTarih: Prş Şub 07, 2008 8:39 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kutu'da türkü seven çok sanıyordum.Aşk olsun.
Başa dön
zulal_aydin
Yazar


Kayıt: Jun 07, 2006
Mesajlar: 133
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cum Şub 08, 2008 8:54 pm    Mesaj konusu: Kağızman'a ısmarladım nar gele Alıntıyla Cevap Ver

Kağızmana ısmarladım nar gele parçasında bir dize vardır ;
gümüş kemer ince bele dar gele diye. Bu dizenin manasını
öğrendiğimde üzerinde hiç düşünmemiş olduğuma şaşmıştım:
Türküye konu olan hatun çocuk bekliyormuş ve canı nar çekmiş.
Yani kemer ve bebek ve bel.
Haluk Levent bir televizyon programında açıklamıştı ordan aklımda kalmış.
Bir de; ben severim hem okuyup yazanı diye bir bölüm varki burada da
doktordan bahsediliyormuş. Ama umut bağlanan, sevilen doktor anne
adayının hayatını maalesef kurtaramamış.

Benim duyduğum ve aklımda kalan türkünün hikayesi bu sevgili neclabolat.
Sevgiyle kalın.
Başa dön
YAZARIM
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Mar 13, 2007
Mesajlar: 1333
Nereden: TAŞLITARLA

MesajTarih: Cum Şub 08, 2008 10:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Eskiden köyün birinde Zeynep adında, yaşı onaltı güzel mi güzel genç bir kız varmış...
Köylerindeki bir düğünde yabancı köylerden gelen Ali isimli bir genç, Zeynep' i beğenir ve istedir. Kısa sürede düğünleri yapılır...Ali Zeynep' i alıp yabancı köye götürür.

Her iki köy arası 3 gün 3 gece olduğundan Zeynep ailesini 7 yıl göremez. Söylenti odur ki; Ali, Zeynep' i ailesine arada bir götürmeye söz vermiştir...

Zaman geçtikçe Zeynep' in ana, baba ve kardeş özlemi bitmek bilmez bir acıya dönüşür. Evinin bulunduğu tepeden kendi köyüne bakarak, sıla özlemini türkü mırıldanarak gidermeye çalışır. Birde üstüne kocasının vurdum duymazlığı ve sevgisizliği eklenince genç kız yataklara düşer.

Köye gidip gelenlerle ana babasına haberler gönderilir. Ali' de haber vermek için yollara düşer. 6 gün 6 gecelik bir yolculuktan sonra Zeynep' in anası babası köye gelir. Fakat Zeynep daha da kötüleşmiştir.

Zeynep ana babasına dilinden düşürmediği türküyü söyler. Türküyü dinliyen herkes ağlamaya başlar, Anası fenalaşır ve bayılır. Zeynep hasretini giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Zeynep için herkes göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür Zeynep' in ailesine duyduğu ayrılık acısını söyleriz dururuz.

yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
annesinin bir tenesini hor görmesinler

uçan da kuşlara malum olsun
ben annemi özledim
hem annemi
hem babamı
hem köyümü özledim

babamın bir atı olsa binse de gelse
annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
kardeşlerim yolları bilse de gelse

uçanda kuşlara malum olsun
ben annemi özledim
hem annemi
hem babamı
hem köyümü özledim
Başa dön
dereotu
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 03, 2006
Mesajlar: 702

MesajTarih: Çrş Şub 13, 2008 2:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hikayesi nedir bilmiyorum ama Füruzan'ın "Balkan Yolcusu" kitabı'ndan gözüme çarpan bir Rumeli Türküsü... Paylaşmak istedim.

" Çadırımız mavi beyaz
Bu sene gelemedi yaz
Aman katip haller yaman
Beni başka defter yaz"
Başa dön
bodosalbatros
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 388
Nereden: kuyu'dan

MesajTarih: Çrş Şub 13, 2008 3:39 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

* Hikayesini bilmiyorum, dinlediğimde kendimce hikayeler geçiriyorum içinden...

Ondörtbin yıl gezdim pervanelikte
Sıtkı ismin duydum divanelikte
İçtim şarabını mestanelikte
Kırkların cem'inde dara düş oldum

Yürü hu Naciye özümü kattım
Adem sıfatından çok geldim gittim
Bülbül oldum Firdevs bağında öttüm
Bir zaman gül için zara düş oldum

Ali ekber Çiçek


[b]Gönül Kalk Gidelim


Böyle ikrar ilen böyle yolunan
Mihnetli yar bana lazım değilsen
Deli gönül sevmiş vazgeçmek olmaz
Cefalı yar bana lazım değilsen

Gönül kalk gidelim sılaya doğru

Bülbülün sevdası hep güllerinen
Senin şirin dilin yad ellerinen
Çık salın sevdiğim engellerinen
Görünme gözüme lazım değilsen

Gönül kalk gidelim sılaya doğru

Bülbül ah eyleyip kanlara vardı
Gözüm yaşı sel sel oldu çağladı
Ölüm geldi dört yanımı bağladı
Kılma cenazemi lazım değilsen

Gönül kalk gidelim sılaya doğru

Ali Ekber Çiçek
Başa dön
akrebingozleri
Yazar


Kayıt: Jul 26, 2007
Mesajlar: 214

MesajTarih: Çrş Şub 13, 2008 8:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

havalanma telli turnam,
uçup gitme yele karşı

diye başlayıp

evler yıkan, beller büken
kanlımı oldun kervankıran

diye devam eden

güzel bir sivas türküsü vardır.
zara dan dinlemiştim.

anadoluda insanlar, gecenin bir yarısı ortaya çıkan sarı mavi ışıklı
parlak yıldıza, zühre yıldızı ya da kervan kıran derler.

rivayet odur ki türkünün hikayesi selçukiler zamanına kadar gider.
arap illerinden dönen kervanlar,
kış mevsimi, bayram arefesi,
sevdiklerine bir an önce kavuşma hasreti, sıla özlemi
bitmek bilmeyen uzun ve tehlikeli yollar,
kar fırtınası ardından gökyüzünde sarı mavi ışığıyla görünen
yıldızın parıltısına aldanıp, kendisini yola vuran kervancılar,
kayseri-sıvas yolunda yitip giden kervanlar ve insanlar.
yıldızın görünmesinin ardından sabah olacak diye umutlanıp yola koyulan,
fakat bir süre sonra göz gözü görmez bir tipinin ortasında kalan,
umutları yıkılan, umutsuzca ileri atılıp, karların içinde yitip giden
atalarımızın hüzünlü hikayesi.
Başa dön
elif_naz
Yeni Üye


Kayıt: Jan 13, 2007
Mesajlar: 88

MesajTarih: Çrş Şub 13, 2008 8:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ah bir ataş ver cigaramı yakayım
Sen sallan gel ben boyuna bakayım
Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerim yüreği

Ah vur ataşı gavur sinem ko yansın
Arkadaşlar uykulardan uyansın
Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği

Çanakkale Boğazı, Nağra Burnı açıkları
4 Nisan 1953, Saat 12:15

Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için gereksiz yere konuşmamaları, şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi.


Link
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Vesaire Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok SERDAR YILDIRIM HİKAYELERİ Serdar30 Çocuk Edebiyatı 9 Cmt May 31, 2008 12:46 pm
Yeni mesaj yok İnat Hikayeleri YAZARIM Yerli Filmler 1 Sal Eyl 18, 2007 8:40 pm
Yeni mesaj yok Eşek Hikâyeleri AyEsHa Yerli Kitaplar 0 Prş Ağu 23, 2007 10:07 am
Yeni mesaj yok sarı öküz ve sarıkız hikayeleri tohum Güncel Olaylar-insanlar 1 Çrş May 30, 2007 3:21 pm
Yeni mesaj yok shakespeare hikayeleri denizzeynep William Shakespeare 3 Prş Tem 06, 2006 5:44 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke