İşte Hastane Önünde İncir Ağacı türküsünün Hikayesi:
Komşu kızı ile beşik kertmesi olan genç askerde vereme yakalanır.Hava değişimi olarak Yozgat' a Akmağden'e gelir.Sözlüsünün ailesi görüşmelerine izin vermez.Tedavi için İstanbul'a gelen genç hasta odasında yatarken bahçede gördüğü incir ağacına bakarak bu türküyü yakar.Hastanede ölür ve ailesi cenazeyi Yozgat'a götüremez.
Kağızmana ısmarladım nar gele parçasında bir dize vardır ;
gümüş kemer ince bele dar gele diye. Bu dizenin manasını
öğrendiğimde üzerinde hiç düşünmemiş olduğuma şaşmıştım:
Türküye konu olan hatun çocuk bekliyormuş ve canı nar çekmiş.
Yani kemer ve bebek ve bel.
Haluk Levent bir televizyon programında açıklamıştı ordan aklımda kalmış.
Bir de; ben severim hem okuyup yazanı diye bir bölüm varki burada da
doktordan bahsediliyormuş. Ama umut bağlanan, sevilen doktor anne
adayının hayatını maalesef kurtaramamış.
Benim duyduğum ve aklımda kalan türkünün hikayesi bu sevgili neclabolat.
Sevgiyle kalın.
Eskiden köyün birinde Zeynep adında, yaşı onaltı güzel mi güzel genç bir kız varmış...
Köylerindeki bir düğünde yabancı köylerden gelen Ali isimli bir genç, Zeynep' i beğenir ve istedir. Kısa sürede düğünleri yapılır...Ali Zeynep' i alıp yabancı köye götürür.
Her iki köy arası 3 gün 3 gece olduğundan Zeynep ailesini 7 yıl göremez. Söylenti odur ki; Ali, Zeynep' i ailesine arada bir götürmeye söz vermiştir...
Zaman geçtikçe Zeynep' in ana, baba ve kardeş özlemi bitmek bilmez bir acıya dönüşür. Evinin bulunduğu tepeden kendi köyüne bakarak, sıla özlemini türkü mırıldanarak gidermeye çalışır. Birde üstüne kocasının vurdum duymazlığı ve sevgisizliği eklenince genç kız yataklara düşer.
Köye gidip gelenlerle ana babasına haberler gönderilir. Ali' de haber vermek için yollara düşer. 6 gün 6 gecelik bir yolculuktan sonra Zeynep' in anası babası köye gelir. Fakat Zeynep daha da kötüleşmiştir.
Zeynep ana babasına dilinden düşürmediği türküyü söyler. Türküyü dinliyen herkes ağlamaya başlar, Anası fenalaşır ve bayılır. Zeynep hasretini giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Zeynep için herkes göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür Zeynep' in ailesine duyduğu ayrılık acısını söyleriz dururuz.
yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
annesinin bir tenesini hor görmesinler
uçan da kuşlara malum olsun
ben annemi özledim
hem annemi
hem babamı
hem köyümü özledim
babamın bir atı olsa binse de gelse
annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
kardeşlerim yolları bilse de gelse
uçanda kuşlara malum olsun
ben annemi özledim
hem annemi
hem babamı
hem köyümü özledim
güzel bir sivas türküsü vardır.
zara dan dinlemiştim.
anadoluda insanlar, gecenin bir yarısı ortaya çıkan sarı mavi ışıklı
parlak yıldıza, zühre yıldızı ya da kervan kıran derler.
rivayet odur ki türkünün hikayesi selçukiler zamanına kadar gider.
arap illerinden dönen kervanlar,
kış mevsimi, bayram arefesi,
sevdiklerine bir an önce kavuşma hasreti, sıla özlemi
bitmek bilmeyen uzun ve tehlikeli yollar,
kar fırtınası ardından gökyüzünde sarı mavi ışığıyla görünen
yıldızın parıltısına aldanıp, kendisini yola vuran kervancılar,
kayseri-sıvas yolunda yitip giden kervanlar ve insanlar.
yıldızın görünmesinin ardından sabah olacak diye umutlanıp yola koyulan,
fakat bir süre sonra göz gözü görmez bir tipinin ortasında kalan,
umutları yıkılan, umutsuzca ileri atılıp, karların içinde yitip giden
atalarımızın hüzünlü hikayesi.
Ah bir ataş ver cigaramı yakayım
Sen sallan gel ben boyuna bakayım
Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerim yüreği
Ah vur ataşı gavur sinem ko yansın
Arkadaşlar uykulardan uyansın
Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği
Çanakkale Boğazı, Nağra Burnı açıkları
4 Nisan 1953, Saat 12:15
Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için gereksiz yere konuşmamaları, şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız