Tarih: Çrş Eyl 07, 2005 11:48 am Mesaj konusu: Sözcükler
başarısızlığa uğramış bir tanrı deneyimini anlatayım size: tanrı'ya gereksinmem vardı,verdiler, ne aradığımı bilmeden aldım
onu. yüreğimde kök salmadığı için bir sürü sıkıntıyla yaşadı içimde, sonra öldü.bugün bana o'ndan söz edildiğinde, eski bir güzele rastlayan yaşlı bir delikanlının üzüntüsüz gönül hoşluğuyla "elli yıl önce, o anlaşmazlık, o yanılma olmasaydı,
Kayıt: May 02, 2006 Mesajlar: 128 Nereden: Ýstanbul
Tarih: Pts May 29, 2006 7:57 pm Mesaj konusu:
Çoğu filozofların düşüncelerini ifade de ahlâki bir yargı söz konusu olmasa da, felsefesi hakkında fikir sahibi olunabiliyor elbette. Sartre'nin felsefesine göz attığımızda ise, düşündüğü her şeyde anlamsızlık ve hiçlik ifadelerini görebiliyoruz. Bir başkasının varlığının dahi kendi özgürlüğüne sınır getirdiği önermesinde bulunur. Aşk'ın içerisinde 'öteki' yoktur; 'Her şey benden başlıyor' ve 'Sevmek, sevilmeyi istemektir' der. Felsefesinin temelini tekbencilik oluşturur. Öyle ki, 'Herkes ancak ötekine karşı çıkarak kendisi olabilir. Öteki, benim için sürekli bir engeldir.' şeklinde açıklama getirir...O'na göre tarihin bir anlamı yoktur, doğmuş olmamız anlamsızdır, ölecek olmamız da anlamsızdır. İnsan, bizim inancımıza göre Allah'ın yeryüzündeki halifesidir ama, hayır... Sartre'ye göre bu imkânsız ve yararsız bir tutkudur...
Felsefe gereklidir fakat bir çekişme değil, aksine düşüncelerimizin, hayretlerimizin ve deneyimlerimizin dostça bir yansıması olmalıdır. En azından Allah'ın hidayetinden mahrum olan insanların, nasıl batıl fikirlere sahip olabildiğini ibretle görebilmemiz açısından da oldukça yararlıdır bence. J.P.Sartre örneğinde olduğu gibi...
Felsefeciler hep önümüzde duran hayatın bilinmez, imgelerle dolu duvarlarını gören, bunları tırnaklarıyla kazıyarak aşmaya çalışan, ancak çok az yol kateddiklerini görmelerine rağmen yinede bundan vazgeçmeyen bilge kişilerdir. bunu kabul edip etmemeyi artık tartışmıyorum bile. onların getirdiği her yorum bizim şu anda yaptıklarımız için bir yol açmış bir ışık tutmuştur. Sadece akılla ancak bu kadar yol alınabilirdi ve bence bu büyük ve yorucu hayat yolculuğunda felsefeciler kadar aklını iyi kullanan emektarlar yok.
sartre öldüğünde en anlamlı söz albert camus'dan geldi.
"sartre fransa'dır".
Bağışlayın… Bu bilgiyi yanlış hatırlıyor olmalısınız…
İlkin şunu belirteyim… Camus’nün Sartre’ın ölümü üzerine söz söylemesi olanaksız çünkü Sartre’dan 20 yıl önce ölmüştü…
İkincisi bu ünlü söz, Sartre’ın ölümü üzerine değil; Fransa’nın, Cezayir’e müdahalesi sırasında, Sartre’ın hükümet karşıtı bildiriler dağıtması, Cezayir Kurtuluş Cephesi (FLN) militanlarına destek için; onların “çantacısı” olduğunu söyleyecek kadar işi ileri götürmesi üzerine, halktan gelen şiddetli tepki karşısında (ki hapse atılmak istenişi, evinin iki kez bombalanması tepkilere örnek olarak gösterilebilir) De Gaulle tarafından “Voltaire hapse atılamaz, Sartre Fransa’dır” diye söylenmiştir.
Bildiğiniz gibi Voltaire de zamanında Fransa’nın kurumlarını kıyasıya eleştiren yazılar yazmıştı.
"Savaş, onu biz yaratmayız. Bizi yaratan odur. Savaşırken çok eğleniyordum. Üniforma giymiş bir sivildim. Bir gece, asker oluverdim, sonsuza dek. Zavallı, yenik bir asker. Bir çaresiz."
''Baudelaire: kendisinin uçurum olduğunu hisseden adam. Gurur, sıkıntı, baş dönmesi: kendini ta kalbinin derinliklerine dek gören, kimseyle kıyaslanmaz, kimsenin iletişim kuramayacağı, yaratılmamış, saçma, yararsız, tam bir yalnızlık içine bırakılmış, kendi yükünü tek başına taşıyan, tek başına varoluşunu doğrulamaya mahkum edilmiş ve durmadan kendi ellerinden kaçan, kendi avuçları arasından kayan, kendi içine dönüp gözleyen, ama, bir yandan da kendi dışında sonsuz bir kovalamacaya atılmış, dipsiz duvarsız ve karanlıksız bir uçurum, öngörülemeyen ve de pek iyi bilinen, apaydınlıktaki bir gizem. Ne yazık ki, kendi imgesi de elinden kaçar. General Aupick'in oğlu, borçlu şair, zenci kız Dunal'in sevgilisi, Charles Baudelaire adında birinin yansısını arıyordu: bakışları insanlık durumuna takıldı. İçine korku salan bu özgürlük, bu nedensizlik, bu bırakılış, bir tek onun değil, her insanın payına düşen bir durumdur. Kendimize dokunabilir, kendimizi görebilir miyiz hiç? Aradığı bu tekil ve değişmez öz, belki de bir tek Başkaları'nın gözlerine görünür. Belki de kesinlikle dışarıda olmak gerek bunun özelliklerini yakalayabilmek için. Belki de kendimiz için nesne gibi var oluyoruz. Hatta belki de hiç mi var olmuyoruz: hep gündeme getiririz kendimizi, hep erteleme durumunda kalır, durmaksızın yapmamız gerekir kendimizi.
Baudelaire'in tüm çabası, hoşa gitmeyen bu düşünceleri kendinden saklamak olacaktır. Kendi ''doğası'' elinden kaçıp gittiğine göre, bunu başkalarının gözlerinde yakalamaya uğraşacaktır. İyi niyeti bırakıp gider onu, durmadan kendi kendini inandırmaya çalışmalı, kendi gözlerine yakalatmaya uğraşmalıdır kendini; kendisi için değil de bizim için kişiliğinin yeni bir çizgisi çıkar ortaya: Baudelaire kendi insanlık durumunu en derin biçimde duyup da, en tutkulu biçimde bunu kendinden saklamaya çalışan adamdır.''
Kendi ''doğası'' elinden kaçıp gittiğine göre, bunu başkalarının gözlerinde yakalamaya uğraşacaktır. İyi niyeti bırakıp gider onu, durmadan kendi kendini inandırmaya çalışmalı, kendi gözlerine yakalatmaya uğraşmalıdır kendini; kendisi için değil de bizim için kişiliğinin yeni bir çizgisi çıkar ortaya: Baudelaire kendi insanlık durumunu en derin biçimde duyup da, en tutkulu biçimde bunu kendinden saklamaya çalışan adamdır.''
Kim kendi gozlerinin derinliginden,oradaki benliginden kacabilir?
Kimdir kendini,kendi gizemi icinde arastirip derinlerde bir yere kayip benligini bulmaya cagiran?
Baskalari icin kendi kisiliginin izlerini apacik yansitirken,kendisinden kacan,ivik didik arayip, kose bucak saklanan kimdir?
Beaudlaire,"Kotuluk Cicekleri"nde kendi gizemini sunar bize.Ne kadar saklayabiliriz kendimizi kendimizden?
Cok soru ve az yanit var,yanitlardan korkan pek cok insan da....
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız