Simgelere yasak getirebilir misiniz?
Başbakan Erdoğan, İspanya'daki temasları çerçevesinde Europa Press adlı ajansın düzenlediği kahvaltılı toplantıya onur konuğu olarak katıldı. Burada soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, başörtüsüyle ilgili sorulara "simgelere yasak getirebilir misiniz?" diye cevap verdi.
Başbakan Erdoğan, başörtüsüyle ilgili olarak şunları kaydetti:
• ''(Başörtüsünü) bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı da suç kabul edebilir misiniz? Simgelere bir yasak getirebilir misiniz, sembollere bir yasak getirebilir misiniz? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var? Buradaki dert başka aslında. Biz bunu çok iyi biliyoruz.''
• ''Bugün Avrupa'da, ABD'de, değişik ülkelerde rahatlıkla başı örtülü olarak üniversiteye kızlar gidebiliyor. Oralarda bir sorun yok. Ama halkının yüzde 99'u müslüman olan ülkemde böyle bir sıkıntı yaşanıyor maalesef.''
• ''Burada sorumluluğumuzun da farkındayız. Özellikle özgürlükler noktasında bunun çözümüne inanıyorum. Öyle zannediyorum ki bunu da bizler en yakın zamanda çözeceğiz.''
• ''Çünkü millet bu sorumluluğu verirken, özgürlükler noktasında bu haklarını da haklı olarak istiyor.''
Kayıt: Oct 24, 2007 Mesajlar: 222 Nereden: Denizin Kıyısından
Tarih: Pts Oca 14, 2008 8:15 pm Mesaj konusu:
Evet sayın başbakan haklısınız...
Bizde ÖZGÜR ve LAİK Türk Cumhuriyetiyiz (böyle bağırıldı hep, mitinglerde olduğu gibi). Türbanıda taksalar karışamayız, başörtüsünüde taksalar karışamayız. Laik yani din ve devlet işleri ayrı ise karışamayız sayın başbakanım karışamayız...
En son mhmt tarafından Pts Oca 14, 2008 11:57 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Simgelerin savunulabilirliğini yasakları belirler. Konu, zaman, zamanlama, ortam, aktörler, haber kaynakları, kanaat önderlerinin kabul edilebilirliği, simgelerin meşruiyet kazanmasında önemlidir.
Bireylerin simgeler kullanmasına karşı değilim. Düşüncelerini ve duygularını ifade etmede dış görünüş temsil yeteneğini ortaya koyar. Saçlarını aniden çok kısa kestiren kadın, kafasını kazıtan erkek, favorilerini L şeklinde uzatan Leninci, bıyıklarını M şeklinde uzatan Marksisit, m şeklinde uzatan ülkücü, badem bıyıklı tarik ehli, paça genişliği belli bir cm uzunluğunda tutularak abdest olayına titiz yaklaşan beyler, saçlarını mora hatta turuncu veya pembeye boyayan cıvıl cıvıl bonus kafalılar, türban takanlar, küpe takanlar, şalvar giyenler, çarşaf giyenler, mini giyenler maksi giyenler, punklar, taraftar formlarıyla gezenler...
Toplumda bu tür örgütlü veya örgütsüz; formel ya da informel gruplara, inisiyatif kullananlara açık olmak gerekli.
Sınırları elbette bazen hukuk çizer bazen kanun çizer bazen de halkın kendisi çizer. Sınırlar zaman içinde kalınlaşabilir ama çoğunlukla da çoğulcu toplumda sınırlar zayıflar.
Simge kullananlar toplumsal güvenliği tehdit edecek, marjinalleşmede nüfuz kullanmaya kalkacak, simgelerle toplumsal ayrışmayı hedefleyecek ve simgelerin altında gerçek amaçlarını gizlerlerse yani takiyye yaparlarsa( bu kelime ısrarla bir gruba yöneltildiği için sevmediğim bir kelime aslında) sorun yaratırlar.
Bir de simgeleri topluma kabul ettirmede farklı referanslar kullanarak kafa karıştırma simgelere bakış açısını zedeler. Bu konuda örnek bir yazı bulunca asarım.
.......
Başlığı, başbakan ve türban olayında ele almak yerine farklı pencerelerden değerlendirmeliyiz mhmt. Bir de tamamı koyu renkli mesajlar yazmamalıyız.
Cemil İpekçi’yi konuşmamızı istiyorlar.
Ama yalnızca ahmaklar birilerinin konuşulmasını istediği şeyleri konuşur.
Biz Cemil İpekçi’nin konuşulmasını isteyenleri konuşacağız.
Cemil İpekçi’nin PR’ını yapan, onunla röportajlar yapılması için gazetecilere aracı olan kimdir?
Nişantaşı Reasürans Çarşısı’nda sıkça birlikte oturduğu Feride Edige.
Feride Edige kimdir?
Betül Mardin’in yetiştirmesidir.
Betül Mardin kimdir?
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya’sının PR danışmanıdır.
Baksanıza nasıl ilginçleşiyor iş.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, George Cloony’nin nasıl oluyorsa kendisine benzettiği bir Cumhurbaşkanı’dır.
Köşkte gazetecilere verdiği yemeklerin ilkine kimi davet etmiştir?
Emre Aköz’ü…
Emre Aköz kimdir?
Sabah’ta yazar olmadan önce, Porno dergi Penthouse’un yayın yönetmenidir.
Ne yapmıştır Penthouse’u çıkartırken?
En uzun şeyli adam yarışması düzenlemiştir. Elinde metreyle ölçerken karikatürleri yayınlanmıştır.
Şimdi başa dönüyoruz.
En uzun penisli adam yarışması düzenleyen Emre Aköz’le yemek yemekten medet uman Abdullah Gül’ün PR danışmanı Betül Mardin’in yetiştirmesi Feride Edige kimi pazarlamıştır?
Cemil İpekçi’yi?
İpekçi ne yapmıştır?
Kadın olsa türban takmak istediğini söylemiş ve muhafazakar eşcinsel olduğunu ilan etmiştir.
Neler oluyor?
Birileri türban dolayımıyla muhafazakarlığı meşrulaştırmak isterken cinsel özgürlükçüleri kullanmak istiyor.
Verilen mesaj şu:
Türbanı cinsel özgürlükçüler bile savunuyor. Lutiler varsa türban da vardır.
İyi de, bu işte küçük bir aksilik var.
Savunan liberaller ya pornocu ya da eşcinsel… Bula bula onları mı buldunuz?
Sizin İslam’ı bu derece yıpratmaya ne hakkınız var? Bu ülkede İslam’ın değerlerini savunacak hiç mi Müslüman kalmadı?
Siz bizim Cemil İpekçi’yi konuşmamızı istiyorsunuz.
Oyun bozulmuştur.
Biz Cemil İpekçi’yi konuşmamızı isteyenleri konuşacağız.
Yani Betül Mardin’i, Feride Edige’yi ve benzerlerini konuşacağız.
Bugün dini problemleri tartışmayı eşcinsellere ve porno yayıncılarına ihale edenlerden bu ülkenin diyanetini de korumak biz laiklere düşüyor.
Betül Mardin’in eski eşi kimdir?
Haldun Dormen’dir.
Bir analizde, Türban takana da saygı duyarız, mini etek giyene de, ama hem mini etek giyen hem de başına türban takana da güleriz demiştik.
Bu kadarını da tahmin edememiştik ama…
Şimdi ortamdan nemalanmaya çalışanlar kendi konumlarını meşrulaştırmak için neredeyse erkeklere türban taktıracak.
Sakın yanlış anlaşılmasın. Bizim yaratandan ötürü, bütün yaratılanlara saygımız vardır ve eşcinsellere saygımız da diğerleriyle birdir.
Ama hiç kimse kusura bakmasın, eşcinsellerin türban bayraktarlığı yapmasına da hiç lüzum yoktur.
Milletçe akıl sağlığımızla oynuyor bunlar.
Devr-i Gül’de türbanı bunların elinden kurtarmak da bize kaldı ya bu ülkede…
Allah bizim de, Tayyip beyin de yardımcısı olsun.
Kayıt: Oct 24, 2007 Mesajlar: 222 Nereden: Denizin Kıyısından
Tarih: Çrş Oca 16, 2008 5:21 pm Mesaj konusu:
eyvallah YAZARIM...
Size uyku, bize diriliş...
Size ters, bize düz...
Sana saçma, bana devrim...
Sen zıttısın, ben arkasındayım...
Sen karşıtısın, ben yandaşı değil ama destekcisiyim bu haberin.
Sizde biliyorsunuzki YAZARIM ninni çocuklara söylenir üniversitelerimizde de çocuklar değil gençlerimiz okumaktadır. Başbakan çocuklara hitap ettiği zamanlarda ya hediye yada para verir, basın açıklaması yapmaz.
Buda demek oluyorki bu ninni değildir, "değildir de nedir?" mi diyorsun, o zaman düşünmen gerek... düşünmeniz gerek...
Ben fikrimi dile getirdim. Üniversite gençliğindeki bereketsizliğini gözden kaçırma. Bizdeki masalların yaş sınırı yoktur. Memleket yediden yetmişe inanır bu tatlı mavallara.
Size de bir oyuncak vermişler oynuyorsunuz. Kalsın, ben almayım.
Kayıt: Oct 24, 2007 Mesajlar: 222 Nereden: Denizin Kıyısından
Tarih: Prş Oca 17, 2008 2:54 pm Mesaj konusu:
Biz zaten kimseye gel sen de oyna demiyoruz ki dostum ve kimseye de oyuncak vermeye çalışmıyoruz.
Size de vermek için çalışmadık, ama siz nedense size de oyuncak vermeye çalışmışız gibi görmüş, üstelik birde almaya çalışmışsınız alamazsınız efendim siz, çünkü sizin oyuncaklarınız daha çocukça ve daha basit.
Her sabah neşe ile yaptığı gibi yine oturdu bilgisarının başına kız. Her daim ilk uğradığı, yuvası bildiği, okulu bellediği, forum sitesine girdi. Ancak üye adını ve şifresini doğru yazmasına rağmen bir türlü bağlanamıyordu foruma. Sayfalarını açamıyordu. Konulara cevap yazamıyordu. Sürekli aynı uyarı çıkıyordu karşısına, " Bu sayfaları görme yetkiniz yok."
Bir anlam veremiyordu. Her gün girdiği site neden bunu yapıyordu. Hemen aklına site yöneticilerine e-posta atmak geldi. Sarıldı klavyesine attı mektubunu. Bir gün boyunca cevap bekledi durdu.
Aklında pek çok soru vardı ve cevaplarını merak ediyordu. Neden acaba neden giremiyordu. Acaba hatlar da mı sorun vardı? Bir gün sonra site yöneticilerinden bir cevap geldi. Merakla açtı mektubu.
" Sayın üye, şimdiye kadar sitemizde açmış olduğunuz pek çok başlık ve yazdığınız pek çok yazı bulunmaktadır. Hepsi de birbirinden değerliler. Ancak yönetim olarak iki gün önce avatarınızda yapmış olduğunuz değişiklik site kurallarımıza uymamaktadır ve forum sitesi üyeleri arasında rahatsızlık oluşturmuştur. Son avatarınız ile ilgili bazı üyelerin şikayetleri üzerine sitemizden atılmış bulunmaktasınız. Üyeliğiniz ve ip adresiniz yasaklılar listemize alınmıştır. Bilgilerinize.
Kız neye uğradığını şaşırmış aval aval ekrana bakıyordu. Son kullandığı resmin siteye ne gibi bir zararı olabilirdi ki?
Şaşkınlığı yerini kızgınlığa bıraktı. Hemen o siteye üye bir arkadaşını msnden buldu.
Çilebülbülü: - Beni siteden atmışlar biliyor musun?
Ahirzaman: - Evet duyunca çok şaşırdım. İnanamıyorum bunu nasıl yaparlar? Sen harika yazılar yazıyordun.
Çilebülbülü: -Ben de inanamıyorum. Sorun avatarımmış.
Ahirzaman: - Nesi varmış ki? Çilebülbülü: - Site düzenini tehdit ediyormuş. Ahirzaman: - Bu ne saçmalık. Bir saniye aaaa senin tüm mesajlarını silmişler. Senden geriye hiç bir şey bırakmıyorlar galiba.
Çilebülbülü: - Şu an moralim çok bozuk sonra devam edelim.
Ahirzaman: - Tamam güzelim üzme kendini ben diğer arkadaşlara mail atıp haberdar edeceğim. Sessiz kalmayacağız.
Çilebülbülü: -Gerek yok siz de başınızı yakmayın.
Ahirzaman: - Sen merak etme. Hadi görüşürüz.
Çilebülbülü: - Görüşürüz((
Kız msnsini kapattıktan sonra son bir umutla siteye tekrar girmeye çalıştıysa da karşısında aynı yazıyı görünce iyice üzüldü. Ertesi gün msnsini açtığında bir adet yeni postanın onu beklediğini gördü. Hemen okumaya başladı.
Birincisi Ahir zamandan geliyordu.
Sevgili Çilebülbülü, Dün seninle konuştuktan sonra , diğer arkadaşlara durumu bildirdim. Arkadaşlar çok kızdı. Hatta tanırsın DeliMurat vardı.
O sitenin siyaset bölümüne bir başlık açtı." ÇileBülbülü'nün avatarına uzanan eller kırılsın " diye.
Bu başlığa bir kaç arkadaşla beraber destek verdik. Lakin site yönetimi DeliMurat, Sword ve Mahzunax isimli arkadaşları bölücülük yapıyorlar diye siteden attı. Şu an çok şaşırmış durumdayım. Ben atılmadım. Çok fazla tehlikeli değilmişim. Ondan galiba. Ama sana olan desteğimi sürdürürsem beni de atabilirlermiş. Ne yapacağımı şaşırdım. Ama Denizmercanı isimli arkadaşın dediğine göre bu duruma maruz olan tek sen değilmişsin. Siteden ondört tane daha bayan arkadaş avatarlarındaki resim yüzünden atılmışlar.
Kendine iyi bak. Ahirzaman
Kız bu olup bitene inanamıyordu. Artık ne yapacağını şaşırmış oarada burada sörf yaparken bir siteye denk geldi.
Site mağdurları.com.
Hemen tıkladı bir destek bir ümit vardır diyerek. İnternet aleminden avatarları yüzünden dışlanan bayanlar için açılmış bir siteydi. Orada pek çok arakadaş edindi neler yapılabileceğini tartıştılar. Kimisi yurt dışındaki sitelere üye oluyordu. Kız bunu düşünmedi bile. Bir sorun varsa burada halledilmeliydi. Ama halletmek için kendini çaresiz hissediyordu çoğu zaman. Sonra sohbet odalarına girmeye başladı. Orada tanıdı hayatının adamını. Onunla konuştular, konuştular , konuştular.
Sonra adı Efsanegenc olan o kişiyle evlendi kız. Bir daha da internete girmedi. Bazen eski günleri anar ve gözlerindeki birkaç damla yaşa hakim olamaz.
Huzeyran
En son uzunsamsun tarafından Cum Oca 18, 2008 2:41 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Merak etmeyiniz efendim sırada forum sitelerindeki resimciklerin kaldırılması izleyecektir.
İnsanoğlu baskının, gücün zerafetine kendini kaptırdı mı duramaz artık.
Öngörü: Muhtemelen başarısız bir girişimle karşı karşıyayız. Başarısız olacağını tarih gösterecektir. Zira bugün anayasayı geçirirsiniz yarın kaldırırlar. Çoğunluk yok mu diyorsunuz. Tank paletlerinde çok dişli vardır efendim.
bu fotoğraf zalimin mazlum gösterilme ahlaksızlığının belgesidir.
din inancının, kişi ile Allah arasındaki o müstesna yerinden alınıp, bezirganların, entrikacıların, iktidar aracı haline getirilmesi için yürütülen şu arsız mücadelenin tahrif edilmiş sahte belgesidir.
en büyük zulüm, bu ülkeye bu topraklara, bu insanlara yapılan en büyük zulüm din inancının kişinin gönlünden vicdanından çıkartılıp, siyasi iktidarın topuzu, gürzü, kalkanı, yönetim aracı, anayasası haline getirilmesidir.
ne simgesi be, ne yasağı,
hele hele ne kelepçesi.
bu ülkenin en büyük şehirlerinden, en küçük mezralarına kadar;
evlerinde, çarşılarında, sokaklarında, işyerlerinde türbanlı, başı örtülü milyonlar milyonlarca kadın gezmiyor mu, yaşamıyor mu?
kör müsünüz utanmaz mı?
hangisi?
türban üzerinden kopartılan bunca yaygaranın, iktidar mücadelesi olduğunu,
dinin iktidara getirilmesi, toplumun dini kurallara göre şekillendirilme çabası olduğunu beş yaşındaki çocuklar bile anladı artık.
kimi kandırıyorsunuz? ne simgesiymiş.
bu fotoğrafı buraya koyan kişi,
üniversitelere türbanla girmenin serbest bırakılmasından sonra sırada neyin olduğunu da açıklamak zorundadır. bitecekmidir bu dincilerin karın ağrısı, geçecekmidir gaz sancıları, rahat bırakacaklar mıdır bu toplumu.
yoksa sırada, türbanlıların kamu görevlerinde yer alması mücadelesi mi vardır?
bakın kardeşim, şu doymak bilmez açgözlülüğünüz ve arsızlığınız yüzünden
şu mübarek memleketin bunca yıllık şirazesi yerinden kayacak.
yazık edeceksiniz güzelim memlekete, bu memleketin güzel insanlarına. zaten her allahın günü içeriden dışarıdan elbirliğiyle .ıçıp durduğumuz yeter.
açtırdınız bayramlık ağzımı yine, hazır susmuştum.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız