Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 218 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Savaşın Gölgesinde Yaşlanmayan Mezar Taşları


Savaşın Gölgesinde Yaşlanmayan Mezar Taşları

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Psikoloji
Yazar Mesaj
remarkablenur
Yazar


Kayıt: Sep 11, 2007
Mesajlar: 108
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cum Oca 11, 2008 3:38 pm    Mesaj konusu: Savaşın Gölgesinde Yaşlanmayan Mezar Taşları Alıntıyla Cevap Ver

Henüz boyumun yalnızca masal kitaplarının olduğu raflara erişebildiği yıllardı.Bir şeylere ulaşmak için beklemenin tadını yaşadığımız yıllar.O zamanlar dünyanın herhangi bir yerinde olan savaşın verdiği acının tek sebebi çizgi filmlerin yerini bitmek bilmeyen haber bültenlerinin almasıydı.

Sonra büyüdüm ya da dünya küçüldü.Savaş haberleri haber bültenlerinden eksilmez oldu.Bir şeylere ulaşmanın kolay ,verdiği mutluluğu hissetmenin zor olduğu yıllar geldi. Bu kez savaşın verdiği acının sebebi bir çocuğun gözlerinde birikenler ve hiçbir şey yapamamanın verdiği çaresizlikti. Gülümsüyordu çocuk savaş muhabirinin yakaladığı karede , yaşadığı tüm acıları inkar edercesine.Oysa henüz başladığı hayatta yapayalnız kalmış, geride kalmanın verdiği acıyı tek başına karşılamıştı. Fonda henüz oyuncaklarını bile görmeden gerçeklerini gördüğü füzelerle yıkılmış yuvası . Öte yandan bizler ,yani dünyanın bir başka köşesinde rahat evinde gazete sayfalarında ve ekranlarda bu dehşete tanık olanlar o çocuk kadar bile cesaretli olamamış ve dünyayı sonu gelmeyen kavgalara sürükleyenlere engel olamamıştık. Kimi zaman şükretmek için onların yaşadığı acıları kendime hatırlattığım için tam kendimden utanacakken , o savaşların başlatma emrini verenleri hatırlıyor , öfkelerimi biriktiriyorum.


Sonra zaman geçecek ,yaşlanacağım.Bu kez savaşın verdiği acıya sebep ,bu acımasız dünyaya ardımda bırakacağım sevdiklerim ve bir de artık ziyaret edeni olmayacağını bildiğim Gelibolu’ndaki öldüğünde on iki , yaşasaydı yüz beş yaşında olacak “çocuğun” mezar taşı olacak. Çünkü dünya güncel yaralarını sarmaya çalışırken eskilerinin kabuklarını kendi halinde dökülmeye bırakacak.


En son remarkablenur tarafından Cum Oca 11, 2008 3:47 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
remarkablenur
Yazar


Kayıt: Sep 11, 2007
Mesajlar: 108
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cum Oca 11, 2008 3:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Savaşın Gölgesinde Yaşlanmayan Mezar Taşları"
geçen yıl mart ayında yazmış olduğum bir yazı
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 941

MesajTarih: Cum Oca 11, 2008 3:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 941

MesajTarih: Cum Oca 11, 2008 4:07 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



Bombalanmış bir köyden kaçan Vietnamlı çocuklar. Elbiseleri yanan küçük kız (eğer ölmediyse) ak saçlı bir teyzeydi, izlediğim bir belgeselde onunla söyleşi yapmışlardı.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Cum Oca 11, 2008 5:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Seramik yüzeyler temizleyicisi, granit mermer yüzeyler temizleyicisi, derz temizleyici hepsi yan yana rafta diziliydi. Bu hafta büyük bir alış veriş merkezinde tesadüfen gördüm. Derz temizleyicisine ihtiyacım vardı. Ama oldukça pahalıydı, ürün ithal olduğundan mıdır nedir alamadım.

Ama aynı rafta sağ tarafta bir ürün vardı ki akıllara muhafaza. Yunanistan ve Almanya'da cenaze masraflarını ve uyulması gereken geleneklerin çıkardığı gider epeyce bir yekün tutuyor diye anlatmıştı Yunanlı bir arkadaşım. Raftaki ürünü görünce aklıma bu pahalı cenazeler gelmişti nedense. Ürün mezartaşı temizleyicisi idi. Mezartaşı şimdilerde mermerden, granitten yapılmakta. Eskiden tahta ve bildiğimiz taşlardan kenar çizgileri dikdörtgen havasını taşıyanlardan seçilmekteydi. Tabii bunlar sıradan halk için kullanılan mezartaşlarıydı. Şimdilerde mermer veya granit kullanılmasıyla Batıdaki gibi pahalı bir temizleyiciye ihtiyaç duyulacağı için yeni bir temizlik ürünü ithal edilmiş anlaşılan. ya da vahşi kapitalizm mezarımıza da el atmış çoktan.

Hayatın ve ölümün ucuz olduğu ülkelerde cenazeler de kıymetsizdir tıpkı yaşayanlar ve çocuklar gibi. Ne yaşarken kıyafetiniz ne de ölünce yeriniz olur bazen.

.......

Şöyle şatafatlı bir mezartaşınız olsun istiyorsanız mezartaşı temizleyicisini de vasiyet etmeyi unutmayın. Ben tahtadan yapılsın istediğim için masraf çıkartmayacağım geriye kalanlara ve de doğaya.

..........
Başa dön
remarkablenur
Yazar


Kayıt: Sep 11, 2007
Mesajlar: 108
Nereden: istanbul

MesajTarih: Cum Oca 11, 2008 5:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

sevgili kukulkan,
bir beyazın bir kız çocuğuna çok yakıştığını göstermek istiyordum,
kefen yada mezar taşları asla yakışmaz bir kız çocuğuna,

ama o güzel resmi ekleyemedim...
Başa dön
kukulkan
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Aug 20, 2007
Mesajlar: 941

MesajTarih: Cum Oca 11, 2008 5:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
kefen yada mezar taşları asla yakışmaz bir kız çocuğuna


Evet! Çocuk ve ölüm yan yana gelmesin, yürek dayanmıyor.
Başa dön
YAZARIM
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Mar 13, 2007
Mesajlar: 1333
Nereden: TAŞLITARLA

MesajTarih: Cmt Oca 12, 2008 1:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Babam; ''Ben ölünce. beni Haliç' e atın'' der. Çocukken, Pierre Lotti' nin(şimdi büstü yok) Büstünün altında yatarmış soğuk gecelerde. Donarak ölmemiş. Büyümüş...İçtikçe, her akşam bira şişelerini Pierre amcanın kafasında kırarmış. Her gece, şimdilerde özel mülkiyete geçen CEVİZ AĞACININ altında içermiş Haliç' e bakarak. Her insan anne-babasının yanına gömülmek ister. Bizim peder bey de Haliç' i seçti. Bir ''mezar taşı istemem'' der.

Babaannem Jivane' nin ve dedem Mikail' in çocuğu babam, mezarlıklarını temizlemeden ve kafası bozukken mezarlıklarının üstünde onlarla uyumadan rahat edemez...

Belkide buyüzden Haliç' e atılamak istiyor. Onları rahat rahat görebilmek için.
***

Yüzüklerin Efendisinde; ''Analar babalar çocuklarını gömmesin'' diyen bir kral vardı. En büyük acı budur. Çocukların ''Şeker yiyebilme'' haklarını kimse gasp etmesin. Topaç çevirsinler. İp atlasınlar. Bez bebeklerini çocuklarına saklasınlar... Ölümle erken tanışmasınlar...

***

Mezar taşları konusu ne zaman açılsa Zekai Dede' nin mezar taşı gözlerimin önüne gelir. Eyüp Sultan' a her inişimizde boydan boya mezarlığı geçeriz. Dua ederiz büyük bestekâra. Aşağıya ineriz süslü püslü ''alimlerin'' mezarlık yada mezarlık villalarına küfür ederim. Ama yatana değil. Yatanlarda bu kadar görkemli bir mezar sitesi istememiştir. Mezar taşlarını kurşunlayacak kadar vefasız olan bu millete kalaylarım be...

Bayramlarda mezar temizleyicilerimiz çocuklarımızdır. Ellerinde keser ve su bidonlarıyla peşinizden ayrılmazlar... Ölümle çok erken yaşta tanışır bu coğrafyanın çocukları. Kapitalist açgölülük veya ekmek parası. Adını ne koyarsanız o.

HÜVEL BAKİ...
Başa dön
platnumturk
Yeni Üye


Kayıt: Aug 08, 2007
Mesajlar: 71

MesajTarih: Cmt Oca 12, 2008 2:11 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Savaşın getirdiği bir acı değil belki ama, Necip Fazıl'ın mezar taşını görmek insana çok büyük bir üzüntü veriyor. Hiçbir şey istememiş yanına, üstüne, altına.

Sadece "Necip Fazıl". Nasıl tanırsanız tanıyın.

Allah rahmet eylesin.
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1435

MesajTarih: Cmt Oca 12, 2008 2:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



ANALAR GÖMMESİN ÇOCUKLARINI...
Başa dön
remarkablenur
Yazar


Kayıt: Sep 11, 2007
Mesajlar: 108
Nereden: istanbul

MesajTarih: Prş Oca 17, 2008 3:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

merhaba dostlar,
dünyaya neler oluyor...
Bugün belki vatan gazetesinin 5.sayfasındaki sağ alt köşedeki haberi ve resmi gördünüzmü?

İsrailli askerden emir:SOLA GEÇ.
emir verdiği henüz küçücük bir çocuk...
bu haberi okuduktan sonra içim öyle acıdı ki gerçekten dünyaya neler oluyor
Başa dön
remarkablenur
Yazar


Kayıt: Sep 11, 2007
Mesajlar: 108
Nereden: istanbul

MesajTarih: Pts Şub 11, 2008 8:38 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Basralı Ömer Şiiri

Bu zulüm yerde kalmaz

Yemin olsun ki asra

Önce mevt-ül insanlık

Sonra harab-ül Basra



Ben Basra'dan Ömer

Belki haberin yoktur

Diye yazıyorum Franks

Önce demokrasi yağdı göklerden

Sonra özgürlük geçti üstümüzden

Palet palet ........



Ve insan hakları namlularından

Yüzü maskeli adamların

Saniyede bilmem kaç bin adet

Demokrasi bizim eve de isabet etti



Bir gün sonra anladım

Ayaklarımın koptuğunu

Babamın vücudunda

Tam on sekiz adet

İnsan hakları saymışlar



Annem zaten yoktu

Ben doğarken

İlaç yokluğundan ölmüş

Ambargo filan dediler ya

Anlamadım, çocuk aklı işte



Sen daha iyi bilirsin ......

Sizde de barış böyledir Franks

İnsan hakları çocukları yetim

Ve ayaksız bırakır mı orada da:?



Babamla söylediğim son dua dilimde

Ayaklarım hastanede

Ve giymeye kıyamadığım ayakkabılar

Elimde kaldı.......



Çocuğun var mı Franks?

Al çocuğuna götür onları

Bir işe yarasın bari

Kim bilir baktıkça

Belki beni hatırlarsın



Basralı Ömer'in Amerikalı general Tomy Franks'e yazdığı ve çocuk yüreğindeki acı gibidir savaşın dramı.

Savaş en çok çocukları vurur. Ve arkasında gözü yaşlı analar bırakır.

“Barışta çocuklar gömer babalarını, savaşta ise babalar gömer çocuklarını”
Başa dön
guidance
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Feb 19, 2008
Mesajlar: 18

MesajTarih: Prş Mar 06, 2008 10:56 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kaborüko

'Dere sadece akar ve hiçbir yere ulaşmaz' diyen annesine inanmayan Küçük Kara Balık'ı ve mücadelesini unuttuk. O derenin sonunda bir şey vardı muhakkak. Dere, hiçbir yere ulaşmaz diyenler yaşanılan her şeyin doğallığını benimsemiş olanlardı.

GÖRKEM YELTAN

Dere, denize açılır!
Küresel BAK (Barış ve Adalet Koalisyonu) Irak'ta Çocuk Olmak konusu üzerine açıyor bu seneki panayırını. Kuruluşundan itibaren içinde olduğum BAK'ın, bu konuyu gündeme taşıma çalışmasını, işgalin beşinci yılında geç bir çığlık olarak değerlendirsem de tabii ki sonuna kadar destekliyorum.
Hiç düşündünüz mü Irak'ta şu anda yaşayan bir çocuk olmayı... Dibimizde süren bu yıkımın ileride bırakacağı izleri? Bir an aklımıza gelip de ötelediğimiz bu acı verici konu nihayet birileri tarafından masaya yatırılıyor. Ne mutlu Küresel Bak'a. Bir yandan da ne mutsuz bir konu ki bu konu içimizi kemirecek, durmadan.
Haklar, özgürlükler bir yana bırakılıyor şimdilerde. Hem de çok uzağımızda değil. Niye sadece yıldönümlerinde hatırlarız bazı şeyleri, niye 23 Nisan'larda çocuklar Millet Meclisine göstermelik ziyaretler yaparlar? Ben küçükken de yaşıtlarım orada bir şeyler söylediler. Yerine geldi mi, değiştirildi mi herhangi biri? Asla. Niye bu kadar umursamazlık, niye canımızı yakıyor bu kadar üstünden geçilen bir mesele ve hiçbir şey yapılmıyor ısrarla.
Gerçekten sonucu yok, bu çırpınışlar boşuna demeyin bana. Ben hâlâ güzel bir dünyanın mümkün olduğuna inanmak istiyorum. Ben hâlâ başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanmak istiyorum.
'Başka bir dünya mümkün!' diyen seslere inanmak istiyorum. İnanıyorum da. Herkes üzerine düşeni yapsa, herkes ses çıkarabilse, inanın mümkün.
Derenin bittiği yeri görmek isteyen Küçük Kara Balık'la yan yana getirmek istiyorum sizi. Tek derdi merak. Tek derdi, oraya varabileceğine olan inancı. 'Dere sadece akar ve hiçbir yere ulaşmaz' diyen annesinin sözüne inanmayan, güvenmeyen Küçük Kara Balık'ın serüvenini bilmeyen yoktur elbette. Unuttuk biz onu. Unuttuk mücadelesini. O derenin sonunda bir şey vardı muhakkak. Dere sadece akar ve hiçbir yere ulaşmaz diyenler hayatlarını, yaşanılan her şeyin doğallığını benimsemiş olanlardı muhakkak.
Küçük Kara Balık'ın yazarı Samed Behrengi, hayatı boyunca çocuklar için yazdı. Behrengi 1968 yılında Azerbaycan'da bir nehirde yüzerken öldü kimilerine göre, kimilerine göreyse Şah'ın gizli polis örgütü tarafından öldürüldü.
Sistemi eleştirmek çok pahalı bir pabuçtur. Ne kadar özgürlük deseler de, ne kadar karşı çıkış yasal bir haktır deseler de bu pabucu giymek cesaret ister. Irak'ta, bugün, çocuk olmak çok zordur. Çocuk olmak bir sürü yerde çok zordur. İnsan olmak birçok yerde çok zordur. Bunu kabul edince yaşamak ne kadar saçma, mutlaka bir şeyler yapmalıyız diye düşünmez mi insan? Düşünür elbet! Düşünmemek de insanlık dışıdır elbet.
Dereler denizlere açılır, bize tersi söylense de. Dereler sadece akmaz, bize söylendiği gibi. Niye kabul ediyoruz bize söylenenleri? Niye gidemiyoruz inandıklarımızın peşinden? Küçük Kara Balık kadar olamadık sözün kısası. Bile bile üstelik bu derenin nereye açıldığını, bildiklerimizin arkasında duramadık. Hem de ne için? Hiç. Koca bir hiç için. Topluma ters düşmemek için karşı çıkamadık bir şeylere. Karşı çıkamadık bile bile çocuklara edilen zulme.
İnsanız biz demeyelim artık. Ben Küçük Kara Balık kadar cesur, onun kadar karakterli olmaya razıyım 'böyle insan' olmaktansa. Ben doğruları söyleyip bir nehirde yüzerken boğulmaya razıyım. Yeter ki utanmayayım kendimden. Yeter ki Behrengi'nin ironik bir biçimde muhteşem kahramanını dereden denize ulaştırırken, kendinin bir nehirde boğulduğu gibi boğulayım. Onurlu yaşadım, karşı çıktım, doğrunun yanında var oldum diyebileyim.
Bu kahraman gibi olmak istemeyenlerin dünyası olsa da dünya, ben hâlâ eminim, hâlâ umudum var; gizleseler de, çıkarlarına ters gelse de herkesin içinde bir Küçük Kara Balık var! Başka bir dünya da başka insanlar olmak da mümkün. Çünkü 'insan olmak' bu!
Başa dön
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 933

MesajTarih: Prş Mar 06, 2008 2:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bebeğin ismi Emire Ebu Asr'mış. Henüz 1 aylık bir kız bebek. Evine girilip annesinin kucağında öldürülen Filistin'li bebeklerden sadece biri.

Dün gece tesadüfen izlediğim yabancı bir haber kanalında duydum ismini. Emire...Emire...sayıkladım durdum bir süre...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Psikoloji Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Nükleer savaşın eşiğinden döndük! Poe Güncel Olaylar-insanlar 0 Prş Ekm 04, 2007 2:57 pm
Yeni mesaj yok Mezar taşları mavera Divan Edebiyatı 14 Sal Oca 23, 2007 6:49 pm
Yeni mesaj yok Büyük büyük dedenizin mezar taşında n... fadim El Sanatları 17 Pzr Ağu 13, 2006 9:16 am
Yeni mesaj yok kara ormanın gölgesinde Poe Şiirleriniz 0 Pts Hzr 12, 2006 10:50 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke