Bu kalbim midir çarpan?
Yoksa göğüs kafesime oturan bir sancının çürümüş kalıntıları mı?
Tak tak tak...
Ölü kuşlar, hangi dar boğazın çeperinde can bulacak dersiniz?
Bir testi su, alnının tam orta yerinde ırmaklaşıp dansederken, ölü kuşlar kanat çırpar... Tak tak tak...
Eyvah! Bütün mazimizi biliyorlar, öfkeleri kasketlerini kıvrım kıvrım aşıyor. Geliyorlar, herkes geçecek köprüyü, ayak diretecekler... Köprü salınacak... Tak tak tak...
kALDIRIMLAR
...
Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;
İki yanımda aksın bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumda bir tâk olsun zulmetten taş kemerler.
...
Necip Fazıl
Kayıt: Oct 24, 2007 Mesajlar: 222 Nereden: Denizin Kıyısından
Tarih: Cmt Arl 15, 2007 10:55 pm Mesaj konusu:
tak tak tak
bu ses kokoreç cimin elindeki 2 bıçağıyla benim çeyrek ekmeğimin içine koyacağı kokoreçleri kıyarken çıkan ses...
tak tak tak
bu ses ise annemin tenceredeki aşımızı karıştırdıktan sonra kaşığı tencereye vurduğunda çıkan ses...
tak tak tak
bu ses de çarşıdaki demircinin kızgın demire vurduğunda çıkan ses o demire vurdukça sanki yaptığım hataların hepsi birer yumruk gibi tak tak tak suratıma geliyor...
-Sana söylemiştim içinden geçmeyelim bu sonsuz karanlığın. Ne'mize gerek kıvırcık saçlı çocukları görmek?
-Onlar hep vardılar, önce öldüler sonra doğdular. Onlar bütün kapılara siyah elleriyle dokundular... Sonra avuçladılar toprağı, yüzlerine, ellerine, gözlerine sürdüler. Gelmeseydin göremezdin, siyahın maviye, mavinin umuda dönüşünü.
-Uzaktan kulağıma bir ses dökülüyor, ne olabilir sence?
Bana bir erkeğin pantolonu altında sakladığı protez bacağını anlatır. Bacak protezliğinden kocaman bir his çıkartır ki ne duyumdur o…Mayın tarlalarını anlatır, üstüne denk gelen adımın ayağını, en erkek adamın ayağını içine gömen tarlaları... Eti olmayan, kemiksiz ama sert plastikten bir organa dönüşen bir sestir, kulaklarımda yeri sabittir. Herkese duyurmaz bu sesi, saklar. Utançtan değildir bir bez parçasını sesin üstüne kapatması, kanlı kaslı bir bacağın üstünde durur gibi yürümek için günlerce çabalaması… Utanmaz hiç bundan, gururludur. Şeref duyar. Onurudur bu ses. Bu sese daha neler gizlenir?
Tak...Tak...Tak...
Hangi el bu sesi çıkarabilir bir bacağa vurarak? Yumruklarını sıkmış iki el durur, nasıl vurulur bu ses? Hangi parmakların işidir? Toprağın kalbine kan döşenir birden, kaybedilen bir bacak değil, ete kemiğe önem verilmez, can da değersizdir...Kırılan ne onurdur, ne şereftir. Gülerek gidilir ölüme böyle. Kırılan koca bir fay hattıdır toprakta, mayın döşeli bir fay kırılır içten içe, yeri göğü yararak… Sese mezar olacak ya toprak, toprak utanır onu örtmeye, onu gömmeye...Toprak kırılır. Mezar kırılır böyle...
Tak...Tak...Tak...
Kiminin anladığı kapıya dayanmış yumurtanın sıcaklığı. Kiminin derdi: Bu tavuğu kim yolacak! Tak, tak... Binbir yalan kapısına kurulmuş köyler, köylüler. Onuncu bir tak! Kurulan binlerce cümlede sızlayan bir plastik ayak. Sabah takılıp, akşam çıkacak! Bakımı yapılacak. Hangi kadın senin, hangisi ayaklarını yıkacak?
Tak...Tak...
Duyduğum günden beri bu ses bana bir protez bacak anlatır. Protezliğinden değil, unutulmaktan utanan bir sestir bu tak, tak. Et, kemik yokluğundan kırılan, incinen değil, hatırlanmamaktan yakınır. Can vermiştir bir kere, giden candan değil, kalan ruhunu kirletenlerden yakınır.
Tak... Tak...
Klavyemde tuş sesi, kapılarda iki yumruk. İki çocukta tek beden. Ruhuna protez taktıranlar bu sesten ne anlayacak? Hiç, hiç… Birileri uyurken çok rahat. Rahat uyusunlar diye, sessiz çalınır bu tak tak…Sessiz bir vuruştur, vurulana “ölü” denilmez.
Tak... Tak... tak...
Bazen umuda açılan bir kapıdadır bu ses, biri gelecek, biri geldi, biri kapıyı çalıyor... Biri, birisi...Bana bir protez bacak taktırır, bana bir protez bacağın yumruklara tepkisini anlatır.
Kendi bacakları üstünde durmak! Böyle bir sesle anlam kazanır, böyle bir sese söz verilir, yemin edilir. Böyle bir ses için yaşanır. Böyle bir sesle ölünür.
Tak... Tak... Tak...
Tekerlekli sandalyeden uzak, üç madalya gibi üç ses çıkarır. Bilinen tüm kelimeler, tüm diller, tüm harfler, işaretler cümle cümle şapka çıkartır karşısında. Seni bana anlatır. Beni bana anlatır, ne yaptın, ne yapacaksın, hadi yap! Tak tak… Bu bir kapıdır. Kimse gelmese de bir bacakta orkestra kurar. Cesaret mi…En çok çalınan notadır. Şef dünyayı kurtarır.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız