Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 206 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Kafesteki Adam


Kafesteki Adam

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Psikoloji
Yazar Mesaj
gifrer
Yazar


Kayıt: Feb 16, 2007
Mesajlar: 440

MesajTarih: Prş Arl 06, 2007 6:10 pm    Mesaj konusu: Kafesteki Adam Alıntıyla Cevap Ver

Bir akşam sarayın bir penceresinden sokakta akıp giden kalabalığı seyreden bir kralın gözüne, o kalabalığın içinden bir adam takılmış. Sıradan bir insanmış bu. O akşam vakti, evine yürümekteymiş. Tıpkı, yıllardan beri haftada beş akşam yaptığı gibi... Kral, adamın evine vardığında yapacaklarını tahayyül etmiş: hanımı ve çocuklarıyla merhabalaşmak, hal hatır sormak, yemeğini yemek, televizyon seyretmek veya birşeyler okumak, uyumak, sonra da, ertesi sabah her zamanki saatinde uyanıp yine işe doğru yola koyulmak.

Birden bir merak sarmış kralı: “Hayvanat bahçesindeki hayvanlar gibi, bu adamı da bir kafese kapatsak acaba ne olur?”

Ertesi gün hemen ruhbilimcisini çağırıp ona bu düşüncesinden söz açmış ve kendisini bu deneyin gözlemini yapmaya çağırmış. Ruhbilimci bunun imkânsız olduğunu söyleyip itiraz edecek olduysa da, kral, Cengiz Han’dan Hitler’e kadar pek çok totaliter liderin bunu yaptığını ve şimdi bu durumu bilimsel açıdan incelemenin hiçbir mahzuru bulunmadığını söyleyerek kestirip atmış. “Üstelik” demiş kral, “bu iş için külliyetli miktarda para ayırdım. Bu para heba olsun istemem.”

Aslında, ruhbilimci de bir insanın kafese kapatıldığında ne gibi davranışlar gösterebileceğini için için merak ediyormuş zaten.

Ertesi gün kral hayvanat bahçesinden kafes getirilmesini emretmiş. Kafes sarayın iç avlusuna yerleştirilmiş ve kralın gözüne kestirdiği o sıradan adam derdest edilerek kafese konulmuş. Ruhbilimci de adamı gözlemlemek için kafesin kenarında bir yere ilişmiş. Adam önceleri yakınmış hep. Ruhbilimciye, “Tramvayı yakalamam gerek, işe gitmeliyim, saate bak, geç kaldım!” deyip duruyormuş. İkindiye doğru, neler olup bittiğinin farkına varmış ve protestoya başlamış: “Kral bunu bana yapamaz! Bu âdil değil, kanuna aykırı!..” Sesi kuvvetli, gözleri öfke doluymuş.

“Çok iyi” diye düşünmüş ruhbilimci. “Öfke, yanlış giden şeylerle savaşmak, onu doğrudan protesto etmek isteyen insanların davranışıdır. Birisi kliniğe bu duygu içinde gelse iyi sayılır, ona yardımcı olunabilir.”

Haftanın sonraki günlerinde adam protestolarını devam ettirmiş. Kral ne zaman kafesin yanından geçse, protestolarını onun yüzüne haykırıyormuş.

Ancak, şöyle diyormuş kral: “Şuraya bak! İyi bir yatağın, bol yiyeceğin var, çalışman de gerekmiyor. Sana burada çok iyi bakıyoruz. Niye itiraz ediyorsun ki?”

Birkaç gün daha geçince adamın protestoları azalmış ve sonra bitmiş. Kafesinde sessiz duruyor ve konuşmayı reddediyormuş. Ama ruhbilimci adamın gözlerinde bir ateş yalımı gibi parlayan nefreti görebiliyormuş. Ağzından birkaç söz çıktığında kısa ve kesin kelimelerle oluyormuş bu; kimden ve niçin nefret ettiğini bilen sakin ama kuvvetli bir sesle oluyormuş. Kral avluya çıktığında adamın gözlerinde derin bir ateş yanıyormuş.

Ruhbilimci bu derin ateşi haksızlığa uğrayan çok insanın gözlerinde gördüğünü düşünmüş: “Hâlâ iyi, içinde kavga ateşi taşıyan bir kişiye yardım edilebilir.”

Kral ne zaman avluda yürüyüşe çıksa, kafesteki adama kendisine iyi bakıldığını, bol yiyecek ve barınak verildiğini hatırlatıyormuş. Gel zaman git zaman, ruhbilimci adamın kralın sözlerine eskisi gibi öfkeyle mukabele etmediğini, bunları sessizlikle karşıladığını farketmiş. Adam kralın doğru söyleyip söylemediğini tartmak ister gibi, düşünceli bir halde, susuyormuş. Öfkenin yaktığı o derin ateş zaman içinde sönmeye yüz tutmuş.

Birkaç hafta içinde adam ruhbilimciye bir insana yiyecek ve barınak sağlanmasının ne kadar iyi olduğunu anlatmaya başlamış. İnsanın kaderine rıza göstermesi gerektiğini, kadere rızanın bilgeliğin bir parçası olduğunu söylüyormuş. Bir süre sonra da güvenlik ve kadere teslimiyet konusunda kapsamlı bir kuram geliştirmeye başlamış. Bu uzun ve çoğu kez adamın monologundan ibaret sohbetlerinde, ruhbilimci onun sesinin düzleştiğini, âdeta içinin boşaldığını hissetmiş. “Çok zor” diye düşünmüş. “Bir insan kime buğzedeceğini bilmiyorsa eğer, ona yardım etmek çok zor.”

Adam, kendisini ziyarete gelen bilim adamları heyetine şaşırtıcı bir biçimde dostâne davranmış ve onlara bu yaşam biçimini kendisinin seçtiğini, emniyetin ve gözetilip kollanmanın büyük değerler olduğunu anlatmış. “Ne garip!” diye düşünmüş ruhbilimci. “Kendi yaşam biçimini temize çıkarmak için neden bu kadar uğraşıyor ki?”

İleriki günlerde kral avluya gezmeye çıktığında adam kafesin parmaklıkları ardından ona şükran ve minnetini bildirmeye başlamış. Kral ortalıkta olmadığında ise, içine kapanık, künt ve vurdumduymaz bir hale bürünüyormuş. Parmaklıklar arasından yiyeceğini aldığında bardağı yahut tabağı yere düşürüyor, sakarlığına üzülüyormuş. Konuşması da giderek fakirleşmiş ve gözetilip kollanmanın değeri üzerine geliştirdiği felsefî kuramlar, yerlerini “Kader bu!” gibi basit ve sıklıkla yinelenen cümlelere bırakmış. Önceki testlerinde hiçbir zeka sorunu olmadığı açığa çıkan adamın bu durumu, ruhbilimciyi şaşırtmış. Neden sonra, bunun efendilerinin elini öpmeye zorlanan kölelerde sıklıkla görülen bir davranış biçimi olduğunu hatırlamış. Kendilerini besleyen ama aynı zamanda onları köleleştirmiş kişilere karşı ne isyan, ne de buğz edebilen köleler de böyle umarsız bir duruma düşerlermiş.

Kafesteki adam artık gün boyu kafesinde oturuyor, sadece güneşin hareketlerine göre pozisyonunu değiştiriyormuş. Ruhbilimci, adamın yüzünün artık belirli bir ifade taşımadığını, o yüzde gülümseyişten bir iz bulunmadığını, yüz ifadesinin tümüyle boş ve anlamsız bir hale büründüğünü farketmiş. Adam yemeğini yiyor ve ruhbilimciye en fazla birkaç kelime diyormuş. Gözleri uzak ve belirsiz bir noktaya tıkılmış gibi, bakıyor, ama etrafını görmüyormuş. Adam o basit konuşmalarında artık hiç ‘ben’ demiyormuş. Kafesi ve bir kafes içinde yaşamayı kabullenmiş. Öfkesi, nefreti, dahası içinde bulunduğu hali meşrulaştırma yolunda bir gayreti yokmuş. Zira artık aklı başında değilmiş.
Rollo May (Psychology and the Human Dilemma )

Çeviren: Kemal Sayar


Çok etkilendiğim bir çeviri... Ve ne kadar tanıdık geldi bu tablo.
Başa dön
LEV_TOLSTOY
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 24, 2006
Mesajlar: 671
Nereden: İstanbul

MesajTarih: Cum Arl 07, 2007 1:55 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kafesteki adam kaybolan aklının yerine, başka bir akıl bulmuştu artık.Aklı o kadar kaybolmuş ki, bu benim diye diretiyormuş yeni aklı için.Özgürlüğün tanımınıda farklı yapmaya başlamış.Ben özgürüm işte görmüyor musunuz? Yemeğim var,televizyonum var,
Benim yerime her şeyi düşünüyorlar...Daha ne isterim ki?..Aman aman dokunmasınlar da
herkesi seveyim.Ne karışıyorsunuz yahu, gazetem bu, televizyon kanalım bu, siyasetçim bu...Yeni aklımı seveyim...(???????????????)
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Psikoloji Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok ISSIZ ADAM/ ÇAĞAN IRMAK fadim Yerli Filmler 6 Cum Ksm 07, 2008 11:02 pm
Yeni mesaj yok ötelerden gelen adam... kelimelerim Öyküleriniz 2 Pts Şub 25, 2008 8:12 pm
Yeni mesaj yok Pkkyı Meclise Taşıyan Adam!!! YAZARIM Güncel Olaylar-insanlar 14 Cmt Ksm 03, 2007 1:03 pm
Yeni mesaj yok “Vakıf Çeşmesi” bir adam: Fethi Gemuh... sabandal insanlar 1 Cum Ekm 26, 2007 8:24 pm
Yeni mesaj yok Kendini provoke eden adam: Nihat Genç! sabandal Nihat Genç 9 Cum Ekm 19, 2007 6:24 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke