Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 228 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

yüzleşme


yüzleşme
Sayfa 1, 2  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Genel
Yazar Mesaj
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 3:56 am    Mesaj konusu: yüzleşme Alıntıyla Cevap Ver

Bu başlığı kendimle yüzleşmek ve de kendisi ile yüzleşme ihtiyacı hissedenler için, pislikten ve kokuşmuşluktan biraz olsun uzak kalmak adına açıyorum.

Bunun için karakutu’dan daha uygun bir yer olamazdı. Kendimle barışmak için, ruhumu kurtarmak için, ızdıraplarıma bir çare olur niyetine; ruhumun kara kutusunu aramak adına, kendimle ve herkesle yüzleşmeye karar verdim.

Beni buna iten en büyük sebep: Dünya üzerinde hızla yayılmaya başlamış olan "bir pisliğin parçası olmamak, kirlenmemek ve bir başkasını, merkezden muhite, kirletmemek" ile insanlık için üzerimize düşeni yapmış olacağımız tüyosunun önüme serilmiş olmasıdır.

Bu kararda ikinci bir sebep daha vardır ki, o da hemen birincisi kadar önem arz etmektedir. Geç kalmış bir şekilde tanıdığım, uzun süreli bir görüşememişliğin adından bulduğum kardeşimi hayal kırıklığına uğratmış olmamın verdiği ızdıraptır.

İnşallah, ruhumu kokutan, beni pisliğe yaklaştıran, bataklığa itecek olan ne varsa yazacağım buraya. Bileceğim pis olanı.

Bu başlık biraz pis kokacak arkadaşlar. Çevreye vereceğim rahatsızlıktan ötürü herkesten özür dilerim...
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 10:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Daha az maske, daha az yalan, daha çok kendim
Katırlık en büyük hayal kırıklığım

‘Kendimi şikayet edebilir miyim’ başlığına yazmak istediklerimi yazamadım bir türlü. Tek bir adım bile atamadım kendimle hesaplaşmak adına. Huysuzluğum yine gösterdi kirli yüzünü. Kabullenmemişlik devam etti. Gerçeklerle yüzleşmenin zorluğu ve sancısı geri adım atmama sebep oldu. Belki de sevilmeyeceğim ya da istenmeyeceğim korkusuna kapıldım. Bilemiyorum. Ancak fazla sürmedi, yalan ve savunmuşluk ızdıraptan başka bir şey vermiyordu. Asıl garip olan da, hemen hemen çevremdeki herkes parmakla gösteriyordu beni. Toplumun rızasını kazanmayı öğretmişlerdi küçük yaşta demek. Yoksa bu imkansız bir şey. Onların pisliklerinden de rahatsız olmadığımın bir göstergesi. En azından bunu yapmış olsam, ekşitsem yüzümü kovalanmama yetecek bir şey de yapmış olacağım. Sürüleceğim, herkes yüz çevirecek benden. Ama ben yapamadım bunu. Kimsenin kokuşmuşluğu rahatsız etmedi ruhumu. Her bir temas ruhumun kokuşmasını biraz daha hızlandırdı.

Çevremdeki insanları memnun etmek adına neleri görmezden geldiğimi bilemezsiniz. Bir insan bu kadar düşer mi? Düştüm. Sakın insanlık hikayesi falan okumasın kimse. Kabul edecek değilim. Ne yaptıysam kendi katırlığımdan(katır mevzusunu İ. Özel’in Kalın Türk kitabından okuyunuz lütfen) yaptım. Ve bu katırlık en büyük hayal kırıklığım.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 11:40 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Haydaaa, Bu da dillendi

pardon dellendi.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 11:49 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Bir günce tutabilmek için onu hak etmek gerek. Gide ya da T. H. Lawrence gibi. Günce kaynayan şurubun üstüne bağlanan incecik dantel. Köpürmek, evet ama boş sahanların üstünü tutmaz köpük. İyi yaşadıysam, iyi öldüysem, dolanıp durduğum yer sağlam zemin olabildiyse, bayılarak yediğim kendi kendine acıma jölesi olmadıysa, köpük de tutar; söylenmeden kalan şeyler sözcüklere dökülebilir, köpük artıkları, kavgadan artakalanlar."

Cortázar


Bakalım nasıl köpükler bağlayacaksınız?
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 11:52 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
pardon dellendi.


inşallah fadim, inşallah...

Çok teşekkürler...
Başa dön
platnumturk
Yeni Üye


Kayıt: Aug 08, 2007
Mesajlar: 71

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 3:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ama her dalganın çarpışında da birbirine benzeyen, hiç de aynı olmayan köpüklerle boğuşuruz. Katılıyorum sayın "dantel" kaybolsun da zaten. Unutmaya da ihtiyacımız var.
Başa dön
mhmt
Yazar


Kayıt: Oct 24, 2007
Mesajlar: 222
Nereden: Denizin Kıyısından

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 3:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Peki ya dalgalarımız durulmaz ise dantel? Hep dalgalanırsak? İşte o zaman köpüklerinde sonu gelmez...

Şuanda o kadar çok köpürüğüm var ki 1 hafta dalgalanmasa bile denizim ancak kayıp olurlar...
Kısa bir çözümüm var aslında dalgakıran yapıyım diyorum ileriyi göremem böylece ve dalgalarımın da sonunu getirmiş olurum nereden eserse rüzgar oraya giderim… ama dalgakıran ne kadar doğru acaba? Ne kadar doğru birilerine uymak, düşünmeden…
Ne kadar doğru ileriyi görmemeye çalışmak ne kadar doğru rüzgarın çektiği yere gitmek?

Dalgalanmak güzel... açık denizlerde yeni fikirlere yelken açmak...
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 11:09 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Karadeniz’in karalığı renginden değil. Denizlere bu şekilde isim verilmesi yönlerle alakalı bir şey. Kuzey, kara ile tanımlanmış. O yüzden Karadeniz denilmiş buraya. Eğer bu doğruysa Karadeniz bundan çok etkilenmiş olmalı. Kararmış çünkü. Koyu mavi falan değil, resmen kararmış deniz. Gökyüzünün rengi denize aksetmiş belkide. Kapkara bir gün işte...

Yazı yazmak ile kendim arasında nasıl bir ilişki olduğunu/olabileceğini sorguluyorum kaç gündür. Yüzüm karardı en sonunda, Karadeniz’den daha kara bir hal aldı. Etrafımda bu karalığı görecek kararda yazı yazan yok ya, bir ben farkındayım bu kararmışlığın. Yüzümün karalığını kimse hatırlatmıyor. Neden kara yüzlü olduğumu soran yok. Sorsalar söyleyeceğim. Emin olun söyleyeceğim. Saklamayacağım daha fazla. Bir sebebi de yazı yazmaya yeltenmemdir bu karalığın demekten imtina etmeyeceğim. Çaldığım her bir kelimenin gölgesidir o gördüğünüz karalık diyip, sıyrılmayacağım işin içinden. Bir bir anlatacağım her şeyi. Bana sır diye açılanları nasıl da yazıverdiğimi bir çırpıda mesela. Kim olduklarını dahi bilmediklerimle paylaştığımı böylece. Haykırmakla susmak arasında tereddütte kalanın ben olduğunu ama susanın ben olmadığını. Beni dost bilenlerin duygu yüklü konuşmalarını kendime mal ederek nasıl yazdığımı. Yazarken kaç fikirden alıntı yaptığımı. Daha sonra bu alıntıların vermiş olduğu tiksintinin hiçbir şeyi değiştirmediğini...

Soran olsa söyleyeceğim. Emin olun söyleyeceğim Karadeniz’in benim yüzümden karardığını. Gökyüzünün hiçbir suçunun olmadığını. Kendimle yüzleştikçe daha da kararacağını denizin. Siz sormasanız da dostlar ben, yüzümün karasını denize çalmaya devam edeceğim.

Bu arada denizde hiç dalga yok mhmt. Sadece karalık var. Henüz dalgakıranlar pusuda ve bekliyorlar öylece. Bir işe yarayacakları zannıyla. Dalgakıranlar, denizin dışındakileri denizin o hırçın, o kara dalgalarından korumaktan başka ne işe yaralar ki. Onlar bana karşı şimdi. Ben onlara düşman...


En son ANLAM-SIZ tarafından Çrş Ksm 28, 2007 3:06 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
mhmt
Yazar


Kayıt: Oct 24, 2007
Mesajlar: 222
Nereden: Denizin Kıyısından

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 12:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sn.dantel dalga kıran benim değil! yanlış anlaşılmaya meydan verecek bir yazı yazdım.Özür dilerim.
dalgakıran çok gördüm şuanda da var odamın camından görüyorum 2 tane dalgakıranlar hazır beton küpleridir, bu küplerden de çok var lafın özü şu, bulayım bu küplerden koyayım dalgalarımın önüne demek istedim küpte çok var Allah için o kadar çok ki nasıl imal ettiler, yada ithal edildiler bu kadar küp! bilemiyorum...
Hazırda bekliyorlar dalgakıranlar hazırda bekliyorlar yazanlar haklısınız ama beklesinler biz zamanı gelince onlara da boşa beklediklerini artık bekledikleri yerde kış! bizim olduğumuz yerde bahar olduğunu gösteririz.

ANLAM-SIZ evet bugün dalga olmayabilir... ama yarında olmayacak değildir bu. Bugün karartı yarın fırtına, yarın dalga, yarın köpük hepsine eyvallah... ama dalgakıranlara,beton küplerine,yazarlara hayır!

Açık denizler Smile ne kadar açılabiliriz bilemiyorum, açık denizlerde yol alanlara bakıyorum da hiç biri sizin gibi sağdan soldan alıntılamamış ANLAM-SIZ! hepsi düşünmüş,hepsi çalışmış,hiç biri uyumamış 3 saat bile... Size düşünmüyorsunuz demiyorum düşünce tembelisiniz hiç demiyorum ama biraz daha düşünebilirsiniz diyorum…
Sn.dantel çok güzel söylediniz gidemiyorsunuz uzaya bende gidemiyorum uzaya gidenlere baktım da... gidenler almış başını gitmiş bize de yaptıklarını taklit, yaptıklarını kopyalamak kırıntıları kalmış...
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 1:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu, yazmaya yeni başlayan üyeler hiç bir şeyden ders almıyorlar mı?

Kendilerini ne kadar da zorluyorlar. Kelimelerin içini boşaltıp ruhunu da öldürüyorlar.

Ben bu başlığı niye açmışım hiç düşünmüyorlar galiba.

Ha, bir de 'ölüm de var' diye diye yapıyorlar bunu.

Off off...
Başa dön
mhmt
Yazar


Kayıt: Oct 24, 2007
Mesajlar: 222
Nereden: Denizin Kıyısından

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 1:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sn.ANLAM-SIZ
Bunu anlatmak istediniz herhalde, işte KARADENİZ
28 kasım 2007

Başa dön
mhmt
Yazar


Kayıt: Oct 24, 2007
Mesajlar: 222
Nereden: Denizin Kıyısından

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 2:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Emeklemeden yürünmüyor... Unutmayın herkes emeklemiştir.
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 2:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

mhmt demiş ki:
Emeklemeden yürünmüyor... Unutmayın herkes emeklemiştir.


Wink

Resim için teşekkürler, uygun düşmüş.
Başa dön
ANLAM-SIZ
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 14, 2005
Mesajlar: 852

MesajTarih: Prş Ksm 29, 2007 9:46 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yalnızlık senin tercihin olduğu zaman güzeldir. Yalnızlığa itildiğin zamansa içten içe çürür ve bitersin...

İnsanın ayırt edici özelliği onun karakteridir. Kişi karakteri ile diğerlerinden ayrılır. Karakter(seciye, ıra) dediğimiz şey; bireylerin, toplumların, milletlerin ana özelliğidir. Davranış biçimlerini etkileyen en temel niteliktir. Özdür.

Dayanma gücü de karakterden bağımsız bir şey değildir. İnsanın sıkıştırıldığı zaman konuşup konuşmayacağının göstergesidir. Dayanma gücü çok fazla değilse ağzında bakla ıslanmayanlar safında yer bulur kişi, eteğinde ne varsa döker. Oysa, ağzındakine de eteğindekilere de sahip çıkmasını bilmelidir.

Dayanma gücü bir defa kazanıldığında sabit kalan bir şey de değildir, her zaman taze tutulmalıdır. Sürekli idmanlı olması gerekir insanın. Üzerine hep bir şeyler koymak lüzum eder. Yoksa ilk fırsatta safını değişmiş bulur insan. Küçük menfaatler uğruna dahi harcayıverir en büyük sırlarını. Sonrası muhtemeldir ki büyük bir yalnızlık...

Yalnızlık, bazen aranan, istenilen bir şeydir. Bir çok sebebi olabilir bunun. Böyle zamanlarda çok da güzeldir. Ancak, her zaman böyle olmayabilir. insan istemediği halde de yalnız kalabilir. Bu, bazen yalnızlığa itilmeyle, bazen de bireylerin kendi karakterine uygun, yakın birilerinin bulunmayışıyla olur. Zaten bu yalnızlığa itilme mevzusu, karakterlerin birbirinden bir an olsun uzak düşmesi sonucu meydan gelen bir durumdur. Yani, karakter türdeşlerini bulup ta, sonra onlar tarafından dışarıya itilme durumu. İşte bana kalırsa en kötü, en acı, insanın yüreğini en çok yakan yalnızlık ta, yalnızlığın bu türüdür. Herkes için korkulacak bir durum değildir. Zira bu tür bir yalnızlık herkesin başına gelmez. Yani, herkes içten içe çürüyemez. Karakterin buna müsait olması gereklidir. Dahası, koskoca bir çınar içten içe çürüyebilir ancak.

Etrafımda onca insan varken yapayalnız oluşum nedendir acaba? Vücudumda bir zehrin dolaştığını hissetmiyor değilim. Bu, dostlarımı yaralamış olmamla alakalı bir durum. Sanırım yalnızlığımda bir itilmişlik söz konusu. Ve şimdi, sıkıştığımda söylediklerim yüzünden, sıkışmadığım halde cenderede yalnız kalma peşindeyim.
Başa dön
tiananmenian
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 26, 2006
Mesajlar: 1425
Nereden: gebze

MesajTarih: Prş Ksm 29, 2007 2:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bu başlığı kendimle yüzleşmek ve de kendisi ile yüzleşme ihtiyacı hissedenler için, pislikten ve kokuşmuşluktan biraz olsun uzak kalmak adına açıyorum.

Bunun için karakutu’dan daha uygun bir yer olamazdı. Kendimle barışmak için, ruhumu kurtarmak için, ızdıraplarıma bir çare olur niyetine; ruhumun kara kutusunu aramak adına, kendimle ve herkesle yüzleşmeye karar verdim.

İki de sebep göstermişsiniz, eyvallah, karışık ama yine de daha sonra açıklanacağına dair işeretler var içerisinde...

İnşallah, ruhumu kokutan, beni pisliğe yaklaştıran, bataklığa itecek olan ne varsa yazacağım buraya. Bileceğim pis olanı.

Bu başlık biraz pis kokacak arkadaşlar. Çevreye vereceğim rahatsızlıktan ötürü herkesten özür dilerim...

Bu da iyi, hazırlandık ezcümle, burunlarımızı hazırladık bir yandan da...

Kendimi şikayet edebilir miyim’ başlığına yazmak istediklerimi yazamadım bir türlü. Tek bir adım bile atamadım kendimle hesaplaşmak adına. Huysuzluğum yine gösterdi kirli yüzünü. Kabullenmemişlik devam etti. Gerçeklerle yüzleşmenin zorluğu ve sancısı geri adım atmama sebep oldu. Belki de sevilmeyeceğim ya da istenmeyeceğim korkusuna kapıldım.

Çevremdeki insanları memnun etmek adına neleri görmezden geldiğimi bilemezsiniz. Bir insan bu kadar düşer mi? Düştüm.

Konu derinliğine ve aslına vakıf oluyor artık diye düşündük sonradan...

Bakalım nasıl köpükler bağlayacaksınız?

Artık kendinizi bırakıp diğerlerine yöneldiniz, olabilir, açılmak için gereklidir bazen...

Yazı yazmak ile kendim arasında nasıl bir ilişki olduğunu/olabileceğini sorguluyorum kaç gündür. Yüzüm karardı en sonunda, Karadeniz’den daha kara bir hal aldı. Etrafımda bu karalığı görecek kararda yazı yazan yok ya, bir ben farkındayım bu kararmışlığın. Yüzümün karalığını kimse hatırlatmıyor. Neden kara yüzlü olduğumu soran yok. Sorsalar söyleyeceğim. Emin olun söyleyeceğim. Saklamayacağım daha fazla.

Soran olsa söyleyeceğim. Emin olun söyleyeceğim Karadeniz’in benim yüzümden karardığını. Gökyüzünün hiçbir suçunun olmadığını. Kendimle yüzleştikçe daha da kararacağını denizin. Siz sormasanız da dostlar ben, yüzümün karasını denize çalmaya devam edeceğim.

Ümitlendik tekrar, soru sormaya niyet edecektik az daha...

Yalnızlık senin tercihin olduğu zaman güzeldir. Yalnızlığa itildiğin zamansa içten içe çürür ve bitersin...

Etrafımda onca insan varken yapayalnız oluşum nedendir acaba? Vücudumda bir zehrin dolaştığını hissetmiyor değilim. Bu, dostlarımı yaralamış olmamla alakalı bir durum. Sanırım yalnızlığımda bir itilmişlik söz konusu. Ve şimdi, sıkıştığımda söylediklerim yüzünden, sıkışmadığım halde cenderede yalnız kalma peşindeyim.

Ve yalnızlığın tarifine ve şu aralar kendinizi yalnız hissettiğinize geldi sıra, ama hala ortada ne yüzleşme ne bir pis koku ne de şöyle esaslı bir izahat mevcut, samimiyetime inanın lütfen, bu yazdılarınız yüzleşme falan değil, başlangıç iyiniyetli ancak sonrası uzun soluklu bir kaçıştan ibaret. Düşüncelerimi açıklamak istedim sadece ve devamını getirmeniz dileğiyle...
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Genel Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Geçmişle Yüzleşme Poe Tarih 1 Pts Ksm 12, 2007 9:26 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke