Tarih: Pzr Ekm 21, 2007 10:47 am Mesaj konusu: Ölüm Tezkeresi
işte tezkereye cevap hiç gecikmeden geldi:
şimdilik 12 şehit ;ama biliyorumki öbür şehitlerim gibi
sizin de sayınız 12'den fazla kimbilir belki de bir cevaptı bu: "dışarıya gidene kadar içeriyi halledin"
offf ne yazdığmı bile bilmiyorum yeter artık yeter
En son aeg tarafından Pzr Ekm 21, 2007 6:55 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Tüm analizler ve olaylar şunu gösteriyor artık: Türkiye'ye karşı, başını Amerika'nın çektiği güçlerce ve onların kuklarıyla beraber, üstü örtülü bir savaş açıldı ve sürdürülüyor.
Yıl sonunda Milli Gelir'imizin 700 milyar dolar, büyüme oranımızın da yüzde 5.5 olacağı tahmin ediliyordu; normal şartlar altında. Ancak bu potansiyeli büyük ülkeye, asla normal şartların gösterilmeyeceği açıktır.
Bugün kulaklar cephede olacak. Şerefsizler güruhu ile çatışmalar sürüyor.
çok daha önceden tezkere çıkartılmış olsaydı,yani bu tehdit bile bu pusuları önleyebilirdi. Çok daha önceden ekonomik ambargo dahil ekonomik-siyasi yaptırımlar uygulansaydı bu cüret olmayabilirdi. Ne yazık ki PKK sorunu yokmuş ya da şehitler önemsizmiş gibi davranan, tepki göstermeyi hamasi sözlerden ibaret gören bir yönetim anlayışı ile yönetiliyoruz. Bunun faturasını ödüyoruz. Başımız sağolsun.
Poe çok önemli bir noktaya değindin ;aslında hep suçlu buluyorum diye yazmak istemedim ama silahlar amerikan silahları olsunda teröristler neden onlara bağlı olmasın?
ya da ilk başta dediğim gibi:" siz bizi dinlemediniz karşı geldiniz alın size teskere hadi girin bakalım girebiliyorsanız mı demekti" neyse ne Allah bizlere kalanlara sabırlar versin başımız sağolsun...
ve dünya basınıdaki haberlere bakın pkk dan kürt isyancılar diye bahsedilirken haklı olan biz,resmen haksız durma düşürüldük daha yeni zamanda verdiğimiz 15 şehitin acısını protesto ederken de dünya basınında elimizde bayraklar ermeni yasa tasarısına isyan ediyoruz diye haber yapmışlardı yeter bee Allah belanızı versin başınıza gelmeden anlamayacaksınız bizi konuşmayın bari!
Yaşadığımız büyük acı, bizi akıl tutulmasının dibine göndermemeli. Taha Akyol konuşuyordu bişr kaç saat önce. Haklı olarka soruyordu; bizim sınırlarımız içinde mayın döşeyen teröristler, kendi bölgelerinde bunu yapamayacaklar mıydı? Elbetteki yığınla tuzak askerimizi orada bekliyor. Tek kurşun sıkamadan kat be kat şehit verme riski var. Akyol'un dediği üzere, bu hain saldırının tam da Tezkere sonrasına denk gelmesinin bir amacı var: O da, Türkiye'yi K.Irak'a çekmek. Muhtemelen tuzaklarla dolau dar patikalara.
Ama bnce daha önemli bir amaç daha var. O da, daha büyük bir strateji: Türkiye'nin fiili hasımlarını çoğaltmak; yani peşmergeyi, hatta Amerikan güçlerini de çatışmanın içine katmak. Nihayetinde bu güçlerin açtığı fiili boşluktan Pkke yararlanıyor ve yararlandırılıyor. Hatta Ümit Özdağ'ın dediği üzere, Amerikan askerlerinin de, giysi değiştirerek bu tarz provakatif saldırılarda bulunması olması. Eğer Peşmerge de işin içine girerse, tam anlamıyla bir savaşa girmiş oluruz.
Bazı arkadaşlar, hemen korkaklığımıza yormasın bu akıl yürütmelerini. Zira bu saldırının büyük psikolojik etkisi de, kardeşliğimizi bölmek, provake etmek. Tamam, Pkk'yı yerle bir etmeli, ederiz de; ama K.Irak'taki Kürtler'i karşıya almamız, içeriye nasıl anlatılacak? Bir yığın kan bağı var. Bu yüzden, atılacak adımların çok iyi hesaplanması gerekli. Ancak, saldırıların asıl hedefinin de böyle bir karşıtlığı büyütmeye yönelik olduğunu görmemiz lazım. Nitekim, bir tanıdık hemen derin fikrini duyurdu: "Gen bombası yapıp atalım!" Kimin genlerine yönelik? İşte böyle, Pkk'nın amacına hizmet eden ırkdaşlarımız da mevcut. İşe bak ki, bu tarz sivri söylem sahiplerinin de aynı zamanda kendini 'laisist' olarak tanımladıklarını görüyoruz.
Hayati bir durumla karşı karşıyayız. Söylediğimiz gibi, Osmanlı'nın büyük potansiyeli olarak tehdit altındayız her zamanki gibi. Laik-anti laik, sağ-sol, Sünni- Alevi çatışmaları hep senaryolandı ve uygulamaya konuldu. Hepsi başarısız olmadı tabi. Ülkedeki dünya görüşlerindeki temel bölünüklük, bu senaryoların tuttuğunu göstermekte. Ancak etnik temele dayalı çatışma senaryosu en tehditkar olanıydı ve bu Pkk ile yıllar yılı sürdürülüyor. Birlik, beraberlik söylemi bana da eskiden hikaye gibi gelirdi; ama bu söylem hayatta olduğu sürece bu plan başarıya ulaşamadı.
Bugün Pkk, Amerika olsun, Avrupa Parlemantosu olsun, listelerinde terörist örgüt olarak yer almakta. Ancak, bırakalım siyasilerini, haber ajansları dahi terörist demiyor bu hainlere. Demek ki terörist olarak görmüyorlar. Bu, üstü örtük verilen bir desteğe işarettir. Ki, zaten yığınla gösterge de vardı verilen desteğe. Bütün bunlar, Türkiye'nin sadece Pkk'ya karşı mücadele etmediğini gösteriyor. Nitakim ekrana çıkan analistler, ister sivil, ister asker; buna parmak basmakta. Yani biz el altından batı'ya karşı savaş halindeyiz. Daha doğrusu, onların maşa kullanarak açtığı ssavaşın tarafıyız.
Terör üzerinden yapılan iş siyaset tartışmalarına katılmayacağım. Çünklü görünen köy kılavuz istemez.
Bu arada, ekranların ajitasyonuna dikkat edelim. Askeri, soğukkanlılık kurtarır. Hepimiz asker ruhlu olduğumuzu iddia ediyorsak, bunu es geçmeyelim.
Fadim ben de aynı şeyi düşündüm bütün gün, henüz yirmi yaşındaki oğlunun ölüm haberini almak veya her an ölüm haberini almak korkusuyla nefes almaya çalışmak. Aman Tanrım!
Haklısın, kelime yanlış yazılmış, ama bu haliyle bile çok manidar. Onlara teskere, "ölüm" kılığında geldi, zira büyük ihtimal, yine tamamı er'di.
İşte böyle, Pkk'nın amacına hizmet eden ırkdaşlarımız da mevcut. İşe bak ki, bu tarz sivri söylem sahiplerinin de aynı zamanda kendini 'laisist' olarak tanımladıklarını görüyoruz.
Yapma Poe, ardından da " Terör üzerinden yapılan iş siyaset tartışmalarına katılmayacağım. Çünklü görünen köy kılavuz istemez" diyorsun. Ne alakası var laisizmle dangalaklığın? Benim de çevremde dangalakça konuşan AKP'liler var, kalkıp AKP'lilere çamur mu atmalıyım? Elbette hükümet eleştirilecek, madem ki ülkeyi bu hükümet yönetiyor, ona soru soracağız, Danimarka hükümetini mi sorgulayalım? Daha demin Mehmet Ali Şahin "tezkereyi çıkarttık, sınır-dışına ordu karar verecek,onun kararını soracağız" diyor. Bu adam iki dönemdir bakan. Ordu 7 ay önce bu konudaki düşüncesini söylemişti,dinlemediniz,şimdi niye ordunun kararını bekliyoruz diyorsun? Bu, devlet adamı ciddiyeti midir? Başbakan Habur'u kapatmayacağız diyor, gerekirse kapatırız bile demeyi aklına getirmiyor. Barzani'nin küstahlığı ortada, yanıt veren yok. Tezkereden sonra Irak heyeti Ankara'ya geldi,hükümetle,başbakanla görüştü, "biz istediğimizi aldık" diye açıklama yapıp gittiler. Aklımız bulandı. Senin sevmediğin medyadan tek bir soru yok. Medya demişken, medyanın en büyük hünerlerinden biri de dezenformasyondur, sınırdışı operasyonun yapılmaması için bir dezenformasyon kampanyasının yürütülüyor olması olasılığını da düşünmek gerekir. Susurluk'ta da aynı şey yapıldı ve Susurluk, dezenformasyon bombardımanı altında atomize oldu,dağıldı ve unutturuldu.
Siyasetin canı cehenneme! Yasama yürütme erkini elinde tutanlara bir vatandaş olarak soru soramayacaksak,soru sormamamız gerekiyorsa demokrasiden bahsetmeyelim.
Neyse, daha konuşmayacağım. Gençler askerlik şubelerine yığılmış, Kürt vatandaşlarımıza yönelik bir taciz yok, Allah'tan bu halkın güçlü bir sağduyusu ve güçlü bir vatan sevgisi var, bu bana güven veriyor,acımı hafifletiyor.
1974'de Yavru Vatan'da insanlarımız katledilirken Türkiye, "ABD ne der?" dememişti. Şimdi Anavatanda oğullarımız öldürülürken de Türkiye bunu düşünmemeli. ABD'nden, AB'nden korkarak var olamayız. Cesur olmalıyız, bedelini öderiz, cesur olamamanın bedeli bugünkü gibi şehitler çünkü. Hükümet siyasi,ekonomik,askeri tüm önlemleri uygulamaya sokmalı,Meclisi'yle,ordusuyla,halkıyla arkasındayız.Analar ağlamasın artık.
Bu emperyalizme karşı savaştır. Yıllardır bunun görünmesi inatla engellendi.
***
Hükümetleri eleştirmek, yerden yere vurmak, gerekirse arkalarına tekmeyi yapıştırmak bizim işimiz. Gerekirse ''cumhur''larının başkanına da. Senin ülkende askerler ölecek ve akşam 20:00 de toplanacaklar beyefendiler. Neden? Keyiflerini çıkaracakları gezileri, pazarları var.
Yazmamak, konuşmamak en büyük dangalaklıktır. Onlar yazdıkça, konuştukça zaman gösterdi ki dangalaklığın ağababası oldular. Gocunmadılar. Yüzleri bir defa olsun kızarmadı.
Laiklik YOK!
Türban YOK!
Türk YOK!
Kürt YOK!
Alevi YOK!
Müslüman YOK!
Sarı YOK!
Kırmızı YOK!
Bu terimleri silin aklınızdan. Dangalakça bir yaşamı seçtiyseniz o ayrı.
Yüzleri kızarmadan yazmak, konuşmak bu kadar kolay olamaz.
Silah tüccarlarının kasalarına koydukları paraların üerinde insan kanını görmek istemiyorsanız dangalaklığı bırakın. Egolarınızı bırakın. Ukala tavırlarınızı bırakın!
***
Bu gün İsatiklal Caddesinin tepesinde dakikada 6-7 tur atan helikopterlerin sesini duyan halkın endişesini görmeden, hissetmeden kimseler konuşmayacak. (Yaşadığım yerden örnek verdim. Daha beter endişeler ve korkular var elbette)
Yalnız HALK konuşacak! Öyle uyduruk demokrasinin emziği olan sandıklarda değil.
***
Her akşam teyzmenin ağlamalarını duymadan gezilerine çıkmayacak yönetenler. Kuzenim ve onun gibilerin Şırnak' ta hayallerini unuttukları gibi hiçbir yetkili, ERK! hayellerini gerçekleştiremiyecek!
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız