Tarih: Cum Ekm 12, 2007 10:05 am Mesaj konusu: Modern Vaazlar
Bizim diziler aseksüel
Dünyada yeni eğilim; eğlence ve rahatlık
Avrupa'nın önemli televizyon izleme ölçüm kuruluşu Mediametrie ve International Media Consultant (Uluslararası Medya Danışma Şirketi) bu sezonun televizyon eğilimleri ile ilgili yeni bir basın bültenini Cannes'da devam eden televizyon pazarı MIPCOM'da kamuoyuna duyurdu. İki önemli eğilim bu yıl televizyon programlarında etkili oldu; eğlence ve rahatlık...
Para, para, para
Rahatlık ve geleceğe kolay yoldan umut bağlamak televizyon izleyicisi için bu yılın ikinci yarısındaki programlarda da etkili olmuş. Mesela CBS televizyonunda yayınlanan "Power Of Ten" 10 milyon dolarlık rekor bir parayı öneriyor izleyiciye. Paranın yanı sıra böyle rahatlatan, eğlendiren programlar var; daha çok eski şarkıların nakaratları üzerine; "The Singing Bee" (NBC) ve "Don't Forget The Lyrics". Bizde bir kere yarışma geleneği kayboldu gitti. Ciddi yarışmalar, ciddi paralar verir. Bizde bu iş iflas etti. Bir ara yabancı format yarışmalar pıtrak gibi çoğaldı. "Kim 500 Milyar İster" karizmayı çizdirdi. Bizde işin para yönü hikaye. Böyle öğleden sonra hani güldüren, biraz düşündüren programlar da hak getire. Biz gözyaşı, hırs, kaybolan çocuk, evini dağıtıp giden koca, teyzesinin oğluna kaçan kız filan; böyle bir öğleden sonrayı tercih ediyoruz.
Bizimkiler aseksüel!
Batı TV'lerindeki dizilerde aşk ve seks bu sezonun iki teması. Amerikan Showtime kanalında gösterilen "Californication" dizisi ("The X-Files" dizisinin yakışıklı ajanı David Duchovny başrolde) yazmak için ilham gelmeyen bir yazarın, çözümü seksin uç noktalarında bulmaya çalışmasını anlatılıyor. İngiletere Channel 4 kanalında oynayan "Skins" ise bildik bir konuyu işliyor; aileleri ile sorunları olan, uyuşturucu kullanan ve seksi keşfetmeye çalışan gençler... Bu diziler çok izlenen kanallarda yayınlandığına göre pornoya girmiyordur tabii ki! Bizim gençlik dizilerinde de "seks"in "s"si yer almaz. "Kavak Yelleri" ve "Arka Sıradakiler" farklı yaklaşımlarda da olsa ortak noktaları; gençlerin hiç bir kız - erkek durumunda birbirlerine dokunmamaları. Büyüklerde de durum farklı değil; "Binbir Gece"ye bakın. Ortada ahlaksız bir teklif oldu. O kadar. Bütün "seks" olayı bu replikte. Ve dizide daha sonra kimse kimseye dokunmadı. Bizde zaten değmeden çocuk yapılır, biz görmeyiz; onlar bir şekilde işi bitirirler...
Sabun köpüğü belgesel
Bir eğilim de yarı dokümanter yarı sabun köpüğü formatındaki programlar. Alman ARD kanalında "Taş Devri Deneyi" diye bir program yayınlanıyor. "Beş bin yıl önceki yaşamı bugün sürdürmek nasıl mümkün olabilir?" sorusuna cevap aranıyor. Böyle şeyler bize uzak gelir!
Türkiye özel
Çok izlenen kanallar bir tek eğilimi ortaya koyuyor; "Sabah göbek atmak, dedikodu yapmak, öğleden sonra fakir mahallelerin kavga, gözyaşı, acı ve ihanetlerini izlemek, haber bültenleri sonrası uyuyana kadar dizi izlemek". Bizim eğilimimiz bu kadar basit ve anlaşılır. Yani hiç araştırma yapmaya, öyle program saymaya filan gerek. Bizde eğilim saptaması, yıl içi değişimler nedir filan, buna gerek yoktur. Onun için de Türkiye'nin bu ülkeler arasına alınmasının bir anlamı bulunmamaktadır.
Yani tv.lerin fuhşiyatı yayma aracı olmasının hiçbir önemi yok. Pardon, bu çağda fuhşiyat, zina mı kaldı? Adları ne olmuştu bunların? Fuhuş, ancak bu işi parayla yapanların uğraşı; zina, hukuksal bir deyim. Zina, daha çok evli kişilerin kurduğu yasak ilişki veya başka türlü sıkı bağlara sahip bireylerin cinsel ilişkisi.
Evet, yine bu çağın kelimelerini tahlil etmeye çıktık. Herşey isimlendirmede bitiyor. Çünkü insan kelimelerle düşünüyor. Fuhuş ve zina tedavülden nasıl bilinçlice kaldırılıyor; yerlerine nasıl da kışkırtıcı "seks" kelimesi ikame ediliyor. "İyi bir zina" denmez mesela. Çünkü zina kelimesi, özünde yasak bir ilişkiyi ima eder. Dinsel bir kavramdır daha çok. Oradan hukuk diline girmiştir. Bu çağın hoş gördüğü tüm flört, yada cinsellik kokan ilişkilerine bir karşı duruştur.
Seks gibi ifadeler, medyanın hangi tarafta olduğunu açıkça beyan eder. Elbetteki insanın nefsine satış yapmalı ki, para kazansın. Aynı zamanda, kutsala karşı bir duruştur da. Bu yüzden, biz her zaman esas sorunun kapitalizmden ziyade, sekülerizm olduğunu söyledik. Kapitalizm sadece olgunun bedeni; sekülerizm ise özü, ruhu.
Seks kelimesinin cinselliğe kışkırtıcı olduğunu da belirtmiştik. Her ne kadar yabancı kelimenin kökeninden üretilme başka kelimeler olsa da, daha yaygın kullanışıyla, kışkırtıcı, en azından durumu meşrulaştırıcı bir hüviyete sahip olduğunu daha önceden belirtmiştik. Dahası, meşruiyet sorunu yok. Dahası, kelimeler kendi kültürleri içerisinde dahi evrilebilir ve çağın ruhuna göre yeni anlamlar yüklenebilir. Dahası, batının kültürel genlerinde hazcılık ve dünyevilik zaten hep olmuş ve olacakken.
Modern yada post modern vaazlara gelince... Bu işin hatipleri var; her yerdeler. Onları biz, kelimelerinden tanırız ve savunduklarından. Seksüel ilişki dizilerimizde yokmuş. Olsa da batılılaşmamız tam olsa! Batı denilen şey zaten neyin temsilcisi? Sekülerizmin ve hazcılığın. Evet, gerçekte batı yok; adına batı denilen bir dünya cenneti var.
Türk okuyucular, Leo Strauss adını fazla duymamışlardır. Amerikalı okuyucular da bilmiyor bu ismi ama Amerika politikasında son yıllarda ne oluyorsa bu Chigago Üniversitesi’nden profesörün bunların temelinde olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kendisi Amerikan yeni-muhafazakârlığın fikir babası olarak kabul ediliyor. Dick Cheney başta olmak üzere karar alıcıların büyük bölümü onun öğrencisi. Leo Strauss’un görünürde basit olan ama felsefi kökenleri de yoğun olan bir teorik çerçevesi var. Toplumların elitler tarafından yönetilmesi gerektiğini söylüyor Strauss. Yönetmek için de kötülüğün planlanması gerektiğini açıkça belirtiyor. Çünkü KÖTÜLÜK HER TOPLUMUN YOLA SOKULMASI İÇİN GEREKLİ SOSYAL ŞOKU SAĞLAR. (kısaltılmıştır)...
Serdar TURGUT
Kötülüğün Türkiye'deki uzantılarına lanet olsun...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız