Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 236 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

YUNUS EMRE


YUNUS EMRE
Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> insanlar
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 11:41 am    Mesaj konusu: YUNUS EMRE Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
YUNUS EMRE (1238 ? - 1320)



Alıntı:


Yunus Emre’yi uzun zamandır “karakutu” için hazırlamak istiyordum…Elimdeki en kapsamlı inceleme Abdülbaki Gölpınarlı’nın / Altın Kitaplar / 1971 basımı kitabıydı… ve buradaki yaşamöyküsü; benim aşağıda kısaca aktardıklarımdan daha doğru, kapsamlı, kaynaklarıyla verilmiş bir yaşamöyküsü… Yalnız tarihî çerçevesiyle de işlendiğinden oldukça ayrıntılı, uzun bir metin…

Ben ise bir an önce (Ramazanı yaşadığımız şu günlerde, sanki O’nun şiirleri daha iyi anlaşılır gibi geldiğinden) şiirlerden örneklere geçmek istiyordum…

Burada şiirleri verirken A.Gölpınarlı’nın yaptığı gibi konularına göre bölümlendirerek ve her bölümün başına gene Gölpınarlı’nın yazdığı konuya ilişkin yazıyı da ekleyerek sunmayı uygun gördüm…


İyi okumalar… / gunfrfd









Türk, şair. Anadolu’da tasavvuf akımının ve Türkçe şiirin öncüsüdür. İnsan sevgisine dayanan bir görüşü geliştirmiştir.

Yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz. Nerede, hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu’ya Doğu’dan gelen Türk oymaklarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu söylenirse de kesin değildir. 1320 dolaylarında Eskişehir’de öldüğü söylenir. Batı Anadolu’nun birkaç yöresinde “Yunus Emre” adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden “makam” adı verilen yer vardır. Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. Anadolu’da “Yunus Emre” adını taşıyan ve Yunus Emre’den çok sonraları yaşamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Gene Yunus Emre adını taşıyan ve başka şairlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 şiir daha derlenmiştir. Onun dil, şiir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen Divan’daki şiirleri nedeniyledir.

Yunus Emre’nin şiirinde, edebiyat tarihi bakımından, dil, düşünce, duygu ve yaratıcılık gibi dört önemli sorun sergilenir. Bu sorunlar bir görüş ve inanış bütünlüğü içinde ele alınır, insan konusunda odaklaştırılır. Şiirde işlenen konular ise insan, Tanrı, Varlık Birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçakgönüllülük, erdem, eliaçıklık gibi genellikle gerçek yaşamı ilgilendiren kavramlardır. O, bu kavramları, şiirinin bütünlüğü içinde temel öğe olarak sergilemiştir.

İnsan bir “sevgi varlığı”dır, tin ile gövde gibi iki ayrı tözden kurulmuştur. Tin tanrısaldır, ölümsüzdür, gövdede kaldığı sürece geldiği özün ve yüce kaynağa, tanrısal evrene dönme özlemi içindedir. Gövde dağılır, kendini kuran öğelere ayrılır. İçinde insanın da bulunduğu tüm varlık evreni toprak, su, ateş ve yel gibi dört ilkeden kurulmuştur. Bu dört ilke yaratılmıştır, yaratıcı da Tanrı’dır. Tanrı, bu dört ilkeyi yarattıktan sonra, ayrı ayrı oranlarda birleştirerek varlık türlerinin oluşmasını sağlamıştır. İnsan sevgi yoluyla Tanrı’ya ulaşır, çünkü insanla Tanrı arasında özdeşlik vardır. Ancak, insanın bu madde evreninde bulunması, tinin tanrısal kaynaktan uzak kalması bir ayrılıktır. Bu ayrılık insanı, yaşamı boyunca Tanrı’yı düşünme, ona özlem duyma olaylarıyla karşı karşıya getirmiştir. Gerçekte insan-Tanrı-evren üçlüsü birlik içindedir, var olan yalnız Tanrı’dır, türlülük bir “görünüş”tür. Çünkü Tanrı, kendi özü gereği, bütün varlık türlerini kapsar, her varlıkta yansır. Evreni kuran öğelerle insanın gövdesini oluşturan ilkeler özdeştir. Bu özdeşlik tanrısal tözün bütün varlık türlerinde, biçimlendirici bir öğe olarak bulunmasından dolayıdır. Tanrısal tözün nesnel varlıklarda bulunması bir “yansıma” niteliğindedir, çünkü Tanrı yarattığı nesnede yansıyınca “oluş” gerçekleşir.

Sevgi insanda birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğindedir. Yunus Emre, sevgiyi Tanrı ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilim diye anlar. Sevginin amacı yüce Tanrı’ya, ölümsüz olana kavuşmak, onun varlığında bütünlüğe ulaşmaktır. Tanrı insanla özdeş olduğundan kendini seven Tanrı’yı, Tanrı’yı seven kendini sever. Çünkü sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır. Sevginin olmadığı yerde, öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz durumlar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnız seven bilir, sevmek de bir bilgelik, bir olgunluk işidir. Yeterince aydınlanmamış, Tanrı ışığından yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlık türlerini birbirine bağlayan, onları tanrısal evrene yönelten sevgidir. Sevgi bir çıkar aracı olmadığından seven karşılık beklemez. Dost kişi gerçek seven kimsedir (aşık). Dost başka bir anlamda da Tanrı’dır, kişinin gönlünde ışıyan bir tözdür.

Yunus Emre’de yaşamak tanrısal,tözün bir yansıması olan evrende sevinç duymaktır. Çünkü, bütün varlık türlerinde Tanrı görünmektedir, bu nedenle severek, düşünerek yaşamayı bilen kimse her yerde Tanrı ile karşı karşıyadır. Yaşamak belli nesnelere bağlanmak, yalnız gelip geçici varlıkları edinmek için çırpınmak değildir. Böyle bir yaşama biçimi kişiyi tanrısal tözden uzaklaştırdığı gibi yetkinlikten, bilgelikten de yoksun kılar. Yunus Emre’nin dilinde bilge kişinin adı “eren”dir. Eren barış içinde yaşamayı, bütün insanları kardeş görmeyi, kendini sevmeyeni bile sevmeyi bilen kişidir. Onun gönlü yalnız sevgiyle, dostluk duygularıyla doludur. Evreni bir tanrısal görünüş alanı olarak bildiğinden, erenin evrene karşı da sevgisi, saygısı vardır. Erenin gözünde insan bir küçük evrendir, büyük evren ise tanrısal tözün kuşattığı sonsuz varlık alanıdır. Eren olma aşamasına ulaşmış kişide erdem, alçakgönüllülük, eliaçıklık, yetkinlik, olgunluk bir bütünlük içinde bulunur.

Ölüm tinin gövdeden ayrılıp tanrısal kaynağa dönmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle ölüm tinle gövde arasında bir ayrılıktır. Gerçekte ölüm yoktur, tinin ölümsüzlüğe ulaşması, yüce kaynağa dönüşü vardır. Çünkü, bütün varlık türleri tanrısal tözün yansıması olduğundan, salt ölüm de söz konusu değildir. Ölümün bir başka anlamı da bilgiden, erdemden, yetkinlikten, sevgiden yoksun kalmaktır.

Yunus Emre’nin şiirinde Yeni-Platonculuk’tan kaynaklanan Tasavvuf öğretisinin bütün sorunları bulunur. Bunlara yeni bir çözüm getirmez, YeniPlatonculuk’un yöntemine dayanarak yorumlar ileri sürer. Bu nedenle onun şiiri Yeni-Platonculuk’un Türkçe açıklanışıdır.

Yunus Emre’nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu’da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçe’nin ses yapısına uymayan “aruz” olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyid bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçe’ nin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür. Yer yer yalın halk söyleyişine yaklaşan dilinde anlam-uyum bağlantısı bütüncül bir içerik taşır. Ona göre önemli olan bir sözü etkili biçimde söylemektir. Bu nedenle sözün boş bir kavram olmaması, bir varlık sorununu, bir düşünceyi dile getirmesi gerekir. İnsan ancak söz söyleme yetisiyle insandır, konuşan Tanrı durumundadır. Yunus Emre’ de Türkçe, şiir dili olma yanında, düşünceyi içeren, açıklayan bir odak özelliği kazanmıştır.

Yunus Emre’nin biri şiiri, öteki düşünceleriyle olmak üzere, iki yönlü bir etkisi vardır. Gerek dili, gerek görüşleri bakımından halk şiirinin de öncüsü sayılmaktadır. Özellikle tasavvuf inançlarını benimseyen Alevi-Bektaşi geleneğini sürdüren halk ozanları üzerindeki etkisi büyük olmuştur.


Alıntı:
Anadolu Yayıncılık / Türk ve Dünya Ünlüleri / Cilt: 10


En son gunfrfd tarafından Çrş Eyl 19, 2007 8:18 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 11:49 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



I

Ölüm- Ölümsüzlük



«Ölüm doğum için; yapım yıkım için.»


(Hadis; Künûz’ül - Hakaaık ; II, s. 146 ;
Nehc'ül - Belâga ; Beyrût, c. III, Bölüm. IV, s. 19).




Doğan ölecek, yaşayış, ölümün başlangıcı. Soluk alışımız bizi yaşatmakta. ; ama her soluk alıp verdikçe ömrümüz tükeniyor. Yaşayışın başlayışı, ölümün habercisi. Ülkeler alan padişahları pençesinde kıvrandıran, kayaları eriten ejderhaları sızlandıran, meclisleri karanlığa gömen, dağıtan, seveni sevdiğinden, öveni övdüğünden ayıran, gül yüzleri solduran, gül deren elleri kurutan, can yakan gözleri akıtan, şakıyan, çileyen dilleri susturan, anaları ağlatan, yavruları küstüren, iyiyi, kötüyü savuran, günü dün eden, varı yok eden ölüm.

En büyük gerçek, en eli, kolu bükülmez er, en göğüs gerilmez güç. Mezarlık, ibret yeri. «Karavaşları şeker - leb» dilberler yatıyor orda. «Mezarının başında yay kırılan» bahadırlar yatıyor orda. Son konak yeri orası.

Sev, sevil, yaşamak için öldür istersen; sonun ölüm. Ölümden söz etmeyen düşünür mü var? Ölümü düşünmeyen düşünür mü olur?

Ama gelin görün; açın divan sahifelerini, âşık şiirlerini kavrayan, ak üstüne kara yazılmış cönkleri. Yunus kadar ölümü canlandıran var mı? Neden bu? Ölüm neden düşünülür ki? Ölene neden acınır ki?


Yiğit iken ölenlere, gök ekini biçmiş gibi.

Şüphe mi edersiniz ki bu yaşayışa bağlılıktan ; dünya, Yunus'ça «Alla yeşil donanmış bir gelin.»

İnsan yeni geline bakıbanı doyamaz.

Yaşayışa bağlılıktır ölüm düşüncesini, ölüm korkusunu yaratan. Bu korkudur yaşayışta insanı, ölümden sonra yaşatmayı” sağlayacak iyiliğe yönelten. Bu korkudur hırsı yenen, zevki gemleyen. Bu korkudur herkesi bir gösteren, «Herkes mezarda, birdir» dedirten.

Türk dilinde, inanın, yok bu korkuyu Yunus gibi dile getiren ; özünü söz eden, sözünü şiir yapan.

Günler geçe, yıl çevrile, üstüme sinlem devrile ;
Ten çürüye toprak ola, tozam hey dost deyi deyi.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 11:52 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

GELDİ GEÇTİ ÖMRÜM BENİM



Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle geldi şol göz yumup açmış gibi

İşbu söze Hak tanıktır bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibi

Miskin âdem oğlanını benzetmişler ekinciye
Kimi biter kimi yiter yere tohum saçmış gibi

Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi

Bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise
Yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi

Bir miskini gördün ise bir eskice virdün ise
Yarın anda sana gele Hak libâsın biçmiş gibi

Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalur derler
Meğer Hızır İlyas ola abı hayat içmiş gibi
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 11:53 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

I


Teferrüc eyleyivardım sabahın sinleri gördüm
Karışmış kara toprağa şu nâzik tenleri gördüm

Çürümüş toprak içre ten sin içinde yanar pinhan
Boşanmış damar akmış kan batmış kefenleri gördüm

Yıkılmış sinleri dolmuş hep evleri harâb olmuş
Kamu endişeden kalmış ne düşvar halleri gördüm

Yaylalanır yaylamaz olmuş kışlalar kışlamaz olmuş
Bar tutmuş söylemez olmuş ağızda dilleri gördüm

Kimisi zevk-u işrette kimi sâz-u beşarette
Kimi belâ vü mihmette dün olmuş günleri gördüm

Sağulmuş şol kara gözler belirsiz olmuş ay yüzler
Kara toprağın altında gül derer elleri gördüm

Kimisi boynunu eğmiş tenini toprağa salmış
Anasına küsüp gitmiş boynun buranları gördüm


En son gunfrfd tarafından Çrş Eyl 19, 2007 12:20 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 11:54 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

II



Sabahlayın sinleye vardım gördüm cümle ölmüş yatar
Her biri bîçâre olmuş ömrün yavıvarmış yatar

Vardım bunların katına baktım ecel heybetine
Nice yiğit muradına ermeyiben ölmüş yatar

Yemiş kurt kuş bunu keler nicelerin bağrın deler
Şol ufacık nâ - resteler gül gibice solmuş yatar

Tuzağa düşmüş tenleri Hakk'a ulaşmış canları
Görmez misin sen bunları növbet bize gelmiş yatar

Esilmiş inci dişleri dökülmüş sarı saçları
Kamu bitmiş teşvişleri emr-ü nemde ermiş yatar

Gitmiş gözünün karası hiç işi yoktur durası
Kefen bezinin paresi sünüğe sarılmış yatar

Yunus gerçek âşık isen mülke sûret bezemegil
Mülke sûret bezeyenler kara toprak olmuş yatar
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 11:56 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

III



Yeryüzünde gezer idim oğradım milketler yatar
Kimi ulu kimi kiçi key kuşağı berkler yatar

Kimi yiğit kimi koca kimi vezir kimi hoca
Gündüzleri olmuş gece ancılayın çoklar yatar

Doğru varırdı yolları kalem tutardı elleri
Bülbüle benzer dilleri danışman yiğitler yatar

Ulu kiçi ağlamışlar server yiğitler düşmüşler
Baş ucunda yay sımışlar kuruluban oklar yatar

Atları izi tozulu önleri tabıl - bazılı
İle güne hükmü yazılı muhteşem beyler yatar

Gece gündüz oğlancıklar söyler iken bülbül gibi
Ayrılmışlar anaları sinlerini bekler yatar

Elleridir kınalı hep karavaşları şeker - leb
Kargı gibi uzun boylu gül yüzlü hatunlar yatar

El bağlamıştır kamusu Hak Çalap'tandır umusu
Nökerli kızdır kimisi alınmadan çoklar yatar

Yunus bilmez kendi hâlin Çalap'tır söyletir dilin
Bir nicesi yeni gelin ak değirmi yüzler yatar
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 11:57 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

IV


Sana ibret gerek ise gel göresin bu sinleri
Ger taş isen eriyesin bakıp görücek bunları

Şunlar ki çoktur malları gör nice oldu halleri
Sonucu bir gömlek giymiş onun da yoktur yenleri

Hani mülke benim diyen köşk ü saray beğenmeyen
Şimdi bir evde yatarlar taşlar olmuş üstünleri

Bunlar eve girmeyenler zühd ü tâat kılmayalar
Bu beyliği bulmayalar zîra geçti devranları

Hani ol şîrin sözlüler hani ol güneş yüzlüler
Şöyle gayib olmuş bunlar hiç belirmez nişanları

Bunlar bir vakt beyler idi kapıcılar korlar idi
Ezel şimdi gör bilmeyesin bey hangisidir ya kulları

Ne kapı vardır giresi ne yemek vardır yiyesi
N e ışık vardır göresi dün olmuştur gündüzleri

Bir gün senin dahı Yunus benim dediklerin kala
Seni dahı böyle ede netekim etti bunları
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 11:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

V


Ey yârenler ey kardeşler korkarım ben ölem diye
Öldüğüme kayırmazam ettiğimi bulam diye

Bir gün görünür gözüme aybın vuralar yüzüme.
Endişeden del'olmuşum nidem ben ne kılam diye

Eğer gerçek kul imişsem ona kulluk kıla idim
Ağlayaydım bu dünyada yarın onda gülem diye

Hemin geldim bu dünyaya nefsime kulluk eyleyi
İyi amel işlemedim azaptan kurtulam diye

Ey biçare miskin Yunus günahını çok neyleyeyim
Sığındım ol Allah'ına dedi hem afvedem diye
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 12:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

VI


Ey yarenler ey kardaşlar ecel ere ölem bir gün
İşlerime pişman olup kendözüme gelem bir gün

Yanlarıma kona elim söz söylemez oldu dilim
Karşıma gele amelim nittim ise görem bir gün

Oğlan gider danışmana salâdır dosta düşmana
Şol dört tekbir namaz ile (ömrüm) tamam kılam bir gün

Beş karış bezdürür donum yılan çıyan yiye tenim
Yıl geçe ubrula sinim unutulup kalam bir gün

Başıma dikeler hece ne erte bilem ne gece
Alemler ümidi hoca sana ferman olam bir gün

Yunus Emre sen bu sözü dahı tamam etmemişsin
Tek yürüyeyim neyleyim üstâdıma gelem bir gün
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 12:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

VII


Zinhâr vermegil gönül dünya payına bir gün
Dünyaya gönül veren düşe tayına bir gün

Kuşların yuvasını kimse doğan edinmez
Ol elde kaçan dura gide yayına bir gün

Gör ahi niceleri topraklar koçmuş yatar
Bizi de onlar gibi ala koyuna bir gün

Şol kuşun kim yuvası doğan katında olur
Ol andan kaçınsa (da) gide yayına bir gün

Miskin bi'çare Yunus gördüm bildim demegil
Tut erenler eteğin düşgil suyuna bir gün
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 12:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

VIII



Sen bu cihan mülkünü kaftan kafa tuttun tut
Ye bu âlem malını oynayıban uttun tut

Süleyman'ın tahtına şâd olup oturdun bil
Dîve perîye düpdüz hükümleri ettin tut

Fir’avn'ın hazînesin Nuşin - revan genciyle
Karun malına katıp sen malına kattın tut

Bu dünya bir lokmadır ağzında çiğnenmiş bil
Çiğnenmişe ne yutmak ha sen onu yuttun tut

Ömrün senin ok bigi yay içinde dopdolu
Dolmuş oka ne durmak ha sen onu attın tut

Her bir nefes kim gelir keseden ömr eksilir
Çün kese ortalandı sen onu tükettin tut

Çün denize garkoldun boğazına geldi su
Deli bigi dalpınma ey bîçâre battın tut

Yüz yıllar hoşlugıla ömrün olursa Yunus
Sonucu bir nefestir geç ondan da üttün tut
Başa dön
battuta
Yeni Üye


Kayıt: Aug 07, 2005
Mesajlar: 43
Nereden: aslen mugla hayalen izmir mekanen ordu kalben nazilli

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 2:39 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

güzel insan saygı duyulası insan. çok tesekkürler büyük sevaba girdim.gönülden tebrik ediyorum.
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 3:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

IX



Niceler bu dünyâda günâhını yuyamaz
Ömrü geçer yok yere ey dırîga duyamaz

Bir nice kişilerin gaflet gözün bağlamış
Hak yoluna der isen bir yufkaya kıyamaz

Bu dünya bir gelindir yeşil kızıl donanmış
Kişi yeni geline bakıbanı doyamaz

Ey nice arslanları alır aktarır ölüm
Azrâil pençesine bir yoksulca duyamaz

Var imdi miskin Yunus uryân olup gir yol:
Yüz çukallı gelirse yalıncağı soyamaz
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 3:06 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

X


Bu dünyâya gelen kişi âhır yine gitmek gerek
Müsâfirdir vatanına bir gün sefer etmek gerek

Va’de kıldı ol dost ile biz bu cihana gelmeden
Pes ne kadar eğleniriz ol va’demiz yetse gerek

Biz de varırız ol ile kaçan kim va’demiz gele
Kişi varacağı yere gönlünü berkitse gerek

Can neye ulaşır ise akıl da ona harcolur
Gönül neyi sever ise dil onu şerhetse gerek

Aceb midir âşık kişi ma’şûkunu zikrederse
Aşk başından aşacağız gönlünü zâr etse gerek

Yunus imdi sever isen ondan haber vergil bize
Âşıkın oldur nişanı ma’şûkun ayıtsa gerek
Başa dön
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Çrş Eyl 19, 2007 3:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

XI



Yavlak acâyip geldi bana dünya içind’işbu hâl
Gece konuk olan kişi gene sabah göçer filhâl

Eğer gerçek konuk isen aç gözün uyanık isen
Sen bu söze tanık isen geri kalır mülk ile mal

Malını beriki(si) yer sen anda hesabını ver
Serindür (ür) bir adım yer gör nice (si) urulur kal

Kendin görürken ye yedir yoktur diye etme özür
Bu dünyada hâsıl nedir hayr ile pazarı ver al

Ben diyeyim sözün hakkın işit unutma key sakın
Kış kıyâmet geldi yakın gönlünden geçmesin havâ

Andan İsrâfil sur ura ölenler yerinden dura
Geçe devran-ı rûzigâr böyle yazmış celle celâl

Sultân u kullar bir ola anda katı hâller ona
Zahı ayrıksı sır ola korkulu iş anda muhâl

Bunda korkmaz isen Yunus anda korkuturlar seni
Eğer dirliğin hak ise sırâtı geçesin sehel
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> insanlar Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
1. sayfa (Toplam 6 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Senfonik Yunus Emre Karakutu Diğer 0 Prş May 03, 2007 2:07 am
Yeni mesaj yok von yunus zu mir fadim Şairler ve Şiirleri 12 Prş Ağu 17, 2006 7:50 pm
Yeni mesaj yok EMRE KONGAR KİM? serdarkaya Eleştiri 14 Sal Hzr 13, 2006 11:51 am
Yeni mesaj yok O Bir Efsaneydi: Yunus Emre eylem insanlar 1 Prş May 11, 2006 8:42 am

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke