Yabancı bir tarihçi demiş ki, "Gelecek bilinemediği gibi geçmiş te tam olarak bilinemez. Bizim okuduklarımız galiplerin yazdıklarıdır."
Tarih bilimi son yıllarda gitgide önemi artan bir bilim. Küçülen dünyada herkes kendisine bir yer arıyor. Aidat ve kültür meselesi ön sıraya yerleşti bu yüzden. Her ne kadar istemesek te, bazıları gözlerini kapatsa da bu gerçeğe, ortada Medeniyetler'in gerçekten çatıştığı bir durum da var. Kitleye açılma konusunda avantaja sahip milletler, gruplar sürekli kendilerini öne alan, diğerlerini ötekileştiren bir tarihsel kurgular içerisinde. Modern zamanlarda olduğu gibi, bu post modern zamanda da bu işin başını batı çekiyor. Ama bir önceki yüzyılda hiç yoktan tarafsızlık iddiası vardı. Gerçi oryantalist bakışı yedirilmişti, yine kendilerini öne alıyorlardı, ama en azından bir disipline sadık kalınıyordu. Şimdi ise adına 'sanal tarih' denen bir anlayış var. Bazıları bunu daha çok şans olarak görüyor. Oysa bu tastamam kurgu işi. Filmler mesela. İkibin'den bu yana, yedi sene içerisinde bir kaç tarihi film izledik ve genelde Doğu'ya yapılan seferleri işliyordu. Hatta iş o dereceye geldi ki, o gizli öznellik te bırakılıp 300 Spartalı filminde olduğu gibi inandırıcı safsatalara başvuruldu.
Tarih gitgide önem kazanıyor dedik. Halen biz bunun tam farkında değiliz gibi. Popüler tarih anlayışı oluştu ve yayıldı. Bu güzel bir şey. Herkes soyunu sopunu merak ediyor. Geçmişe yaslanmak istiyor. Ama sakıncaları da var bunun. Etnik kökenin bütünün önüne geçmesi yanında, halen ideolojik okumalardan kurtulabilmiş değiliz. Ortada tarih değil, tarihler var. Çerkes Ethem'in nasıl bir kaç günde hain olduğu açıklanamıyor mesela. Veya Vahidettin'in hem Atatürk'ün de içinde olduğu komutanları Anadolu'da gizliden direniş için örgütleyip, hem de nasıl olup ta sonradan karşılarına geçip yasadışı ilan edilmeleri ortaya konulmuyor açıkça. Ülke olarak iki anlayışa bölünük vaziyetteyiz. Esasında ülke konusunda sorun yok. Toplumun organize gücü olan devletin ne olması gerektiği konusunda çatışmalar var. Bu çatışma tepeden inme tabiki. İki organizatör çıkar iki miting yapar, iki de savaşçı ağzıyla hitap etti mi, al sana binlerce dava neferi.
Tarih gitgde önem kazanıyor. Aşağı yukarı her gazete haftada bir gün tarihsel anekdotları içeren kocaman yazılar yazdırıyor. En çok okunan yerlerden birisi oldu tarih.
Tarihin kurgu olduğu hep söylenirdi. Ama bu zamanda kitle iletişim araçlarının da devreye girmesiyle tastamam kurgu, yorum olduğu açığa çıkıyor.
(Opus Dei, Tapınak Şovelyeleri, Kutsal Kase, Maria Magdelina gibi bir yığın spekülatif konuyu saymasak bile -ki hiç te merak etmem bu safsataları- tarih yeterince spekülatif bir alan.)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız