“Her aklın başkalarınca bilinmeyen ayrı bir yol bulma huyu var iken
ve dahası
akıl denilen yetinin dehası çite koşulmadan bilinemez iken:
Bir aklı diğer akıllardan üstün tutmak akıl karı mıdır?
İnsanlar neden kendi akıllarını bir akla yamarlar, yamak gibi iz sürerler?
Bu insanların aklının sürecek bir süreği yok mudur?
Neden bazı insanlar sabahtan zihinlerine bir çiğnem ödünç fikir alıp akşama dek onunla geviş getirirler?
İnsanın olaylar ve olgular arasına başka aklı alması, onun odağından doğup batması kendisi için bir akıl tutulması değil midir?
Nihayetinde yücelttiğimiz aklıda kendi aklımızca anlamamıyor muyuz?
Her halükarda derinliğin kendi aklın değil midir?
O halde neden kendi aklımızı külli saydığımız başka bir aklın içinde cüzi akıl yaparız. Onun olaylara bakışı bizim bakışımız, onun olgulara verdiği hüküm bizim hükmümüz olur?
Ejderha bir akıl diğer tüm akılları yutabilir mi?
Akıl akıldan üstünse, aklın yolu bir midir/bin midir?
Akıl insanın hayatta verdiği boyu mudur?
Akıl duygunun neyi olur; hizmetkarı mı/efendisi mi?
Akılımızı biz seçmediğimiz halde niye en çok kendi aklımızı beğeniriz?”
diye dedeme sordum;
“Tüm akılları pazara çekmişler yine herkes kendi aklını almış oğul,
insan ancak kendi aklıyla “datmin” oluyormuş” dedi.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız