Yalan olduğu besbelli. Ama Milliyet manşetine çekmiş. Demek ki artık eskisi gibi irtica haberleri yapamadıklarından olacak durumu böyle idare etmeyi düşünüyorlar.
Haber şehirlerarası yolcu otobüslerinde verildiği belirtilen namaz molalarının zorunlu hale geldiği, bunun da yolcuları rahatsız ettiğini söylüyor. Eğer şoför namaz molası vermezse mola isteyenler şoförü “dinsizlik”le suçluyorlarmış. Bu da şoförün moralini bozduğu için kaza yapma riski artıyormuş! Yalan...
Kuyruklu yalan hem de. Hem de namaz molası isteyenler otobüsleri cami önlerine çektiriyorlarmış. Yalanın batsın, yuh be. Otobüs yarım saat cami önünde namaz kılanları beklemiş. Bundan da öbür yolcular müthiş derecede rahatsız olmuşlar! Milliyet gazetesinin dünkü manşeti bu içerikte. Haberi manşete uygun görenler müthiş bir sosyal yaraya parmak basmışlar! Aferim onlara.
Milliyet’i yapanlara gazetecilik dersi vermek gibi bir niyetim yok. Ancak bu kadar basit ve yalan olduğu açıkça belli olan bir haberin manşet yapılması pek de iyi niyetli olmadıklarını gösteriyor! AK Parti’nin çoğunluk iktidarı, her iki seçmenden birinin oyunu alarak iktidar olmasının doğal sonucu bu işte demeye getiriyorlar. Ulusoy Genel Müdürü Mustafa Yıldırım “Günde beş vakit namaz için durulması büyük olay” demiş.
Vayy... Demek ki Ulusoy Otobüs firması ile seyahat edenler beş namaz vaktinin beşinde de otobüs şoföründen namaz molası itiyorlar! Namaz kılanlar seyahatlerini mümkün olduğu kadar namaz vakitleri dışında yapmaya çalışırlar. Eğer yol 10 saati aşan bir süre alıyorsa bu süre içerisinde belki bir defa namaz vakti için durulabilir. Zaten otobüs firmaları 10 saatlik bir yolda normal mola veriyorlar. Namaz kılanlar da bu mola sırasında namazlarını kılarlar. Bunun dışındaki durumlar çok az görülen arizi durumlar olabilir. Bunu büyütmenin ne otobüs firmalarına ne de yolculara yararı olabilir.
Dün Haşmet Babaoğlu da Hürriyet Gazetesi’ne “Yağmur Duası ile ne alıp veremediğiniz var” diye soruyordu. Birkaç gün önce Yalçın Doğan Ankara’da bir restoranın üst katında bir mescit açılmasını, bu yüzden lokantada içki servisi yapılmamasını eleştiriyordu.
Haşmet Babaoğlu yine Yalçın Doğan’ın Hürriyet’in eklerinde yayınlanan bir yazısından şöyle bir alıntı yapmış ve Yalçın Doğan’a adeta “yuh yani” deyip, medyada yıllarca üst düzey görevler yapmış, düşüncelerini istediği gibi kamuoyuna sunabilme imkanına sahip kişilerin çok hayati konularda ucuz klişeleri pişirip pişirip önümüze koyduğunda umutsuzluğa kapıldığını söylüyordu: Yazan Yalçın Doğan’dı. “Global ısınmayı yağmur duasıyla çözemeyiz” diye yazmış. Sonra da duanın bu işe yaramayacağını... Bu tip adamlar bir de kendilerine “dinsiz” denildiği zaman kızıyorlar!
Vatan yazarı Ruhat Mengi’ye göre de artık “Kayseri de kız öğrenciler okumak istemiyormuş”. Sebebi kız öğrencilerin Kayserililerin tavırlarından duydukları rahatsızlıkmış. Güya korkuyorlarmış, kısa kollu gömlek giyemiyorlarmış ve kulağa 3 adet küpe takamıyorlarmış. Görüyorsunuz, birileri artık Aczimendi, Fadime, Kalkancı gibi haberlerle kotarılan 28 Şubat Süreci’nin yeni bir başlangıcını bu tip yazı ve haberlerle kotarma amaçlarını ele veriyorlar!
Toplumdaki küçük bazı arizi durumları genelleştirip manşete çekmek yeni Türkiye’de artık işe yaramaz. Size yeni Kalkancılar ve Aczemendiler lazım. Ki onların son kullanma süresi doldu.
Namaz konusun da dinimizin göz iması ile namaz kılınabileceğini noktasında ruhsat verdiğini dahi bilemeyecek kadar bu "coğrafyanın yabancısı" olan "basın lejyonerleri"ne ne diyeyim ki?
Şu an bu haberle ilgili milliyet gazetesindeki bugün tarihli yazıyı paylaşmak istiyorum... İlginç diyorum (artık daha ne çıkaracak başımıza bu medya bilmiyorum )
Milliyet'te önceki gün "Yolda zorunlu namaz molası" başlığıyla yayımlanan haber, gazetemizde muhafaza edilen ses kayıtlarına dayanmasına rağmen, bazı gazeteler ve köşe yazarlarınca gerçekleri yansıtmayan iddialarla yalanlanmaya çalışıldı.
Anadolu'da Vakit dün yayımladığı "Yalancı Milliyet" başlıklı metinde, Milliyet'in haberinin "üç koldan yalanlandığını" iddia etti. Zaman ise İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı'nın, Milliyet'teki sözlerinin çarpıtıldığını söylediğini yazdı. Bugün gazetesi köşe yazarı Nuh Gönültaş da "Medyada 28 Şubat eğilimleri" başlıklı dünkü yazısında haberimizle ilgili olarak, "Yalan, hem de kuyruklu yalan" ifadelerini kullandı. Star gazetesi ise "Dr. Fikri Takip" başlığıyla isimsiz yayımlanan köşe yazısında, "Tek bir okuyucunun şikâyetini manşete taşıyıp 'talepler arttı' dersen, ben senin haberciliğine nasıl güveneyim kardeşim" diyerek hatalı bir yorumda bulundu. Çünkü, haberde "talepler arttı" ifadesi, şikâyetçi okuyucunun değil, TOFED'in saptamalarına dayandırılıyordu.
İşte deşifreler
Ses kayıtları Milliyet'te bulunan haberin öyküsü ve kayıtlardan deşifre edilen açıklamalar şöyle:
Metro Turizm'in Samsun-İstanbul otobüsünü kullanan bir yolcu, yaşadıklarını, ismini açıklamamak kaydıyla muhabirimiz Şükran Pakkan'a anlattı. Teybe kayıtlı olan bu konuşmada yolcu, hareketten iki saat sonra camiye gidilerek yarım saat mola verildiğini, bu durumun otobüsün içinde sıkıntıya neden olduğunu söyledi.
Bunun üzerine önce Metro Turizm'den konuyla ilgili bilgi alındı. Metro Turizm Genel Müdürü Sinan Solok, sorumuz üzerine, namaz molası uygulamalarının olmadığını vurgulayarak, "Çok ısrar ederlerse şoför zor durumda kalmamak için yapabiliyor. Kuraldışı bir durum" açıklamasını yaptı.
'Doğru değil'
Ardından TOFED Başkanı ve Ulusoy Genel Müdürü Mustafa Yıldırım ile detaylı bir röportaj yapıldı. Yıldırım, habere konu olan konuşmanın ardından, muhabirimize olayı gündeme getirdiği için teşekkür etti. Yıldırım, ses kaydı elimizde bulunan o röportajda aynen şöyle dedi:
YILDIRIM: Doğu Karadeniz'den gelen otobüslerimizde bazı yolcularımız maalesef, dinin bu konuda serbestlik tanımasına rağmen, kaza namazı olmasına rağmen, zorla otobüsü durdurmaya ve yolcular arasında huzursuzluk çıkarmaya çalışıyorlar. Tabii bir dini görev olduğu için hoşgörüyle bakılabiliyor, laik kesim tepkili bakıyor. Doğru olan şudur: Böyle bir şeye gerek yok, yolculukta diğer insanların vaktini almaya kimsenin hakkı yok. Bir kişi namaz kılacak diye, otobüsü caminin altına çekip beklemenin doğru olmadığını, yanlış yapıldığını düşünüyorum. Buna müsaade edilmemesi lazım.
'Durmayınca sorun'
Son zamanlarda mı bu gerilim yaşanıyor?
YILDIRIM: Hep vardı da, son zamanlarda bu işin üzerine giden bir kesim olmaya başladı. Durmadığınız zaman sorun çıkarıyor. Ama biz yolcu taşıyoruz, çoğunluğun arzularına göre hizmet vermek zorundayız. Bir kişi namaz kılacak diye... Ben de böyle olaya şahit oldum.
Siyasi bir etkilenme olabilir mi?
YILDIRIM: Bazı insanlar bunu bu hale getiriyor, oysa bu ülkeyi yönetenlerle ilgisi yok. Bunu kullanıyorlar. Diyanet İşleri bunu ele almalı, bu bizim sektörümüzün bir baş ağrısı, sıkıntısı. Hiçbir din adamının da 'illa da otobüsü durdurun, namaz kılın' diye bir dayatması olmaz. Dinimizde böyle bir serbestlik var.
Otobüslerde yaşanan gerginliğin boyutu nedir, ciddi tartışmalar yaşanıyor mu?
YILDIRIM: Bazen çok ağır tartışmalar oluyor, "Bir daha bu şirketi kullanmayacağım" diye tehdit eden yolcular oluyor. Ağız dalaşı, hakarete kadar varıyor bu iş. Dinsizlikle suçluyorlar sürücülerimizi. İnançsızlıkla suçluyorlar... Bu gerçekten bir sıkıntı, gündeme getirdiğiniz için ben çok teşekkür ediyorum. Bu konunun aydınlatılması şart. İnsanların bunu şova dönüştürmemeleri lazım. Sürücülerimize baskı yapıp onların kaza riski yaratacak şekilde sinirlerini bozmamaları lazım. Din kayıtsız şartsız bunu emrediyor olsaydı, mutlaka bir çözüm bulunurdu.
Yıldırım: Ben Vakit'le konuşmadım
Anadolu'da Vakit, dün yayımladığı metinde, "Bir yalanlama da TOFED'den" başlığıyla TOFED Başkanı Mustafa Yıldırım'a atfen bir açıklama kullandı. Yıldırım ise bu gazeteyle görüşmediğini söyledi.
Önceki gün birçok TV programına katılmak zorunda kaldığını kaydeden Yıldırım, dün Milliyet'e şöyle dedi:
"Benim dün o kadar üstüme geldiler ki. İfade ettiğim şey şuydu, gerilim unsuru haline getirmeye gerek yok... Bana birçok internet sitesinde 'Allahsız, dinsiz' diyorlar, bunu sordular, ben de herkesin inancı kendine dedim... Ben geri adım atmadım. Onlara da aynen şunu söyledim: Bu bir sorundur, yolcularla sürücüler arasında.
Kaza namazı yapma şansları varken bunu kullanmayıp sürücülere baskı yapıyorlar dedim. Bakın gece saat 1'de beni canlı yayında bir din adamıyla karşı karşıya getirdiler. Bildiğiniz gibi değil, dünden beri. Dünkü açıklamalarıma baktığınız zaman size söylediklerimden çok farklı bir şey söylemedim."
Müftü Çağrıcı: Sözlerim çarpıtılmış
Milliyet, tartışma konusunda İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı'dan da uzman görüşü alarak yayımladı.
Çağrıcı, "Şoförün üzerinde psikolojik baskı kullanarak otobüsü zorla bir yerde bekletmenin hoş olmadığını" belirtti. Çağrıcı, "Namazın vaktinde kılınmasının makul olduğunu, ancak kazaya da bırakılabileceğini" söyledi.
Ancak bu sözler, dün Anadolu'da Vakit'te İstanbul Müftüsü'ne atfen, "Çağrıcı: Sözlerim çarpıtılmış" başlığıyla verildi.
Ancak Çağrıcı, dün Milliyet'e, "Sözlerim çarpıtılmış" ifadesinin kendisine ait olmadığını açıkladı.
Anadolu'da Vakit, otobüs sürücüsü Yüksel Uzun'dan aldığı, "54 yolcu vardı. Yolcular namaz kılmak istedi. Ben de durdum. Sadece bir kadın, 'Neden durdunuz?' dedi" şeklindeki açıklamayı da, "Şoförden yalanlama" başlığıyla verdi.
Nasıl adilikler sergileniyor durup dururken, ibretlik. Doğan grubu sıranın kendilerine geldiğini açıkça seziyor. Batıdaki gibi medya şirketlerinin faaliyet alanlarının sadece medya ile sınırlandırılması, başka alanlara girilmesinin yasaklanması söz konusu olacağını biliyorlar. 'Alın size batı' deyip fişlerini çekmek gerçekten iyi bir hamle olur. Dağılan enerji etrafına ezgi verir.
Bakıyorum, bu haber üzerine konuşan firma yetkilileri ,adam gibi ; NAMAZ İÇİN DURMAMIZDAN DAHA NORMAL BİR ŞEY OLURMU?. Diyemedi.Halbuki D.Karadeniz deki bütün firmalar Namaz ibadetine gayet saygılıdır.Bizzat ben şahidim.Bu, malum zevat, bu bölgedeki İÇKİSİZDİR yazan lokontaları da diline dolamıştı,geçen yıl. ALLAH ,Hidayet nasip eylesin.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız