Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 91 Üye Adayı ve 8 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Çember


Çember

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz
Yazar Mesaj
dereotu
Yazar


Kayıt: Dec 03, 2006
Mesajlar: 705

MesajTarih: Pzr Eyl 02, 2007 9:22 pm    Mesaj konusu: Çember Alıntıyla Cevap Ver

Bana ayrılan zamanı doldurmaya çalışıyorum son birkaç yıldır . Ne zaman başladığı onlara göre belli , ama benim takviminde tıpkı sonum gibi başlangıcımında belirli bir tarihi yok. Tıpkı anlatımlarımda algoritmaların olmayışı gibi, yitik bir zamanın içinde yaşadığımı sezmeye başlayalı çok zaman olmadı. Ama bu hissi ayrımsamak bile güzel.

Uyanışlarım farklılaştı. Hep aynı yönden kalkmaya çabalamak bahsinde geçen batıl inançlarımı sanırım ertelemeye başladım.”Nasıl batıl inanç ertelenir?” diye soruyorsunuzdur. Hemen cevaplayayım. Yarın, yani size göre yarın, bana göre ise anın içinde kaybolabileceğim herhangi bir zaman dilimi içerisinde aynı inancı yerine getirme serbestliğimin olacağını düşünüyorum. Çünkü biliyorum ki uyanışlarım devam edecek, ve de sonsuzluğa uzanacak. Bunu sadece maddesel anlamda görmemek, anlamlandırmamak gerekiyor, çünkü bedenimin uyanışı tensel gerçekliğini yansıtırken “ben” in uyanışı sonsuzluğu aksettiriyor hafızamda.

Çemberler çiziyorum. Dün rüyamda bir sürü, sayısal anlamda ifade edilemeyecek kadar çok sayıda çember çizdim. İrili ufaklı çemberler. Bazılarının içi dolu idi. Bazılarının ise boş. Bir kaçı birbirinin içine geçmiş vaziyetteydi.Okulda da matematiğim zayıftı, ben hep edebiyat a merak salan birisi olduğum için çemberleri neden iç içe geçirip arada kalan daracık boşluğa birilerinin ismini ya da birkaç eşyanın adını yazarlar , hiç anlayamazdım. Rüyamda da aynısı oldu. Çemberler benim ve de kendilerinin etrafında sürekli dönüyorlar , yer değiştiriyorlar, iç içe geçiyorlardı. Bir an içi boş olan çember başka bir an içi dolu olarak karşıma çıkyordu. Ben en çok iç içe geçen çemberlerin neden birbirleri ile böyle sarmaş dolaş olduklarını merak ediyordum. Sürekli onları takip ediyordum. Sanırım bir an dokunduğumda anlamını hissedebileceğimi hissedip, çembere doğru vücudumu ittim, ellerimi arıyordum, çünkü dokunmak veya tutmak istiyordum çemberi. Ellerim yoktu. Parmaklarım yoktu. Ama bedenimin ileri doğru hareket ettiği an bir şey hissettim. Etrafımda bir çember vardı. En büyük çemberdi bu sanırım. Beni çepeçevre kuşatıyordu. Bakışlarımı etrafıma dolanan bu çerçevenin üzerinde gezdirirken onun sürekli şekil değiştirdiğini gördüm. Ama diğer çemberlerden daha farklı idi. Şekil değişimlerini benim hareketlerime göre yapıyordu. Oysa diğer çemberler şekillerini kendi hareketlerine göre değiştiriyorlardı. Bir an düşüncelerimin o içinde bulunduğum büyük çemberden çıkıp özgür bir şekilde hiçbir şeklin içine girmeden varolmasını diledim. O an içinde bulunduğum büyük çemberin bir noktasından kırıldığını hissettim. Kırılan nokta gittikçe büyüyor ve de içinde bulunduğum çember düzleşmeye başlıyordu. İçinden çıkılabilecek kadar büyük olduğu anda bedenimin ağırlaştığını, neredeyse yerinden hiçbir gücün hareket ettiremeyeceği bir kütleymişcesine , tabana doğru çöküyordu. Ve bedenimin bu hareketlerinin ardından büyük çemberin içinde bulunan diğer çemberlerin tamamı tek tek büyük çemberin içinden çıkmaya başladılar. Çıkan her çember dışarıdaki sonsuzlukta kayboluyor gibiydi, ama bir süre sonra fark ettim ki özgürlüğüe kavuşan her çember yeniden başka bir çemberle birleşip büyüyodu. Büyük bir çember oluşmaya başlamıştı, ve de benim içinde bulunduğum çember daralıyordu. Çemberin çizgilerini hislerimde duyumsuyordum. Ve de yanıbaşımda çemberimin dışında büyüyen git gide kocamanlaşan bir çemberin varlığını görüyordum. Hayır , istediğim bu değildi. Diğer her şeyin özgürleştiği bir evrende ben bu çemberin içine sıkışıp kalamazdım , fikirlerim ve de yarın diye hissettiğim sonsuzluk duygusunu yitirmemem lazımdı.
Başa dön
_tugba_
Yazar


Kayıt: Jul 09, 2007
Mesajlar: 315
Nereden: istanbul

MesajTarih: Pts Eyl 03, 2007 8:07 am    Mesaj konusu: Re: Çember Alıntıyla Cevap Ver

dereotu demiş ki:
... Diğer her şeyin özgürleştiği bir evrende ben bu çemberin içine sıkışıp kalamazdım , fikirlerim ve de yarın diye hissettiğim sonsuzluk duygusunu yitirmemem lazımdı.


Wink
Başa dön
Poe
Yazar


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 1968
Nereden: Çevre'den.

MesajTarih: Pts Eyl 03, 2007 9:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir karıncayı bir rulonun içine hapsedip gözlemlemiştim. Mukavva rulonun iki yanı da açık olduğu için rahatlıkla görebiliyordum karıncayı. Karınca içerideki çemberin altından bir çıkış arıyordu sürekli. Bazen duavara tırmanıyor, sonra geri aşağıya yöneliyordu, belki bir umut diye. Yine bir açıklık bulamayınca duvara... Derken bir zaman sonra sürekli rulonun duvarını tırmandı ve tepeye vardı. Şimdi aşağıya iniyordu.

Az sonra onu tekrar hapsettim rulonun içine. Yine bir açıklık aradı duvarın altında. Yerler fayanstı ve içeride onu oyalayabilecek hiçbir kırıntı yoktu. Çıktı, indi, gezindi, dolaştı, yarıya kadar tırmandı, geri indi. Anlamıştım ki, onun için tecrübe yoktu. Bir önceki çıkışını çoktan unutmuştu.

Ama çok daha büyük bir çemberi,- karıncaların hareketlerini, mesela yem aramasını, yol yapmasını engellemeyecek devasa bir çemberi, bir karınca yuvasının üstüne kapatsak, karıncalar onu aşmaya çalışabilir miydi yine?

Görünmeyen bir çemberi dünyanın üstüne geçirsek, kaç kişi onu aşmaya çalışabilirdi? Kaç kişi bir çıkış arardı?

Evet, böyle bir çember var. Biraz tırmanılır, düşülür, sürekli olarak içeridekilere 'durum normal' sinyali verilir, yine tırmanılır, yine düşülür... Bir mahkum gibi sürekli gizliden duvar aşılmaya çalışılır.
Başa dön
dereotu
Yazar


Kayıt: Dec 03, 2006
Mesajlar: 705

MesajTarih: Sal Şub 19, 2008 8:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Uzun bir süredir yaşadığım sanırım buydu. Zamanın içinde kayboluyordum. Ellerim, kollarım, gözlerim işlevini yitirmiş gibiydi. Benim değillerdi. O nereye isterse ben oraya gidiyordum. O ne zaman isterse ben o zaman uyuyup uyanıyordum. O istemezse gözkapaklarımın ağırlığını üzerimden atamıyordum. Sanırım benim de yıllardır aradığım buydu. Mananın içinde kaybolmak ve de böylece maddenin saflığına ulaşmak.
Beynimin en dip noktasında bir düşünceydi bu. Anlatılamayacak olanın esrarengiz dönüşümlerle sadeleştirildiği bir yerkürede , cümlelerin en karmaşık olanının bile basitleştiği bir anlam düzeyi içinde, bulunmayacak ve de seslendirilemeyecek olanın peşinden gitmek istiyordum.
“Beni anlamalısın” dedi. Onu anlamak isterdim aslına bakılırsa, ama anlamlara takılmak bu sıralar yapmak istediğim en son şeydi. İnsanın yüzyıllardır aradığı anlam neydi? Hem ben ona ya da bir başkasına anlamlar yüklesem bile bu ne kadar doğruydu? Ben saflığın, insan elinin değmediği bir doğallığın ardı sıra düşüncelerimi yontmaya çalşıyorken, hayır bunu yapamazdım.
“Benim yaşamaya ihtiyacım var, ve de yaşayabilmek için ekmek ve suya “ dedi . Düşündüm. Arayışımın belki de ilk temeli burada atılmalıydı. Ben düşünmek ve düşündüklerimi saflaştırmak istiyordum. Ama yaşamak kaygısı bana bunu yapmamda tuzaklar kuruyor ve de tam aksi yönde bacaklarımı hareket ettirmeme neden oluyordu. Düşündüğümde yağacağım ilk ve en önemli şeyin “ aç kalmayı becerebilmek “ ya da daha olağanlaştırılmış hali olan “ hayatın o anda sunduklarını kabul edebilmek” olduğunu anlamıştım. Eminim gözlerimdeki ışıltıyı gördüğünde bir an ne düşündüğümü merak etti ve de içinden geçirdi , saf olmayan düşüncelerini.
- Hayatın bana o an verdikleri ile yetinebilmek-.
Sanırım bunu becerebilirsem o zaman bitmek bilmeyen hayallerimden, bir sonraki gün için yarattığım kaygılarımdan, ya da bir an sonrası için beslediğim yaşama telaşımdan sıyrılabilecektim. Denemeye değerdi. Çünkü insan denemeden, yaşamadan öğrenemezdi, yaşamadan öğrendikleri suya çizilmiş bir resim gibi olabilirdi belki. Sonunda zaman yine üstün gelirdi ve suya çizilen tüm resimler an be an silinirdi.

Şimdi ulaşabilir miyim bilmiyorum, çemberin dışına(?) İstemek yeter mi, eldekileri verebilmek için, dışımdakilere. Karar veremiyorum ama kendimi tanıyorum. "Gidiyorum " dersem, beni çemberin dışında birisinin bekliyor olması gerek, köprüsüz atamam adımlarımı, buradan dışarıya.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Denemeleriniz Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke