Tarih: Cmt Ağu 18, 2007 10:27 am Mesaj konusu: YAZI:SIZI/SI
YAZI:SIZI /SI
Yazı ile insan arasındaki ilişkiyi neresinden tutmalı, nereye bağlamalı ve nerde terk etmeli? Bu sorulara yanıt vermek mümkün mü bilmiyorum. En azından yanıt arama uğraşı elde kalan bir çaba. Tek yapmaya çalıştığım şey yazının kim için ne olabileceği konusunda varsayımlarda (belki de sayıklama) bulunmak, kendim için ne olabileceğini keşfe çıkmak. Kaç zamandır içimde tırtıl ağırlığında gezinen düşünceleri gün ışığına serpmek.
Çoğu kişi için yazmak ilk başlarda bir heves ve özenti mesabesinde olsa da, benim için hep ürpertici olmuştur, kaçmışımdır. Lakin hayatın akış yönünün tersine kaçmak ne sonuç doğurabilir? Yazmak konusunda hiçbir ahkam kesemesem de yazının “kayıt” olduğu konusunda şüphem yok. Yazmak, gün ışığından azade karanlık iç dünyamızda, ele avuca gelen ne varsa kelimelere yükleyip yeryüzüne bir leke gibi mıhlamak. Çıksa (silinse) bile izi kala. Kimin sözünün nerden başını uzatarak yükselip kimin neresinde, nasıl alçaldığını bilmediğimiz sürece yazı konusunda yazdıklarımız hep tüy hafifliği taşıyacaktır.
Yazmak yazan kişi için farklı zamanlarda çeşitli anlamlar yüklenebilir. Kimi için birikiminin sadakasıdır yazı, kimi için dolma halinin taşmasıdır, kimi için boşalmadır, kimi için sığınak, kimi için dünyanın yabancılığından kendine kaçmak, kimi için kendi kanatlarına gökyüzü bağışlamak, kimi için kendi yalnızlığından doğup kalabalıklar içre batmak, kimi için tüm varlığını bir sunak gibi “hiç” e vermek belki…
Bir keresinde yazmak nasıl bir şey? Diye sormuştum kendime. Amacım bu fiilin bende nasıl vuku bulduğunu betimlemek, somut bir eylem gibi ayan beyan görebilmekti. Yazının azaları sırasıyla zihnimde şöyle vücuda geldi: İçimde akan bir ırmak var. Bu ırmağın akışı arazinin yapısına (iç coğrafyama) bağlı, ırmak yokuşta; sabır kuşanıp damla damla birikiyor, düzlükte; yeni yetme kız zülüfü gibi kıvrılıyor ve uğrun uğrun yol alıyor, kovuklarda; sıkışıp, bunalıyor ve kendini hızla öne atıyor, eğimlerde; çavlana dönüp, ruhuma çocukluk, asilik ve sürur bağışlıyor. Bu ırmağın yatağı benim. Bu ırmağın akış yönü hayatımın akış yönüyle aynı. Ne zaman ben yazma niyetiyle kaleme el sürüp, zihnimi harmanlamaya başlasam şöyle oluyor; içimdeki ırmak ben ona dünyevi bir hırs, beklenti veya ona gölge edecek ucuz bir araz eklemediğim sürece duru ve berrak. Ne zaman ki yazıya kendi amacının dışında bir şey ilendi işte o zaman su bulanıyor, sözcükler kargacık burgacık, kılıksız ve pörsümüş anlamlarıyla mecalsiz düşüyor satırlara ve yazı kağıdın alnında bir leke gibi duruyor. Yazının amacı sırf kendisi olduğu zaman ise kelimeler sadakta sırasını bekleyen oklar gibi hedefe saplanmaya hazır. O vakit ben akılla gönlün kesiştiği noktaya nişanlıyorum gözümü, çünkü sırf akli gerekçelerle örülü kuru bir yazıyı veya sırf duygu yüklü yer çekimsiz bir yazıyı kaleme almak istemiyorum. Akılla ilmek ilmek örülmüş, duyguyla raks edip, bezenmiş bir yazı en güzel yazı gibi geliyor bana. Irmağın dibinde gördüğüm fakat el uzatıp yetişemediğim, ancak sözcüklerden ördüğüm kalıplarla çekip çıkarabildiğim, en fazla sözcüklerimin gücü kadar yakınlaşıp, onlar vasıtasıyla temas edebildiğim bir gölge dünyası içimdeki, bu serabi yolu sözcüklere koltuk değneği gibi dayanarak ilerleme zorunluluğu tek kaderim. Sonra kalıplara dökülmüş söz öbeklerini harb düzenine koyup, bölük bölük ağzından sızan bir ışık gibi yaymak her kişi değil ehil kişi işi.
Benim için yazmak konuşmak kadar hafifletici ve geçici değil. Konuşunca söz havaya karışıyor, dalgalar arasında yörüngesini ve gücünü yitirip savruluyor. Lakin yazı yazıldığı yerde yurtlanıp kalıyor, unutulmaya meydan okuyor. O yüzden yazı hafiflikten ziyade kanatlarında ağırlık taşıyor, insandan daha fazla işçilik ve incelik istiyor.
Neresinden bakarsam bakayım, neresinden tutarsam tutayım yazıya dair bende kalan tek şey; sızı. Yazmak; bir mum alevinin titrek ışığına tünemiş, üflemenin bile ölümcül sonuçlar doğurabileceği ince sızıdır. Bizim için “sızı” yazısız olsa da meğer ki “yazı” sızısız olmaya.
En son Diaspora_Hedonist tarafından Cmt Ağu 18, 2007 1:53 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Kafka, uykuya dalarcasına yazmaktan bahseder. Bunun övgüsünü yapar.
Bir alimimiz, belagatin üç türü olduğunu, bunların sözel, yazınsal ve yaşantısal olduğunu söyleyip, en güzelinin üçüncüsü olduğunu savlar.
Yazarken düşünme ve daha çok hissetme yetileri devreye giriyor. Şu cümleleri kurarken hep en iyi mümkünatı arıyoruz. Düşünce ruhsa, ona en uygun bedeni vermeye çalışıyoruz yazarken.
Yazmak ta bazen konuşmak kadar sıkıcıdır. Ama eğer konuşmayı yazı yoluyla gerçekleştiriyorsak sıkıcıdır.
Yazmak çıldırmamı engelleyen bir eylem oldu bana göre... yazdıkça yazası gelen bir kalemle düştüm bu yolların kesif yalnızlığına... yürüdükçe bildim... yürüdükçe gördüm; meğer bir ben değilim yolculuğumun kervan geçmezliğinde...
Yüreğimize ses veren yürekler bizi yazmaya itiyor aslında... boşlukta yankılanacak bir şiirin tadı nedir hem?.. biliyoruz ki bu dağların ardında bizi duyan yürekler var... bizi anlayanlar var... yüzleri görülmeyen, ne yer ne içer bilinmeyen... "işte, sanki beni anlatmış" dedirtebildiğimiz... ben olsam bu kadar yazabilirdim diyebildiğimiz nice gönül adamını ağırladı bu sayfalar... aşk gibi bir şey bu da... evet; yazmak aşk gibi bir şey galiba...
Neşeyi değil de derdi sevdi kalemim... öfkemi bazen... ama illaki, "aşkı"... onu anlattıkça yetmedi mürekkebi... dikiş tutmaz, makas kesmez bir mizacı varmış meğer sevda kumaşının... yazdıkça elimizde sihirlenen o kalem, mürekkebini kanayan yerlerimizden çekermiş... kanamayan bilemezmiş...
Ruhumun denizinden kelimeleri bir bir oltayla tutuyorum...
Maviye boyuyorum her harfi tekil cümleler kuruyorum .
Özneden yoksun, yüklemi devrik üç noktalarla uzayıp giden...
Dilime bir çengel vuruluyor, ucunda bir tutam karanfil kırmızısı,
Mavi bir mürekkep düşüyor yüreğimin beyaz sayfalarına.
İnce bir sızı başlıyor gecenin karanlığında susuyorum sana
ve uzun uzun susacaklarım var diyorum sessiz çığlıklarımla...
Usulca sığınıyorum sen yazılı sayfalarıma...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız