konuştuğumuz dil, aynı sanırdım
bir kez seslenseydin kelimelerin s harfiyle
ya da kıvrılsaydın koynuma
oniki güneşi sıcaklığında uyuyan yılan rengiyle
insan
sadece aslanın pençesinde can vermez ya
bazen bir sinek de kanımı içer
ikindi dişlisinin arasında
uykuya bulanmışken ayak parmaklarım
kör bir kelebek uçar hafızımda
kam duruyorken zerdali ağacı dibinde /Ve
canlı cesetler varken bu şehirde
kimse şüphelenmez bilediğim bıçaklardan
kimse şüphelenmez mor dudaklarımdan
binlerce yarada ve onca dudu kuşu iftirasında
yağmurla karışık gülerken yüzüme
dökülürken ruska iniltisi musalladan
inandığım kitap, çıktığım dağdan ağırken
seni sayıklayıp seçtim yeminler arasından
esirgenmedi bir kez rüzgar
kirli alnıma değmekten
ayrışmadi hiç, kalbime giden su
ama tam bir yiğit gibi
sakınmadım ben de
yirmiyedi yıl aldığım her nefesi vermekten
ne tanrıyla ne de seninle savaşacak değilim
bir gergedanı boynuzundan tutacak da değilim
çünkü ben tüm kızlığımla
dülgerlerin en utangacıyım
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız