Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 208 Üye Adayı ve 7 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 KORKUYORUM
 NİCCOLO MACHİAVELLİ
 İç...
 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı
 Uzlette...
 Çizginin Yüzleri...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Türkiye'de demokrasinin yeni fırsatları...


Türkiye'de demokrasinin yeni fırsatları...

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Güncel Olaylar-insanlar
Yazar Mesaj
tu_ce
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 15, 2006
Mesajlar: 905

MesajTarih: Pzr Tem 29, 2007 3:36 pm    Mesaj konusu: Türkiye'de demokrasinin yeni fırsatları... Alıntıyla Cevap Ver

Türkiye'de demokrasinin yeni fırsatları salı günkü Meclis divanında saklı

Demokrasi nihayetinde uzlaşma ve denge rejimidir. Bu konuda evrensel bir mutabakatın olduğunu söylemeye dahi gerek yok. Ne var ki, demokrasi nosyonunun tereddütsüz biçimde bir çatışma ve gerilim dinamiğine sahip olduğunu, yeni denge ve uzlaşma biçimlerine ulaşana dek demokratik teamüllerin bu yoldan ilerleyerek geliştiğini hatırlatmaya da gerek yok. Nitekim demokrasinin en asgari kriteri kabul edilen genel oy hakkının tarihi bile aynı zamanda Batı coğrafyasını 100 yıl boyunca sarsan toplumsal depremlerin de tarihidir. 22 Temmuz seçim sonuçlarını değerlendirirken ister “demokrasi zaferi” diyelim ister sosyolojik bir muamma, bu çalkantılı geçmişi dikkate almadığımız müddetçe soluduğumuz tuhaf siyasal atmosferin yarattığı “darbe mi şeriat mı”, “halk muhtırası mı yoksa otokrasi mi” paradokslarının içinde boğulup kalırız.

AK Parti, Türkiye tarihinde sadece üç kere, 1950-54’te Demokrat Parti, 1973-77’de CHP ve 1983-87’de ANAP'ın tekrarlanan bir başarıya imza attı. Her üç dönemin belki de en önemli özelliği, iktidara büyük oy oranıyla gelen partiye karşı “rejim kaygısı” güdülerek “sivil siyaset-dışı” müdahalelerin yapılmasıydı. Benzer tablo bugün AK Parti için de geçerli. Dolayısıyla siyasal tansiyonun hayli yükseldiği dönemlerde oy verme saikleri her ne olursa olsun, halkın ortak bir refleks gösterdiğini söylemek mümkün. Beğenelim veya beğenmeyelim sadece seçim sandığında tecelli eden bu sükût tavrın, kırık dökük Türk demokrasisini ayakta tutan hâlâ en önemli dinamik olduğu aşikâr. Şimdi bütün tartışma bu dinamiğe kilitlenmiş durumda. AK Parti’nin aldığı oy oranını, ülkenin başına kondurulmuş “demokrasi halesi” sayan da var, kandırılmış yoksul yığınların çaresiz tercihi olarak gören de.


Siyasal panikatak

Hafta içinde Milliyet gazetesinde yayımlanan Ece Temelkuran’ın “Sen Bu Ülkenin Garnitürüsün” başlıklı yazısı, bu tartışma yelpazesini özetlemesi ve aslında bir ironiyi de içermesi bakımdan dikkat çekiciydi. Temelkuran, Recep Tayip Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı “Tek bayrak, tek millet, tek vatan” vurgulu konuşmasını tedirgin bir üslupla eleştiriyordu. Erdoğan’ın kendine oy verenlerin dışındakileri “garnitür” yerine koyan, sadece kendine benzeyene yaşam hakkı tanıyan liderleri hatırlattığına dikkat çekiyordu Temelkuran. Uzun alıntılara gerek duymadan şu paragraf sanırız Temelkuran’ın kaygısını özetler: “...Başörtüsü ve badem bıyık bir kez mağduriyet psikolojisinden sıyrılırsa -ki ‘merkez’ ilanıyla olmuş olan budur- artık size soracaktır: Niye benim gibi değilsin? Madem bu halk orduya tepki vermeye bu kadar meraklı, niye çocuklarını gık demeden ölüme gönderiyor? Madem bu halk mağdur olanı korumaya bu kadar meraklı, insanların yakıldığı Sivas'tan neden Muhsin Yazıcıoğlu milletvekili seçiliyor?”

Temelkuran’ın yazısında gerçekten bir ironi var. Zira, eleştirdiği konuşmanın tonunun benzerini Temelkuran’ın bizatihi kendi kalemi de taşıyor. Önceki tüm seçimlerden farklı olarak sandıktan çıkan oyların içinde 87 yıllık korkularımızla yüzleşmemizi sağlayabilecek farklı bir dinamiğin de olduğunu, demokrasinin gerilim ve çatışmalar içinde sınandığı müddetçe huzuruna kavuştuğunu Erdoğan gibi büyük bir tedirginliğe kapılmış Temelkuran da göremiyor çünkü. Yüzde 46 oya bakıp panikle "Ne mozaiği ulan, mermer mermer" zihniyetini yerle bir edip Meclis'e giren Kürtlerin de sosyalistlerin de üzerinden atlıyor. Toplumsal duyarlılığı anlaşılır ancak siyasal körlüğü için aynı şeyi söylemek zor.


Meclis divanına dikkat

Fransız demokrasisinin şekillenmesinde önemli yere sahip Napolyon Bonaparte’ın 1799’daki hükümet darbesi ilk başlarda demokrasi zaferi olarak yorumlanır. 1812’de bu kez yeğeni Louis Bonaparte’ın benzer biçimde iktidara gelmesi karşısında “Bu demokrasi değil, Sezar diktatörlüğüdür” kaygısı başgösterir. Oysa her iki hükümet darbesinin de demokrasi açısından yeni olanakları ortaya çıkardığını gören Karl Marx, “Bonaparte’ın 18 Brumaire’i” adlı incelemesinde tedirginlik içindekilerin ruh halini, “Ölmüş kuşakların korkuları ve gelenekleri, yaşayanların aklına bir kâbus gibi çöküyor” diyerek tarif eder. Böylece gerilimler üzerinden ilerleyen demokrasi yeni denge düzeyine ve güçlerine erişene dek geçmiş döneme ait adlar, sloganlar, algı biçimleri tarihin yeni sahnesinde korkularımızı besleyerek arz-ı endam etmeyi sürdürür. Bugün karşımızda duran resim bir de bu açıdan okunmayı hak etmiyor mu?

Salı günü yemin töreninde Meclis divanında “rejime tehdit” görülen 4 AK Partili ile “üniter yapıya tehdit” sayılan 2 DTP’li oturacak. DTP’lilerden Sabahat Tuncel, tutuklu yargılanıyordu. En yüksek oyla seçilen milletvekillerinden birisi olarak divanda yeri hazır. Tam karşısındaki sıralarda ise MHP’li vekiller bulunacak. İşte Türkiye siyasal yaşamının tüm korkuları ama aynı zamanda fırsatları Meclis divanındaki bu tabloda gizli. Sorun bu gizin kodlarını çözebilecek toplumsal algıyı oluşturabilmekte. Çünkü demokrasi nosyonumuzdaki değişime bağlı olarak bu tablo bir facianın da fitili olabilir, gerçekten bir demokrasi halesi de.


87 yıl sonra yeniden

Geçmişten sadece korkular devralınmıyor kuşkusuz. Önümüzdeki olanakları görmemizi sağlayacak uzun yıllardır pas tutmuş deneyimler de vakti geldiğinde hatırlanıyor. Tıpkı bu Meclis’in 87 yıl önceki ilk tartışması gibi...

1 Mayıs 1920 günü toplanan kurucu Meclis’te Kastamonu Mebusu Yusuf Kemal Bey, kürsüde Sıhhat Vekâleti hakkında bir konuşma yapar. “Memlekette yapılması gereken ilk iş Türklerin sağlığını korumaktır. Çünkü Türklük sıhhati sağlanamazsa, o Türkler üzerine bina edeceğimiz hiçbir iş kalmaz” diyen Kemal Bey sık sık “Türklük” vurgusu yapar. Bu durumdan rahatsız olan Sivas Mebusu Emir Paşa söz alır ve şöyle der: “Kemal Beyefendi’nin sıhhatı sadece Türklere hasretmiş olmasına itirazım var. Bu vatanda sadece Türkler yaşamıyor.” Tartışmanın büyümesi üzerine Mustafa Kemal devreye girerek müdahale eder: “Meclis sadece Türklerden değil, Çerkezlerden, Kürtlerden, Lazlardan oluşuyor ve bunların çıkarları ortaktır.”

Bahadır Özgür
28.07.2007/ Referans Gazetesi
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Güncel Olaylar-insanlar Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetic... Poe Tarih 1 Cmt Hzr 14, 2008 5:29 pm
Yeni mesaj yok Anti Roman (Yeni Roman) Poe Roman 0 Pzr May 04, 2008 9:05 am
Yeni mesaj yok Yeni Farkettim mhmt Vesaire 14 Sal Oca 15, 2008 3:23 pm
Yeni mesaj yok AVRUPA’NIN YENİ FİRAVUNU SARKOZY sabandal Genel 1 Sal Ksm 13, 2007 9:05 pm
Yeni mesaj yok Türkiye'de Politik Cemaatler Poe Sosyoloji 0 Çrş Ekm 03, 2007 9:09 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke