Tarih: Pzr Tem 29, 2007 3:36 pm Mesaj konusu: Türkiye'de demokrasinin yeni fırsatları...
Türkiye'de demokrasinin yeni fırsatları salı günkü Meclis divanında saklı
Demokrasi nihayetinde uzlaşma ve denge rejimidir. Bu konuda evrensel bir mutabakatın olduğunu söylemeye dahi gerek yok. Ne var ki, demokrasi nosyonunun tereddütsüz biçimde bir çatışma ve gerilim dinamiğine sahip olduğunu, yeni denge ve uzlaşma biçimlerine ulaşana dek demokratik teamüllerin bu yoldan ilerleyerek geliştiğini hatırlatmaya da gerek yok. Nitekim demokrasinin en asgari kriteri kabul edilen genel oy hakkının tarihi bile aynı zamanda Batı coğrafyasını 100 yıl boyunca sarsan toplumsal depremlerin de tarihidir. 22 Temmuz seçim sonuçlarını değerlendirirken ister “demokrasi zaferi” diyelim ister sosyolojik bir muamma, bu çalkantılı geçmişi dikkate almadığımız müddetçe soluduğumuz tuhaf siyasal atmosferin yarattığı “darbe mi şeriat mı”, “halk muhtırası mı yoksa otokrasi mi” paradokslarının içinde boğulup kalırız.
AK Parti, Türkiye tarihinde sadece üç kere, 1950-54’te Demokrat Parti, 1973-77’de CHP ve 1983-87’de ANAP'ın tekrarlanan bir başarıya imza attı. Her üç dönemin belki de en önemli özelliği, iktidara büyük oy oranıyla gelen partiye karşı “rejim kaygısı” güdülerek “sivil siyaset-dışı” müdahalelerin yapılmasıydı. Benzer tablo bugün AK Parti için de geçerli. Dolayısıyla siyasal tansiyonun hayli yükseldiği dönemlerde oy verme saikleri her ne olursa olsun, halkın ortak bir refleks gösterdiğini söylemek mümkün. Beğenelim veya beğenmeyelim sadece seçim sandığında tecelli eden bu sükût tavrın, kırık dökük Türk demokrasisini ayakta tutan hâlâ en önemli dinamik olduğu aşikâr. Şimdi bütün tartışma bu dinamiğe kilitlenmiş durumda. AK Parti’nin aldığı oy oranını, ülkenin başına kondurulmuş “demokrasi halesi” sayan da var, kandırılmış yoksul yığınların çaresiz tercihi olarak gören de.
Siyasal panikatak
Hafta içinde Milliyet gazetesinde yayımlanan Ece Temelkuran’ın “Sen Bu Ülkenin Garnitürüsün” başlıklı yazısı, bu tartışma yelpazesini özetlemesi ve aslında bir ironiyi de içermesi bakımdan dikkat çekiciydi. Temelkuran, Recep Tayip Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı “Tek bayrak, tek millet, tek vatan” vurgulu konuşmasını tedirgin bir üslupla eleştiriyordu. Erdoğan’ın kendine oy verenlerin dışındakileri “garnitür” yerine koyan, sadece kendine benzeyene yaşam hakkı tanıyan liderleri hatırlattığına dikkat çekiyordu Temelkuran. Uzun alıntılara gerek duymadan şu paragraf sanırız Temelkuran’ın kaygısını özetler: “...Başörtüsü ve badem bıyık bir kez mağduriyet psikolojisinden sıyrılırsa -ki ‘merkez’ ilanıyla olmuş olan budur- artık size soracaktır: Niye benim gibi değilsin? Madem bu halk orduya tepki vermeye bu kadar meraklı, niye çocuklarını gık demeden ölüme gönderiyor? Madem bu halk mağdur olanı korumaya bu kadar meraklı, insanların yakıldığı Sivas'tan neden Muhsin Yazıcıoğlu milletvekili seçiliyor?”
Temelkuran’ın yazısında gerçekten bir ironi var. Zira, eleştirdiği konuşmanın tonunun benzerini Temelkuran’ın bizatihi kendi kalemi de taşıyor. Önceki tüm seçimlerden farklı olarak sandıktan çıkan oyların içinde 87 yıllık korkularımızla yüzleşmemizi sağlayabilecek farklı bir dinamiğin de olduğunu, demokrasinin gerilim ve çatışmalar içinde sınandığı müddetçe huzuruna kavuştuğunu Erdoğan gibi büyük bir tedirginliğe kapılmış Temelkuran da göremiyor çünkü. Yüzde 46 oya bakıp panikle "Ne mozaiği ulan, mermer mermer" zihniyetini yerle bir edip Meclis'e giren Kürtlerin de sosyalistlerin de üzerinden atlıyor. Toplumsal duyarlılığı anlaşılır ancak siyasal körlüğü için aynı şeyi söylemek zor.
Meclis divanına dikkat
Fransız demokrasisinin şekillenmesinde önemli yere sahip Napolyon Bonaparte’ın 1799’daki hükümet darbesi ilk başlarda demokrasi zaferi olarak yorumlanır. 1812’de bu kez yeğeni Louis Bonaparte’ın benzer biçimde iktidara gelmesi karşısında “Bu demokrasi değil, Sezar diktatörlüğüdür” kaygısı başgösterir. Oysa her iki hükümet darbesinin de demokrasi açısından yeni olanakları ortaya çıkardığını gören Karl Marx, “Bonaparte’ın 18 Brumaire’i” adlı incelemesinde tedirginlik içindekilerin ruh halini, “Ölmüş kuşakların korkuları ve gelenekleri, yaşayanların aklına bir kâbus gibi çöküyor” diyerek tarif eder. Böylece gerilimler üzerinden ilerleyen demokrasi yeni denge düzeyine ve güçlerine erişene dek geçmiş döneme ait adlar, sloganlar, algı biçimleri tarihin yeni sahnesinde korkularımızı besleyerek arz-ı endam etmeyi sürdürür. Bugün karşımızda duran resim bir de bu açıdan okunmayı hak etmiyor mu?
Salı günü yemin töreninde Meclis divanında “rejime tehdit” görülen 4 AK Partili ile “üniter yapıya tehdit” sayılan 2 DTP’li oturacak. DTP’lilerden Sabahat Tuncel, tutuklu yargılanıyordu. En yüksek oyla seçilen milletvekillerinden birisi olarak divanda yeri hazır. Tam karşısındaki sıralarda ise MHP’li vekiller bulunacak. İşte Türkiye siyasal yaşamının tüm korkuları ama aynı zamanda fırsatları Meclis divanındaki bu tabloda gizli. Sorun bu gizin kodlarını çözebilecek toplumsal algıyı oluşturabilmekte. Çünkü demokrasi nosyonumuzdaki değişime bağlı olarak bu tablo bir facianın da fitili olabilir, gerçekten bir demokrasi halesi de.
87 yıl sonra yeniden
Geçmişten sadece korkular devralınmıyor kuşkusuz. Önümüzdeki olanakları görmemizi sağlayacak uzun yıllardır pas tutmuş deneyimler de vakti geldiğinde hatırlanıyor. Tıpkı bu Meclis’in 87 yıl önceki ilk tartışması gibi...
1 Mayıs 1920 günü toplanan kurucu Meclis’te Kastamonu Mebusu Yusuf Kemal Bey, kürsüde Sıhhat Vekâleti hakkında bir konuşma yapar. “Memlekette yapılması gereken ilk iş Türklerin sağlığını korumaktır. Çünkü Türklük sıhhati sağlanamazsa, o Türkler üzerine bina edeceğimiz hiçbir iş kalmaz” diyen Kemal Bey sık sık “Türklük” vurgusu yapar. Bu durumdan rahatsız olan Sivas Mebusu Emir Paşa söz alır ve şöyle der: “Kemal Beyefendi’nin sıhhatı sadece Türklere hasretmiş olmasına itirazım var. Bu vatanda sadece Türkler yaşamıyor.” Tartışmanın büyümesi üzerine Mustafa Kemal devreye girerek müdahale eder: “Meclis sadece Türklerden değil, Çerkezlerden, Kürtlerden, Lazlardan oluşuyor ve bunların çıkarları ortaktır.”
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız