Tarih: Çrş Hzr 13, 2007 1:47 pm Mesaj konusu: Büyük Güçlerin Yükseliş Ve Çöküşleri
Bir kütüphanede olmazsa olmaz bir eser diye bakıyorum bu kalın kitaba. Yazarı Amerika'lı tarihçi Paul Kennedy. Yıllar önce hergün okumaya gayret sarfederdim bu kitabı. Lakin ders kitapları denen paçavra kitaplar yüzünden ilimden de mahrum kaldık. Kitabın yarısına gelmiştim.
Altıyüz küsür sayfalık bu kitabında Kennedy, yeniçağ'la birlikte kurulan modern imparatorluk ve devletlerin sosyo ekonomik durumlarını tahlil eder. Osmanlı'ya sadece ondört sayfa ayırmıştır. Sebebi önemsemediği için değil. Veri yetersizliği.
Kennedy, kitabının alt başlağında da belirttiği üzere, devletlerin ekonomileri ile güçlerinin orantısını ortaya koymaya çalışır. Şu kadar çelik üretimi, şu kadar kömür tüketimi, bunların yıllar itibariyle ve devletler arası karşılaştırmaları. Sonuç itibariyle anlarız ki, büyük ekonomik güç olmak ile, büyük devlet olmak bir ve aynı şeydir. Ekonomin ne kadar güçlüyse, ordun da o kadar güçlüdür. Emperyal olmak için değilse bile, saldırıya karşı koyma kapasiteni de ekonomin belirler.
Şu okuduklarımı hiç unutmadım: Almanya ile Sovyet savaşlarında -İkinci Dünya Savaşı- bir Alman askerine karşı altı-yedi tane Rus askeri ölüyor. Bir Alman tankına karşı beş Sovyet tankı. Amerikan iç Savaşı'nda kazanan taraf, ekonomisi daha güçlü ve sanayileşmiş Kuzey oluyor. Güney'in ise bilindiği üzere tarıma bağlı üretim yapısı var ve Kuzey'in ürettiği top, tüfek, gemi gibi savaş araç gereçleri üretimine hiç bir zaman yetişemiyor. İkinci Dünya Savaşı'nda da aynı kural geçerli: Hangi devlet saniyeleşmişse, o devlet çok seri bir şekilde uçak, tank, top vs üretiyor. Amerika, İngiltere ve Sovyetler, bu askeri tekonolojiyi seri üretimde ön sırada yer alıyorlar. Ama Almanya, bu üçüne birden savaş verdiği için, geride kalıyor. Nihayetinde, modern savaşların akıbetini belirleyen şey tekonolojik üstünlük. Esasen Rusya bir tarım toplumu, ve saniyeleşmesi batı'nın çok gerisinde. Ama onlar da kalabalık nüfusun sürümünden kazanıyorlar.
Hasılı, bu koca kitaptan öğrenilen tek şey, ekonominin bir devletin siyasal, kültürel, ama burda askeri güç olma yönünde nasıl bir temel teşkil ettiği. Gerçi savaşların kaderini de, hepsi birden temsil etmez mi? İşte ekonomi, bütün faktörlerin temeli.
Ben de Türkiye için benzer bir kitap yazmak isterdim. Akademisyen olsaydım, bunun için gerçekten çalışırdım. Konu savaştan ziayde, Türkiye'mizin dönemsel ekonomik kalkınmalarının nasıl önünün kesildiğini, ekonomi ve iç ve dış siyasetin beraberinde anlatmayı isterdim. 1950'lerdeki kalkınmanın 60'ta önlenmesi, 71,80, 97 ve... 2007 öncesindeki son dört yılın ortalama yüzde 7'lik büyümenin nasıl bir tehdit olduğunu... Ve kimler için tehdit olduğunu anlatmaya çalışırdım.
Büyük güç olmayı düşlerken, kendi tükrüğümüzde boğulup gittiğimizi görmek ne kadar acı!
(Kitap, iş Bankası Yayınlarından. Bu tarihçi yazarın bir de 21. Yüzyıl üzerine yine hacimli bir kitabı var ki, geleceği merak edenlerin ufkunu açacaktır muhakkak. O kitap ta İş Bankası Yayınlar'ından.)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız