Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 189 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Misafir


Misafir

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Nostalji
Yazar Mesaj
sabandal
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2006
Mesajlar: 713

MesajTarih: Pzr May 27, 2007 5:49 pm    Mesaj konusu: Misafir Alıntıyla Cevap Ver

Eskiden misafir olmak için birinin kapısını çalmayagör, hemencecik buyur edilir ve en güzel ikram olan güleryüz ile taltif edilirdiniz.Yemek içmek, adabınca, en temiz ve en leziz olacağı umuduyla ,en güzel biçimde ikram edilirdi.Ev sahibi, bu dünyada kendisinin de misafir olduğunu her an hatırlarcasına,misafinin istirahat etmesini temin ederek, kendisi belkide daha az rahat edeceği,lakin gönlündeki" Tanrı misafiri" mevhumunun vermiş olduğu huzurla, kuştüyü yatakta yatmışcasına uykusuna yatardı.İnsanların mütevazi bütçeleriyle bu kadar cömert olmalarının ardında yatan sırrı anlamak için çağın tamahkar ifadelerinde arayacağımız bütün tarifler eksik kalır.Şimdiki zenginliğin getirmiş olduğu FAKİRLİK gönüllerdeki ukde olsa ,bari.
Başa dön
baskabiri
Yazar


Kayıt: Jan 26, 2006
Mesajlar: 215

MesajTarih: Pzr May 27, 2007 11:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

..sonrada kazancımızdaki bereketsizlikten şikayet ederiz..
Başa dön
Yagmurca
Yazar


Kayıt: Jun 15, 2005
Mesajlar: 163
Nereden: Afyonkarahisar

MesajTarih: Pts May 28, 2007 11:17 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Biz eskiyi sürdürmekte devamdayız.

Zira bu dünyada "misafir" olduğumuzu hiç unutmadık.

Geçen yazdan bir anı:

Bizim çiftlik evinin olduğu beldede halk pazarı, pazar günleri kurulur. Haftalık sebze, meyve ihtiyacımızı buradan karşılarız. Şehir oldukça uzaktır.

Bir Cuma gecesiydi. Evdeki yemeklik malzeme tükenmişti. son kalan sebzelerle kızartma yapmış, çobanların getirdiği mantarlardan da bir mantar sote hazırlamıştım.

Akşam yemeğinde bunlardan yedik. Geriye sadece küçük bir tabak mantar sote ve kızartma kalmıştı. Pazara kadar Allah kerimdir dedim içimden...
İşin doğrusu buzlukta et vb.gibi gerekli malzeme de kalmamıştı. Malûm emekliyiz, ay sonunda maaş alacağız ki o tür malzemeyi alıp buzluğa depo edelim.

Gece 23 civarı kapımız çaldı. Uzaklardan (Fransa'dan) hanımları ile birlikte iki bey geldi.
Hepsi eşimin rahatsızlığını duymuş geçmiş olsun demeye gelmişler. İçlerinden birini tanıyorum diğerleri bana yabancı ama eşim hepsini tanıyor elbette...Buyur ettik.

Görgümüz gereği hal hatır faslından sonra "Yoldan geldiniz acıkmışsınızdır, buyurun sofraya, Allah ne verdiyse üleşelim "dedim amma gelin bendeki üzgünlüğü siz tahmin edin.

Zira hem evime ilk defa geliyor bu insanlar hem de kalan yemek dört kişiyi doyuracak türden değil.

İçim yanıyordu sanki, mutfakta gözümden iki damla yaş indi (Allahım ben bu insancıkları nasıl doyuracağım, sen yardım et Ya Rabbim dedim)

Lâfı uzatmayım, hep birlikte sofraya oturduk. Dört onlar, iki de biz...

Çay da demledim, kahvaltılık zeytin, peynir, bal da koydum mecburen. Hani karın doymazsa göz doysun misali...

Bir yandan eşimle sohbet ediyorlar, bir yandan da yiyorlar.

Benim gözüm iki tabak yemekte zira hiçbirine yetmeyecek ve aç kalacaklar diye sırtımdan ateş çıkıyor sanki. Nasıl üzülüp utanıyorum anlatamam.

Kimse kahvaltılıklara el uzatmadı bile. Hepsi masanın ortasında duran iki tabağa yani mantar ve kızartmaya uzanıyorlardı ama garip birşey vardı.

Şimdi buna kimse inanmayacak biliyorum.Ancak Allah' and olsun ki bu doğrudur.

"Misafirler iştahla kızartmanın yoğurduna ekmek banıyorlar, biberleri sapından tutup ağızlarına götürüyorlar , yani yiyorlar yiyorlar ama tabakta yemekler eksilmiyordu."


Belki yarım saat kırk dakika kadar sofrada iştahla yediler, bir yandan da bizimle sohbet ettiler.

Allah'ıma şükrolsun ki herpsi doymuş ve yemeğin lezzetinden dolayı bana teşekkür ediyorlardı ama varın siz benim halimi düşünün.

Misafirlerimiz keyif çaylarını içerlerken sofrayı toplamaya başladım ve yine inanmayacaksınız ama tabaklarda hem kızartma hem de mantar kalmıştı.

İşte o gün "Tanrı misafiri" mevhumunun sadece bir tanımdan ibaret olmadığının bilincine birkez daha vardım.




---------------------------------------------------------------
" Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah'a mahsustur. hamd ahirette de O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır."

("All) praise is due to Allah, Whose is what is in the heavens and what is in the earth, and to Him is due (all) praise in the hereafter; and He is the Wise, the Aware."

SEBE' SÛRESİ (1)
Başa dön
sabandal
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2006
Mesajlar: 713

MesajTarih: Pts May 28, 2007 8:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Niyet hayr,akıbet hayr.Nasıl inanmam .Çevremiz mucizeler ile dolu.Görene,köre ne? demiş atalarımız.
Başa dön
Poe
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2005
Mesajlar: 2128
Nereden: Çevre'den

MesajTarih: Sal May 29, 2007 11:28 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Halil İbrahim sofrasının hikmeti, üzerinde her türlü yiyeceğin bulunması değilmiş. Hikmeti, Halil İbrahim Peygamber'in, elinde ne varsa, onu sofraya koyup, insanlarla paylaşmasıymış.
Başa dön
dereotu
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Dec 03, 2006
Mesajlar: 702

MesajTarih: Sal May 29, 2007 2:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Nakledildiğine göre,
Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş vardır.
Büyüğü Halil.
Küçüğü İbrâhim.
Halil, evli çocuklu.
İbrahim bekârdır.
Ortak bir tarlaları vardır bunların.
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederler.
Bununla geçinip giderler.
Bir yıl, yine harman yaparlar buğdayı. İkiye ayırırlar.
İş kalır taşımaya.
Halil, bir teklif yapar:
- İbrahim! Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
? Peki abi!
- Peki abi!
Ve Halil gider.
O gidince, düşünür İbrahim:
- Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine Böyle der ve,
Kendi
payından bir miktar atar onunkine.
Az sonra Halil çıkagelir.
- Haydi İbrahim! Der, önce sen doldur da taşı ambara.
- Peki abi!
İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola..
O gidince, Halil'i düşünür bu defa:
Der ki:
- Çok şükür, ben evliyim, kurulu düzenim var. Ama kardeşim bekâr. O,
daha
çalışıp, para biriktirecek.
Ev kurup evlenecek.

Halil İbrahim bereketi
Böyle düşünerek,
Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.
Velhasıl biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.
Bu, böyle sürüp gider.
Ama birbirlerinden habersizdirler.
Nihayet akşam olur. Karanlık basar.
Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile.
Hak teala bu hali çok beğenir.
Buğdaylarına bir bereket verir.
Öyle ki,
Günlerce taşır, bitiremezler.
Aksine çoğalır buğdayları.
Dolar taşar ambarları.
Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir.
Halil İbrahim bereketi...
Başa dön
ceve
Yazar


Kayıt: Mar 27, 2007
Mesajlar: 285

MesajTarih: Sal May 29, 2007 8:32 pm    Mesaj konusu: Re: Misafir Alıntıyla Cevap Ver

sabandal demiş ki:
İnsanların mütevazi bütçeleriyle bu kadar cömert olmalarının ardında yatan sırrı anlamak için çağın tamahkar ifadelerinde arayacağımız bütün tarifler eksik kalır.Şimdiki zenginliğin getirmiş olduğu FAKİRLİK gönüllerdeki ukde olsa ,bari.


Artık kimse eskisi gibi Allah'ı umursamıyor. Aç mı, açıkta mı diye düşünmüyor bile.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Nostalji Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke