Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 93 Üye Adayı ve 8 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Yörük Ali


Yörük Ali

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> insanlar
Yazar Mesaj
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1345

MesajTarih: Cum May 25, 2007 9:51 pm    Mesaj konusu: Yörük Ali Alıntıyla Cevap Ver

Yörük Ali Efe (1895 - 1951)

1895 yılında Aydın ili, Sultanhisar ilçesi, Kavaklı köyü Avlan Baba, mevkinde dünyaya geldi. Sarı Tekeli Yörük aşiretinden Yörük Abdi’ nin oğlu olup, anasının adı Fatma’ dır. Sarı Tekeli Yörük aşiretine mensup olduğundan ‘Yörük Ali’ lakabıyla tanınmıştır. Bir buçuk yaşına geldiği zaman babası Yörük Abdi, Yavuz köylü Deli Mehmet tarafından vurulunca anası Fatma, Kavaklı köyünden ‘Osmancık’ diye bilinen Kasap Osman’la evlenmiştir.

Osmancık Sultanhisar’ ın Türkmen Kahveleri’nde kebap pişirip satardı. Yörük Ali gündüzleri babalığına kebap işinde yardım etmiş,geceleri de koyun ve keçiden karma sürüsünü gütmüştür. Yörük Ali 15 yaşına gelince Ayşe ve Zeliha halası Atmaca Yörüklerinden Nurcihan hanımla onu evlendirmişlerdir. Ali küçük olduğu için gelini attan indirememiş, bunun üzerine ‘ Bir daha evleneceğim ’ demiştir. Çünkü, Sarı Tekeli Yörük aşiretinin töresine göre; damat gelini attan indiremezse bir daha evlenirdi. Nitekim; aynı köyden Hacı Yusuf Efendi’nin kızı Feride Molla Hanım’la bir daha evlenmiştir. Bu arada Yörük Ali’nin köyde uğradığı bir iftira vardır ki; ömrü boyunca unutamamıştır. Yörük Ali 16 yaşında baba olmuş. Oğluna babasının adını vermiştir. Bundan sonra Yörük Ali askere gider. O zaman askere giden delikanlının 20 yaşında olması gerekmezdi. Vücudu gelişmiş olan gençler askere giderlerdi.

Fakat 5. depo alayında Ermeni bir subayın kendisini dövmesine tahammül edememiş, arkadaşı Karatepe köyünden Hasan Ali Tahir’ le beraber firar etmiştir. Bu durumda köyde de duramayacağından Yanık Halil İbrahim Efe’ye kızan olmak istemiştir. Fakat Efe, Yörük Ali’yi daha yaşı küçük ve cüssesi zayıf diye kızanlığa kabul etmemiştir.Bunun üzerine Yörük Ali Köse alanı köyünden Süleğin İbrahim’le o zaman en meşhur efe olan Alanyalı Molla Ahmet Efe’ye başvurur. Bu sefer onun kızanları da ; ‘Efe mektep mi açtık, kızanlık böyle parmak emen çocuklara mı kaldı ? ’ demişlerdir. Oldukça ileri görüşlü, kültürlü, medrese mezunu ve şair ruhlu olan Alanyalı Molla Ahmet Efe, ‘Ali benim yanımda kalacak. Şahin olacak, bahadır olacak’ demiştir. Efelik kurallarına göre, hiçbir kızanın efenin emrini reddetme yetkisi olmadığından Yörük Ali, Alanyalı Molla Ahmet Efe’ ye böylece kızan olmuştur ve böylece dağ hayatına başlamıştır.

Kader arkadaşı ve kardeşliği Yağcılarlı Kıllıoğlu Hüseyin Efe’yle de ilk gece Alanyalı Molla Ahmet Efendi’nin yanında tanışmıştır. Yörük Ali Efe kısa zamanda Alanyalının yanında fikren yetişmiş, olgunlaşmış, görüş ufku genişlemiştir. Efesi, Yörük Ali’nin yetişmesi için elinden geleni yapmıştır. Yörük Ali de cesareti, mahareti, zekası ve atıcılığıyla kızanların arasında seçkin yerini almış, baş zeybekliğe yükselmiştir. O zaman Muğla’ya bağlı bir köy olan Kavaklıdere de Alanyalı Molla Ahmet Efe vurulunca Yörük Ali ‘Efe’ olmuş, iki sene daha dağlarda gezdikten sonra affı şahaneyle düze inmiş, Çine’nin Yağcılar köyüne (Sultananhisar’ dan sonra düşman gelince) yerleşmiş, orada ev yaptırmıştır.



Bu arada Mondros Mütarekesi imzalanmış, memleketimizin üzerine kara bulutlar çökmüştür. Ordularımız dağıtılmış, askerlerimizin silahları ellerinden alınmıştır. Felaket bununla da bitmemiş, vatanımız büyük devletler tarafından işgal edilmiştir. İşgalci güçlerden biri de Yunanlılardır.Yunanlılar 15 Mayıs 1919 da İzmir’i , 27 Mayıs 1919 da Aydın’ı , 3 Haziran 1919 da da Nazilli’yi işgal etmişlerdir. İzmir’e çıkar çıkmaz diğer işgalci kuvvetlerin gözleri önünde İzmir metropoliti Hırisostomos’un öncülüğünde Konak Meydanı’ nda büyük katliam yaptıklarından bu vahşetleri diğer illere duyulmuş, aynı zulmü yaşamak istemeyen halk Menderes Nehri’nin güneyine göçmüş, hatta Sarayköy ve Denizli’ye bile gitmişlerdir.

Denizli Müftüsü Hulusi Efendi işgalden 6 saat sonra cihat fetvası vermiş, bununla da kalmamış, talebelerini ve vatanseverleri toplamış, Denizli Heyeti Milliye’ sini kurarak Denizli Gönüllüleri’ni hazırlamış, onları cepheye sürmüştür. Ardı ardına gelen savaşlar memleketimizde genç bırakamadığı için, bilhassa Çanakkale Savaşları gençlerimizi bitirdiği için topraklarımız ekilip biçilemez olmuş, mevcut harmanları da Yunanlılar yakmışlardır. Sıtma salgın haldedir. Kıtlık başlamıştır.

Menderes’in kuzey sahilleri boşaldığından güney sahilleri muhacirlerle dolmuş, 300 nüfuslu köylere 40000 muhacir gittiğinden ayrı dertler, sıkıntılar meydana çıkmıştır. Bunca insanı küçücük köyde yedirmek, yatırmak mümkün olmamıştır. Bebeklerin hepsi bakımsızlıktan ve gıdasızlıktan ölmüştür. Alhan ve Çulhan dan büyük bebek mezarlıkları o felaketli günlerin acı hatırasıdır. Hatta bazı analar ‘Bebeğim nasıl olsa ölecek diye yavrularını Menderes Nehri’ne atmışlardır. Atmışlardır ama arkasından da ana şefkatiyle dayanamayıp kendilerini de Menderes’e atmışlardır.

Aydın, askeri durumdan da çok zayıftır. Görünüşte 57.Fırka (tümen) vardır. Ama bu sözde bir fırkadır. Mevcudu 300’e düşmüştür. Tümenin kadroları boşalmıştır. Tümen komutanı Miralay Mehmet Şefik Bey (sonraları Aker soyadını almıştır) elindeki bu az kuvveti kırdırmamak için Menderes’in güneyine ‘Andon Ağa ’ adlı bir Rum’un çiftliğine çekmiştir. Çünkü bu 300 asker seyis ve mutfakta aşçı olarak çalışmış, savaş görmemiş kişilerdir. O günlerin en kötü tarafı halkın ümitsizliğe düşmüş olmasıdır.

İşte bu kara günlerde Yörük Ali Efe dağlardan doğan bir güneş gibi meydana çıkmış, vatanımızın işgali onu çok fazla endişelendirmiş ve gelişmeleri günü gününe takip ettiğinden Yenipazar’ın Donduran köyüne Bekir Beylerin evine çekilmiş, etrafa haberler salarak toplamaya çalışmış, sayıları 60 kişiye ulaşınca Yenipazar’a gelmişler, Menderes Nehri’ni sallarla geçerek Sultanhisar’a ulaşmışlardır. Yörük Ali Efe’nin hedefi Malgaç Çayı’nın kenarındaki Çadırlı Yunan karakolunu basmaktır. Ve nitekim 15 Haziran 1919 da sabaha karşı Yunan karakolunu basmış, ani bir yayılım ateş açmışlar, 5 dk süren baskında Yunan kuvvetlerini tamamen imha etmişlerdir. Tam bir başarı sağlamışlardır.

Bu baskın İstiklal savaşımızda Yunan’a vurulan ilk darbe ve baskındır. Baskının tarihi, önemi ve mahiyeti çok büyüktür; çünkü Kuva-yı Milliye’ nin doğuşunda ümitsiz olan millet ümitlenmiş, ‘Nizami olmayan kuvvetlerle, nizami kuvvetlere karşı gelinebilir’ anlayışı yerleşmiştir. Ümitsiz olan halk ümitlenmiş, eline silah geçiren Yörük Ali Efe’nin peşine takılmıştır. (buna kadın ve kızlarımız da dahildir.) Hatta Aydın’ a bile hücum etmişlerdir. Üç gün üç gece Kepez’de, Ovaeymir’ de, Aydın’ın güneyinde aç, susuz, uykusuz destanlar yazarak 30 Haziran 1919 da güzel Aydın’ımıza girmişlerdir. Yani işgalden tam bir ay sonra Yunan kuvvetleri Malgaç baskınından sonra Aydın’da Yörük Ali Efe’yi karşılarında bulmuşlardır. Tabi bu kolay olmamış, pek çok şehide mal olmuştur. (Bugün Aydın’da Bey Cami önünde onlar adına bir abide yükselir. Yolunuz düşerse ziyaret edin.)





Yörük Ali Efe’nin Aydın’ımıza girişi Bey Cami’nin minaresindeki Yunan mitralgözünü susturması vardır ki fevkalade bir olay, tamamen bir destan konusudur. Bundan sonra Yörük Ali Efe’nin nüfuzu Kuva-yı Milli’ye üzerinde tamamen artmış, 57 Tümen bile ona tabi olmuş gibidir. Üç gün üç gece savaşan Aydın’a giren milletimizin, Yörük Ali Efe’nin bütün dünyaya; ‘ Beni dinle ’ diyen yüce milletimizin yüce hasletini bir daha gösteren akıllara sığmayan hamasi bir davranışı daha vardır. Çünkü Aydın’a girdikten sonra sırtında Yunan askeri üniforması bulunan yerli Rumları affetmiş, Yunanlılarla beraber Aydın’ı yakan, bir arada kendi evleri de yanan, çıplak kalan Yunanlılarla kaçamayan yerli Rumları giydirmiş, fırınları açtırarak ekmek çıkarttırmış, aç olan yerli Rumları doyurmuştur.

Kaçan Yunanlılar takip edilmediğinden 4 gün sonra daha büyük bir kinle geri dönmüşler , yapmadıkları zulmü bırakmamışlardır. Irza tecavüz etmişler, insanları hayvanları öldürmüşler, hatta ağaçları bile yakmışlardır.
Yörük Ali Efe bunun üzerine Umurlu’ nun doğusundan geçen Musluca Çayı’nın doğusuna Menderes Nehri’nden itibaren İstihkamlar kazdırmışlardır. İstihkamları Armut Seki tepesine , Çanakçı tepesine , Taşlı Gedik ve Dipçik tepesine , Aydın’ın doğusuna ve üç yola kadar uzatarak Yunanlıların karşısında bir savunma hattı kurmuştur. ( Bu istihkamların uzunluğu 60 km’ dır.Temmuz ayında toprağa sivrinin bile işlemediği zamanda kazılmıştır. Merak edenler sözünü ettiğimiz mekanlara gidip, istihkamları görebilirler. Oralara gidenler kalan çuvallarla boş kurşun kovanları, kırık kundaklar, dipçik, süngü ve taraklarla karşılaşacaklardır.)

Savunma hattını kuran Yörük Ali Efe etrafa beyannameler göndermiş, 48 saat içinde maiyetinde 2000 kişi toplanmıştır. (Bu o zaman devletin bile başaramadığı bir olaydır.) böylece gelen kuvvetlerden 2 tabur teşekkül ettirmiştir. Sonra gelen gönüllülerle 2 tabura bir tabur daha ilave ederek milli alayı kurmuştur. İstiklal savaşımızda Yörük Ali Efe’nin kurduğu bu ilk milli alayın adı ‘Milli Aydın Alayı’ dır. ( Bugün şanlı ordumuzun bünyesinde 35. Yörük Ali Efe Alayı olarak muhafaza edilir. )Alayın karargah binası Umurlu’ nun Çayyüzü köyünde Dönme Ali’nin evidir. (Ev hala durur, merak edenler gidip bakabilir.)

Bu faaliyet İstiklal savaşımızda ‘Köşk Cephesi’ diye geçen cephemizin kuruluşudur. Yörük Ali Efe, ‘Köşk Cephesi’ni kurduktan sonra sık sık Yunan karakollarını basmış, onlara rahat yüzü göstermemiştir. Hatta bu arada bütün milislerin katıldığı Üç yol Savaşı’nı da yapmıştır. Yörük Ali Efe kurmuş olduğu ‘Köşk Cephesi’nde Milli Aydın Alayı’nın kuvvetleriyle Yunanlıları 13 ay 8 gün Musluca Çayı’ndan bir adım ileri attırmamış, oyalamış, böylece kurtarıcı ordumuz toplanma, hazırlanma fırsatı bulmuştur. İşte Yörük Ali Efe’nin tarihi önemi ve rolünün yüksekliği buradadır.

Bu arada savaşırken cephelerde şehit düşenler için ilk defa Teğmen Zekai Bey’le beraber İstiklal Savaşı’nda ‘Çayyüzü Şehitliği’ni yaptırmış, ilk defa şehitlerimiz adına abide diktirmiştir. (Şehitlik bugün ziyarete açıktır. ) Yörük Ali Efe düşman denize dökülürken o, ilk İzmir’e girenler arasındadır.

Zaferden sonra önce Sultanhisar’a sonra İzmir – Buca’ya yerleşmiş, İzmir’de geçirdiği elim bir kaza sonucu iki ayağını da kaybetmiş, sonra Yenipazar’a yerleşmiştir. T.B.M.M. tarafından İstiklal Madalyası ve Albay rütbesiyle taltif edilmiştir. Silahlarını da ‘ T.C. subaylarına mahsustur ’ diye mühürleterek ömür boyu taşıma izni vermiştir. Yörük Ali Efe bundan sonraki ömrünü Yenipazar’da geçirmiştir. Her fani gibi 21 Eylül 1951 de Bursa da vefat etmiştir. 25 Eylül de Yenipazar’a getirilen naşı büyük bir kalabalıkla Yenipazar’ın Muslu Kuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. Evi müze haline getirilince naşı evinin bahçesine taşınmıştır.

Yörük Ali Efe’nin iki hanımından Abdi, Zehra, Faruk, Cengiz, Mehmet Ali, Saniye, Doğan, Alparslan , Meral isimli çocukları dünyaya gelmiştir. Sadece Cengiz, Saniye, Meral hayattadır. Yörük Ali Efe alçakgönüllü bir insandı. Kurtuluş Savaşı’nda ki başarıları ilk ilgili övgülere verdiği şu cevap onun karakterindeki büyüklüğü göstermektedir.

"Bazı kimseler savaş zamanında yapılan işlerin bir çoğunu bana ve bazılarına mal ederler. Bu yanlıştır. Bir kişinin, beş kişinin böyle büyük davalarda ne ehemmiyeti olur ki ! gönlünde vatan muhabbeti taşıyan her vatansever o günlerde bizim gibi düşünmüş, bizim gibi duymuş, ondan sonra da beraber olmuştur. Milli mukavemetle aslan payını kendine ayırmakta hata vardır. Bir elin şamatası olur mu ki? "
T.B.M.M. onu İstiklal Madalyası ve ömür boyu Albay rütbesi ile ödüllendirip, silahlarını ellerine verirken; Türk Milleti ise ona ‘ Efelerin Efesi’ unvanını vermiştir.

Sabahattin Burhan,Yörük Ali Efe,Nesil yayınları, 1999


Efelerin Efesi Yörük Ali

Şu Dalama'dan geçtin mi,
Soğuk da sular içtin mi
Efelerin içinde
Yörük Ali'yi seçtin mi?

Hey gidinin efesi efesi
Efelerin efesi

Şu Dalama'nın çeşmesi
Ne hoş olur içmesi
Yörük Ali'yi sorarsan
Efelerin seçmesi

Hey gidinin efesi efesi
Efelerin efesi

Cepkenimin kolları
Parıldıyor pulları
Yörük de Ali geliyor
Açıl Aydın yolları

Hey gidinin efesi efesi
Efelerin efesi
Başa dön
gece
Forum Yöneticisi


Kayıt: Nov 05, 2005
Mesajlar: 1345

MesajTarih: Cum Tem 20, 2007 11:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sığır böğürtülerinin memleketimizi kapladığı şu günlerde Yörük Ali Efeye ihtiyacımız var.
Başa dön
ozlemozgergin
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Feb 04, 2007
Mesajlar: 11

MesajTarih: Cmt Tem 21, 2007 1:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

23 temmuz sabahı çok değil 2 gün sonra meclisi babasının çiftliği zannedenlerin böğürtüleri kesilecek inşallah sayın gece.... Cool
Başa dön
sabritalat
Okur


Kayıt: May 20, 2008
Mesajlar: 68
Nereden: başlamalı?

MesajTarih: Pzr Hzr 01, 2008 11:03 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sadece kavramsal bir sorgu?

Böğürtüleri kesmek mi? Böğürenleri kesmek mi?


Yörük Ali'nin yiğitliği destan. Bazılarının özgürlük ve mücadele aşkını Che'de bulması ne hazindir. Üstelik, burunlarının dibinde, gerçek halk kahramanları varken.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> insanlar Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke