Tarih: Prş May 17, 2007 12:11 pm Mesaj konusu: Politik bir taraf olarak Muhafazakarlık
Ülkemizdeki cehalet alanlarından birisi de budur: Muhafazakarlık. Hilmi Yavuz'un dediği gibi, Türk aydını, İslam ve İslam ile ilgili her bilgiyi gericilik saydığı için, bir bilgi nesnesi olarak dahi islam ile ilgilenmemiştir... Ama daha da korkunç olanı, islam'a ve kendi geleneğine oryantalist bakış açısıyla tepeden bakması olmuştur. Sanki biz Türk'ler, yanlışlıkla Ortadoğu'yu mesken tuttuk, boş yere Araplar ile müttefik olduk. Ve nihayetinde batı'dan, yani ateşten, yani ışıktan geri düştük. Diyelimki kendi içinde tutarlı olsa bile tüm bu ifadeler, ama yine de insan ve millet onuruna ters düştüğü için red edilmesi gerekir.
Muhafazakarlık, batı'da temelini 1838 Sanayi Devrimi'nde bulur. Sanayileşmenin insanı mekanik duruma düşürmesine, varlığından soyutlamasına karşı tepki vermiştir. Ayrıca, liberalizmin ve aydınlanma hareketinin atomize birey'i referans almasına da başkaldırmış, çekirdek olarak aile'yi koymuştur. Aile her bakımdan kutsaldır, toplumun temel birimidir. Değerler dünyası da aileden itibaren verilmeye başlandığı için aile bir okuldur.
Batı tarihinde muhafazakarlık, yeni bencil duyuş ve düşünce tarzlarına tepkili olmuştur. Değerler dünyasını esas alır ve onların korunup yaşatılmasından yanadır. Hazcılığı red eder. İnsana huzur ve sıcaklık veren geleneksel kurumların varlığından yanadır. Sanayi devrimin getirdiğine Marksizm'den çok daha tepkili olmuştur. Çünkü Marxsizim, nihayetinde Sanayi toplumunu bir aşama olarak görüyordu. Sanayinin varlığını yadsımadığı gibi, onu elzem de görüyordu toplum ve devlet için. Ama muhafazakarlık, sanayileşmeye de tam anlamıyla karşıydı ilk çıkışı itibariyle. İnsanı tekniğe yem etmek olarak görüyordu mekanizmi.
Fakat 20. yy başlarına doğru sanayileşmenin varlığını kabül etti. Yeni sisteme uyum konusunda bir gelişme gösterdi. Temel iddialarının bir kısmından vazgeçti ama aile düzeni, değerler dünyasını esas alışı, geleneksel kurumların varlığı gibi iddialarını sürdürdü. Buna da yeni- muhafazakarlık denildi. (Şimdiki Neo-Con'lar yeninin yenisi.)
Görüldüğü üzere muhafazakarlık, batı'daki gelişimi itibariyle, sadece din'e yaslanmaz. Hayatın hemen her sahasıyla yakından alakalıdır. Bireyciliğe de karşıdır, devletsiz, sınıfsız toplum arzulayan komonizme de. Çünkü sınıf, Tanrı'nın doğal düzenidir. Ama insanlar eşitlik, adalet gibi temel ilkelere de riayet ederek insan yaşamındaki olumsuzlukları bertaraf etmek zorundadır.
Marxizm, liberalizm, muhafazakarlık, üç temel ideolojidir ve birbirlerine eşit mesafede dururlar. Eşkenar bir üçgenin, üç köşesinde yer alırlar. (Kazım Berzeg'in kitabından hatırlarım bu şekli.) Bu demek oluyor ki, her bir ideoloji diğer ikisine karşı konumlanmıştır. İkisini de yadsır.
Ve bilgimin sınırı dolaysıyla son olarak... Muhafazakar olmak için dindar olmaya gerek yoktur. Değerlere yatırım yapan, geleneksellikte huzur arayan bir inançsız bile, muhafazakar olabilir. Muhafazakarlık dindarlığı kapsar, ama dindarlık dışı alandakiler de kendisini muhafazakar olarak tanımlayabilir. Bu tanımlama, özellikle politik sahada kendini gösterir. Batı'da bir yığın ateistin, gidip oyunu Hristiyan Demokratlar'a atması gibi.
Türkiye'ye gelelim... Türkiye'de, kendimin de içinde oluşu itibariyle net bir resim vardır: Muhafazakar bile muhafazakarlığın ne olduğunu farkında değildir. Bizde toplumun çoğu kısmı sezgisel olarak muhafazakardır. Ama acıklı tarafı, Türk aydınının Marksizm, liberalizm kadar muhafazakarlığı entelektüel seviyede bilmiyor oluşudur. Hem de var olan muhafazakar toplum yapısına rağmen. Muhfazakarlık hakkında, daha çok pratik görünürlüğüne ilişkin yorumlar yapılır, ama teorik düzeyde ele alan çalışmalar ancak son yıllarda bir gelişme göstermiştir. Bunlar ise ya liberal akademisyenlerin, ya da kendini muhafazakar sayan araştırmacıların tali araştırmalarıdır. Muhafazar Düşünce adlı dergi, ancak 4 sene önce çıkabilmişti mesela. Oysa Marxsist külliyata fazlasıyla sahiptir ülke.
İkinci olarak.. Türkiye'de ikircikli bir yapı vardır. Eski geleneksel ideoloji olan İslamcılık ve Muhafazakarlık olarak birbirine hem akraba, hem de farklı iki fikriyat. Ülkemizde islamcılık'ın seyri bilinir. Ama halen islamcılık fikriyatının dönüşümünden bihaber durum vardır. Bir önceki yüzyılda islamcılık'ın iddiaları daha farklıydı. Ama zaman içinde bu eski iddialardan bazı noktalarda kopuş, bazı noktalarda ise değişim vardır. Denebilir ki, hakim bakış açısı olarak, islamcılık, yerini muhafazakarlığa terketmektedir.
Muhafazakarlık, rekasiyonerdir. Yani tepkisel. Var olan'ın sürüdürülmesine dayandığı için, yenilikleri sorgular. Hatta batı'da, sanayileşme bile uzun süre rededilmiştir. Ancak muhafazakarlığın kendiliğinden menkul bu tepkici yapısı değişmekte, etkilemeyi amaçlar hale gelmektedir. Bu konuda da fikri temellendirmeler mevcuttur. Reaksiyonerlik yerine aksiyon; yani hamle. Çatışmanın pasif/edilgen/savunan tarafı olmayı terkedip, tarihsel arkaplanına sahip çıkarak ileriye yönelik hamle yapma. Esasen bu temellendirme Amerikan Yeni muhafazakarlığının da fikri arka planını oluşturmaktadır. (Neo-Con: Yeni muhafazakarlık- conservatism)
Yeni muhfazakarlığın Türkiye'de de yansımaları mevcuttur; gerçi izim ülkemizdeki daha çok kendi tarihsel sürecinden beslenmektedir; yani sol ideoloji gibi ithal değildir; hatta muhafazakarlığın dışarıdki fikri tartışmaları bile takip edilmemektedir. Bu tartışmalar ancak son yıllarda, onu da Akp iktidarının başlamasıyla gündeme gelmiştir; çünkü hem Akp kendini tanımlamak, konumlandırmak için çalışmalarda bulunmaya başlamış; hem de muhaliflerinin dikkatini üzerine celb etmiştir doğal olarak. Tabi her iki taraf ta, konumlandırma gibi bir saikten hareket ettikleri için olabildiğine özneldir. Ancak bu bile, bilimsel çalışmaların daha fazla gündeme gelmesine yetmiştir.
İşin komik yanı, ülkemizde değil yeni muhafakarlık, muhafazakarlığın eskisi bile kavram olarak yenidir; yani ancak son birkaç yılda adından bahsedilir olmuştur. Olgunun muhalifleri için bu görünürlük, aslında var olmasına rağmen, sırf ses ve görüntü olarak kendini duyurduğu için (moda söylemle, kamusal alanda görünürlüğü yüzünden) şok dalgasına sebep olmuştur. Herkes bilir; sokakta başörtülü sayısındaki artış ve azalışların çetelesini tutma gibi.
Muhafakarlık, kendini tarihselliğe yasladığı için (kültür), muhafazakarlıktır. Yoksa kavramın sırf sözlük anlamıyla ele alacak olursak, reaksiyoner olan'ın muhafazakar olmayanlar olduğunu görürüz. Aslında düşünüyorum da, bu tepkselliğin bile kendi tarihsel süreci vardır. Ekonomideki içerdekiler-dışardakiler modeli gibi. Dışardakiler, yani işsizler içeriye girmek için, yani iş için bastırırlar. İçerdekiler ise durumlarının iyileştirmesi için baskı yaparlar. Patron için yeni işçi risklidir; onun verimi ilk başlarda muhakkak düşüktür; bu yüzden içerdekileri tutmaya çalışır; ancak sonuç başarsız olursa dışardakilere kapı açılır. Dışardakiler artık içerdedir ve içerdekiler haline gelmiştir. Kendilerinden önceki içerdekilerin yaptığını yapar onlar da. Böylece içerdekiler-dışardakiler paradoksu sürüp gider. Muhafazakarlıkta ise şöyle bir ayrılık mevcuttur: Burda yerleşik olan, yani içerdeki olan; içerdeki varlığını, hakim konumunu sürdürmeye niyetldir ve dışardakilerden gelen her hareket tepki doğurur. Dışardakiler bir şekilde içeriye gelip, yeni yerleşikler olarak içerdekiler halini aldıklarında, artık kendileri tepkiseldir ve içerdeki hakim konumlarını sürdürmeye çalışırlar. Ve bu paradoks sürüp gider; bireye ise tarafını seçmek olarak kalır.
Şu düz mantık tuzağına kimse düşmesin: İki ayrı milletten iki milliyetçi; ikisi de aynı. Hayır, ikisi de birbirinin varlığına düşman. İki ayrı muhafazakarlık için de bu durum geçerli elbetteki. Nasıl olmasın? Kendini tarihe yaslamış, orda anlamalandırmış ve tarihsel konumunun sürdürülmesinden yana tavır alıyor; tarihteki öteki, gelecekte de ötekidir.
Yukarıda yaptığınız tanımlara cidden inanıyor musunuz?
Bu kainatta kaç millet yok oldu, kaç toplum tarihten silindi...
Ebu Davud, Buhari, Tirmizi' lere, Peygamberine inanıyorsan yukarıdaki söylediklerinizi her yerde söylemeyin...
Kim, neyi, nasıl muhafaza ediyorsa o mevhumun muhafazkarıdır. Bu meyanda bir çok muhafazakarlıkla karşılaşabiliriz. . Zaten bu yazıda da uzun uzadıya bunlara değinildi. Benim söylemek istediğim isteyen istediği şeyi muhafaza edibilir ki, bu muhafazakarlık kelimesi ,o kadar şumüllü bir kelime. Nedense hep "gericiler" muhafazakarlık payesi taşıdı ülkemizde. Bu ne kadar büyük haksızlıktı. Pek ala" ilericiler" de muhafakar olabiliyormuş halbuki.
muhafazakarlığı, salt sözlük anlamıyla ele alacak olursak, öyle; kim neyi muhafaza etmeye çalışıyorsa, onun muhafazakarıdır. Ancak ben burda, "politik taraf olarak muhafazakarlık"tan bahsediyordum. Bu tasnif bana değil, kitaplara, siyaset bilimine aittir. olgunun adını koyamazsak, üzerinde konuştuğumuz mesele üzerinde anlaşamamış oluruz. Yoksa, zaten onu da söyledik; kim neyi muhfaza etmeye çalışıyor, çok açık. : Gücün muhafazası; yönetimin yönetilenlere kapatılması.
O zaman şunu da eklemek lazım: İnsanların dini muhafazakarlıklarının adını koyarken bunu bir de siyaseten yapmaya kalkışmalarının adı kalıyor ve muhafaza ettiklerinin bir bir elinden çıkmış oldukları görülüyor, maalesef. Zaten daha evvel muhafazakar bir gazete denilince ne anlaşılıyor ise bugün bunun anlam kaymasından başka bir şey olmadığını görüyoruz. Bu siyaseten de böyle, maalesef. Muhafazakar kadroların şemsiyesini kullanıp gayet de muhafazalı bir şekilde ihale ve diğer bilümüm yolsuzlukların muhafazasına! başlanıyor, nitekim. "ONLAR MI?"
yeseydi, sorusunun üstesinden gelecek bir muhafazakar yiğit çıkmadı henüz. Bu demek değildir ki, çıkmayacak . Bizim burada siyaseten muhafazakarlık diye bahsini ettiğimiz olgu gerçekten toplumumuzun baş tacı olan dini muhafazakarlık ise, burada suküt etmenin zamanı değildir ve atı alan üsküdarı geçmektedir. Bizim bu kavramlarla ilişkilendirdiğimiz bütün muhafazakarlıkların siyasi olduğunun resmidir. Her kesim kendi muhafaza belleğini geliştirmekle meşgul. Onun için herkesin muhafazakarlığı kendine.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız