Tarih: Cum May 11, 2007 7:17 pm Mesaj konusu: İslam'da Zaman Algısı
Mademki, Allah, her daim yaratış halindedir, o halde bir süreç olarak zaman da yoktur. Zaman, an'dır. Yaratış'ın ortaya çıktığı bir an. Ve zaman, işte bu anların toplamıdır, birikimidir. Birikerek ilerler. Böylece geçmiş, veya geçen an, artık ölü'dür.
Çünkü Allah, yaratır ve yaratarak hayat verir. Zaman da yaratılış halindedir. Zaman, iki fiil arasında geçen süre ise, ikinci fiillin başlamaması/olmaması halinde zaman da olmaz. Kaldı ki, hiçbir fiil yoksa, zaman da yoktur. Her türlü fiil ise, ancak O'nun iradesiyle vuku bulur. "Ol" der ve o şey oluverir.
Şimdiki zaman tek gerçeklik o halde. Gelecek anlar için Allah Kerim. Geçmiş için ise Allah, bilen. Kula (insana) kalan ise, şimdiki zamanı kullanarak kendini inşa etmesi. (Ölüm sonrası aşama: Geçmişe dönük hesap ve sorgulama.)
***
Kendi dinimizin, önemli bir problematiği olan zaman hakkındaki bu algılayışını, bu dinin bir inananı olarak, bu yaşımda, üstelik bir batılı'dan öğreniyorum. Hem de 1920 yılında bir Fransız'ın yazdığı makaleden. İslam ve Sanat'ı anlatıyor makale. Müslümanların zaman algısı, daha sonraları Fransız felsefeci Henri Bergson'un Tekamülcü Yaratış Teorisi'nde kendini gösterir. Bergson'un felsefesini masaya yatıran şu satırlara dikkat:
"Anlamamiz gereken seyin, zamanin bir birikim, bir büyüyüp gelisme, bir süre oldugunu belirten Bergson, bir adim daha ileri giderek, sürenin yalnizca akip giden bir sey olmakla kalmayip, yaratici oldugunu savunur. Baska bir deyisle, süre görünüşün gerisindeki gerçeklik, bilimlerin arastirdigi gözle görülür empirik dönüsümlerin gerisindeki esas nedendir. Buna göre, türlerin evrim geçirdigi hipotezini dogrulanabilen deneysel bir hipotez olarak benimseyen Bergson, buradan bütün bu evrimsel gelismenin gerisindeki esas gücün, temel nedenin süre oldugu metafiziksel tezine geçmistir.
Bergson'a göre, gerçekten varolan sey madde, cansiz varlik degildir; gerçeklik süredir ve bunu yalnizca sezgi kavrayabilir. Zaman bir birikimdir. Gelecek hiçbir zaman geçmisin ayni olamaz, zira her adimda yeni bir birikim ortaya çikar. O bilinçli bir varlik için var olmanin degismek oldugunu kabul eder, zira degismek demek olgunlasmak demektir; olgunlasmak ise, sonsuzca kendi kendini yaratmak demektir. Bu, yalnizca bilinçli insan varligi için degil, fakat bütün gerçeklik için böyledir. Bergson gelismeyi, ancak süre olarak anladigimiz takdirde açikliga kavusabilecegimi savunur."
http://www.geocities.com/temellicus/felsefe/henri_bergson.htm
***
an, an, an, an, an, an, an, an= Zaman
Her bir sonraki an, zamana dahil oluyor. Ama zaman, Allah'ın yaratması yoksa, o an'ı bünyesine katıp ilerleyemiyor. (Yılan oyunu örneği. Parçalar yutuldukça yılan uzar.)
O halde zaman, geçmişe yönelik bir birikimdir. Zaman, gelecek için yoktur. Geçmişi niteler.
Bizim için ,benim için, bu dünyadaki boyutumun adıdır, zaman .Eğer YARIN varsa benim için,ALLAH, benim için eceli yarın yaratmamış ise YARIN olacaktır,ALLAH DİLERSE.ŞİMDİ, BU DOĞRULTUDA DÜŞÜNMEYE DEVAM EDECEKSEK,zaman izafi bir kavram mı? oluyor.Yoksa biz aslında dünü mü yaşıyoruz?sorumluluklarımızın üstesinden gelebiliyorsak ne ala,yoksa biçare durumlar için icat edeceğimiz veya arkasına sığınacağımız bahanelerden biri mi?oluveriyor ,zaman.Yarın bizim için ne hoş sürprizlerle doludur, umuduyla içimize sevinç doldurabiliyorsak ,ALLAH, bizim için yarını zaman olarak tahsis edecektir,İNŞAALLAH.ZAMAN İÇİNDE ZAMAN HALKEDER sözünün mucibince, bizim zamanımız dolmadan ,zamanımızı kıymetlendirmemiz daima ALLAH rızası dahilinde olsun.(AMİN)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız