Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 230 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

LAİKLİK SINIFSAL BİR MESELE


LAİKLİK SINIFSAL BİR MESELE

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Alev Alatlı
Yazar Mesaj
gunfrfd
Hiç


Kayıt: Oct 14, 2006
Mesajlar: 4186

MesajTarih: Pzr Nis 01, 2007 9:46 pm    Mesaj konusu: LAİKLİK SINIFSAL BİR MESELE Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
LAİKLİK SINIFSAL BİR MESELE

Alıntı:
Konuşanlar: Mehmet Kamış-Süleyman Taygar
Aksiyon, 14-20 Haziran 1997






Özellikle son gelişen olaylardan sonra Türkiye'de insanlar sistem üzerine düşünüyor ve Cumhuriyet'in kuruluşuna da göndermelerde bulunuyorlar. Siz Türkiye'deki sistemi nasıl görüyorsunuz?

Cumhuriyet'i kuranlara minnettarım, onlarla iftihar ediyorum. Fakat bir de sistemi devam ettirenlere bakmak lazım. Kendi adıma kuruluş ideallerini neden gerçekleştiremediğimizi merak ediyorum. Hangi aşamada yanlış yapıldı? Kuruluş aşamasında mı? Kısmen evet. Sonra mı? Evet: İnkâr mı, haksızlık mı, lâyık olmama mı var? Yine evet, deyiş yerinde ise 'bitimiz kanlandı'. Deyiş yerinde ise insanların biti kanlanıyor. Geçmişi, acıları ve hangi koşullarda insanların niye öyle davrandıklarını unutuyorlar. Sadece son noktaya bakarak karar vermek çok yanlış. Cumhuriyetten sonraki kuşakların tam bir mirasyedi gibi davrandıklarını düşünüyorum. Esas problemi burada görüyorum.

Cumhuriyet'ten sonrakilerle kimi kastediyorsunuz?

Herkesi. Bürokratları, siyasileri, akademisyenleri, işadamlarını, seçmenleri.

Cumhuriyet'i kuranlar ve Cumhuriyet kuşaklan gibi bir ayrım mümkün mü?

Bence mümkün. Bir Kazım Karabekir'i, bir Yüzbaşı Selahaddin'i düşünün mesela. Cumhuriyet'i kuranlar canlarını verdiler, bir milletin onurunu kurtardılar. Daha ne beklenir ki insanlardan? Cumhuriyet'i kuran kadrolar ne idi? İzleyen kadrolar ne yaptı? Nasreddin Hoca'nın hikayesi gibi. Yüzüğü bodrumda kaybeder, gider ışıkta arar. Bizim halimiz de buna benziyor. Meselelerin çözümünü yanlış yerlerde arıyoruz.

Başka yerlerde aramaktan ziyade, birtakım şeyler yanlış ve insanlar da bunların izahını arıyor. Cumhuriyet'i kuran kadro Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirdi. Misak-ı Milli sınırlarını çizdi. Ardından bu kadro tasfiye edilmedi. Cumhuriyet'i kuran lider kadro ile Cumhuriyet sonrası kadrolar aynı değil mi?

İttihat- Terakki ruhunun Cumhuriyet müesseselerini şekillendirdiği muhakkak. Geriye baktığımızda keşke şunu da şöyle yapmasalardı, dediğimiz dünya kadar şey var. Benim söylemek istediğim, bu hataların hâlâ yapılıyor olması. 1938'de Atatürk öldü. İnönü geldi. Celal Bayar, Menderes hep aynı hataları tekrarladılar. Mesela ben Menderes'in demokratlığına inanmıyorum. Meclis Tahkikat Komisyonu bir vakıadır. Ankara Radyosu her gün 1.5 saat "Vatan Cephesi"ne katılanların listesini okurdu. DP muhalifleri bu vatanın çocuğu değillermiş gibi! Bir de üstelik "Cephe!" Bakmayın siz, tüm diğer "C"ler sonra geldi. Bir "Siyasi Partiler Kanunu" 1950'den beri başarılamadı. Diyelim ki kurucu kadrolarınız yanlış bir şeyler yaptılar. Ama kurucu kadrolarınız ihtilal kadrolarıydı. Dünyanın her yerinde en kötü, en sert, en çok yanlış ihtilal kadrolarından çıkar. Peki ya sonra? Neden bunca yıldır anayasa değişikliği yapılamaz. Cumhuriyet ne yazık ki sadece politikada değil, hemen hiç bir alanda yeni liderler çıkaramadı. Bir filozof çıkardı mı Ziya Gökalp'ten bu yana? Cemil Meriç biraz kıpırdar gibi oldu. Askerler mi yerden yere vurdu Meriç'i? Yok. Nerede bizim aydın kadrolarımız? Üniversitenin haline bakar mısınız? 1402 kişiyi attılar da bir gün meslektaşları karşı çıktı mı? Bir hastalık var Türkiye'de ve bu hastalığı sadece Cumhuriyet kadrolarına yüklemek son derece kolaycılıktır.


Lider kadrolardan ziyade, bütün eserlerinizde şiddete dayalı, nekrofili, hafızası zayıf bir toplum imajı çiziyorsunuz. Bunun yanı sıra nereye elinizi atsanız, elinizde kalan bir ülkemiz var. Sizin tabirinizle "italikleyip" espri ile şunu sormak gerekiyor: "Osmanlı torunları" nasıl bu hale düştü?

Osmanlı diyoruz ama bir düşünelim neyi devraldık? Milletler haklı olarak tarihlerini kitlelere moral gücü katacak şekilde sunarlar. Ama ben mi imzaladım Düyun-u Umumiye'yi, kapitülasyonları, Balta Limanı Anlaşması’nı? Osmanlı'nın 19., hatta 18. yüzyıldan itibaren gösterdiği performans son derece kötüdür. Ulema bir başka alem. Bazı şeylere nasıl müsaade etmişler? Akıl alır gibi değil. Rumelili olduğum için o tarafları; tekkelerin, zaviyelerin ne halde olduğunu biliyorum. Bütünüyle değil ama insaf ediyorum. Dökülen bir Osmanlı devralındı.

Cumhuriyetçiler de bir sürü yanlış yaptı ama 1920'lerden bahsediyoruz. Sosyalizmin tahtlar devirdiği, pozitivizmin havalarda gezindiği bir dönem. Iyidir, doğrudur diye almışız, uygulamışız, hatalı çıkmış. Ama ben kendimi çok "Türk" görüyorum. Osmanlı'nın yanlışları da benim. Cumhuriyet kadrolarının yanlışları da benim. Bugünkü kadroların yaptıkları da. Önemli olan suçlunun saptanmasından çok, suçu iyileştirme yöntemleri üzerine kafa yormak.


Bugün Türkiye'nin laiklik ve Güneydoğu gibi iki büyük problemi var. Biz o günün şartlarında Osmanlı'dan devraldığımız mozaik üzerinde Cumhuriyeti bir "Ulus Devlet" olarak kurduk. Sizce Cumhuriyet bu iki sorunu nasıl çözümleyecek?


"Ulus Devlet" o dönemki fiili durumun sonucudur. Bazıları aksini iddia etse bile Osmanlı da bir Türk imparatorluğuydu. Türk unsurunun olmadığı topraklara Anadolu'dan fazla yatırım yaptı ama olmadı. Bizim ulusçuluktan etkilendiğimiz kadar "necib" Arap milleti de etkilendi. Hadi biz ayrı soydan, ayrı dildeniz; kendileri bir sürü küçücük Arap devletçiğinin kurulmasına nasıl müsaade ettiler? Biz dedik ki "Halifeliği istemiyoruz." Alıp onlar idame ettirselerdi, neden ettiremediler? Biz kendi ulus devletimizi kurduk ve problemleri oldu. Ama yapacak başka da bir şeyimiz yoktu. Fakat ondan sonra kendimizi mecburen dolduruşa getirdik. "Türküz, doğruyuz, çalışkanız, yalnız değiliz, Orta Asya'da şu kadar akrabamız var" diye.1970'lerde "Orta Asya'da Türk var" denildiğinde, solcuların kahkahalarla güldüğünü bilirim. Daha yeni kabul ettiler ki, Belgrad'dan Şanghay'a kadar Türkçe konuşularak gidilebilirmiş.
Kaldı ki biz ulus devlet kurarken Kürtler de armut toplamıyorlardı. Bedirhan Bey İngilizlerle kol kola "Kürt devleti" kurmaya çalışıyordu. O günün şartları bunu dayatıyordu. Beğenmediğimiz Abdülhamid Han milleti toparlamak için az mı çaba gösterdi? Ama hiçbir ülke dünya koşullarından bağımsız olmuyor

Laikliğe gelince, daha kavram üzerinde bir anlaşma yok! Ben elhamdülillah Müslümanım ve laikim. "Ne demek istiyorsu?" diye sorarsanız, "Mezhep kavgam yok" derim. Ne Mutezile ile, ne Alevilerle, ne Şafilerle mezhep kavgam yok. Meğer ki birisi kalksın da kendi yorumunu dayatsın. Tavrımı o zaman koyarım. Bugün Türkiye'de "laik" olup olmamak dinle ilgili değil. Sınıfsal bir mesele. Yaşam tarzı denilen sınıfsal bir dayatma söz konusu. Her iki taraf da, "Benim yaşadığım gibi yaşa" diyor. Batı bu meseleyi Hıristiyanlığın içini boşaltarak aştı. Tabiri mazur görün, eşek öldü dava bitti. Bizim derdimiz hala inançlı olmamızdan kaynaklanan bir dert.

Farkında mısınız bilmiyorum; biz aslında Müslümanlığı paylaşamıyoruz. Hiçbirimiz diğerinden daha az Müslüman sayılmaya razı değiliz. Bir yandan bu, öte yandan da İslam'ı küçümsüyoruz. Dehalarla dolu bir İslam tarihi var. Ama biz kolaycı bir milletiz. Bir meali baştan sona elinde kalem kağıtla okuyan Müslüman on binde bir çıkmıyor. Eğri oturup doğru konuşalım: İslam'ı bilen birisi Kur'an kurslarına şu haliyle razı olur mu? Müslümanlar olmalı değil miydi şu Kur'an kursları kapansın demesi gereken? Milletçe aklımızı bilgimizin önüne koymak gibi mağlubiyetimiz var. Gördüğümüzü sandığımızla yetinip karşımızdakini yargılamaya kalkıyoruz. Kıyamet kopuyor tabii.

Hayatımız aşırı derecede siyasallaştı, her kesim için söylüyorum.

Benim sınıfsal dediğim de bu pasta meselesi. Çember sakallılara öfkenin önemli bir nedeni de Anadolu sermayesinin milli tasarruf pastasından pay almaya başlamış olmasıdır. Hiç beklenmedik bir şekilde oradan buradan paralar, holdingler çıkmaya başladı. Sonuç siyasallaşma olacaktı tabii, başka ne beklenebilir ki?

Bir bardak suda fırtına koparıldığına inanıyorum, çünkü tüketim toplumu ile vahdet bir arada gitmiyor. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir zamanda gitmemiştir. İslam'ın güçlenmesini istemeyenler için Erbakan'ın 20 milyarlık Mercedes ile gezen oğlu en büyük teminattır. Mert Çiller'den ne farkı var? Yine ben çok sağlıklı bir eleştirilen aşamada olduğumuzu görüyorum. Mısır'ı, Ürdün'ü de biliyorum.

İmam-Hatip tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şaşırtıcı, düş kıncı, kolaycı. "Sallandıracaksın bir kaç kişiyi ... " mantığı. Bence mesele kaç yıl olduğunda ya da sayısında değil, kalitesindedir. Kalite üzerinde konuşulmalı, müfredata bakılmalı, iyileştirilme yöntemleri üzerinde durulmalıdır. Bakın, soyut düşünceyi iyi bir din eğitimi kadar hiçbir şey geliştirmez. Hiçbir şey olmasa, tefsir dersine vs.'ye girdiklerinden bir kere dilleri daha iyidir. Daha çok kelime daha kaliteli düşünme yetisi anlamına gelir. Einstein'ın, Freud'un, Marks'ın, Durkheim'ın Yahudilikten çıkmış olmalarının bir anlamı var.

Sağlıklı bir din eğitimi almanın soyut düşünceyi geliştirdiğini mi söylüyorsunuz?

Kesinlikle. Cumhuriyet döneminde felsefe, edebiyat, sosyal bilimlerde, hatta fiziki bilimlerde dünya çapında insan yetiştirememiş almamızın nedenini biraz da burada aramak lazım diye düşünüyorum. Dil devrimi hataların en büyüğü; cezasını felsefede, mantıkta hatta matematikte çekiyoruz. Yeni yeni bir şeyler değişmeye başladı.

İktidara gelmeden evvel, birtakım insanlar Refah'ın diğer sistem partilerinden kendini bulamamış sessiz çoğunluğun temsilcisi olabileceğini, onları sisteme entegre edebileceğini, hatta iktidara taşıyabileceğini söylüyorlardı. İktidarda olamadı ama hükümette geçen bu süreden sonra Refah'ı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sistemin sorgulanmaya mutlaka ihtiyacı var ama bunu yapacak partinin Refah olmadığı ortada. Bir kere özgün değiller, diğer partilerden farkları yok. İkincisi, garip bir kendini beğenmişlikleri var. Devleti, devlet yönetimini küçümsüyor gibiler. Oysa 600 yıllık bir imparatorluk geleneği vardır bu devletin, öyle "ben yaptım oldu"yla olmaz. 1989'daki SHP'nin durumu gibi, ne kadar ehliyetsiz adam varsa toplamışlardı. Nasıl gittiklerini biliyoruz. Tabii Refah, SHP gibi değil. Bunların icraatı ister istemez İslam'a mal ediliyor. Bu da benim gücüme gidiyor. Neden bir Müslüman olarak bunların hatalarını savunmak zorunda bırakılayım?

Öte yandan şurası da muhakkak, bundan böyle İslamiyet'le bir anlamda yüzleşmeyen bir siyasî parti ayakta kalamaz. En uçta, "tanımıyorum Islam'ı" dersiniz. Bu da bir tavırdır. 'Vahiy İslâm'ı dersiniz, 'kültürel İslam' dersiniz ama sonuçta tavrınızı koyarsınız. Her bakan hakkında bile muğlak bir Sünni sıfatından başka değerlendirme yapamıyorum. Netice-i kelam, yazık oldu. Bekleyelim bir 4 yıl daha kadroları yetişsin diye bekleyecek halimiz de yok.

Bir de tabii toz dumandan bi'l-istifade ortaya atılan liberaller, demokratlar, sivil toplum örgütleri filan var. Devletle sorunları olanlar, bunların arkasından anti-TC bir platformu ittiriyorlar. Kendi işlerini Şevki Yılmaz gibilere yaptırdıklarını sanıyorlar. Bunu çok korkutucu buluyorum. Çok hukukluluk gibi söylemlerin ülkeyi nasıl parçalayacağını düşünebiliyor musunuz?

TÜSİAD'ı mı kastediyorsunuz?

TÜSIAD, MÜSIAD, şimdi CUSIAD, Çağdaş Yaşamcılar, Nişantaşı'nı Sevenler vs. STÖ'leri üniter devleti dinamitleyecek şekilde ileri sürersek, bunun ucu Güneydoğu'dan elimizi eteğimizi çekmeye kadar gider. Güneydoğu'nun üstüne bir çizgi çekersek bu tarafın milli geliri 10.000 doların üzerindedir.

Ertuğrul Günay, kişi başına milli geliri 6000 doların altında olan ülkelerde demokrasinin pek yerleşmediğini söylüyor ve demokrasinin iktisadi boyutuna işaret ediyor ...

Hakkı var tabii. Ancak mesele ortalama rakamdan çok gelirin nasıl dağıldığı. Atatürk'ün "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle" ideali gerçekleşmediği gibi durum giderek beter oluyor. Bunun üzerine bir de kentleşmeyi getirirseniz sokaklara tükürenler, çiğ köfteciler, üfürükçüler, zır cahiller eğitimli kentsoylularla bir arada elbette sürtüşmeler oluyor. Allah beterinden saklasın.
Başa dön
attar
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 07, 2006
Mesajlar: 595

MesajTarih: Sal Nis 03, 2007 8:57 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

çok ilginç..sanki söylediklerimin düşündüklerimin aks'ini buldum bu yazıda..
Başa dön
08parpali
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Feb 23, 2007
Mesajlar: 572
Nereden: İstanbul'da bir sokak başı kaldırım kenarı

MesajTarih: Sal Nis 03, 2007 11:32 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

az kaldı desene 6000 dolar seviyesine gelmemize.
Başa dön
attar
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 07, 2006
Mesajlar: 595

MesajTarih: Sal Nis 03, 2007 5:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

son istatiklere göre 5500..düşük değerlenmiş dolar kurunuda ihmal etmeyelim..
Başa dön
attar
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jan 07, 2006
Mesajlar: 595

MesajTarih: Sal Nis 03, 2007 5:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

aaa, alev alatlı başlığıymış burası..sene de 97..şimdi de aynı şeyleri düşünüyormudur acep, diyesi..
Başa dön
YAZARIM
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Mar 13, 2007
Mesajlar: 1333
Nereden: TAŞLITARLA

MesajTarih: Çrş Nis 04, 2007 12:07 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

60 yıl olacak, sistemin içine edenler belli, sonra Cumhuriyet adam yetiştiremedi. Adam yetiştirecek '' komünist yuvaları'' ı kapatılmasaydı adam gibi adamlar yetişirdi mutlaka. Türk toplumunun önemli özelliği maneviyatıdır. Bunu önce; ailede, sonra camide, sonrada okulda ve hayatta yeşertir. ( 60 yılın birikiminden söz etmiyorum)
Kıt Osmanlı bilgimle nerdeyse dil açıklamalarını da yutacaktım. Anadoludaki birliği, düzeni sağlayan ve manevi lideri olan muhteremi ve bunu nasıl başardığını bilimesek neyse.
Ben ,söyledikleriyle çelişen bir konuşma okudum.
Bizlere dayatılan Lailklik. Birde madolyanın tersine bakmanızı tavsiye ederim. Dayatmanın ambalajını açarsanız karşıtını görürsünüz. Çok iyi ambalaj yapıyorlar.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Alev Alatlı Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok LAİKLİK YA DA ...? kukulkan Genel 29 Çrş Hzr 18, 2008 11:42 am
Yeni mesaj yok Mesele... sabandal Sosyoloji 3 Çrş Hzr 27, 2007 3:02 pm
Yeni mesaj yok MESELE sabandal Güncel Olaylar-insanlar 1 Çrş Hzr 06, 2007 8:36 pm
Yeni mesaj yok Sosyal Olmak ya da Olmamak İşte Tüm M... luka Sosyoloji 6 Prş May 10, 2007 7:24 pm
Yeni mesaj yok Laiklik söylevi nazenazen Güncel Olaylar-insanlar 9 Çrş Eyl 06, 2006 12:01 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke