Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 196 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

HER SÖZ BİR ŞEY SÖYLER


HER SÖZ BİR ŞEY SÖYLER
Sayfa 1, 2  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Müzik Üzerine
Yazar Mesaj
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:44 am    Mesaj konusu: HER SÖZ BİR ŞEY SÖYLER Alıntıyla Cevap Ver

Okur adayları sayfasına açılmış İçi boş ve saçma şarkılar başlığına blimsel bir destek.


HER SÖZ BİR ŞEY SÖYLER
Feyza HEPÇİLİNGİRLER

Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi, Kasım 2004 Sayı:57


GİRİŞ

"Popüler müzik" ya da kısaca "pop müzik" her ne kadar bir müzik türünün adı olarak, "Türkçe sözlü hafif müzik" anlamında kullanılıyorsa da bu sözü, yazı boyunca, daha çok bu anlamıyla; ama sıklıkla da halkın beğenisine uygun, halk tarafından tutulan müzik anlamında kullanacağım. En sık duyduğumuz müzik, özel olarak dinleme isteği taşımasak da her gün, her yerde duyabildiğimiz, dahası, dinlemek zorunda kaldığımız, hatta kaçmamızın olanak dışı olduğu müziklerin tümü... Bu yüzden, kimi zaman "Türk sanat müziği", kimi zaman "arabesk", kimi zaman da "türkü" formundaki parçaların sözleri de karşımıza çıkacak. Çünkü niyetim, en sık duyduğumuz şarkıların sözlerine biraz daha yakından bakmak. Sözlerin çoğunu, şarkıyı dinleyerek not ettiğimden, olabildiğince dikkatli dinlememe karşın, kimi yanlış anlamalar olabilir. Varsa bunlar için baştan özür dilerim. Bu arada, "şair, dize, dörtlük" gibi terimleri, şiire ihanet endişesi taşıyarak da olsa "şarkı sözü yazarı, şarkı sözünün her bir satırı, dört satırdan oluşan bölüm" anlamlarında, "şarkı" sözcüğünü, en genel anlamıyla, besteli söz anlamında kullanacağım. Bu şarkıların kimler tarafından söylendiğini bilsem de bu adı vermekten kaçındım. Hem işim şarkıcılarla değil, sözlerle olduğu için, hem de şarkıyı söyleyenin sözlerle çoğu zaman hiçbir ilişkisinin bulunmadığını bildiğim için.

Olabildiğince suçlamadan, yargılamadan, ayıplamadan bakmaya çalışacağım şarkı sözlerine. Çünkü Türkiye'nin, her an dinlediğimiz müziğe yansıyan yüzünü görmenin yanısıra popun gölgesinde nasıl bir yaşam sürdürdüğümüzü de anlamak istiyorum. Asıl çabam bu olacak: Anlama çabası.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:47 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

BİÇİMSEL ÖZELLİKLER

Şarkı sözlerinin ölçülü uyaklı olmasına özel dikkat gösterilmese de genellikle uyak ya da ses benzerliğiyle şiirsel bir söyleyiş yaratılmaya çalışılmış. Sözü müziğe uydurma (prozodi) çabası, olmayacak yerlerde sözü uzatmaya ya da "Ee, bu kadarı mı, bu kadarı mı / Acımasız oldun sen?" gibi, söze yeni yeni sesler eklemeye kadar varmışsa da biz bunlardan çok sözlere bakacağız.

Uyak:

"12'ye on kala / Beni biraz oyala" gibi sözlerin, herhangi bir anlam kaygısı taşıdığını düşünemeyeceğimize göre, olsa olsa uyak zoruyla yan yana ( ya da alt alta) getirilmiş olacaklarını varsayıyorum. Ses benzerliği uğruna sözdiminin bozulduğuna, yanlış sözcük kullanıldığına, alışılmadık kalıplara başvurulduğuna da sıklıkla rastlanıyor. "Canevinden" sözcüğüne uyak olsun diye "eliylen"denebildiği gibi, "Tekrar birbirimizi bulamayız mı?" gibi, alışılmadık soru biçimlerine de yer verilebiliyor. "Küt küt atıyor kalbim /Bitmedi gitti şu harbim / Liseli kızlar gibi pır pır / Uykusuz gecelere talim" gibi dörtlüklerde, "harbim" ve "talim" sözcükleri, çağrıştırdıkları "askeri" anlam dışında kullanıldığı gibi yazılan sözler oldu. Türkçenin "söylendiği gibi yazılan bir dil olmadığını", bu konudaki yanlış bilgiyi düzeltmek gerektiğini söylediğimde (*) kimi çevreler kıyameti koparmışlardı. Söylendiği gibi yazmanın ne demek olduğunu bu yıl gördüler:

Sen beni öldürcen mi? / Çıldırtcan mı canım?
Ayağını yerden kesçem senin
Çeksene elini, kırıcan mı belimi?
Buralar yıkılıyo, benden yıkılıyo

Ölçü:

Şiirdeki ölçüden çok, doğal olarak, müziğin ölçüsüne uymak zorunda şarkı sözleri. Bu zorundalık kimi zaman yanlış sözcük kullanımına yol açabiliyor:

Dağları deldim tek başıma / Çölleri aştım bir tek ben /Erleri yendim kız başıma / Sende yıkılmam

"Er" sözcüğünün anlamını açıklamaya gerek yok. Bu dörtlükte ise "erler", besbelli "erkekler" yerine kullanılmış.
Pop müziğe söz yazanların, daha çok türkülerde kalmış "yâr" sözcüğünü sıklıkla kullanmalarının, tek hecelik bir sözcüğe gereksinme duyulan her yere bir "yâr" eklemelerinin açıklaması da ölçü zorudur sanırım.

Söyleyiş:


Ağır basan bir eğilim, şarkı sözlerinde sokak dilini kullanmak. Sokak dilinin yanısıra "itiraf sayılacak açıklamalar da var kimi şarkı sözlerinde:

Her akşam hasretinle yarılıyorum / Yastığa yorgana sarılıyorum /Ben ilk kez seni sevmiştim hain /Söylemiştim sana hatırlıyorum / Benim kadar aptalını bulamazsın yâr

Pop müzik sözlerinde en çok tepki çeken, söylendiğine göre, "kalbim"e uyak olsun diye bulunmuş olmalı.

"Çet" (chat) dilinden, cep telefonu mesajlarından günlük dile giren kötü bir alışkanlık bu ve yaygınlaşması önlenemeyecek gibi görünüyor.

Düzeysizlik diye niteleyebileceğim bir eğilim ise argodan öte, kabalık olarak kendini gösterdi. En çok tepki çekeni şöyle sözler içeriyordu:

Ayılık var senin hamurunda / Sarılmandan be, /Kırıcan mı belimi?

Hoşgörüyü biraz geniş tutmak koşuluyla sevimli bile gelebilecek bu sözlerin yanında kabadayı ağzı söylenmiş daha niceleri var:

Azar azar / Kader bize ne yazar?
Ankara Devlet Su İşleri / Bırak kızım bu işle
Son sözü söyledim koymadı mı?
Ben kaçın kurrasıyım kızım
Fıstık mısın yoksa nesin / Seni niye eller yesin?
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:49 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ANLATIM ÖZELLİKLERİ

Sözcükler:


Sözcüklerin yerli yerinde kullanıldığını söyle çok zor. Sözcüğün kendi anlamıyla bulunduğu kazanması istenen anlam çoğu zaman örtüş Önce bir reklam filminde kullanılan Fransızca "d sözcüğü, verev kesilmiş kumaşın kat kat dökülmesi oluşan bir yaka modeli, bir terzilik terimiyken şarkı sözüne de girmiş: "Haydi yasla başını /Degajeme doğru", farkının klibinde sözü edilen yaka modelinden eser bulunmaması, bu sözcüğün (yine Fransızca) "dekolte" sözcüğü yerine kullanılmış olabileceği kuşkusu doğuruyor.

"Sus mu geldi aniden susmayan dudaklarına" / "Küs mü geldi aniden, içinden" gibi, Türkçede bulunmayan kimi söyleyiş kalıpları, belli belirsiz bir anlam yükü iletmesine karşın, Türkçeye tam bir ihanet anlamı taşıyor.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:49 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Argo, kaba söyleyişler:


"Ela" ve "bela" sözcüklerinin söylenişinde ciddi bir telaffuz hatası içerse de asıl kabalığıyla öne çıkan söyleyişlerden biri şu:

Elalarını elalarını / Allah versin belalarını

İrkiltici derecedeki kaba söyleyişlere çok örnek vermek istemiyorum. Aşağıdaki tek başına bile yeter aslında:

Garajında TIR'ları, / Sayılır hatırları / Her akşam çıtırlan / Götür / Her yerde büroları / Satın almış buraları / Dolarları öroları / Götür evladım götür
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:50 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Benzetmeler:

Hani o gözlerin var ya / Vatan millet Sakarya

Bu dizelerde olduğu gibi, benzetme yapmak için kendini hiç yormayıp en kolayından bir şeyler çarpıştıranlar çok.

"Acı domates" derken, "olmamış, ham" domatesi mi kastediyor acaba; yoksa bildiğimiz domatesin, bilmediğimiz böyle bir çeşidi mi var, diye insanı düşündüren benzetmeler de var:

Geberiyorum canım, geberiyorum / Acı domates gibi kızanyorum

Kimileri de artistik benzetmeler yapmak için çok uğraşmış gibi görünüyor:

Yâr aynada güvendiğin ne? / Melek misin, gümüş söğüt dalı mı?

"0 mu, yoksa bu mu?" kalıbı bildiğimiz bir kalıp; ancak "o" ve "bu" arasında bir ilişkiyi de zorunlu kılan bir kalıp. "İn misin, cin misin?" der gibi, "Melek misin, şeytan mısın?" denebilir. "Gümüş söğüt dalı" sözü tek başına pek anlamlı, pek güzel bir söz de olabilir; ancak "melek" olmayanın olabileceği öteki şey diye karşımıza çıkarıldığında hâlâ anlamlı olduğunu söylemek zor. Yani bir insan "melek" değilse "gümüş söğüt dalı"dır; "gümüş söğüt dalı" değilse melektir, deniyor. Öyle midir?

Gözlerin menekşe bahçesi / Sözlerin ipek gül denizi

Bu dizelerde de tek başına anlamlı olan; ama yan yana geldiğinde o kadar da anlamlı olmayan "deniz", "ipek" ve "gül" sözcüklerinden bir tamlama oluşturulmak istenmiş gibi. Yalnız istenmemiş, yapılmış da... Anlamlı mı? Bilemem.

Şarkı sözlerini tararken eskilerin "hüsni talil" dediği, "güzel neden bulma" sanatının etkili örnekleriyle de karşılaşılıyor:

Aygaz geçmez kapımdan sen olmayınca / Ekmek çıkmaz fırından sen olmayınca

Ekmeğin çıkmamasının ve Aygaz'm geçmemesinin mutlaka, sokağa çıkma yasağı gibi, askeri darbe gibi başka bir nedeni vardır; ancak görüldüğü gibi şair bunu sevgilinin yokluğuna bağlamakta.
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:51 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Mantık uyuşmazlığı:

Pop müzik parçalarına dikkatlice baktığımda hangi mantıkla art arda getirildiğini anlayamadığım o kadar çok söz çıktı ki karşıma, işte en çok dinlenen şarkılardan biri:

Zalim, oyunbozan / Sen de bu büyü de yalan/Gelip de bi' tanem olmaya ne hakkın var?

"Sen de bu büyü de yalan"da bir anlatım sorunu var. "Sen de yalan(sın), bu büyü de yalan" denmeli doğrusunu arayacaksak. Ancak ben ona değil, şu "bir tanem" meselesine bakmak niyetindeyim. Bir kız (herhalde) gelmiş ve "Ben senin bir tanen olacağım." diye direnmiş. Oysa kimse böyle bir iddiayla ortaya çıkamaz. O kişiyi "bir tane" yapan, bu sözü söyleyenden başkası değildir çünkü. "Sen de onu 'bir tanen' yapmasaydın!" demezler mi insana? Bunun için karşı tarafa kızmaya hakkın yok ki!

Bir şarkıda geçen, "Sana taptığım yıl geçen seneydi "biçimindeki söyleyişi nereye alacağımı bilemedim. Geçen yıl taptığı kişiye bu yıl tapmadığı belli de bu sözün ne düşünülerek yazıldığı pek belli değil.

En büyük bedduam / Doğduğundan beri /Aşksız kal, aşksız kal, aşksız

İnsan bugünden sonrası için dua ya da beddua edebilir. Geriye dönük beddua olur mu? Doğduğundan beri aşksız kalmışsa kalmıştır, kalmamışsa kalmamıştır. Beddualar geriye doğru işlemez
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:52 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dilbilgisi bozuklukları:

Kimi zaman anlamsal bir boşluk bırakan özne eksikliğine rastlanıyor:

Benden başka böyle var mı?

Bu sözü duyan, "Senden başka böyle NE var mı?" diye sorar ki doğru bir sorudur.

Şu sözlerde de bir çeşit yamyamlık çağrıştıran "lokma lokma" ikilemesi sorun yaratıyor.

Serçe parmağını / Fıstık yanaklarını / Lokma lokma her yanını / Öpsem yeniden / Dönsen köşeden

Bu dizime bakılırsa sevgilinin her yanı lokma lokma küçük parçalara bölünmüş. Yanlış yerde mi kullanılmış, "lokma lokma öpsem" diyordur belki diyeceğim; ama bu da pek anlamsız kaçacak. Çünkü öpmenin değil, yemenin belirtecidir "lokma lokma". Lokma lokma yenir de lokma lokma öpmek biraz zor. Aynı şarkı sözlerinde bir de sıralama hatası var sanki. "Öpsem" ve "dönsen" arasındaki öncelik sonralık ilişkisi biraz garip. Daha sevgili köşeden dönmeden nasıl öpülebilir? Hoş, köşeden dönmesi de yetmez. Öpmek için sevgilinin ulaşılabilir bir yere, öpme mesafesine gelmesi lazım.

Sen hem kötü hem kaba hem sabasın

Üçüncü "hem" olmamış. "Alaycı bir söyleyiş" olarak almaya çalışsak da "saba" diye bir sözcük bulunmadığını söylemek zorundayız. Daha doğrusu, böyle bir sözcük var da konumuzla ilgisi yok. "Kaba saba" ikilemesi bölünüp böyle tek sözcükler halinde kullanılamaz; çünkü adı üstünde, ikileme bu!
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:54 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Tutarsız (çelişkili ) anlatım:

Bu başlık altında incelenebilecek çok örnek var. İşte onlardan biri:

İstersen dağlar dağlar / Yerinden oynar oynar / Sabırsız kalbim bir tek/Aşkına isyankâr

"İstersen dağlar (bile) yerinden oynar" dendiğini elbette anlıyoruz. Sabırsız bir kalp var. O da tamam. "Aşkına isyankâr" ne peki? İstemiyor mu aşkı, karşı tarafın aşkına isyan mı ediyor? Peki bunun sabırla, sabırsızlıkla ne ilişkisi var?

Asıl sabırla ilgili parça şu:

Buralara yaz günü kar yağıyor canım / Ölene kadar seni bekleyemem / Ona buna benzemem, oyuna gelmem / Senin için ölmeye söz veremem

Sevgili biraz oyuncuymuş anlaşılan, bizim âşık da resti çekmiş, beklemeyecek onu. Peki, bunun yaz günü kar yagmasıyla ilgisi ne? Kar kendi mevsiminde, kışın yağsa, ölene kadar bekleyecekti; ama kar, yağacağı mevsimi bilemeyip yazın yağdığı için, bizim âşık da bekleyemeyecek (mi demek?).

Bu yazın "hit" (Öyle diyorlar!) parçalarından biri de şöyle:

Hatayı ben en başında yaptım aynı evi senle paylaşarak / Kendimi çok takdir edeceğim ayrılığı kutlayarak / Vedalaşırken üzülmüş gibi tutma ellerimi acıyarak / Kendine dev aynasında değil boy aynasında bir bak / Acım taze kurtulamazsın gözlerini kaçırarak/Belki birazcık bozuldun, ruhun belki can çekişiyor/Belki biraz da kızardın; ama sana kırmızı çok yakışıyor

Parçanın adı "Kırmızı". En vurucu olacağı ı len söz, sevgilinin yüzünün kızarmasıyla dalga geçilen, son dize. Anlayışlar elbette farklı. Bence en özgün söyleyiş, "Kendine dev aynasında değil, boy aynasında bir bak". Kendini dev aynasında gören biri söz konusu İdi kendine boy aynasında bakması önerilmiş. Buluş gerçekten hoş! Biz kız tarafı oluyoruz, bizim tarafta da "ayrılığı kutlayarak kendini takdir edecek" biri var. Kendini takdir etmesi, herhalde ayrılmayı başardığı için. Ayrılığı kutlayarak mı takdir edecek kendisini; kendisini takdir ederek mi ayrılığı kutlayacak, burası biraz çapraşık. O kendini dev aynasında gören, vedalaşma sırasında bizimkinin ellerini üzülmüş gibi tutuyor; hemde acıyarak. Bu iki duygunun aynı yüze yansıması olanaksız. Üzülmüş gibi duran biri, aynı zamanda acıyarak bakamaz çünkü. Sonra bu acıyan kişi gözleri! kaçıracak. İyi ki bizimkinin acısı taze; yoksa öyle gözleri kaçırarak falan elinden kurtulmak pek mümkün olmazdı. Acısı taze olduğu için bir şey yapamıyor. Yo ne yapardı, o kadarını bilemiyoruz. Kırmızının bu dd kanlıya yakışması dışında bir de ruhun can çekişmesi var. Ruh nasıl can çekişir; can çekişen ruh mudur; yoksa ruh insanın, can çekişmesi söz konusu olmayan, zaten ölümsüz olduğuna inanılan yanı mıdır?

Her ne kadar "doğal olarak" dense de bir türlü doğal bir ilişki ya da herhangi bir ilişki kurulamayan iki aykırı yargı da şu tümcelerde var:

Aya benzer yüreğim / Eee doğal olarak takipteyim

Yürekle ay arasındaki benzerlik ilişkisini sorgulamayacağım gibi, yüreği aya benzeyenlerin takipte olması doğalsa, sözgelimi yüreği güneşe benzeyenler istirahatte midir, diye de sormayacağım.

Madem öldürdün / Akbaba olmasın /Eğer sen yoksan/ Kimsem olmasın / Ne olur olmasın

Bu şarkıya "akbaba"nın nasıl girdiği konusunda bir fikri olan varsa kedine saklasın, asla öğrenmek istemiyorum.

Şu aşağıdaki sözlerin arka arkaya söylendiğine inanmak çok zor:

Yalnızlıktan sıkıldım, usandım / Sımsıkı sarıl bana / Benimle oynama, şansını zorlama / Uğurlar olsun

Yalnızlıktan sıkılıp bunalan ve "Sımsıkı sarıl bana" diyen kişi, hiçbir şey olmadan (bir şeyler olduğu bize söylenmeden) nasıl ve neden fikrini değiştiriyor ve az önce kendisine sarılmasını istediği kişiye, "Uğurlar olsun" diyor?

Hele şunu, akıl sağlığımı korumak için, okumadan geçmeyi yeğlemeliyim:

Yaşandı bitti saygısızca / Aldatmanın tadına varınca / Doğru söylesen kimin umurunda / Gözüme inanırım haydi zıpla

Saygısızca yaşanan nedir? Aldatmanın tadına varan ne yapar? Sürekli aldatır mı? Doğruyu söyleyen ne diyebilir? Doğmsu var mıdır? Varsa nedir? Gözünden başka neye inanma önerilmiştir de reddedilmektedir? Zıplaması istenen kimdir? Zıplamadan gitse olmaz mı? Yürüyerek uzaklaşması yasak mı?"

Bu sözlere anlam vermekte zorlanmam, benim anlayışsızlığımdan olabilir. Sözler Türkçe. Hesapça, Türkçe bilen herkesin anlaması gerek. Bir de "Ay lav yu, ay lavyu/Duyu lav mi, yes ay du"\x, 'Ah tu leyt, tu tu leyt’li bir geçmişten gelen ve nece olduğuna asla karar veremeyeceğimiz sözler var:

Hey güzeller güzeli / Hey kamon şeyk yor badi / Hey seksi beybi/ Essah mı yani?

Gecikmiş bir Tanzimat eğilimiyle aşkını ilan etmek için Fransızcayı yeğleyerek, "Mecburen jötem, ille de jötem" diyenler olduğu gibi, günün modasına uyup "Yu ar cast e fuliş Kazanova" diye tümden Ingilizceye yönelenler, bir de köpekleşme ile ingilizce arasında kalanlar var:

Hav hav hav hav hav ar yu / Ver ver ver ver ver aryu
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:55 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İÇERİK ÇÖZÜMLEMESİ

Değişen değer yargıları:


Son 20 25 yıldır pek çok değer yargısının değiştiğini söylemek çok kolay bir saptama olur. Bu değişen değer yargıları elbette şarkılara da yansımış. Hülya Avşar'm her fırsatta söylediği, "Tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır." sözü, bir pop müzik parçasında şöyle dile getiriliyor:

Kırık dökük yazılmış yazım / İnsan saraylarda doğmuyor / Kaç defa söyledim sana / Okumakla adam olmuyor

Besbelli alınyazısının kötülüğünden yakınılıyor. Peki, "însan saraylarda doğmuyor" ne demek? Sen sarayda doğmamış olabilirsin; ama sarayda doğanlar insan değil mi? Üstünde asıl duracağım, "adam olma okuma" ilişkisi. Bu yargı, okulları tümden gereksiz kurumlar olarak görmemize yol açacak kadar çok söylendi. Okumakla adam olunmuyorsa nasıl olunur? Neye güvenilecek, neye inanılacak, diye soracak olsak yanıt hazır: Hiçbir şeye. Şarkı sözlerine yansıyan genel eğilim, "Gül, eğlen, dünyanın zevkini çıkar; hiçbir şeyi dert edinme." Neden şişelerin arasından geçiyor, nerede yürüyormuş, geçilecek başka yol yok muymuş diye sorgulamaya değmeyecek biçimde, "Devire devire yürüyorum şişeleri" diye başlayan şarkının devamındaki sözler, bu anadüşünceyi bağıra bağıra söylüyor işte:

Evire çevire unutuyorum aşkları / Yalan bu dünya her şey boş / İddia ediyorum ki her şey boş

Epeyce eski bir piyasa şarkısı, "Evlenmeyin erkekler naylon kızlar çıkacak" diye bir kehanette bulunu yordu. Naylon kızlar çıkmadı; ama daha önce söylenmeyen, hatta düşünülmeyen şeyler şarkılara girmeye başladı:

Buralar yıkılıyo, benden yıkılıyo / Her gün peşime bıyıklı takılıyo

"Ben çok güzelim" anlamına gelen (Herhalde bunu demeye çalışıyor ilk dize.) böyle şeyler, şarkılarda değil, evde ya da arkadaşlar arasında bile söylense ayıplanırdı söyleyen. Hele peşine her gün (bir) bıyıklının takıldığını söylemeye kalksa, "dişi köpek gibi kuyruk sallamak"la suçlanacağını bildiği için susardı kızlar, bunu anne babadan bile gizlerlerdi.

"iyi" olmak, biraz da alay konusu oldu. İyilerin bu dünyada pek de işleri kalmadığı düşünülerek onlar cennete postalanırken meydan kötü kızlarla "çıtır" kızlara kalmış görünüyor.

İyi kızlar cennete / Kötü kızlar her yere /Çıtır kızlar nereye / Nereye giderler?


En son fadim tarafından Pzr Mar 18, 2007 9:14 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:57 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Huzur:

Yazdığım mektupları teker teker yakacakmış / Çektiğim mesajları okumadan atacakmış / Dönüp özür dilersem belki huzur bulacakmış / Aman hiçbir şey bulma canıma minnet

"Canıma minnet" deyimi pek zorlama kalsa da söylenmek isteneni anlıyoruz. Sevgili huzur bulmasın diye özür dilenmeyecek. Ortada özür dilenecek bir durumun olmaması, gelecek zaman kipi kullanıldığına göre, henüz yazılmış mektup, çekilmiş mesaj bulunmadığı göz ardı edilse de sevgili huzur bulsun diye her zaman canını vermeye hazır olan âşık, bir özür dileme zahmetine bile niye katlanmasın, bunu anlamak pek kolay değil. Huzur, her nedense deliler gibi istenen bir şey. Belki bu yüzden, huzur bulamasın diye, özür dilemeyerek cezalandırılmak istenmiş sevgili. Kimileri de ısrarla huzur isterken daha büyük bir ısrarla aklı geri çeviriyor. Akıl varsa huzur bulunamazmış gibi, diyeceğim; ama diyemiyorum. Büyük olasılıkla doğru bir yaklaşım bu. Gerçekten de akıl varsa huzur kalmayabilir. Hele bu şarkıları dinlerken akıl devredeyse huzurdan eser kalmayabilir. Belki bu yüzden bu kadar ısrarla reddediliyor akıl:

Vereceksen akıl verme istemem / Verme, verme, verme, akıl verme / Vereceksen huzur ver / Vereceksen huzur ver
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:58 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Delilik:

Delilik, neredeyse ulaşılması gereken bir özellik olarak sunuluyor. "Deliyim, gözü kara deliyim" derken, "Yakarım, Roma'yı da yakarım" derken övünülesi bir durum gibi görünüyor. Bazen de söylenenin doğruluğu kanıtlanmak istenir gibi, gerçekten deli saçması sözler ediliyor:

Deliyim ben deliyim/ Bile bile beklediğim /Ben seninle en güzeli / Buluşmadan gitmeliyim
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 8:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kadın ve erkek cinslerine bakış:

Kadına ve erkeğe, "Erkek dediğin sarmalar sarmalar / Kadın dediğin çalkalar çalkalar" biçiminde yeni tanımlar getirildiğine tanık oluyoruz; ancak daha genel bir bakışla, kadın cinsinin evde oturmaktan hoşlanmadığı ve pilav yapmakla koşmak arasında seçim yapmak zorundaymış biçimindeki yamuk söyleyişe rağmen özgür olmayı seçtiği görülebilmekte:

Anne benim koşmam gerek / İstemiyorum pilaı yapmak

Kadın cinsini kiloyla satılan bir çeşit şeker sa bakışın örnekleri de var:

Hadi hadi şeker/ Canım seni çeker/Hadi hadi} ker/ İçim seni çeker / Allısı morlusu/ Kaça kilosu?

Eski (Şimdi "eks" diyorlar) sevgilisini başından mak isteyen bir kadının ağzından söylenenler, kad cinsi açısından ayıp sayılabilecek şeyler. Sevgili, köle olma potansiyeli taşıyacak kadar "iyi" birini bulı umuduyla yollanırken, "kız ya da dul" belirlemesi uy zoruyla konmuş olsa bile ayıp!

Git kendine iyi birisini bul / Kul köle olsun kız) da dul

Kadını (kızı) dertlerden kurtuluşun garantisi gören de var:

Kız seni alan yaşadı /Dertlerini de boşadı

Ama asıl geleneksel "maço" tavrın yansıdığı: müziğinin kıvraklığına karşın, yenir yutulur gibi degi

Güleyrum halına katula katula / Bi sözunu geçirtmedun karuna / Ha, niye veremedun ağzununpam nu

Vermeysun / Ula ula sen bi kalori bile etmeysuni Ula ula bu âlemin layt erkeğusun /Ne oldi sana, ne oldi böyle/ Nerde eski taş fırın erkeği / Bir anda oldu layt erkeği

Günümüz yazı dili olan istanbul Türkçesine çevirdiğimizde "mealen" söylenen şu: Maço erkeğimiz, evli erkek arkadaşını, karısına sözünü geçiremediği ve karısının ağzının payını veremediği için aşağılamaktadır. Hatta aynı anda üç televizyon kanalında birden oynayan "Çocuklar Duymasın" dizisinden çalıntı sözlerle arkadaşına, "kılıbık" olduğunu söylemektedir. Kadına sözünü geçirmek, kadının ağzının payını vermek... Bunlar aşmaya, unutmaya, geride bırakmaya çalıştığımız "maço" tavırlar değil mi?

........

(Hepçilingirler bu makaleyi yazdıktan çok sonra İsmail YK'nın Allah belanı versin Allah seni kahretsin! şarkısı çıktı. Yoksa şarkı,çoktan bu makaleye malzeme olurdu/ fadim)
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 9:04 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bencillik:

Çok da yeni olmayan bir şarkıda, tatlı hayatın "tatlı" olarak kalması, "zehir" olmaması için önerilen şey, bencilliğin dik âlâsı:

Sevil de sevme / Ağlama ağlat / Yoksa zehrolur / Bu tatlı hayat

Ağlamasa; ama ağlatmasa da daha iyi olmaz mı? Hem sevse hem de sevilse? Olmazmış. Tatlı bir hayat yaşamak için başkalarının hayatını acılaştırmak şartmış.

Karşı tarafın duygularını hiç merak etmeden, adresini verip aranma garantisine kavuşmak isteyenler az değil:

Adresim aynısı /Marketin karşısı /Ara beni / Özledim seni

Bu arada, "Gel benim ol ki rahat edeyim" diyen şarkı sözleri de geliyor aklıma. Sevgiliyi onun olsun diye çağırıyor. Niye onun olacakmış? Rahat etsin diye. Bence dayağı hak ettirir bu sözler; ama neyse... Şu da öyle bir şey. Asıl istediğinin ne olduğunu ben söylemeyeyim, herkes anlar nasıl olsa.

Kulağımdan öp beni / Gıdıkla beni hoşnut kalayım / Bana bir güzellik yap da / Yaşamaktan zevk alayım /Ben de insanım, istiyor canım /Kaynıyor kanım, istiyor canım / Gel ıslak ıslak öp beni
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 9:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ölüm

Çokça söz edilen kavramlardan biri de ölüm. Hiç inandırıcı olmasa, az sonra "öldürürüm, gebertirim" gibi laflar edilecek olsa da bir "sadakat" gösterisi biçiminde yaklaşılıyor ölüme:

Ben senden vazgeçmem / Yoluna köleyim / Sözünden hiç çıkmam /Emret öleyim

Çoğu zaman bu sadakat, mantık sınırlarını zorluyor. Öldükten sonra aşkın ne hükmü olacaksa şöyle denebiliyor:

Aşk için ölmeli/Aşk o zaman aşk

Kafasına kurşunu sıktıktan sonra da yürünebileceğini sananlarca şöyle söylendiği de oluyor:

Kafama sıkar giderim
Başa dön
fadim
Forum Admin


Kayıt: May 27, 2006
Mesajlar: 2816

MesajTarih: Pzr Mar 18, 2007 9:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kadın erkek ilişkileri:

Kadın erkek ilişkilerinde mutluluğu aile formülüne bağlayarak, "Mutluluğun tarifi çok açık / Bir sen, bir ben, bir de bebek" diyenler çıkıyorsa da genel eğilim, kadına haddini bildirmek biçiminde ortaya çıkıyor, iltifat edildiği sanılırken okkalı bir ihtar gelebilir erkek tarafından:

Gülüm gülümü soldurma / Canım, saçını yoldurma

Gözdağını küfür etmeye vardıran da var: Bulacağım seni Allah 'm belası

Kadın erkek ilişkilerine yaz modası, kış modası gibi mevsimlik modalar gözüyle bakmak pek yadırgatıcı gelmiyor anlaşılan:

Artık devir değişti / Ee tabii Çelik de değişti /Kısa kes artık bitti/Senin modan geçti/Artık o kadın moda /Bay baaaaay
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Müzik Üzerine Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke