Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 30 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

O Çocuk İçin...


O Çocuk İçin...

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Okur Adayları İçin
Yazar Mesaj
mapiper
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Jan 23, 2007
Mesajlar: 6

MesajTarih: Cmt Şub 10, 2007 12:36 am    Mesaj konusu: O Çocuk İçin... Alıntıyla Cevap Ver

Hayallerini kopardığı, bin bir tılsımlı, küçük ama özde büyük ülkenin kapısından koşar adım uzaklaştığı gecenin bu son saatleri, o günün sanki ona özel güneşinin yüzüne vurmasıyla akşamdan kalan gözlerini açıverdi. Hiçbir şeyin kendine sorularak yapılmadığı bu dev kainatta en güzel hayallerini yakaladığı alemi gözlerinden akını boşaltarak ayağa kalkmaya çalışmak ne kadar zor geliyorsa da deminin yeni aldığı bir bardak çayı avuçlayacak olmanın vereceği gerçeklik acaba hangi düşün eş değeriydi. Yavaş adımlarla başka ayaklarla gezintiye çıkmak düşüyordu bir de her sabah ona, o ayaklar ki her birinde bir telaş bir telaş içinde yetişmeye çalışıyor herhangi bir yere, Mekanik hareketli robotlar gibi küçük çocuğu umursamıyorlardı. Evet onda da bir çift ayak mevcuttu ama hiçbir sabah o aceleci tavrı yakalayamadı, olmadı olamadı. Her yeni adım sanki arkadan bağlanan topuzlu iplerle engelleniyormuş gibi birbirinden bağımsız figürlerle bir öncekini aratıyordu…
Oysa onun geldiği topraklarda bir çocuğun ailesi ve çevresi için karşıladığı anlam sayısı o çocuğun zihninde yer alan kelimelerin tümü kadardı, hele bir de dedesi ve babaannesi varsa değmeyin keyfine,astığı astık kestiği kestik,ne baba bu duruma karışabilir ne de anne hatta çoğu zaman kaynana ve gelin arasındaki tartışma dünyanın en güzel varlıkları olan bu çocuklar için çıkıyor kırsal kesimlerde. Oğul demek bereket, mahsul, umut, güven, inanç ve daha nice kelimenin karşılığı olabiliyordu bir dede için hayatının en büyük zevki kucağında veya omzunda torunuyla Cuma namazına gitmek, namazdan sonra köy bakkalından ona kentten gelen şekerli bisküviler alabilmek oluyordu. Çocuk o coğrafyada bulunan her şeye sahip olma özgürlüğüne sahiptir, yemek yemesi için saatlerce yalvarılır, bir kaşık yoğurdu ağzına çalabilmek için bütün aile fertleri seferber olur, karnının doyduğunu görmek başta annesinde ve ailenin geri kalan bütün kişilerinde bayram havası yaratabilir o an için. Bütün bunların farkında bile olmadan öylesine bir sokak arasında pervasızca dolaşan küçük çocuğa sokaklar kadar esrarlı bir elden uzanan simitle gün boyu kaldırmayacağım diye kendi kendine söz verdiği başını nihayet kaldırdı, hiç yabancı olmayan bir şefkat sözü beklerken kadının ‘’al ulan şunu!’’sen seversin şimdi bu simidi demesiyle adeta yaşadığı o hayaller ülkesinin bütün sınırlarını yıkarak somut gerçekliğiyle dünyanın amansız çarkına çoktan girdiğini hissetti bütün kuvvetiyle inandırıcı ve korkmadığını ifade eden bir ses tonuyla ‘’ver bakalım’’ dedi. Böylesine küçük bir sokak arasında birbirinden bağımsız yaşayan tamamen farklı dünyaların gelgitlerinde kamçılanan bu iki insan parçasının sözle de olsa amansız düellosu görülmeye değerdi doğrusu. Bir zamanlar Ağa Camii’nin önünde iki Dakka duracak oldu Madam Tzira iki üç tane kendini bilmez haybeci delikanlı ellerine geçirdikleri taş ve sopalarla kadını Bostan mahallesine kadar kovalamışlardı Allahtan kendileri de o mahalleye girmeye korktukları için oracıkta peşini bırakıp ‘’akşam demlenelim yahu ne dersiniz’’gibi bir peşrev faslından sonra kendilerini karanlık bir pavyona atıvermişlerdi, tesadüf bu ya Madam Tzira da orda geceliğe yüz kaymeye masa da muhabbeti tellendirir kıvam ederdi haybecileri öyle oldu ki bunlar çağırmazlar mı çeyrek ekmek arası zeytinci Tzirayı: O ağır racon keser gibi yürüyüşü yok muydu, ah! bir zamanlar ne beyefendiler ne centilmenler benliklerini unutmuşlardı o salınışın büyüsüne kendilerini kaptırarak. Bütün bir gece boyunca sanki hayatlarında ilk kez karşılaşıyormuşçasına tanışma fasılaları çekildi rakılar devrildi muhabbetin göbeği çatladı, masadan kalkarken tek bir el bile uzanamadı kadıncağızın fistanına zira burası koftiden hareket çekecek yer değildi adamın anasından emdiğini burnundan getirilerdi vallahi. İşte böyle bir cangılın içinden bütün yüreğiyle yaşamak sanatının dehasını oluşturan Tzira çocuğa babalarının hıncını alır gibi savurduğu kelimelerden elbette sonraları pişman oluyordu ama bu lanet olası şehirde kimsenin koymadığı fakat herkesin bildiği kat’i kurallar vardı her ne kadar çocuk da olsa dakikasına kalmaz yirmi kişiyle karşısına çıkmayacağını kim garanti edebilirdi. İnsanı insanlığından çıkaran çocukların yüzüne bin yıllık hayaletlerin maskesini takan bu sokaklarda yaşamak sanatının dehaları yatıyordu da kimsenin haberi yoktu.
Başa dön
bodosalbatros
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 388
Nereden: kuyu'dan

MesajTarih: Cmt Şub 10, 2007 12:43 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yetişkinler İmparatorluğu! ne fena...
Başa dön
mapiper
Sadece Okur Adayı Bölümüne Yazabilir


Kayıt: Jan 23, 2007
Mesajlar: 6

MesajTarih: Cmt Şub 10, 2007 3:37 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Puslu bir Beyoğlu sabahı, bilmem hangi şairlerin,hangi yazarların verdiği ilhamla hiç tanımadığım küçük bir çocuk için yazmıştım bu küçük yazıyı. O anda aslında dünyanın bütün kelimelerini bu esrarengiz an'ın çarşafına dolayabilirdim;Fakat ilk ağızda bunlar dökülüvermişti kalemimin ucundan.
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Okur Adayları İçin Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok neşe için mutluluk şart mı? eylem Vesaire 20 Sal Ekm 28, 2008 2:11 pm
Yeni mesaj yok soap opera: hep ne için (b)aşk-a eylem Öyküleriniz 15 Pzr Oca 27, 2008 12:41 pm
Yeni mesaj yok Çocuk NeSS Yerli Filmler 0 Pzr Oca 20, 2008 4:57 pm
Yeni mesaj yok Kestane çocuk yasemin111 Saçmalama Bölümü 12 Pzr Ksm 04, 2007 4:41 pm
Yeni mesaj yok İLHAN BERK İÇİN ExE insanlar 1 Cmt Ksm 03, 2007 9:37 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke