Bir çocuğun hayatını kurtarmak, aileye değişik bir renk getirmek ya da modaya uymak... Üçüncü dünya ülkelerinden evlat edinme salgını ünlülerin tercihi olmaktan çıktı, halka indi. Aracı şirketlerin internet siteleri, sipariş edilen çocuğu bir ayda kapıya getiriyor
İnternetten beğendiğin çocuk bir ayda kapında
UNICEF'e göre gelişmekte olan ülkelerde her 13 çocuktan biri öksüz. Asya, Afrika, Latin Amerika ve Karayipler'de toplam 143 milyon ailesi olmayan çocuk bulunuyor. Sadece Etiyopya'da öksüz çocukların sayısı 5 milyon. Avrupa ve Orta Asya'da yetimhanelerde büyüyen çocukların sayısı 1 milyonun üzerinde.
Bu rakamlar dünyada ailesiz, sahipsiz ve düşük hayat standartlarıyla büyüyen birçok çocuk olduğunun altını çiziyor. İnsani yardım kuruluşları ya da hayırsever zenginlerin para yardımlarını yeterli bulmayan Batı, bu soruna yeni bir çözüm getirdi: Uluslararası çocuk evlat edinme.
Aslında bu, çok da yeni bir kavram değil, ancak son yıllarda epey yaygınlaştı. Bugün Amerika'da her 10 çiftten biri kısırlık sorunu çekiyor. Eskiden kendi ulusundan bir çocuğu bile evlat edinme fikri korkutucu bulunurken, şimdi çocuk sahibi olamayan tüm çiftlerin ilk çaldıkları kapı bu. Şüphesiz bir üçüncü dünya ülkesinden çocuk evlat edinme fikrini bu kadar yaygınlaştıran, insani yardım elçileri şeklinde gezen ünlü isimler.
Malavi mi, o da neresi?
Her şey birkaç yıl önce Angelina Jolie'nin 'Sınırların Ötesi' (Beyond Borders/2003) adlı filmiyle başladı. Zaten BM iyi niyet elçisi olan Jolie, dünyayı dolaşırken Kamboçya'daki fakirlikten çok etkilenmişti. İnsani yardım örgütlerini anlatan bu film, hem bizim hem de onun gözünün açılmasına sebep oldu. O sıralarda Jolie, Kamboçyalı Maddox'u evlat edindi ve 'ta dünyanın öbür ucundan çocuk sahibi olma' konusunu ilk kez gündeme getiren kişi oldu.
Bu durumu yadırgasak da Jolie haklıydı. Dünyanın her yerinde birçok fakir ve çok zor şartlarda yaşayan kimsesiz çocuk vardı ve onlara yardım etmeliydik. Jolie, Etiyopya'dan ikinci çocuğu Zahara'yı evlat edindiğinde artık durumu kanıksamıştık. Jolie ve bu seçimleri fakirlik, eğitimsizlik, açlık, savaş gibi konulara eğilmeyen birçok insanın dikkatini bu konulara çekmişti. Hepimiz 'Yemeğini ye, bak Somali'de çocuklar açlıktan ölüyor!' tenkitleriyle büyüsek de Jolie ilk kez bütün dünya basının ilgisini hiçbir seminer ya da para yardımının beceremeyeceği şekilde bu konuya çekmeyi başardı. Ve böylece ünlülerin hem sosyal açıdan duyarlı, hem de sevgi dolu insan olabilecekleri yeni bir moda akımı başlamış oldu.
Bir üçüncü dünya ülkesinden çocuk edinme modasına uyan diğer ünlü de Çinli evlatlığıyla Meg Ryan oldu. Ancak son zamanların en çok ses getiren ismi şüphesiz Madonna ve Malavili evlatlığı, bir yaşındaki David Banda. Madonna sayesinde birçok kişi Malavi adında bir yeri ilk kez duydu ve bazı etik sorular cevaplanmak üzere kafaları meşgul etti.
Bir hayat kurtar!
Başka ülkeden çocuk almak, onu köklerinden koparmak doğru mu? Madonna gibi ünlüler bunu şov amaçlı yapıyorsa çocuğa yazık değil mi? Çocuğu sahiplenmek yerine oradaki halka para yardımı yapsa, hastane ve okul açsa daha iyi değil mi? Madonna'nın yaptığı bencillik değil de nedir?..
Bazıları bir çocuğu kendi köklerinden koparma fikrini doğru bulmasa da, diğerleri o çocukların ne kadar zor şartlarda yaşadığını, geleceğe dair hiçbir umutları olmadığını vurguluyor ve 'Hastalık, fakirlik, AIDS, savaş ve parasızlık daha mı iyi?' diyerek Madonna'yı savunuyor. David Banda'nın verilmesine karşı çıkan , 'O burada, kendi insanları arasında kalmalı' diyen yerli insan hakları gruplarıysa 'Milli gururun modası geçti, sevgi karın doyurmaz' denerek eleştiriliyor. Gelişmemiş ülkelerde yaşayan çocukların ya hastalık, ya da açlıkla karşılaşacağı ve onları ölümden başka bir geleceğin beklemediği düşünüldüğünde zengin bir Batılı tarafından evlat edinilme fikri kulağa cazip geliyor.
İkinci bir karşı sav ise 'Neden gidip başka çocukları evlat ediniyorsunuz, bizim ülkemizde evsiz çocuk yok mu?' şeklinde. Ülke dışından çocuk alan aileler, bu milliyetçi bakış açısını çoğunlukla saçma buluyor. Din, dil ve renk ayrımının eskiden kalma bir bakış açısı olduğunu düşünen aileler, ülkesel sınırları kaldırmış durumda. Hatta evlat edinmeyi anavatanıyla sınırlayanları ırkçı bulanlar var. Bir diğer inanç da , daha fakir olan Doğulu çocukların evlat edinilmeyi Batılı çocuklardan daha fazla hak ettiği yönünde.
Evlat edinmeyi eleştirenler para yardımından yana. Ama 'Madonna evlat edinmek yerine para yardımı yapsaydı bu kadar ilgi görmez, biz de şu anda bunu konuşuyor olmazdık" diyenlerin sayısı fazla. Madonna'nın evlat edinmesinin kişisel bir kapris olduğunu söyleyenler yine bir cevapla karşıla şıyor: Babasız çocuk büyütmeye karar veren ya da fakir olduğu halde çocuk doğuran bir anne daha mı az bencil?
Ateşli bir şekilde tartışılan bu konuyu bir yere bağlamak zor. Her ne kadar bir çocuğun hayatı kurtuluyor olsa da, özellikle yaşı büyük çocukların başka ülkelerden evlat edinilmesi halinde yeni ülkeye ve kültüre adaptasyon sorunları olabiliyor. Peki madem durum bu kadar karışık ve süreç normalden pahalı; aileler kendi ülkeleri dururken, neden yine de başka ülkelerden evlat edinmeyi istiyor?..
İnternette sahtekârlık
Bir çocuğun hayatını kurtarma, değişik renkte bir çocuk sahibi olma, havalı görünme gibi sebepleri bir kenara koyarsak, gelişmiş ülkelerde evlat edinmek zor bir süreç. Uymanız gereken birçok kural, izlemeniz gereken birçok prosedür var. Arıca eskiden, çoğunlukla istenmeyen hamilelikler sonucu doğan çocuklar evlat edinilirdi. Ancak son yıllarda Batılı ülkelerde artan eğitim bilinci , istenmeyen hamilelik oranını düşürdü. Yani çocuk isteyen anne-baba sayısı yeni doğacak bebek sayısından fazla hale geldi, bu da gözlerin dünyanın istemediğiniz kadar çocukla dolu olan kuytu köşelerine çevrilmesine sebep oldu.
Durum böyle olunca, aracı şirketler vasıtasıyla yasal ya da yasal olmayan yollarla evlatlık çocuk almak daha kolay ve arzulanır hale geldi. Özellikle internet , çocuk alma-verme işlemleri açısından son yılların gözdesi. Hatta bu işin sahtekârları bile var. Bu yüzden birçok çiftin ağzı yandı. Önce aracı firmaya başvuruyor ve gerek web sayfasından, gerek katalogdan çocukların resimlerine bakarak beğendiğinizi seçiyorsunuz. Arama seçenekleri bol: Beyaz mı, kızıl mı, sarı mı, siyah mı çocuk istiyorsunuz? Kaç yaşında olsun, anne ve baba ölmüş mü olsun, hastalıklı mı sağlıklı mı olsun?.. İstediğiniz kriterlere uygun çocuğu seçip aracı firmayla anlaşıyorsunuz. İşlemler normalde iki yıl sürecekse, özellikle paranız varsa bir aya kadar inebiliyor. Hatta bazen o ülkeye gitmeniz bile gerekmiyor, çocuğu size gönderiyorlar. Ama dikkatli olmak gerek; bazı dolandırıcılar seçtiğiniz çocuk konusunda sizi kandırabiliyor. Siz fotoğraftan sağlıklı bir çocuk seçiyorsunuz ama paketten zihinsel özürlü çıkabiliyor.
Fotoğraftan seç, beğen, al
Bu konuda en eski sitelerden biriwww.precious.org.Sitede şu an dünyanın 15'ten fazla ülkesinden 900'ün üstünde evlat edinilmeyi bekleyen çocuk fotoğraflarıyla listeleniyor. Her çocuğun sayfasında onunla ilgili 'Arkadaşları tarafından sevilir, sessizdir' türünden bilgiler var. Beğendiğiniz çocukları kendi sayfanızdaki favorilerim listesine koyabiliyorsunuz.
Evlat edinmek için de sıkı kurallar yok. Bekâr ya da çok yaşlı olabilirsiniz. 'Çocuğumuz olmuyor ' bahanesine de ihtiyacınız yok , biyolojik çocuklarınız olsa da olur. Bir diğer site olan http://international.adoption.com da yine uluslararası evlatlık hizmetleri veriyor. Bu şirketin evlatlıkla ilgili ürünler bulabileceğiniz sanal bir marketi de var. Bunların arasında en ilginci, aldığınız çocuğa evlatlığın ne olduğunu ve nasıl evlat edinildiğini anlatan hikâye kitabı. Siteye kişisel bilgilerinizi yazıyorsunuz, onlar da sizin öykünüzü anlatan, çocuğun yaşına göre resimlerle süslü, eğlenceli bir kitap hazırlıyor. Bunun dışında, 'Seni seviyoruz', 'Seçilmiş', 'Kalbimizde doğdun', 'Benim sevgili evlatlığım' gibi yazılar olan çıkartmalar, üstünde 'Evlatlığım' yazan ikiz anne-kız bilezikleri, 'Gururla açıklarız ki biz onu evlat edindik' yazılı sertifikalar, evlatlık partisi davetiyeleri gibi birçok ürün bulmak mümkün.
Afrikalı ister misiniz?
Angelina Jolie şimdi de bir Hintli öksüzü evlat edinmeyi planlıyormuş. Madonna'nın çok tepki çekmesi üzerine bu işi biraz ertelemeye karar vermiş. Öyle görünüyor ki geleceğin insani yardım modası bu olacak. Uluslararası sözleşmelere göre Türk vatandaşları da başka bir ülkeden çocuk alabilir ancak bu talepte bulunan yok. Bizim için Afrikalı bir çocuk evlat edinmek yeni ve alışılmamış bir fikir. Batı'daki bu yeni trend , bazılarınca 'marketten seçer gibi ' benzetmesiyle etik açıdan doğru bulunmasa da, kimileri evlat edinme prosedürlerinin daha da kolaylaştırılması gerektiğini, o çocukların sevgi ve yüksek hayat kalitesini hak ettiğini düşünüyor.
Kim ne derse desin, bu tartışmaya son noktayı ancak evlat edinilen çocuk koyabilir. Ona sormalı Malavi mi, Amerika mı?
Alıntı
En pahalı çocuklar Kafkas kökenli
Şu sıralar uluslararası evlatlık piyasasının sultanı Kafkas kökenli beyaz çocuklar. O kadar talep var ki aileler normalden fazla ödemeye razı. En çok evlatlık verenlerse Çin, Vietnam, Ukrayna, Rusya, Nepal, Tayvan, Kore, Bolivya ve Afrika ülkeleri. Her ailenin hayalindeki çocuk tipi beyaz tenli, bir yaşından küçük, hayata gözlerini yeni ailesiyle açacak, anıları olmayanlar. Bununla beraber hasta ya da özürlü leri tercih edenler de oluyor. Evlat edinme işlemlerinin fiyatları 5 binle 60 bin dolar arası nda değişiyor.
Gerçek bir evlat edinme hikâyesi
"Karım ve ben evlendiğimizde biyolojik çocuğumuz olsa bile yine de evlat edinmeyi istiyorduk. Bu yüzden ilk çocuğumuz (bir oğlan) doğduktan sonra ikincinin evlatlık olmasına karar verdik. İşe nereden başlayacağımızı bilmediğimizden internette konu hakkında araştırma yaptık. Sonunda evlatlık verilecek çocukların fotoğraflarının olduğu bir siteye girdik. İnternetten seçmenin avantajı çocukları rahat rahat, evde, sakin kafayla inceleyebilme özgürlüğünü vermesi. Karımla kriterlerimizi belirledik ve araştırmalarımıza o yönde devam ettik. Bir gün sitede çocukların fotoğraflarına bakarken çok hasta, bir yaşında bir çocuğun görüntüsü kalbimi fethetti. Aracı kurumla iletişim kurdum ve bana çocuğun videosunu gönderdiler. Jacob adındaki bu çocuğun ciddi sağlık problemleri vardı ve hastanedeydi. Ona ilk görüşte âşık olmuştum. Bir ay sonra onu görmeye Rusya'ya gittik. Kalp hastalığı olan Jacob'ın ailesi alkolik olduğu için çocuğu vermek istemişler. Kısa sürede onu evlat edinip Amerika'ya getirdik ve burada ameliyat oldu. Şu an çok sağlıklı. Onun fotoğrafına rastlamasam kaderini düşünmek bile istemiyorum. Bir yıl sonra Rusya'ya tekrar gittik, dört ve sekiz yaşlarında iki kız çocuğu daha evlat edindik. Sonra da Romanya'dan dokuz aylık bir erkek daha. Şu an beş çocuklu mutlu bir aileyiz. İnternette çocukların fotoğraflarının yayımlanmasına karşı olanlar varsa, unutmasınlar ki biz bu sayede dört güzel çocuğa kavuştuk. Bu hayali gerçeğe dönüştüren herkese teşekkürler."
Ayşe Arman, Hürriyet Pazar'daki köşesinde bugün benzer bir konuya yer vermiş.Bu da internet yolunu kullanarak seçmece bir spermden bebek sahibi olma hali.
"İleride çocuğum şöyle düşünecek: Ben o bankaya bırakılmış bir spermdim, cenin bile değil Annem beni istedi, çok istedi, bana hayat verdi..."
Ve tabii ki timsah gözyaşları akarkrn merhametli batıdan bakınız bu başlığın konusu....
Evet "gece"
Bir tezgah gereken adamlar öne sürülerek kurulur... Ya Samuel Hungtinton'la... ya Madonna'yla... Angelina Jolie'yle... gerekli taşlar, gerekli yerlerde.. İyi bilirler!...
Yazının bana çağrıştırdığı şeyleri yazmak ayıp olabilir. Sistemin de sistemi kullanan ebeveynlerin de üslubu bana Dalmaçaylı'yı bir filmle popüler hale getirip, mali dengelerin bozulmaya başladığını sezince de Dalmaçyalı yavrularını boğarak öldüren bir kültürün-kültür sözü de yüksekte kaldı burada tabii- dünyaya egemen olma tutkusunu ve hükmedilmeyi bekleyen bizlerin sessizliğinin ne acı ne onursuz olduğunu düşündürdü.
Oysa insan kutsaldır ve insan yavrusunu yetiştirmeye talip olmak çok ağır bir sorumluluktur. "Akvaryumda bir de turuncu renkli kılıç balığımız oldu der gibi,bir de Romenimiz,bir de Nijeryalımız oldu denebilir mi?"
Arkasında neler vardır denince birçok komplo teorisi üretilebilir ki bazılarının doğru olmasından da korkarım.
Ama bana göre ayan olan önümüze konan tartışma konusudur: paranın getirdiği nimetlere ulaşabileceksen öz babanın, öz kültürünün, öz vatanının bir hükmü yoktur. Eğer eskilerin asırlardır yaptığı gibi pirinç lapası yiyceksek ve ayaklarımız çıplak kalacaksa, annemizin göğsünde uyumanın hükmü yoktur.
Zihnimizde "farklılık, bağ, özel olma, kültür, gelenek, toprak" kavramları kum gibi dağınık ve silik olmalı ve onların yerini bir "iyi yaşam" dogması doldurmalı. Bu, köylerden şehirlere, şehirlerden ülkelere, ve gelişmekte olan ülkelerden çok gelişmiş, hatta biraz semirmiş ülkelere doğru rüzgarlar doğurmalı hepimiz daha iyi yaşama doğru akın akın koşmalıyız. Öyle koşmalıyız ki hızımızdan ruhumuz üstümüzden sıyrılıp çıkmalı ve ölü yılan derisi gibi kalmalı geride. Yurtdışında okumalıyız, Amerikan vatandaşlığına hak kazanmak için kuralara girmeliyiz, bebeğimizi orada doğurmalıyız ki kolayca yurttaşlık belgesi alabilsin. İyi yaşam bize ellerini uzatmış bekliyor!
Sn gunfrfd,
Aslına bakarsanız kimin söylediği değil ne söylendiği, nasıl söylendiği daha önemli.
Bir müellif edebiyatçılar edepli olmalı demişti. Bir hakikatı yada bir yorumu paylaşırken edepli bir üslup kullanmayı tercih ederim.
Yazınızı okuyunca başta sadece "bırak yaaa" Güneş gibi ortada ne açıklama istiyorsun diyecektim...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız