Tarih: Prş Oca 11, 2007 2:32 am Mesaj konusu: Ece Ayhan...
Asıl adı Ece Ayhan Çağlar’dır. 1931 yılında Datça (Muğla)'da doğdu. Ailesinin asıl memleketi ise Çanakkale'nin Eceabat ilçesine bağlı Yalova Köyü’dür. ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da gördü. 1959 yılında siyasal bilgiler fakültesi'nden mezun oldu. 1962-1966 yılları arasında gürün, alaca ve çardak ilçelerinde kaymakamlık yaptı. sonra istanbul’da çeşitli yayınevlerinde redaktörlük ve editörlükle uğraştı, bir süre türk sinematek derneği’nde çalıştı. üç yıl süre ile isviçre’de tedavi gördü. dönünce bir süre istanbul’da ve Bodrum-Gümüşlük’te yaşamını sürdürdü. Çanakkale’ye yerleşti. 12 temmuz 2002'de İzmir'de hayata veda etti.
Kapalı ama gizli olmayan, kuraldışı ama gelenekseli soğurmuş, toplumsal tarihi ve insanı inanılmaz bir eleştiri cenderesine sokan, dilin uçlarında dolaşan, ortalamaya ve sıradanlığa teslim olmamayı ilke edinen ve aykırı biçem taşıyan şiirleri, Ece Ayhan’ı ikinci yeni akımı içinde en çok sözü edilen şairlerinden biri yapmıştır.
Ece Ayhan hakkında Ahmet Oktay diyor ki: Ece Ayhan'ın ilk şiirlerindeki tarihsel göndermeler doğrudan doğruya cumhuriyet ideolojisine yöneliktir. toplumun kenarına itilmiş kişileri ve kesimleri gün ışığına çıkarmak için hem sınırda yasamış insanları (kantocular, azınlıklar), hem de unutulmuş adları gündeme getirir.
yYşanan günü, deforme edilmiş bir dilin de aracılığıyla içinden parçalamayı
öngörür Ece Ayhan. Başkent Ankara'ya karsı başkent Sirkeci'yi çıkarır.''
son olarak: benim evvelce Ece Ayhan hakkında tuttuğum kısa bazı notlar:
Ece Ayhan’ı ilk 97-98’de Öküz dergisinde tanıdım. ilginç duruşu, müthiş tarihsel birikimiyle bambaşka, farklı bir şairdi. elbette ben de onu herkes gibi meçhul öğrenci anıtı şiirindeki “maveraünnehir nereye dökülür?” dizesiyle/sorusuyla sevdim. aldırma 128! diye kimlere sesleniyordu? 2002 yazında Kıbrıs’tayken bu malsız mülksüz adamın öldüğünü okudum. Can Yücel’in ölümü gibi; müthiş sessiz bir acı ve isyan duydum yüreğimin gölgeli ücralarında, sonra yaşamaktan utanç...
ikinci yeninin keşişi dedikleri bu adam kısa sürede en sevdiğim şairlerden biri oldu çıktı, müthiş kendine kapalı ifadesi, kara ve karmaşık kurgusu, uçuk bir dil yapısı vardı. anlayabilen her “insan”ın sevebileceği ve maalesef çoğunlukla "sanatsevicilerin" okuduğu dik bir isim, Cahit Zarifoğlu gibi tıpkı.”
En son es_semavi tarafından Prş Oca 11, 2007 2:34 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine! dir
bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım.
O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı annesi yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler.
Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! intiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız