Tarih: Pts Oca 08, 2007 2:24 am Mesaj konusu: Slavoj Zizek-Amerika kendini aldatıyor
Irak savaşının en ünlü kahramanlarından biri hiç şüphesiz Irak'ın bahtsız Enformasyon Bakanı Muhammed Seyid el Sahaf'tı. İşgal sırasında, günlük düzenlediği basın toplantılarında kahraman bir eda ile en açık gerçekleri bile inkâr ederek Irak çizgisine saplanıp kalmıştı.
Hatta, Amerikan tankları onun bürosundan birkaç yüz metre uzaktayken bile, Sahaf, Bağdat sokaklarında ateş açarak ilerleyen tank görüntülerinin Hollywood tarzı özel efektler olduğunu iddia ediyordu. Fena halde karikatürize olmuş performansı içinde, Sahaf böylece "normal" haberdar etmedeki gizli gerçeği ortaya çıkardı. Konuşmalarında eğip bükme yoktu, sadece bir inkâr planı vardı. Gerçeklerden kaçma ve hoş olmayan noktalardan uzak durma odaklıydı her şey. Onun tutumu şuydu: "Sizin gözlerinize ya da benim sözlerime kim inanır?" Dahası, bazen tuhaf bir gerçeğe saplanıyordu-Amerikalıların Bağdat'ın bir bölümünü kontrol ettiği yönündeki rahatsız edici iddialara şu yanıtı veriyordu: "Onlar hiçbir şeyin kontrolünü elleri altında bulundurmuyor-kendilerini bile kontrol edemiyorlar!"
Gerçekte onlar neyi kontrol etmiyor? 1979 yılındaki "Diktatörlük ve Çifte Standartlar" makalesinde Jeane Kirkpatrick "otoriter ve totaliter" rejimler arasındaki ayrımı ortaya koymuştu. Bu konsept, ABD'nin komünist rejimlere sert davranırken sağ kanattaki diktatörlerle işbirliği yapma politikasını meşrulaştırma hizmeti gördü. Otoriter diktatörler, kendi güç ve refahlarını önemseyen ve ideolojik meselelere karşı kayıtsız kalan pragmatik yöneticilerdir, bazı büyük davalara sahte bağlılık gösterirler; totaliter rejimler ise bencil olmayan fanatiklerdir ve ideolojilerine inanırlar, kendi idealleri için her şeyi tehlikeye atmaya hazırdırlar. Askerî tehditlere mantıklı bir biçimde tepki veren otoriter yöneticilerle temas kurulabilirken, totaliter liderlerle daha tehlikelidir ve direkt bir biçimde karşı çıkılmalıdırlar. Saddam Hüseyin, gücü elinde tutmaya çalışan kötü bir otoriter diktatördü ve vahşi pragmatik düşünceler rehberiydi (Bu tutumu nedeniyle 1980'de Birleşik Devletler ile işbirliği yaptı). Amerikan işgalinin sonuçlarından birisi, Irak'ta uzlaşmayan fundamentalist politik-ideolojik bir takım yıldızı üretmesi oldu. Bu da, İran yanlısı politik güçlerin ülkede üstünlüğüne neden oldu-işgal Irak'ın İran nüfuzuna girmesini sağladı. Eğer Bush, savaş suçlarıyla ilgili Stalinist bir yargıç tarafından yargılanıyor olsaydı, anında bir "İran ajanı" olarak suçlanırdı. Son dönemdeki Bush politikalarının şiddet içeren taşkınlıkları gücün verdiği uygulamalar değil aksine paniğin uygulamalarıdır. Hırsızlık yaptığından şüphelenilen bir fabrika işçisinin hikâyesini hatırlayın: Her gece, o işten ayrılırken sürdüğü el arabası dikkatli bir biçimde aranıyor ancak nöbetçiler bir şey bulamıyordu, araba hep boş çıkıyordu. Sonuçta, bir şeyi anladılar: İşçinin çaldığı el arabalarının kendisiydi. Bugün de, "dünyanın Saddam Hüseyin'siz daha iyi!" olduğunu iddia edenlerin başvurduğu hile budur. Onlar, askerî müdahalenin kendilerine karşı etkilerini unutuyorlar. Evet, dünya Saddam Hüseyin'siz daha iyi bir yer; ancak bu işgalin ideolojik ve politik etkilerini içeren resmin tümünü hesaba katmak daha mantıklı.
Birleşik Devletler, küresel bir polistir-neden olmasın? Soğuk Savaş sonrası durum, bazı küresel güçleri fesh etti. Sorun başka bir yerde ama: Birleşik Devletler'i yeni bir Roma İmparatorluğu olarak algılamak. Bugünkü Amerika'yla ilgili mesele, onun yeni küresel bir imparatorluk olmasıyla değil aksine olmamasıyla ilgili. ABD, bir imparatorluk taklidi yaparken, diğer yandan bir ulus devlet gibi hareket etmeye devam ediyor ve acımasızca çıkarlarının peşinden koşuyor. Amerikalı politikacılar, ekolojistlerin bilinen mottosunun (düstur) aksi yönde hareket ediyor. Onlar yerel düşün, küresel hareket et derken, ABD tam tersini yapıyor. 11 Eylül'den sonra, Birleşik Devletler'e ne tür bir dünyanın parçası olduğunun farkına varılması için bir fırsat verilmişti. Bu fırsatı kullanabilirdi; ancak kullanmadı, bunun yerine geleneksel ideolojik işlerinin peşine düştü yeniden: Fakirleştirilen üçüncü dünyaya karşı sorumluluktan yoksun ve suç işler şekilde. Şimdi kurbanlar biziz!
Birleşik Devletler, diğer araçlarla, Saddam'ın en büyük suçunu devam ettiriyor: İran hükümetini devirme çabalarının ardı arkası gelmiyor. Bu, mücadele kendi klozetinizdeki kötü hayaletlere karşı bir mücadele ise ödemek zorunda kaldığınız bedeldir: Kendinizi bile kontrol edemezsiniz. (5 Ocak 2007, International Herald Tribune)
SLAVOJ ZİZEK - BİRKBECK İNSANLIK ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ
08/01/2007
Zaman
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız