gece Forum Yöneticisi

Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 1438
|
Tarih: Sal Arl 05, 2006 11:17 pm Mesaj konusu: Aşk Olsun |
|
|
| Alıntı: | AŞK’OLSUN
Hayatın akışı içerisinde muhatap olduğumuz menfi bir davranışa, kötü bir söze, bir dedikoduya, bir vefasızlığa, bir iftiraya, kendimize yakıştıramadığımız bir su-i zanna, yanlış olduğuna inandığımız bir hareketi yapana ne deriz? “Aşk’olsun” …
Beddua etmek, karşımızdakine kötülük dilemek, bela okumak, yakınlarınınki dahil sağlık üzerine kem sözlerle kötülük temenni etmek öğretilmedi bize. En ağır durumlarda bile belanı versin diyemeyiz, gözün körolsun, kahrol diyemeyiz. Demeyiz… Daha tesirli fakat anlamlı iyilikle dolu bir sözle duygumuzu dile getiririz: “Aşk’olsun…“
Değil midir ki “Aşk” imiş her ne var bu alemde, değil midir “yoğ idi levh-ü kalem, aşk var idi”, değil midir ki sevilmek murad edilmiş her halde her alemde, değil midir ki şevkde cezbede aşkda olsun, ne olursa olsun, ne kadar kötü olursa olsun her hale Aşk’olsun…
Eyvallah da öyledir. Kabımız dolu da olsa “Eyvallah”, boş da olsa…
Hayallah da öyle değil midir? Üzüntümüze, kızgınlığımıza, kırıldığımıza, şaşkınlığımıza, beklemediğimiz bir davranışa da “Hay’Allah”… Tüh diyemeyiz, kahretsin diyemeyiz, öf diyemeyiz…
Değil midir ki herşey geçer, herşey göçer, bir tek O’dur daim olacak.
Evelallah da öyledir. Zor bir işe soyunduğumuzda, yarına planlar yaptığımızda “EvvelAllah”…
Değil midir ki ahir evvelin, evvel de ahirin aynıdır ve hepsi O’dur ve O’nundur.
“İllallah” da öyledir…
Gözüm görmesin, defol git de diyemeyiz, olmadık harekete maruzken peki ya ne deriz,
Selametle kardeşim “Selametle”…
Ya Hayrola? Duymadan önce olanları, yeni bir haberi, bir rüyayı, her şeyin hayır üzre olduğu bilinciyle ve temennisiyle
“Hayr’ola”…
Tahammülün, hüsnüniyetin, hoşgörmenin, güzel görmenin, bir görmenin, gerçeği görmenin keyfine varmak değil midir bu kelimelerin kullanıldığı toplumda yaşamak? Duyguyu, romantizmi, asli gerçeği, asli gerçeğin dilini bize armağan eden bilgelerin ruhuna, aşka ait kavramları bize sürekli meşkettiren ruha, Horasan’a aid olmanın keyfi değil midir bu kelimeler?
Gönlüyle görebilenlerin, fikriyle zikri birleyenlerin… Necip bir ulusun lisan-ı hal vücuduna aid olanların keyfi değil midir bu kelimeler?
Öyledir Evelallah …
Dr. R.Sadri Sayıoğulları
1966 İstanbul doğumlu R.Sadri Sayıoğulları, halen öğretim görevlisi olduğu Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olduktan sonra “Türk Talik Yazı Ekolünde Şeyhülislam Veliyyüddin Efendi” adlı teziyle yüksek lisans, “Türk Kitap Sanatlarında Kur’an Estetiği” adlı çalışmasıyla doktorasını tamamlamıştır. Türk talik yazı ekolüne bağlı olarak çalışmalarını sürdüren sanatçı, Prof.Dr.Muhittin Serin’in talebesidir.
Türk kitap cildi sanatı teknik özelliklerinin uygulandığı levhalarda, saf selülozdan mamul asitsiz kağıtlar, safran, kırmız, ceviz yaprağı, ayva çekirdeği, cehri, mor bakkam gibi doğal boyar-maddelerle klasik usulde boyanarak, nişasta ve yumurta akı aherleriyle cilalanıp mührelenmiş ve nişasta muhallebisiyle kat kat yapıştırılarak imal edilen murakkalar üzerine yapıştırılmıştır !...
Tezhip ve yazılarda kullanılan mürekkep ve boyalar, ışık haslıkları yüksek doğal malzemelerin arap zamkıyla karıştırılmasıyla elde edilmiştir.
|
Fadim teşekkürler. |
|