FİLMİN ÖYKÜSÜ
“The Departed/Köstebek” Massachusetts Eyalet Polisi’nin şehrin en büyük suç organizasyonunu çökertmek için geniş çaplı bir mücadele başlattığı Güney Boston’da geçiyor.
Amaç, güçlü mafya babası Frank Costello’nun (Jack Nicholson) egemenliğine içeriden bir müdahaleyle son vermektir. Güney Boston’da büyümüş olan genç çaylak Billy Costigan’a (Leonardo DiCaprio), Costello’nun çetesine sızma görevi verilir. Billy, Costello’nun güvenini kazanmaya çalışırken, “Güney Yakası”nın sokaklarından gelen bir başka genç polis Colin Sullivan (Matt Damon) da eyalet polis teşkilatında basamakları hızla tırmanmaktadır.
Özel Soruşturma Birimi’nde kendine yer bulan Colin, Costello’yu yakalamakla görevli az sayıdaki seçkin polis memurlarından biri olur. Üstlerinin bilmediği şey, Colin’in Costello için çalıştığı ve suç patronunun polisin hep bir adım önünde olmasını sağladığıdır.
Her iki adam da, içine sızdıkları organizasyonun planları ve karşı planları hakkında bilgi toplarken, sürdürdükleri çifte yaşamları yüzünden oldukça zorlanmaktadırlar. Ama hem gangsterler hem polisler aralarında bir köstebek olduğunu anlayınca, Billy ve Colin sürekli olarak düşman tarafından yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Dolayısıyla, kendilerini kurtarabilmek için karşı taraftaki köstebeğin kim olduğunu bulmak konusunda birbirleriyle yarışmaya başlarlar.
Sıkıcı bir cumartesi gününe heyecan, enerji katan bir film.Martin Scorsese’nin ince ve itinalı yönetiminde Jack Nicholson'a bir kez daha hayran olduğum bir film. Güven, kanun, suç, zeka ve ölüm otuziki kısım tekmili birden.
Aslında bir din adamı olacaktınız ama dünya çapınca bir yönetmen oldunuz.
-Büyüklerim dindardı ve beni din okuluna verdiler. Belki rahip olabilirdim ya da misyoner. Ama okuldan atıldım. Oysa inanç yolunda gitseydim iyi bir din adamı olabilirdim. Belki bu yüzden Kundun veya The Last Temptation of Crist gibi dini konulu filmler yaptım.
Kayıt: Aug 08, 2006 Mesajlar: 152 Nereden: şekviranlı köyünden
Tarih: Cmt Arl 02, 2006 9:59 pm Mesaj konusu:
bugün köstebek filminin divx ini alacaktım bir baktım al pacino russel crow the inseder-köstebek diye bir film geldi elime, bende onu aldım yarında yeni vizyona gireni the departed olan köstebeği alayım bari..
Yine seyrettim de.
Fuzuli bütün bir gece şiirinde kullanacağı bir ifade üzerinde çalışıyor. Gün ışıyor, o ifadesine şöyle bir bakıp "evvelce söylenmiştir" deyip yırtıp atıyor. Sonraki gece çalışmaya devam ediyor. Bitirdiğinde bu seferde "evvelce söylenmemiştir" deyip yırtıp atıyor.
Geleneneğin ince çizgisinde yürüyen ustaların durumu.
Senin fimlerin hem bu kadar Hollyvood işi olup hem de bu kadar Martin Scorsese nasıl olabiliyor? Artık kolay kolay özgün bir iş çıkaramayan sihri kaybolmuş diyarda, evvelce söylenmişler ya da evvelce söylenmemişler arasında, o incecik çizgide nasıl yürüyorsun? (Aslında bu soruların cevabını buldum)
Usta bana yaşantı içinde yaşantı sundun.
Büyüksün usta!
Ve Leonardo! Benim sana diyecek sözüm y(ç)ok çocuk.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız